Zeytinoğulları

Bazı aileler yaşadıkları şehrin tarihiyle birlikte yürürler, bazen onu yönlendirirler. Aslında bu, bilerek ve programlanarak yapılabilecek bir iş değildir, kendiliğinden oluşur. Tarih, böyle bir fırsatı, bir ailenin kapısı önüne koyar, kenara çekilir ve bekler. Zeminin oluşması ve ailenin kapıya çıkması denk düşerse, yola birlikte koyulurlar ve önemli birçok sonuca birlikte tanık olurlar.

Bu fırsat her kapıya konulmaz. Kapı seçilirken belli bir kültür geçmişi aranır, sosyal konum bu arada fazla önemli değildir ve zenginlik-fakirlik bir değer ifade etmez.

Her şehirde bu aileler mutlaka vardır. Zaman içinde, her fâni varlık gibi doğarlar, gelişirler, zirveye ulaşırlar. Sonra yorgunluk ve gerileme başlar ve bir gün sönerler. Fakat bu sönüş geçicidir. Kaknüs kuşunun ölümüne benzer bu sönüş. Feridüddini Attar, Mantık’ut Tayr’da Kaknüs Kuşu’nu anlatır. Harika bir hikâyedir.

Hindistan veya o çevrelerde yaşayan bir kuştur Kaknüs. Olağanüstü güzel ve yetenekli bir kuştur. Ötünce, sadece ormandaki değil, bütün ülkedeki kuşlar susar ve onu dinlerler. Onu, gözyaşları ve heyecan içinde, çığlık çığlığa dinlerler. Çünkü onun ötüşü her şeyden daha tatlı ve yakıcıdır. Ama o hayatında bir defa öter. Ömrünün sonuna yaklaştığını hissedince, bir meydana yuva kurar. Çevreden topladığı çalı-çırpıyı yuvasına yığar ve ortasına oturur. Sonra öter, öter… Daha sonra, en son ötüşüyle öyle bir “ah” çeker ve öyle bir kanat çırpar ki, bu ahtan ve kanatlardan kıvılcımlar çıkar. Çevredeki çalı-çırpı tutuşur ve yanar. Bu ateşin ortasındaki Kaknüs yanar. Son hücresine kadar yanar ve kül olur. Fakat ateş sönmez. Oradan küçük bir kıvılcım ve küllerden yeni bir kaknüs ortaya çıkar ve dünyanın dört bir tarafı yine onun sesiyle renklenir.

Zeytinoğlu ailesi Eskişehir’de böyle bir ailedir. Şehrin tarihindeki bazı önemli dönemeçlerde onların adlarına rastlanır.

Çok partili hayata geçişte Demokrat Parti’nin Eskişehir kuruluşunu, Zeytinoğulları’nın başını çektiği üç beş kişi gerçekleştirmiştir. Aziz Zeytinoğlu Mart 1946’da Demokrat Parti’yi kurarken kardeşi Kemal Zeytinoğlu 10 yıllık inşaat mühendisiydi. Diploma projesini yol ve köprü konulu yapmıştı. Parlak bir mühendisti. İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) o zamanlar 5 yıllık eğitim yapardı ve yüksek mühendis olarak mezunlar verirdi. Viyana’da doktora çalışmasına başladı ama bitirmeye vakit bulmadan Eskişehir’e döndü. Millî Müdafaa Vekaleti’nde 90 lira asli maaşla çalışırken, tarih onu, şehri için göreve çağırdı. Siyasette ayak oyunları her devirde olagelmiştir. 1946 seçimlerinde milletvekili seçildiği halde, resmi evrakında bir eksiklik buldular ve halkın seçtiği Kemal Bey’i meclise çağırmadılar. O uğraştı, hakkını savundu, takip etti ve mebusluğunu onaylattırdı, Ankara’ya gitti.

1950 yılının Mart ayında, Mart’ın ilk haftasında Eskişehir’de büyük bir sel baskını oldu. Şehir, harp sonrası şehirlerine döndü. Zarar görmeyen bölge yok gibiydi. Cumhurbaşkanı İnönü afet alanını teftiş etti. Ve Cumhuriyet Gazetesi’ne 2674 evin yıkıldığını, 1870 evin oturulamaz duruma geldiğini, 18825 kişinin tamamen açıkta kaldığım açıkladı.

Dört mahallede sular haftalar boyu yolları terk etmedi. Porsuk, nerdeyse her sene bu tatsız sürprizi tekrarlardı. Ama o yıl farklı oldu ve tam anlamıyla şehri vurdu. Camiler ve okullar geçici mesken kılındı. Perişanlık diz boyuna ulaştı. Milletvekili Zeytinoğlu burada devreye dâhil oldu ve vekili olduğu halkın hakkını şiddetle savundu. Önergeler verdi, sorular sordu, hükumeti bunalttı ve dikkatleri Eskişehir üzerinde topladı.

Sonra onu Türkiye’nin Bayındırlık hizmetlerini yürütmek üzere “bakan” yaptılar. Hizmetleri bu defa “iktidar” olarak devam etti. Hükümeder geldi ve geçti, o yerini korudu. Tarafsız ve hizmete dönük karakteriyle onu ülkede herkes sevdi. Etkili bir kişilikti. Onun hizmetlerini gölgelememek için ailenin diğer fertleri, isteyerek gölgede kaldılar. 1950-55 yılları arasında hüküm süren hükumetlerin hepsinin içinde oldu. Bakan olmadığı zamanlarda da etkisini sürdürdü ve üst yönetimde kaldı. Danışılan kişi oldu.

Kıbrıs için Londra’da üçlü bir konferans düzenlenmişti ve Kemal Zeytinoğlu, Başbakan Menderes’in yakınındaki insanlar arasındaydı. Menderes, uçağın ön kısmında, Zeytinoğlu ise arkasında oturuyordu. Londra her zaman dumanlıdır. 17 Şubat 1959’da da dumanlıydı. On metre ötesi görülemeyecek kadar sisliydi. Pilotlar Londra zannederek Gatwick hava alanına inmek istediler. Çok alçaldılar, görmediler ve ağaçlara çarptılar. THY’nin uçağı ikiye bölündü, sürüklendi ve yanmaya başladı. Önde oturanlar için bir mucize gerçekleşti ve onlar kurtuldular, arka bölüm yandı. Yanan ve şehit olan 14 kişiden biri de Kemal Zeytinoğlu’ydu.

Eskişehir’de görülmemiş bir tören düzenlendi. Ağıtlar, destanlar düzüldü. Bu etkili Eskişehir’li önce okuduğu okula, Odunpazarı’nda yaşadığı baba evine son ziyaret için uğratıldı ve Odunpazarı Kabristanı’na sırlandı. Tevfik İleri, Haşan Polatkan, Celal Yardımcı dönemin en etkili isimleriydiler. Onlar ve binlerce Eskişehir’li hemşehrisi onun önünde divan durdular ve ona el salladılar.

Zeytinoğlu ailesi bir süre daha siyaset alanında etkisini sürdürdü. Aziz Zeytinoğlu iki dönem TBMM’ye gitti-geldi. Mümtaz Zeytinoğlu Ticaret Odası’nda hizmetler geliştirdi ve önemlisi, denizköpüğü taşı (lüle taşı) nın işlenmeden ihracını önledi. Yavuz Zeytinoğlu ve iki çocuğu, şu anda, politikadan uzak, ekonomi alanında faaliyetlerine devam ediyorlar. Hareket noktalarında yine Eskişehir var ve isimleri “Eskişehir” ile başlıyor.

* * *

ESKİŞEHİR ŞEHRENGİZİ
Kamil UĞURLU ve Zakir ENÇEVİK
Çizgi Kitabevi Yay. – 2011

Categories: Şehrengiz