Sivrihisar Kayalıkları

Sivrihisar Kayalıkları

GÜNEŞ DAĞLARINDAN SİVRİHİSAR’A 

kayatrSivrihisar Kayalıkları Eskişehir’e 100 km. uzaklıktadır, ilçenin hemen kuzeyinde yer alan bu bölge ülkemiz adına önemli bir tırmanış bahçesi durumundadır. Yakın zaman içerisinde uluslararası yarışmalara ev sahipliği yapması beklenmektedir. Kamp yerinde su olmadığı için tırmanıcılar yanlarına yeterince su almalıdır. Rotalar uzun yıllardır kullanıldığı için oldukça temizdir. Ancak yer yer parçalanan kayalar da vardır. Önemli rotalar Sineklikaya, Balkaya ve Kuleler topluluğunda bulunmaktadır. Koordinatları 39° 27′ 26.02″ 31° 32′ 08.41″

KARAKAYA

Eskişehir’e 73 km, Kaymaz Beldesi’ne 10,5 km uzaklıkta olan Karakaya Köyü kaya tırmanışına çok uygun olan granit kaya yapılarıyla çok ilgi görüyor. Tırmanış için en uygun mevsim; ilkbahar, yaz ve sonbahar. Rotaların çoğu kuzey yüzünde olduğundan yazın erken saatlerden dışında bütün gün gölgededir.

Kış ise çok soğuk geçtiği için hava kuru bile olsa tırmanmak zordur. Öğrenci kulüpleri özellikle Mayıs ayı içerinde şenlikler düzenlemektedir. Bölge Ankara’ ya da yakın olduğu için çok ilgi görmektedir. Koordinatları 39° 30′ 51.76″ 31° 14′ 29.12″

balkaya  kuleler

İlçemizin doğusunda yer alan Balkayası mevkinde kayada bulunan at ve insan figürleri İÖ 5-6 bin yıllara ait olduğu Anadolu’nun en eski at figürleridir.

balkaya-figurSivrihisar sevdalısı ve fotoğraf sevdalısı Ali Rıza Öztekin ve Nizamettin Aslan ın katkılarıyla 2005 yılında bulunan bu figürler Orta Anadolu Bölgesinde şu ana kadar bilinen ilk örnekler olduğu kaydedilmiştir.

Kaya yüzeyine demir oksit kırmızı boya, başka bir sıvı ile karıştırılarak parmak ile başka bir gereçle sürüldüğü anlaşılan, sıralar halindeki at figürleri ve onlara eşlik eden İnsan figürü ile daha çok köpeği anımsatan küçük bir figür bulunmakta olup, bu resimler Anadolu da bulunan ilk at figürleri olması yönüyle ilginç olduğudur.

Bölgemizin Frigya yerleşim yeri olması ve dolaysıyla at yetiştiriciliği yönüyle de ün salmış önemli bir bölge olmasıdır. Kaya resminin çevresinde bulunan çömlek parçaları ve çakmaktaşı gibi aletlerden son Neolitik ile ilk Kalkolitik Çağ’a ait olduğu bu kaya resimlerinin, İ.Ö. 5-6 bin yıla ait olabileceği ve burasının yerleşim yeri olarak kullanıldığıdır.

SİVRİHİSAR VE KAYALARI HAKKINDA

Sivrihisar’ı adeta bir hilal gibi kucaklayan kayalarımızın ilginç var oluşu, hemen göze çarpmaktadır. İç Anadolu fiziki coğrafyasında, Sivrihisar dağları olarak geçen tipik Anadolu dağ yükseltileri arasında, yörede benzeri görülmeyen granit kaya yapısındaki durumu ilgili nedenidir.

 

Doğuda, Tombak kaya Batıda ise Beş dereler bitiminden başlayarak, her iki yönden simetrik yükselişle heybetli bir görünüm sunmaktadır. Yükseltinin zirvesi Yazıcıoğlu kalesi olup Hilalde başlıca iki geçit bulunmaktadır. Birisi Yazıcıoğlu kalesinin doğusundaki geçit Sivrihisar’ı Hisar yaylasına bağlar. Diğeri ise, Şınşırak kayasının kuzeyindeki geçit olup,burası da ilçeyi Hoca Yakup bağları ile böğürtlen ve mandırayı bağlar, her iki geçitten ancak yaya veya binek hayvanı ile yararlanarak aşılabilinir.

 

Muhteşem kayalıkta, ulaşılması zor olan başlıca zirveler ise Yazıcıoğlu kayası, Balkayası, Dev kayası ile Kartal kayalarıdır. Buralara ancak profesyonel dağcılar çıkabilir.

 

Kayalarımız sadece görkemli görünümü ile kalmayıp bünyesindeki su eteklerindeki pek çok çeşme ve pınarların su ihtiyacını karşılar. Sivrihisar’ın kuzeyindeki kayaların eteklerindeki çeşmelerimiz sırası ile Habib, Delikbaşlar, Eşrefağa, Turşuncuk, Hasancık, Edilcik, Hörhör, Mavikadm, Balaban, Kutlu, Acem, Akdoğan, Üç pınar, Baba, Kavakdibi çeşmeleri. Kayanın arka yüzünde ise Hisar, Böğürtlen, Hoca Yakup, Galip ağa, Talat bey çeşmeleri başlıcalarıdır. Ayrıca Sivrihisar’ın yerli evlerinde içilecek nitelikteki yüzlerce kuyunun su ihtiyacı da kayalardan sağlanmaktadır.

Kayalarımız; yakın tarihe kadar pek çok av hayvanı barındırdı. Keklik, tavşan, tilki ve kurt özellikle kel akbaba, kartal ve atmaca bolca görülürken ne yazık ki, bilinçsiz avlanma ve tarım ilaçlan nedeniyle, günümüzde hiçbir av hayvanı görülmüyor. Sadece farklı ve güzel ötüşüyle kaya bülbülü varlığım koruyor. Kayalarımız; bünyesinde pek çok türden bitki barındırırken özellikle Badem ağacı yetişimine fevkalade elverişlidir. Canlı örneği şınşırak yamacındaki ne zaman dikildiği bilinmeyen, bademlik hiçbir bakım yapılmadan yaşamlarını sürdürüyor. Her yıl bolca meyve vermektedir.

Beklenti ve düşüncelerimiz; Sivrihisar şu anda yönetim ve idari Bakımından fevkalade bir kadroya sahiptir. Uyumlu ve başarılı çalışmalar sergileyen kadro, Sivrihisar dışındaki kurum ve kuruluşlar ile Sivil Toplum örgütleriyle bir araya gelip, diğer konuların yanında kayalarımızla ilgili ciddi ve verimli projeleri hayata geçirebileceklerine inanıyoruz.

Projeler için çok büyük yatırım ve harcamalara gerek olmadığını, tek ve önemli husus, TANITIM ve ORGANİZE olmaktır.

Önerilerimiz; Saat kulesinin bulunduğu kayalık alanın etrafı koruganla çevrelenip, konulacak oturma yerleri ile ilçemizin tamamı, transit yollar göz alabildiğine uzanan ova ve çevre köyler rahatlıkla izlenebilir. Hele bu mekandan gün batışının görünümü muhteşem bir olaydır. Yazıcıoğlu kalesi ile saat kulesinin geceleri zeminden aydınlatılması çok ilgi çekeceği şüphesizdir.

Özellikle turizm operatörleri ile ulusal ve yerel medyanın yanında dağcılık federasyonu, profesyonel kulüplerle bağlantı kurulursa, kayalıklarda gezi düzenlenmesi, katılımcılarda heyecan ve kalıcı anılar bırakacağına eminiz.

Balkayası ile Yazıcıoğlu zirvesinden dürbünle Ankara kalesinin görülmesi ayrı bir önem kazanacaktır. Yöre özellikleri itibariyle fotoğraf sanatçıları için eşsiz kaynaklara sahiptir. Bölgemizi ziyaret edecekler için her türlü tarihsel ve kültürel varlıklar mevcut olup, Ballıhisar’da PESSİNUS kalıntıları Selçuklu ve Osmanlı eserlerinin pek çok örneğini görmek mümkündür.

Sivrihisar tarihteki yeri itibariyle eşsiz bir İNANÇ merkezidir.Her döneme ait camiler kümbetler, pek çok ulu ve evliyanın kabirleri, eski medrese ve zaviyeleri ile görülmeye değer özelliktedir.

Açıklamaya çalıştığımız hususların gerçekleşmesi sonunda ilçemizin her alanda grafiği yükselecek, özellikle ekonomiye ciddi katkı sağlayacağı kesindir.

Son yıllarda bazı çıkarcılar ilçemizin arkası Hisar bölgesinden sanayi amaçlı kaya naklettikleri görülmüş önlem için konu ilgili mercilere iletilmiş sonuçta Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarım Koruma bölge kurulu’nun 27/10/2000 tarih 1274 sayılı kurul kararı ile kayalarımızın tamamı koruma (SİT) altına alınmıştır.

SİVRİHİSAR BALKAYASI KAYA RESİMİ


Bir rastlantı sonucu keşfedilen Balkayası kaya resmi, Eskişehir’in Sivrihisar ilçesindeki sarp kayalıkların doğudaki en uç kısmında, Hisarönü – Balkayası mevki olarak adlandırılan granit cinsi kayalıkların en uç kesiminde bulunmuştur.

balkayaSivrihisar kayalıkları, yüksek zirveli granit kaya kütlelerinin ihtişamı ile sakin ve san bozkır ovanın zıtlığı içinde, Ankara – Eskişehir yolundan geçen herkesin belleğine eşi olmayan bir doğa manzarası olarak kazınır. Özellikle, kayaların zik zak çizen silueti ve bazı kesimlerinde peri bacalarına benzeyen uzunlamasına kaya kütleleri gün batımında büyülü bir siluet halini almaktadır kaya resmi.

Eskişehir’in Sivrihisar ilçesindeki engin kayalıkların doğudaki en uç kısmında Hisarönü Balkayası mevki olarak adlandırılan granit cinsi kayalıkların en uç kesiminde bulunmuştur. Eskilerinde ayrıca “Şinşirak” olarak adlandırdığı bu kayalıklar, içinden bir su kanalı ve antik bir yolun bağlandığı bağlar ve yoğun bir ağaç örtüsüne sahip küçük bir vadiyi çevirmektedir.

2001’in sonbaharında, Sivrihisar’ın fotoğraf sevdalıları Ali Rıza Öztekin ve Nizamettin Aslan, kayalık bölgede fotoğraf çekmek için dolaşırken, ani bir yağmurun başlamasıyla bir kaya cephesine sığınırlar. Bu arada dikkatlerini, kayanın 4 m üzerinde, L şeklinde bir nişin içinde yer alan kırmızı çizgisel şekiller çekmiş ve duvar yazısı olabileceğini düşündükleri bu yeni keşiflerini fotoğraflayarak kayıt altına almışlardır. Kaya resminin fark edilmesinde, olasılıkla yağmurun resmi ıslatarak kırmızı toprak boyayı daha belirgin hale getirmesi etkili olmuştur. Çünkü, ilk bakışta bir yazı olarak düşünülen kırmızı şekiller, dikkatle incelendiğinde kalabalık bir kompozisyonun tekil ögeleri olan hayvan ve insan figürleri olarak algılanmaktadır. Öğle saatlerinden önce resmin doğuya bakan ve açık olan cephesine kuvvetli güneş ışınları vurması, resmin değil anlaşılmasını, seçilebilmesini bile zorlaştırmaktadır.

Yer seviyesinden yaklaşık 4 m yukarıda ve L şeklinde bir kaya nişinin içinde yer alan resim, granit kaya cephesine kırmızı toprak boya ile yapılmıştır. Resmin ana eksenindeki atlar ve bir insan figürünün oluşturduğu kompozisyon, çizgisel ve şematik at tasvirlerinin oluşturduğu kalabalık grup ve onların karşısında yer aldığı anlaşılan kolları havada şematik bir insan figüründen oluşur. Kaya resmi, çıplak gözle bakıldığında dikine iki sıra halinde gövdeleri oldukça uzatılmış, kuyruk ve kafa kısımları daha kalın fırça darbesi ile vurgulanmış at figürlerinden ve kompozisyonun hemen sağ tarafında yer alan atlardan daha büyük resmedilen bir insan figüründen oluşmaktadır.

Her iki sıradaki atların bir kısmının diğerlerinden daha küçük betimlendiği de gözden kaçmamaktadır. Daha küçük boydaki atların ikinci sıranın üst kesiminde üçlü bir öbek oluşturması dikkat çekicidir. Atların genel olarak, baş kısımlarının aşağı eğik ve bacaklarının düz halde sabit konumları, atların koşmalarından ziyade dinlenir halde olduklarını gösteriyor gibidir. Kompozisyonun sağ kesiminde atlardan ayrı olarak, daha büyük resmedilmiş ayakta bir insan figürü sahneyi tamamlayan bir diğer ögedir. İnsan figürünün altındaki boş bırakılan alanda (kalabalık at kompozisyonunun önünde) ise, daha çok köpeği anımsatan eğik kısa başlı, kısa ve bodur gövdesi ile bir figür daha yer almaktadır. Figürlerin ağırlıklı olarak şema-tize bir şekilde tasvirlenmesi ve zaman içinde boya pigmentlerinin solması, resim hakkındaki yorumları zorlaştırmaktadır. Üst Paleolitik Dönem Batı Avrupa Mağara Sanatında karşılaştığımız at tasvirleri ile karşılaştırıldığında (Chauvet, Lascaux), resimlerin özellikle bu gelenekten farklı olarak, şematik çizimleri ile genelde Mezolitik ve Neolitik Dönem Kuzey Avrupa, Ön Asya ve Orta Asya’da görülen şematik kalabalık hayvan toplulukları (At, Geyik vb.) ve insanı ilişkisini konu alan (bazılarının kostümlerinden şaman figürleri olduğu anlaşılan) resim geleneğini hatırlatmaktadır.

2005 yazında, kaya resminin üzerinde Eskişehir (Arkeoloji) Müzesi ve Anadolu Üniversite işbirliği ile belgeleme çalışmaları yapılmıştır. Resim üzerinde yapılan ilk tetkiklerde, özellikle sağ ve sol taraflarda boyanmış figürlerin genel olarak zaman içinde yağmur suyu ve güneş ışınları gibi dış etkilere maruz kaldığı görülmektedir. Bunun sonucunda resmin solduğu ve böylece çıplak gözle her figürün fark edilmesinin güçleştiği belirlenmiştir.

Kaya resminin çevresinde bulunan çok sayıda çanak çömlek parçası ile çakmak taşı dilgiler ve bazalttan bir ezgi taşı kaya resminin tarihlenmesi konusunda fikir verebilecek buluntulardır. Bölgede uzun yıllar araştırmalar yapan İstanbul Üniversitesi’nden Prof.Dr. Turan Efe’nin bu buluntuları Son Neolitik ile ilk Kalkolitik çağ’a ait olduğunu belirtmesi kaya resminin M.Ö. 5. binyıla ait olabileceğini düşündürmektedir.

Şimdiye kadar yapılan araştırmalar ışığında Balkayası resmi, içerdiği 20 at ve 1 insan figürü ile üslup açısından Prehistorik döneme ait gözükmektedir. Kaya resminin olduğu kaya kütlesinin yüzünün işlenmiş olduğu ve kabartmalarla bezendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, kaya yüzeylerindeki bazı işlenmiş kısımların direk soku yerleri, bu alanın olasılıkla üstü kapalı bir alan olduğu ve niteliğini henüz bilemediğimiz bir amaçla kullanılmış bir mekan olabileceğini düşündürmektedir. Buranın bir yerleşime ait olduğuna ilişkin öngörümüzü güçlendiren bir diğer neden ise, resmin bulunduğu uzunlamasına alanın (yaklaşık 5×25 m) üzerinde ve yamaca doğru olan dolgusunda yoğun seramik ve az da olsa çakmaktaşı dilgiller ve bir bazalt öğütme taşma sahip olmasıdır. Kırmızı, bej ve gri renkteki bu seramiği, Orman Fidanlığı ve Keskaya yerleşmelerindeki örneklerinde olduğu gibi Eskişehir Bölgesi Erken ve Kalkolitik seramik grupları ile ilişkili olduğu söylenebilir.

Atlar ile insan arasındaki ilişki hem bölge için hem de Anadolu’nun Tarih öncesi sürecinde Önemli detaylara sahiptir. Eskişehir Merkez’e bağlı Orman Fidanlığı Kalkolitik Dönem yerleşmesinin Orta Kalkolitik Çağ tabakalarında ele geçen çok sayıdaki yabani at kalıntısı M.Ö 5. bin yılda bölgede atın önemli bir besin kaynağı olarak tüketildiğini kanıtlar. Geçim ekonomisinde yabani atın yeri ve tarihsel süreçte Frigya bölgesinde at yetiştiriciliğinin önemi, Balkayası kaya resminin merkezini atların oluşturması ile örtüşür niteliktedir. Sonuç olarak, Balkayası kaya resmi, yalnızca Eskişehir için değil, bölgedeki tek kaya üstü resim olması nedeni ile bütün Orta Anadolu içinde büyük önem taşımaktadır.

2006 ve 2007 yılında yapılan yüzey araştırmalarında, geniş kayalık alanda daha başka resim ve kabartmalar ile herhangi bir yerleşme alanına ait izlerin bulunmasına çalışılmıştır. (Kaya altı sığınakların veya benzer kaya fonksiyonları). Bu nedenle, ortasında taraçalı olarak inen yüksek bir düzlüğü çeviren kayalıklar, en az üç çalışma alanına bölünmüştür. Güney’de Şinsirak Tepesi, kuzeyde Balkayası mevki ve Batı Tepesi olarak belirlenen çalışma alanlarına 2 gün süren arazi yürüyüşünde, en az iki düzinenin üzerinde çeşitli kabartmalar bulunmuştur. Bu kabartmaların çoğunluğu, 2005 yılında Balkayasında kaya yüzeyinde tespit edilen göz kabartmasının benzeri, doğuya bakan 20’ye yakın göz kabartması bulunmuştur, özetle kayalıkların doğal mirasına zengin ve yeni kültürel varlıkların eklenmesi ile bölgenin kültürel mirasının yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Sivrihisar ilçesinin zengin geleneksel tarihi kent dokusu ve hemen arkasında yer alan kayalıkların binlerce yıl geriye giden, belki de bölgedeki en eski yerleşimin izlerini de verebilecek zengin arkeolojik birikimi kuşkusuz ilçenin kültürel miras planlaması için büyük bir potansiyele sahiptir. Bu nedenle, bölgedeki tarih öncesinden günümüze kadar olan yerleşmeye ait bulguların daha detaylı ve uzun bir süreçte araştırılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.

***

Kaynak: Sivrihisar Eğitim Vakfı – Burası Sivrihisar