Sivrihisar Manzume ve Şiirleri


LEZZET-İ SİVRİHİSAR

Elbet vardır her yerin ayrı lezzeti.
Lakin gelin görün bide bizde ikramı izzeti.
Önce bamya çorbası ile başlayalım bol etli.
Arkasına ben sayayım siz düşünün bi tatlı.

Lahanası Kepende yetişen etli kelem dolması.
Hele bi bak şuna kalem gibi yaprak sarması.
Bak buda bağırsaktan yapılır bunbar dolması.
Tasın içine et konulur etrafı pilav Sivrihisar gapaması.

Kemikli koyun etinden buğdaydan pişirilir keşkek aşı.
Yanında iyi gider kaydırır üzüm hoşafı.
Bizim soframızdan eksik olmaz patlıcan turşusu.
Hele ben pek severin bağbozumu yaptığımız Nardek le üzüm şırası.

Dur daha bitmedi sen hele çorbanı içe dur.
Göce aşı,Bici dolmadı, ıspanak kavurması.
Meşhurdur Koçaş patlıcanından bastısı.
Kışın yemeye doyum olmaz etli pırasa dolması.

Sıcacık içine sarıyağı sürdünmü bazlaması.
Kış dedimde sık içilir tavuk suyu ile arabaşısı.
Anam pek güzel yapar paçalı tirit aşını.
Palize, toğa çorbası geçirir hastalığımızın sancısını.

Acele etmen daha saymakta bitmez .
Bu lezzetlere ömür yetmez
Bu yemekleri hiç bi lokanta satmaz.
Sivrihisar’a misafir gelen kolay kolay gitmez.

Kıymalı su böreğini unutmayalım.
Tere yağlı muska baklavasını arkaya saklayalım.
Üstü pekmezli höşmelimi yabana atmayalım.
Hepsi bu kadarmı dersiniz

İrmik helvasını değil parmaklarınızı yersiniz.
Lezzeti Sivrihisar’ı anlatmaya zaman yetmez.
Bizim soframız berekelidir
Yemekleri bitmez.

Ağzınızın sulandığını görür gibi oldum.
Aradığım lezzeti huzuru baba ocağında buldum.
Hadi geliverir bi pazar Sivrihisar’a
Gönlünüz de midenizde doysun

Nice bayramlara… Sadık Anılır (24.06.2018)
Diyet ehli olanların Affına sığınarak…

Sivrihisar Bayramları

Böylemiydi eskiden bayramlar
Çoktan yapıldı kaçış için rezervasyonlar.
Hasretle yol gözleyen analar, babalar.
Bom boş kaldı bak şimdi odalar.

Taa Arefe’den telaş başlardı
Hamamlar berberler dolar taşardı.
Kabir ziyaretleri başlardı.
İnsan ayrı bir heyecan yaşardı.

Terziler dükkanda sabahlar.
Kimsesiz kaldı şimdi sokaklar.
Şadırvan meydanında pazar kurulur.
Bayramlık şekerler tezgaha konulur.
Çocuklara fıstık alınır.
Evde ekmek çokça bulunur
Nede güzeldi o günler.

Evde dersen ayrı bir telaş
Börekler, Baklava pişer yavaş yavaş.
(Hadi kızım sende temizlikle Uğraş)
Yardımlaşmaktı o günler.

Sabah erkenden kalkılır
Akçeşmeden su çekilir
Arefe suyu zemzem suyu
Şifa niyetine içilir.

Tutardık Ulu caminin yolunu
Çıkışta öperdik büyüklerin eli
Bir huzur sarar bedenini.
Eve vardık mı sofra kurulur
Hadin bakam denilir buyrulur.
Önden bamya çorbası konulur
Ardından su böreği yenilir.

Hane halkı dizilir
Büyüklerin eli öpülür.
Küçüklere harçlıklar verilir.
Yetimler sevindirilir.
Kapının zili çalar çocuklar önden içeri dalar.
Akşama kadar misafirle dolar
Bereketliydi o günler.

Bayram’ın ikinci günü kamyona dolardık
Doğru zeyin yolunu tutardık
Dedemin, anneannemin elini öper.
Harman yerinde şenlikler yapardık

Her evde sofra gelirdi önümüze
Ayrı bir mutluluk katardı günümüze.
Bakmaz oldukşimdi kendi yüzümüze.
Eski günlerin maneviyatı görünmez oldu gözümüze.
Allah rızası için dönelim özümüze.
Bu gidişle torunlar bile güvenmez sözümüze.

Hatıralar sokak başında ağlar
Mezarda atamın kemikleri sızlar
Gaflete daldık çoktan bizler.
Sılayı rahim yapalım sılamıza,
Ahde vefa borcumuz ecdadımıza…

Sadık Anılır (06.06.2016)

Eski güzel bayramların maneviyatının yeniden canlanması ümidi ile Şimdiden Ramazan bayramınızı kutlar sağlıklar dilerim Allah’a emanet olun…

SİVRİHİSAR SOFRASI

Sene 1984 Aydın’dan çıktım yola.
Sivrihisar Kepende verdik mola
Asker arkadaşım ailecek orda ola.
Doğan amcanın imine ananı
Elini öptük.
Doğruca şöför evlerinin yolunu tuttuk.
Kapıdan girince bir yemek kokusu sardı
Karnımda açtı Aklımı başımdan aldı
Zaten sofralar kurulmuş yemekler bir bir dizilmiş.
Oğlum yi bu bamya çorbası
Sivrihisar’ın olmada olmazı.
Arkadan kelem dolması
Meğer Kepende yetişirmiş lahanası.
Derken yaprak sarması, göçe dolmadı
Bir bir açılırmış kat kat dizilirmiş
Su böreği, muska baklavası.
İmine ana alasen yi der bide mabal atar.
Yemezsem kaşlarını çatar
Sıracalı beğenmedi besbe
diye içinden sitem yapar.
Çok ısrar ettiler utandım yiyemedim.
Karnımda pek açtı amma diyemedim.
Yatırken bi parça ekmek dahi istememedim.
Sabaha kadar oyana dön buyana dön uyuyamadım.
Gözümü kapattım kelem dolmadı,
Açtım pırasa sarması,oturdum kalktım su böreğinin kokusu.
Sabaha kadar açlık cabası.
Sabah kalktık besmele ile
İmine ana yatmamış gözleme bazlama yine bi lezzet kokusu
Dedim bu sefer Allah ne verdiyse kararlıydım doğrusu.
Tereyağına yumurtalar kırıldı
Gözlemeler sofraya dizildi.
Bardaklara çaylar koyuldu
Haydi Bismillah derken imine
Ana zaten aşamda yimediğ bez yimezsen gücenirin.
Deyince beni tuttu bir mahcubiyet yer gibi yaptım amma yiyemedim.
Benim halim şudur diyemedim.
Sabah çıktık yola bi poşet taktı tertip kola
Dedim tertip hayırdır bunlar ne ola.
Sabaha kadar gözünde tüten su böreği baklava.
İmine ana derdimi anlamış ola.
Size tavsiyem giderseniz Sivrihisar’a utangaç olmayın sakın ola…
Sadık Anılır (04.05.2018)
(Affınıza sığınarak Ramazan günü asker arkadaşımın bize geldiğinde yaşadığı dıramakomik
Olayı ve aslında bütün analarımızı durumu ve misafir perverliği zengin mutfağımızı nakletmeye çalıştım
Yemeklerimizilgili daha detaylı manzumemi Ramazan sonuna inşallah)

Sivrihisar’ın Anaları

Sivrihisar anaları tarifi mümkünsüz sevginin adı hem cefakar,hem fedakar,hem vefakar hemde gariptir.
Babasının evinden beyaz gelinliği ile çıkarken beyaz kefeni ile dönmecesine çıkan .
Evinin direği erini tarifsizce sever. Kayın pederine, kayın validesine hürmette hizmette kusur etmez sabah akşam
Azar işitsede sesini çıkaramaz
Garip kalır baba ocağından Irak.evladı olur bağrına basıp sevemez büyüklerine hürmetinden kocasına tatlı söz
Söyleyemez edebinden.
Sivrihisar’ın anaları evini çekip
Çevirir geçimi olmasa dahi sesini çıkaramaz kan kusar kızılcık şerbeti içtim der.
Dar günde çıkarır verir kolundaki bilezikleri kimseye muhtaç ettirmez Erini.
Sabahlara kadar uyumaz yün eğirir ellik örer çorap örer.
Dar günler icin hep hazırlık yapar. Evladı okula başlar
Eksik etmez çantasından bazlamayı gözlemeyi.
Askere gider gözyaşları sel olur akar evladının yerine kendi gidesi gelir.
Evlendirir torun torba olur ama
Sivrihisar’ın anası babaanne olamaz büyüklerine karşı adabından yaşlanır unutulur gözleri takılır kalır yollara kendi başına garip kalır…
(belki içinizden hadi canım nerde böyle analar dersiniz bide büyüklerinize sorun onlar anlatır size işte cennet ayakları altında olan analar bunlar Bütün analarımızın
Ellerinden hürmetle öperim
Onları uzaktan olsada telefonla arayıki cennet ehli olun. Selamlarımla
Sadık Anılır.(10.05.2018)

HİSARLI SÜLEYMAN

Bizim Hisarlı Süleyman
Kayalardan aşardı her gün yayan
Hanlarda yatardı çoğu zaman
Onun için heryer mekan

Kimi çocuklar kızdırırdı
Takılırdı peşine
Deli derlerdi o susardı
Akıl ermez Allah’ın işine.

Anacığı Alır idi feneri eline
Dolar idi Allah’ın zikrini diline.
Tevekkülle düşerdi yola
Ulucami teravih kabul ola

Aşardı kayaların arasından
Görünürdü Fenerinin ışığı
su deposunun sırasından.
Bizim Süleyman gamsızdı

İçindeki iman sonsuzdu.
Birgün Süleyman’a sorar
Allabay ben kimim diye
Evvelin bir damla su

Ahirin bir avuç toprak
Bu cevabı alınca kalmaz dalında bir yaprak.
Dökülür kibirler
Sinem’i olur akpak.

Yine bir Zemheri ayazında
Cesedi bulundu Fatma kayasında.
Nice Veliler deli oldu
Nice Süleymanlar Hakkı buldu…

Sadık Anılır (25.05.2018)

Bizim Mahalle

Eskiden Kar yağardı diz boyu
Buz tutardı Ak Çeşme’nin suyu
Pek de güzeldi komşuluk huyu
Nede Güzeldi o günler.

Doldururduk samanı torbaya
Dibek başından başlardık kaymaya.
Yeterki yerlerde kül olmaya
Nede güzeldi o günler.

Çabut pazarında maç yapar
Misketleri ceplere sokar
Gazoz kapağı olan çaka satar
Nede güzeldi o günler.

Akşam ezanı okununca
Büyükbabam evin yolunu tutunca
Anam yemeği ocağa koyunca
Nede güzeldi o günler.

Çete emmi gelir çarşıdan
Islığı duyulur karşıdan
Sabahat ana şimdi çıktı komşudan
Nede güzeldi o günler.

Şadı ebem aş pişirir
Cahit emmim de aşırır
Camda Muradı görünce şaşırır
Nede güzeldi o günler.

Doluşurduk kamyona
Doğru çardak hamamına
Dolma,börek de al yanına
Nede güzeldi o günler.

Dertlerimizle dertlenir
Sevinç’imizle sevinir
Kalpler sevgi ile örülür
Nede güzeldi o günler.

Çoğu göçtü ahirete
Rabbim rahmet eyleye
Kalanlar kim bilir nerede
Nede güzeldi o günler.

Sadık Anılır. (25.05.2018)

Çarşamba Pazarı

Sabah ezanında başlar bir telaş.
Kurulur tezgahlar yavaş yavaş.
Çete emmi döker tezgahın üstüne
Sarı sarı pataları .

Çabutcu Muzaffer bir güzel
Serer top top çabutları.
Dizilir dükkanın önüne boy boy
Anar sobaları.

Torin Emmim sabahtan başlar
Karpuz sergisinde bağırmaya
Bi kabahati pek tatlı.
Çekirdekçi Yalcın çoktan

Çıkarmıştır bayram şekerlerini.
Yoğurt pazarı başlar dolmaya yavaş yavaş.
Kepenin kelemi, koçaşın patlıcanı, silibanın datlısı.
Sütler, yoğurtlar ,mis kokulu sarı yağı.

Belediye bi güzel sular caddeleri serinlik yayılır
Pazar’ın içine.
Sebzeci Doğan kasa kasa
Dizer domatesleri.

Kartalların Ziya para toplamaktır hüneri.
Limoncu Tarzan abim bir bir parlatır limonları.
Sebzeci Yakup abim Allah ne verdiyse bağırır.
Sivrihisar pazarı cümle alemi doyurur.

Modinin Ahmet yüklenir derileri.
Çorbacı Koca ustadır Hakıkların yeri.
Dedemin dükkan köyden
Gelenlerin uğrak yeri.

Çukur Handa atlar çekilir
Merkeplere nal çakılır.
KarkınlıAli’nin han dolar taşar
Köyden gelenlerin çoğu burda yatar.

Pazar alış verişi başlar
Torbalar, sepetler dolar taşar.
Çarşamba pazarı Rahmet saçar.
Zale anam pazara çıkar

Sebzeci Bekir’e fırça atar.
(Alasen bitiki onaccalarını seç.
Geçen haftaki domatesleri çöpe döktüm.)
Akşam yavaş yavaş pazar başlar dağılmaya.
Allah bereket versin bundan daha güzel rahmet olmaya…

Sadık Anılır(22.05.2018)

Sivrihisar Evleri

Her evin ayrı bir hikayesi vardır.
Acı ve tatlılısıyla.
Ne hatıralar saklar sokağa uzanan cumbasıyla.
Avlusu geniş borda kapısıyla.
Tarihe şahitlik eder sivrihisar evleri.
Kimi oğlunu askere gönderir
Kimi kızını burda evlendirir
Kimi zamanda cenazeler yıkanır.
Dert ortağıdır Sivrihisar evleri.
Tandırında çubuk yanar.
Üstünde pekmez kaynar.
Avlusunda neşe ile çocuklar oynar.
Sevgisiyle sarar Sivrihisar evleri.
Mahalleye fesleğen kokusu saçılır.
Toplanan zerdaliler bir bir açılır
Kırağı düşmeden salkımlara kesekağıdı geçirilir.
Hırnaplar, dutlar yerlere saçılır.
Ayvasından bir güzel reçel yapılır.
Kurutmalılar bir bir iplere dizilir.
Kışa hazırlanır Sivrihisar evleri.
Dondaşında esbap tokaçlanır
Malıç kiliyle çamaşır yıkanır
Ocağın ateşinde patlıcan közlenir.
Bir başkadır Sivrihisar evleri.
Kömürü, odunu bodrumdadır .
Kışlık erzak kilerdedir.
Banyoluğu yüklüktedir
Mutfağından lezzet gelir
Bereketlidir Sivrihisar evleri.
Kapının tokmağı vurulur
Yukardan ip çekilir
Pencereden gelen kim bakılır
Eksik olmaz misafiri
Hiç bitmez geleni gideni
Birliği sever Sivrihisar evleri.
Konu komşu toplanır
Yufkalar pişirilir, makarnalar kesilir.
Bohçacı kadından çeyizlikler seçilir.
Bayram temizliği bir kat daha geçilir.
Eski günlerini arar Sivrihisar evleri.
Avlusunda vardır kuyu
Yazın buz gibi içilir suyu
Asmanın altına bi döşek ser serince uyu.
Huzur dolu Sivrihisar evleri.
Yüreği geniştir pek sever misafiri.
Huzur dolu mutlu geçer günleri.
Akşam olunca sohbet yeridir kapı önleri.
Cefakardır Sivrihisar evleri.
Üzüntümüzle üzülür Sevinç’imize ortak olur.
Hatıraları odalarında saklı kalır.
Gözümün önüne o günler gelir
Anılarda kaldı Sivrihisar evleri.
Şimdi kaldı çoğu yalnız
Kimi satıldı kiminin duvarı yıkık
Bakımsız.
Kaderine terk edilmiş boynu bükük çaresiz .
İmdat bekler Sivrihisar evleri.
Sadık Anılır…(28.05.2018)

Sivrihisar’da Ramazan

Bir başkadır Sivrihisar’da Ramazan.
Huzur ve huşu ile ayrı bir telaş.
İftar vakti yaklaşıyor yavaş yavaş.
Çoktan hazırlanmıştır iftarlıklar.

Bu gün torpiliyiz bamya çorbası var.
Maniklerin fırında pide kuyruğu uzun.
Anam tembihler karpuzda al guzum.
Ezana kaldı üç beş dakka
Su böreğini safura sakla.
Balaban’dan gelir topun sesi
Besmele ile gelir sofranın neşesi.
Akşam namazları evde kılınır
Çaylar içilir ulu caminin yolu tutulur.
Teravihten sonran alır bir huzur
Alemşah parkta sohbet koyudur
Sahurda gözler uykuludur.
Ali Osman emmim davula vurur.
Bahşişini alınca pek sevinir.
Selâ ile ağızlar Yıkanır
Ezan ile namazlar kılınır.
Niyetleriniz mübarek ola.
Yapılan ibadetler yerini bula.
Hayırlı Bereketli Ramazanlar.
Sadık Anılır… (16.05.2018)

Ulu Çınar Sivrihisar

Kayaları sertti amma
İnsanı merttir.
Üç Pınar’ı var suyu şerbettir.
Boynumuzu büken şu gurbettir.

Asırlık Çınar ulu camiî var.
Bir başka değer Hoşkadem, Hazinedar.
Huzur ararsan Hüdaî’ye var.
Gözümde tüter Sivrihisar.

Kurşunludan yükselir Sema’ya nida ,
Sarar ruhunu ilahi bir seda.
Bayram Musalladan yükselir dua.
Hatıraların canlanır Sivrihisar.

Hoca Nasrettin düşündürür.
Yunus sevmeyi öğüt verir.
Hamdi baba keramet gösterir.
Kökü derinlerde Sivrihisar.

Taa Selcukludan ,Osmanlı’ya
Çanakkale,Vatan,Sakarya.
Sivrihisar uçağı gururla yükselir Sema’ya.
Halkı cefakar Sivrihisar.

Hızır beyi Fatih’e kadılık eder.
Alim yetiştirmede lider.
Dalları tarihe şahitlik eder.
Ulu Çınar Sivrihisar..
Sadık Anılır 27.05.2018

ŞADIRVAN

Ulu caminin sırdaşı
Erenler’in yoldaşı.
Meydanı arnavut taşı
Kibirleri döker şadırvan.

Seyyitler burda abdes aldı
Ulu camide secdeye vardı
İçimi tatlı bir huzur sardı
Ruhumu temizler şadırvan.

Bereketlidir meydanı
Alemşahtır bir yanı
Bitmez rahmetinin sonu
Miraca hazırlar şadırvan.

Bu meydandan kimler geçti
Rahman’a varan burdan göçtü
Susuz kalan suyunu içti
Tarih yazar şadırvan.

Meydanında pazar kurulur
Abdes alırken sela verilir
Cami çıkışı müminler sarılır
Sevgi saçar şadırvan.

Menderes’i, Demirel’i
Ecevit’i özalı
Şahitlik eder meydanı
Bütün vaatleri olanı
Çok dinledin şadırvan.

Asırlardır suyun akar
Abdes alan camiye koşar
Nasibi olmayanlar uzaktan bakar
Gönüller’i temizler şadırvan.
Sadık Anılır…(03.06.2018)

ÖZLEDİĞİM SİVRİHİSAR

Sabah besmele ile dükkanlar açılır.
Dualar ile gökten rahmet saçılır
Ahilik şiarıdır yolumuz
Dostoğrudur özümüz sözümüz.
Çöpçü ese emmim alır süpürgeyi eline.
Rabbinin zikrini dolar dilini.
Dükkanların önü temizlenir düzülür.
Mallar Bir bir vitrinlere dizilir.
Çaylar söylenir içilir bir fasıl sohbet geçilir.
Sifta Bismillah para yere atılır.
Müşteriye mallar satılır.
Komşusu siftah etmedi ise
Gelen müşteri komşusuna gönderir.
Hakı ,hakkaniyeti, hoşgörüyü gözetir.
Öğlen vakti sefer tasları gelir evden.
Hamdolsun bol rızık verir Yaradan.
Karaoğlanların fırında meşe odunu yakılır.
Yağhanede şırlan yağı sıkılır.
Onbaşılar keçe çiğner her yer hu hu sesleri ile iniler.
Arastada ahenk ileçekiç sesleri çınılar.
Şişman Ahmet buğdayları un yapar.
Bozulan saatlere Süleyman emmi itina ile bakar.
Berber İsmet traş eder saç keser .
Yoktur içinde kibirden bir eser.
Kara Cemal vitrine elmaları dizer.
Gelen müşterileri öğütleri ile bir güzel bezer.
Düğün dernek ayı yaklaştı
Kemal çini Atlas yorgan Diker.
Atarabacı çavuş arabasıyla yük çeker.

Kalaycı Cafer emmim kap kacak kalaylar.
Arabacı Hafız emmi işleri kolaylar.
Çukurhanda Kara Mustafa
Nal Çakar.
Demirci Faik emmi ocağı yakar.
Bayram yaklaştı terziler dolar taşar.
İşler yoluna girince ayakkabıcı köçek Mustafa çoştukca çoşar.
Sarkacı Yılmaz sarka işler
Kuyumcu minnette bulunur cebe, inçi,gümüşler.
Saraç Şerafettin kepenklere çadır diker.
Sobacı Fikret dirsek,boru büker.
Gazozcu İzzetin dondurması kaymaktır.
Bahattin Ada’nın işi bidonlara gaz koymaktır.
Yemenici Hamdi emmim yemeni tamir eder.
Ahmet Atmaca verir Sivrihisar’dan haber
Geçmişteki tarihe şahitlik eder.
Sivrihisar hakkında yazmıştır birçok eser.
Sivrihisar’ın esnafı bereketle rahmetle Coşar.
Kanaatkardır şükreder akşam ezanı ile Rabbine koşar.
Çarşımızın Bereketi bol ola
Şimdikiler eskilerden örnek ala..
…Bahsi geçen geçmeyen ahirete göç edenlere Allahtan rahmet
Kalanlara sağlıklar dilerim.
…Sadık Anılır…(25.05.2018)

Camilerimiz

Çoktur camisi, minaresi.
Dalgalanır semada ezan sesi
Kurşunlu,Balaban,Aziz Hüdaisi.
Rûhumuzu dinlendirir ulu camisi.
Mütevazidir bodür camin minaresi.
Yen’i camiden kalktı babamın cenazesi.
Yenice mahallede yankılanır
Ramazan hocanın sesi.
Eskiden yok idi Bayram musallanın minaresi.
Yıktılar kılıç mescidi mahsun kaldı çehresi.
Akdoğan mescidi Hızır bey mahallemizin inci tanesi.
Herbirinin kapısında yazar
Kitabesi.
Ramazanda takip edilir yüce kitabın mukabelesi.
Takva ehlinin olmaz gündüzü gecesi.
Saymakla bitmez sivrihisarımızın ne camisi ne minaresi.
Niceleri göçtü burdan kabir ehlidir cümlesi.
Daha üstündedir ecdadın gölgesi.
Bize düşer ecdad yadiğarı koruyup,gözetmesi…
Sadık Anılır…(20.05.2018)

VASİYET
Çıktım yazıcıoğlu yamacına
Seyreyledim sivrihisarı
Bir huzur kapladı kependen yukarı
Silmek mümkünmü acı tatlı anıları.
Selalar yükselir semaya
Ümmet hazırlanır cumaya
Dünyaya gelsem bidaya
Sivrihisarı derim hüdaya
Ecdadım sivrihisardan geçti
Ekmeğini yedi suyunu içti
Mertliği onuru seçti
Sivrihisarda ahirete göçtü.
Ahde vefadır borcumuz
Sılayı rahimdehuzur buluruz
Örf adet vede kültürümüz
Sivrihisar’da yaşatacağız.
Bir gün bizde göcecegiz
Hakkın yolunu sececeğiz
Huzuru mahşere inşAllah
Ulu camiden gideceğiz…

Sadık Anılır…(15.05.2018)

Uzaktan Baktım Sivrihisar’a..

Yine duygularım kabardı
Boğazım düğümlendi
İçimde buruk bir acı
Uzaktan baktım Sivrihisar’a.
Fatiha’lar dilimde dolandı
Çocukluğumun hatıraları
Gözümde canlandı
Uzaktan baktım Sivrihisar’a.
Bir tarafta kumluyol
Birtarafta yenice mahalle
Saat kulesi ve bizim mahalle
Uzaktan baktım Sivrihisar’a
Bağ yolundan düşerdik yola
Habip Çeşme’sinde verirdik mola
Sepetlerimiz üzümle dola
Uzaktan baktım Sivrihisar’a
Fatmakada kınalar yakardık
Yazıcıoğlundan seyre bakardık
Soğan közlemek için ateş yakardık
Uzaktan baktım Sivrihisar’a
Hatıralar anlatmakla bitmez
Geçmişi getirmeye zaman yetmez
Sılayı rahim boynunu bükmez
Uzaktan baktım Sivrihisar’a
Sadık Anılır…(25.05.2018)

Ulu Cami

Avlusuna girdim abdes alınca
Sinem çalkalandı Seher vaktinde
Bakıştık imamla Vecde gelince
Şınşırak dalgalandı Seher vaktinde.

Duydum hoca Nasrettin ön safta durmuş
Alnı secdede Mekke’yi görmüş
Nice alimler vuslata ermiş
Sevdalar bilendi Seher vaktinde

Kimler geldi geçti secdede
Aklım firara gitti ecdada
Seni anlatamaz şiirler söz kıta
Kırklar makama geldi Seher vaktinde.

Seyyit Hüsâmeddin irşada geldi
Hopuş zade müridi oldu
Zikirler, Nidalar Sema’ya erdi
Sivrihisar hatmelendi Seher vaktinde

Bir muştu dolaştı herşey ayandı
Nice evliyalar Nur’a boyandı
Hislerim izahsız kül oldu yandı
Hasatlar elendi Seher vaktinde

Sadık Anılır (22.05.2018)

KEPENE NAZIR

Bir başkadır bizim asmanın altı
Kepene nazır dörtyol manzarası.
Hele akşam olunca serin eser havası.
Tarlalarda dalgalanan başakların sesi

Renk cümbüşü altın sarısı
Kavakların rüzgardan hışırtısı
Gece eksoz sesi kulaklarımızın cilası
Far Işıkların deryada yakamoz yansıması.

Alır götürür senide Anadolu’dan sahile rüzgarın sesi
Bazen oturup sayayım dersin kaç araba geçti
Her birinde Kimbilir ne umutlar çiçek açtı.
Bazen bi sessizlik olur Işık’lar biter

Bazen acı sireni ile ambulans gecenin Ahengi bozar
Bazen dizilir gelin konvoyu mutluluklar Coşar.
Bahşiş peşinde çocuklar ardından koşar
Kimi evinin rızkını bu yollarda arar.

Kimi arabası bozulur tamirci sorar
Kimi tayini çıkar başka şehre Göçer.
Her geçen arabanın kornası ayrı bir hikaye çalar.
Her akşam bizim balkonda bu Filim yeniden başlar…

Sadık Anılır ( seksenli yıllar )

DOST

Yüreğinden geceni bilir
Gel demeden gelir
Sığınacak liman olur
Yetişir imdada Dost.

Adını duyunca gözleri dolar
Gecenin üçünde hatrını sorar
Kara toprak gibi SADIK kalır
Vefalıdır Dost.

Gözünün dilinden anlar
Ruhunu sevgisi sarar
Hasretle yoluna bakar
Sevgidir Dost.

Bir ekmeği ikiye böler
Karnı açken gözleri dalar
Senin ahvalini sorar
Cefakardır Dost.

Kendine bir isterken sana iki ister
Varlığının her daim mutlu eder
Böyle dostu bulda bana göster
Bulunmaz Dost.

İnsan dostlarıyla Yaşar
Acısında gözyaşları taşar
Sevincide mutluluktan Coşar
Gerçek dostu olan mutlu Yaşar

Mutluluktur Dost…

… İnsan hayatı üç gündür dün,bugün ve yarın.

Dün dünde kaldı geleceğini Allah bilir sen seni sevenlerle bu günün kıymetini bil.

Sevenlerime selam olsun.

…Beni Dostluğunuza layık görüp yaş günümde yanımda olduğunuz için hepinize Şükranlarımı sunar Dostlukların daim olmasını temenni ederim. Selam ve saygılarımla.
Sadık Anılır (10.06.2018)

GELİN KAYNAŞALIM

Yine Bayram yaklaşıyor
Sahillere göç başlıyor
Mayolar, şortlar bavullara yerleşiyor.
Bir kez daha baba ocağı hüznünü yaşıyor.

Boynu bükük yazıcı oğlu
Gözleri yolda kumlu yolu
Ulu caminin sağı solu
Bayram namazıda dostlarla dolu.

Kurşunlu camii cemaat ister
Hamdi babaya hürmet göster
Yol üstünde yatan Seyyit’ler
Hepside Bizden Fatiha bekler.

Arefe’den başlar kabir ziyareti
Dillerde dolaşır Yasin’i Şerif’i
İbrettir bize mezarlığın sessizliği
Gelin bu bayramda buluşalım

İlahi nur ile karışalım
Eşi dostu dolaşalım
Huzur ile Huşu ile kucaklaşalım.

Sadık Anılır (10.06.2018)

İSTANBILA GELDİK GALİK

Sivrisardan geldik İstanbıla
Zabah namazı düştük yola
Amanın gaç gız binalar goca goca
Bu gadar adamın hâlı nice
Adam dediğ üst üste çitili
Bu vapır bizi hangıra götürü
Gos goca şeriğ ortasından sular haykırı
Alasen dut elimden gitmeyem burdan aykırı
İstanbıl dedikleri goosgoca
Bi şeer
Anam bu galabalık adamı yir
Bu gada adam nerden gelir nereye gider
Aşam olunca her yer ıldır ışık
Löküz yanar
Zabaağ köründe herkes düşer yola
Gün doğmadan işinde aşında ola
Guzum seeğ çalıştığ yer nere
Alasen bida sen ge beni getirme bu gosgoca şere.
Herkes burada bi hoş ğonuşur
Beem gonuştuklarıma gülüşür
Olum ana bura İstanbul acık kibarlık yaraşır.
Madem istanbıla geldik bizede
Galik demeyen galik demek yaraşır…
Sadık Anılır (23.062018)

Saat Kulesi

Yaşlanmış kayaların böğrüne
Yön verir zamana her güne
Bir asırı geçti bilmem kaç sene
Seyreyler Sivrihisar’ı saat kulesi.

Sivrihisar’ın oldu simgesi
Hem gündüzü hem gecesi
Heryerden duyulur çanın sesi
Zamanı haykırır saat kulesi

Akrebi kovalar yelkovanı
Geçen ömrün eyvahları
Çalar yılları hatıraları
Vermez geri saat kulesi

Kimi okuluna geç kalır
Kimi kulağı ezan’da olur
Kimi gözleri yolda kalır
Haberdar eyler saat kulesi

İçinde koça çarkları
Öğütür nice ömürleri
Yoktur döneni geri
Zaman değirmeni saat kulesi
Sadık Anılır (23.06.2018)

NERDE KALDI

Şekerin tadı pancarın özünde kaldı
Demli çayın tadı ocağın közünde kaldı
Eski günlerin hatrı mazide kaldı
Baba ocağı diye sığındığımız evler yıkıldı viran oldu

Gülen yüzler gülmez oldu
Gören gözler görmez oldu
Herkesi bir kibir aldı
Bencillik ruhumuzu sardı

Unuttuk eşi dostu
Yaban ellere serdik postu
Garip anamın geleni çoktu
Bi sılayı rahim ecdada yokmu

Bağlara bakmadık dağ oldu
Memlekete gitmedik el oldu
Torunlar bile zerdaliyi sorar oldu
Kurudu Çeşme’ler yok oldu

Garipçenin suyu boşa çağlar
Bu gariplik içimi dağlar
Sokaklarda çocuklar oynar
Bu gişata içerim sızlar
Sadık Anılı(24.06.2018)

Categories: Edebiyat

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*