Sivrihisar’ın Sosyal, Ekonomik ve Demografik Yapısı

XIX. YÜZYILDA SİVRİHİSAR’IN SOSYAL, EKONOMİK VE DEMOGRAFİK YAPISI

İç Anadolu Bölgesinde, Ankara ile Eskişehir arasında yer alan Sivrihisar, tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bu nedenle, tarihten günümüze birçok medeniyetin izlerini taşımaktadır. Bilinen en eski adı Amuruyum olan Sivrihisar, Efes’ten başlayan eski Kral Yolu yakınından geçmesi nedeniyle önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Firigler, Lidyalılar, Persler ve Romalıların idaresinde bulunmuş, Bizans idaresi döneminde oldukça gelişmiştir. Sivrihisar’ın yerleşim konumu ziraat ve hayvancılığa elverişli olması, bol su kaynakları ve zengin fiziki yapısı, hemen her çağda bölgenin sosyal, ekonomik ve demografik oluşumunda önemli rol oynamıştır.

Sivrihisar, Malazgirt Savaşından sonra 1074’te Anadolu içlerine doğru ilerleyen Selçukluların hakimiyetine girdi. Günümüzde Selçuklular devrinden kalma birçok tarihi eser mevcuttur. Örneğin, III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in naibi Eminüddin Mikail tarafından yaptırılan Ulu Cami, günümüze ulaşan Selçuklu Devri yapılarından biridir. Sivrihisar, 1415 yılında kesin olarak Osmanlı Devletinin topraklarına katılmış ve kültürel ve sosyal yapısıyla Osmanlı Devleti’nin önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Osmanlı Devletinde iskan hareketlerinden etkilenen yerlerden biri olan Sivrihisar, 19. yüzyıla kadar Hüdavendigar Eyaletine bağlı bir nahiye olarak kalmış, Tanzimat Döneminde yapılan mali uygulamalar kapsamında da yer almıştır.

Biz bu makalemizde, 19. yüzyılda Sivrihisar’ın sosyal, ekonomik ve demografik yapısından bahsedeceğiz. Bunu yaparken, bu yüzyılın ortalarında yani 1844­ – 1845 yıllarında yazılan Osmanlı temettuat defterlerini kaynak olarak kullanacağız. Osmanlı mali sisteminde özellikle, tarımsal faaliyetlerde istenilen gelişmenin sağlanabilmesi için Tanzimat Döneminden itibaren bir dizi mali düzenlemeye gidilmiştir. Ancak, yapılan çalışmaların hedefine ulaşmaması nedeniyle başka çözüm yolları aranmış ve vergi düzenlemeleri ile ilgili gerekli değişikliklerin yapılabilmesi için ahalinin verebileceği vergi ve ticaret temettuatlarının bilinmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. İşte bu nedenle, 1844 – ­1845 yıllarında, mal sayımı denilen Temettuatların yazımına girişilmiştir.

Kelime anlamı “kârlar, kazançlar, faydalar” demek olan temettuat, bu dönemde yapılan mali Ekonomik ve Demografik Yapısı reformların bir parçasıydı. Temettuat sayımlarıyla, herkesin kazancına ve mal varlığına göre belirlenen miktarda vergi vermesi amaçlanmaktaydı. Böylece, yolsuzluk ve uygunsuzluğun önüne geçilerek refahın artması ve halkın rahat etmesi sağlanacaktı. Bu çalışma kısmen amacına ulaşmış ve uygulanan bölgelerde yaşayan Müslüman ve Gayrimüslim nüfusun meslekleri, ikamet ettikleri mahalleler ve sahip oldukları gayrimenkuller hakkında ayrıntılı bilgi temettuat defterlerine yazılmıştır. Böylece Eskişehir’in nüfus ve yüzölçümü bakımından ikinci büyük ilçesi olan Sivrihisar’ın 19. yüzyıldaki sosyo­ekonomik durumu ve demografik yapısı hakkında ayrıntılı bilgiye temettuat defterlerinden ulaşmak mümkün olacaktır.

XIX. YÜZYILDA SİVRİHİSAR’DA SOSYAL YERLEŞME VE DEMOGRAFİK YAPI

19. yüzyılda Sivrihisar’da yaşayan ahalinin nüfusu, isim ve lakapları, meslekleri, bu mesleklerden elde edilen gelirler, arazileri, yetiştirdikleri ürünler ve hayvanlar ile verdikleri vergiler, temettuat defterlerine ve döneme ait diğer kaynaklarına göre kabaca şöyledir:
19. yüzyıl ortalarında Sivrihisar merkezinde 28 mahalle mevcuttur. 214 hane sayısı ile en kalabalığı Yenice Mahallesi olup, diğerleri Benli, Ay, Şeyh Baba Yusuf, Kılıç, Demirci, Tahtalı, Hacı Eskici, Hisar, Gazi Sinan, Hacı Hasan, Araklı, Cami-i Kebir, Çopuk, Elmalı, Faruklar, Gedik, Hacı Eshab, Hacı Veysi, Hazinedar, Karabaş, Kethuda, Kubbeli, Kutbettin, Müslim Akdoğan, Orta ve Tatlar mahalleleridir. Bu 28 mahallenin nüfusu yaklaşık 8500 olup, bunun %74’ünü Müslüman, %26’sını Gayrimüslimler oluşturmaktadır. Bu verilere göre, Sivrihisar’da farklı gelenek ve yaşam tarzlarına sahip cemaatler barınmıştır. Ancak, en küçük Osmanlı idari birimi olan mahallelerin tersine köylerde, Gayrimüslim nüfus bulunmamaktadır. Sivrihisar’ın Gayrimüslim nüfusunu oluşturan Ermeniler, Osmanlı’nın diğer bölgelerinde de olduğu gibi genel olarak ayrı mahallelerde iskan edilmişlerdir. Benli, Ay, Zimmî Akdoğan, Tahtalı, Orta adlı mahallelerde sadece Gayrimüslim halk; Yenice, Kılıç, Müslim Akdoğan mahallelerinde ise, Gayrimüslimler ile Müslümanlar birlikte yaşamışlardır.

Sivrihisar’ın Osmanlıların eline geçtiği sırada kasabada az da olsa Yahudi ve Rumların varlığı bilinmektedir. 15. ve 16. yüzyıllarda Ermenilerin bir mahalle oluşturacak kadar büyük nüfusa sahip oldukları da bilinmektedir. Ancak 19. yüzyılda Yahudiler ve Rumlarla ilgili fazla kayıtlar yoktur. Ermenilerin ise kasabanın yüksek yerlerinde dağların eteğinde oturdukları ve mahallelerinin bu kısımda olduğu bilinmektedir.1882 yılında yapmış oldukları Ermeni Kilisesi bugün dağ içinde varlığını sürdürmektedir.

Sivrihisar’da yaşayan Müslim, Gayrimüslim ahalinin isimlerine baktığımızda, Anadolu’nun pek çok yerinde olduğu gibi Mehmet, Ali, Mustafa, İbrahim, Ahmet, Süleyman, Ömer ve Osman gibi adların 19. yüzyıl ortalarında Sivrihisar’da da yaygın olduğunu görüyoruz. Ayrıca, sosyal ve ekonomik hayatın önemli göstergeleri olan Hacı, Hoca, Molla, Bıçakçı gibi lakaplar Sivrihisar’daki hane reisleri tarafından kullanılmıştır. Bununla beraber, Gayrimüslim halkı oluşturan Ermenilerin de en çok Karabet, Kefork ve Artin adlarını kullandığı anlaşılıyor.

Temettuat defterlerine göre Sivrihisar’ın köyleri, 45 adettir. Kasabadaki mahallelerde yaşayan hane sayısı ise şöyledir: 1240’ı Müslüman, 458’i Gayrimüslim, yani % 73’ü Müslüman, % 27’si Gayrimüslim idi. Sivrihisar’ın köylerle birlikte toplam hane sayısı 3022’dir. Kasabanın merkez nüfusu yaklaşık 8500, köyleri ile birlikte yaklaşık sayısı 15150 civarındadır. 1318/1900 tarihli salnamede ise 5549 müslim, 3821 Gayrimüslim olduğu kayıtlıdır.

XIX. YÜZYILDA SİVRİHİSAR’DA EKONOMİK YAPI

Temettuat defterlerini ekonomik açıdan incelediğimizde XIX. yüzyılın ortasında Sivrihisar nüfusunun %32,3’ünü ticaret ile uğraşanların oluşturduğunu görüyoruz. Bununla beraber; nüfusun %19,6’sı ziraatla uğraşanlar, %9,6’sı görevliler, %9,3’ü ise mesleği olmayanlardır. Giyim eşyası ile yiyecek üreten ve satanlar çoğunluğu oluşturmaktayken, inşaatla uğraşanlar bunlara oranla daha azdır. Bunların yanı sıra; ziraat, ortakçılık, kiracılık ve ağnam ticareti de (hayvancılık) halkın gelir kaynakları arasındadır. 19. yüzyıl ortasında Sivrihisar’da en yüksek gelir seviyesine sahip meslek sınıfını ticaretle ve çiftçilikle uğraşanlar oluşturur.

Ziraat ve hayvancılık da 19. yüzyılda Sivrihisar halkının ekonomik hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Bu yüzyılda orta ölçekli tarla işleten hane reisleri ziraatla uğraşanların önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Mesleği çiftçilik olanlardan başka Sivrihisar’da hemen hemen her hanenin kendine yetecek kadar bağ, bostan veya bahçeye sahip olduğu ve küçük çaplı ziraat yaptıkları görülmektedir. Sahip olunan bu araziler; mezru (ekili), gayr-i mezru (nadas), bağ- bahçe ve bostan olarak ayrılmıştır. Araziler içinde en büyük dilimleri; %40 ekili ve %30 nadasa bırakılmış alanlar oluşturur. Buna karşılık, Gayrimüslimler ne ekili ne de nadasa bırakılmış araziye sahiptir. Bu durum, Gayrimüslimlerin Osmanlı Devleti içindeki yapısından ve yerleştikleri alanların fiziki olarak elverişsizliğinden kaynaklanmaktadır.

Temettuat defterlerine göre, 1844-45 yıllarında Sivrihisar’da en çok hububat ekimi yapılmaktadır. En çok buğday, arpa, kimyon, burçak yetiştirilmiştir. Köylerde ise bu ürünlerin yanı sıra, su kaynaklarının yakınında pirinç ve meyve yetiştirildiği anlaşılmaktadır.

Bölgenin coğrafi koşullarının bir gereği olarak çiftçiliğin yanı sıra hayvancılığın da Sivrihisar ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu görüyoruz. 1845 yılı temettuat defterlerine göre Sivrihisar’da; 61916 adet küçükbaş, 2425 adet büyükbaş hayvan yetiştirilmekteydi. Kayıtlardan hayvancılığın bölgede önemli bir geçim kaynağı olduğu anlaşılıyor.

Sivrihisar’daki Gayrimüslim halkı oluşturan Ermenilerin ise çoğunlukla orta halli olduğu ve Müslüman ahalinin yaklaşık 1,75 katı kazanç sağladıkları görülmektedir.

1844-45 yıllarında Sivrihisar ekonomisinde çiftçilik, hayvancılık ve tüccarlığın önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Ayrıca, Osmanlı şehirlerinin klasik iş kolları olan dericilik ve dokumacılığın da gelişmiş olduğu anlaşılmaktadır.

* * *

sivdemogr

Kaynak: Eskişehir Valiliği – Temmuz 2010 – EskiYeni Dergi
Doç.Dr. H. Hüseyin ADALIOĞLU – Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Ed. Fak. Tarih Böl. Öğretim Görevlisi
Tuğçe Müge SAKARYA – Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Ed. Fak. Tarih Böl. Öğretim Görevlisi