Eskişehir Odunpazarı

Eskişehir Odunpazarı

Eski adıyla Dorylaion olarak adlandırılan Eskişehir, MÖ 4000’li yıllara uzanan tarihi ile Hitit, Frig, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı uygarlıklarının yaşadığı, önemli bir ticaret ve ulaşım merkezi olma özelliğini yüzyıllar boyu sürdürmüş bir kenttir. Eskişehir bugün de, sanayi tesislerinin ve ulaşım akslarının yani sıra, eğitim ve kültür alanlarındaki gelişimiyle de vazgeçilmezliğini ve önemli konumunu devam ettirmektedir. Kentin ilk yerleşmesi olan Odunpazarı semti, Eskişehir’in gelişiminde etkili olmuş bir bölgedir. Kentte Türk dönemi siti olarak belirlenen Odunpazarı bölgesinin yeri, tarihi kaynaklara göre ilk kez 11. yüzyıl sonlarında Türklerin dikkatini çekmiştir. Anadolu Selçuklu Sultanı I. İzzettin Kılıçaslan’ın 1097 yılında I. Haçlı Ordusu ile yaptığı ünlü Doryleaum Savaş sırasında, bugünkü Odunpazarı bölgesinde ordugah kurmasıyla, bölge Türkler tarafından Sultanyügi/Sultan Üyüğü olarak anılmaya başlamış ve 12. yüzyıldan itibaren kaynaklara bu adla geçmiştir. Osmanlı topraklarına çok erken katılan ve 14. yüzyıldan itibaren de Sultanyügi/Sultan Üyügü yerine Sultan-Önü adını alan bölge, kentin gelişmeye başlamasıyla önem kazanmış ve odun satışlarının yapıldığı bir pazar haline gelmiştir. Zaman içerisinde Sultan-Önü ismi de unutulmuş ve ticari öneminden dolay Odunpazarı ismini almıştır.

Şehrin güney yamacında kurulu olan tarihi Odunpazarı bölgesi yaklaşık 100 ha’lık bir arazi üzerinde Cunudiye, Şarkiye, Akabesi, Akcami, Akçağlan, Dede, Karapınar, Paşa ve Orta mahallelerinin tamamını ya da bir kısmını içine alan bir yerleşmedir.

Odunpazarı kentsel siti; kuruluşundan Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar geçen süre de yalnızca konutların bulunduğu bir yerleşim alanı olarak kalmış, konut bölgesi içinde ticari eylemlere yer verilmiştir. Bugünkü “Sıcak Sular” çevresinde bulunan eski “Çarşı Bölgesi” ve “Konut Bölgesi” arasında yaklaşık 800 m uzaklık vardı. Ancak 1905 ve 1922 yangınlarından sonra başlatılan yeni yapılanma eylemleri sırasında bazı ticaret ve kamu işlevlerinin çarşı bölgesinden başka Odunpazarı içlerine doğru kaydırıldığı gözlenmektedir. Bu gelişime ilk örnek, semte “Odunpazarı” adının verilmesine neden olan yakacak odun alışverişine, şimdiki Odunpazarı meydanında başlanmasıdır Daha sonra Seyitgazi Caddesinin güneyinde bulunan sokaklardaki konutların zemin katlarında gerekli değişiklikler yapılarak el sanatlarının yoğunlaştığı bazı akslar meydana getirilmiş ve bu yollar Demirciler Sokak, Bakırcılar Sokak gibi yeni isimler almıştır Uzmanlaşma konularının en önemlilerinden birisi de, Eskişehir’in ünlü lüle-taşını işleyen dükkanların Cemalciler Sokağında yoğunlaşmasıdır. Ancak kentin hisli endüstriyel gelişimi; giderek önemi azalan el sanatlarının yani sıra, bunların yer aldığı Odunpazarındaki mekanların da niteliklerini yitirmelerine neden olmuş, özellikle işleyen ve satan kesim için turistik amaçlara bağlı yeni merkezler oluşturulmuştur.

odp-evleri

20. yüzyıl başlarında yüksek gelir gruplarının yerleştiği kent kesimlerinden birisi olan Odunpazarı bölgesi, kentin giderek istasyon yönünde ovaya doğru yayılması ve apartman tipi yerleşim biçiminin yaygınlaşmasına koşut olarak zamanla Odunpazarı bölgesinin üst gurubuna mensup kesimi, bu bölgeye yerleşmiştir. Kiracılık oranının %70 civarında bulunduğu semtte bakımlı konutların varlığına karşın, binaların büyük bir bölümü kısmi olarak kullanılmakta, yer yer tamamen terk edilmiş ve oldukça harap durumda konutlar da bulunmaktadır. Kiracı olarak oturan kişilerin büyük bir bölümünün işçi ve dolayısıyla dar gelirli kişilerden oluşması, konutların fiziksel ve işlevsel yönden tahribata uğramasında ve koruma amaçlı girişimlerde bulunulamamasında önemli bir etkendir.

Ancak Odunpazarı Belediyesi tarafından 2005 yılında başlayan “Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi” kapsamında, bölgesel olarak uygulanan sokak sağlıklılaştırma projesi ile bölge kültürel ve sosyal anlamda yeniden canlanmaya başlamıştır.

Konutların Mimari Özellikleri:

1990’li yıllardan sonra hisli kentleşme ile büyük bir kısmi değişime uğrayan Odunpazarı’nın, korunması için sit alanı olarak belirlenen bölümü 30 ha’lik bir alanı kaplamaktadır.

Odunpazarı evlerine mekânsal kurgular açısından bakılacak olursa, sofasız plan tipi dışında bütün biçimlenmelerin var olduğu görülür. Sofasız ev hemen hemen hiç yoktur. Odunpazarı evlerinde daha çok, dış sofalı ve iç sofalı tipolojiler üretilmiştir. İklimsel etkenlerden dolay iç sofalı konutların sayısı daha fazladır. Konutlar oda sayısı yönünden ele alındığında, 2,3 ve 4 odalı evler yaklaşık %90’lik bir oranı bulmaktadır %10’luk dilimde ise 1 odalı ve 5-6 odalı evler yer almaktadır

Ana yapım malzemeleri; ahşap, kerpiç ve moloz taştır. Yapının, bodrum kat ya da su basman yüksekliği moloz taş ya da ahşap hatilli kerpiç olup, üzeri kerpiç ya da kireç sıvalı ve badanalıdır. Bu duvarlar genellikle 50-70 cm kalınlıktadır. Üst katlarda strüktür, ahşap iskelet sistemdir. Kerpiç, dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Daha sonra yapılan evlerde kerpiç yerine tuğla kullanılmıştır.

Odunpazarı tarihi sitinde yer alan yapılar cephe düzenleri açısından farklılık gösterirler Zengin cephe elemanlarına sahip konutlarda kapılar, pencereler, konsollar, duvar silmeleri, ince ahşap kaplı köşe dikmeleri, pediment altı profili, pencere altı ve üstü ahşap süslemeleri gibi detaylı ahşap işçiliklere; daha küçük ve genelde iki katli konutlarda ise daha az süslemeli cephe elemanlarına rastlamak mümkündür. Bazı konutlarda ise herhangi bir süsleme veya detaylı cephe elemanı işçiliğinin olmadığı da görülür.

Konut-Bahçe-Sokak ilişkisinde Zemin Katin İşlerliği:

Türk evinde günlük hizmet eylemleri dışındaki yaşamın üst katlarda yer aldığı bilinen bir olgudur. Odunpazarı geleneksel konutlarının zemin katları da Türk evlerindeki zemin kat kullanımı ilkeleri doğrultusunda biçimlenmiş ve depo, ahir, arabalık, samanlık, taşlık, mutfak, çamaşırlık gibi servis hacimleri yerleştirilebilecek şekilde planlanmıştır. Sokağa bakan cephelerin olabildiğince kapalı tutulduğu, içe yönelmiş mekanlarda ise avlu ya da bahçe ile organik bir bütünleşme sağlandığı görülmektedir. Taşlıkların sokak kapısı bulunan cephelerinin penceresiz ya da küçük pencereli oluşuna karşın bahçeye bakan kesimlerde genellikle hiç duvar bulunmaması, bu bütünleşmenin özgün bir ifadesidir.

Geleneksel konutların zemin kat kullanım biçimleri zaman içinde özgün kullanım biçimlerini yitirmiş, değişim geçirmişlerdir Evlerde yapılan değişiklikleri, gerçekte bölgenin sosyo-ekonomik yapısındaki farklılaşmanın bir uzantısı olarak görmek gerekir. Çünkü bu olgu aile tiplerinin değişmesi ve bölgedeki gelir dahilimi dilimleri ile doğrudan ilişkilidir Geleneksel konutlar; inşa edildikleri yıllardaki aile büyüklükleri ve yaşam biçimi doğrultusunda, günümüz alan standartlarına oranla oldukça büyük tasarlanmışlardır Bölgedeki konutlar yakın zamanlara kadar “Geleneksel Geniş Aile” tiplerinin kullanımlarına cevap verirken, daha sonra çağdaş kentleşme olgusunun yarattığı sosyal değişime bağlı olarak ortaya çıkan ‘Çekirdek aile’ tipinin kullanımına girmiştir Konutlar bu köklü değişimden sonra oluşan yeni çekirdek aile birimleri tarafından ya bölünerek kullan ilmiş ya da kiraya verme, satma yoluyla değerlendirilmişlerdir.

Zemin katların ayrı bir konut olarak düzenlenmesi kadar önemli bir değiştirilme seçeneği de, bu katlarda ticari amaçlı kullanımlara yer verilmesidir Bölgede ticari eylemlerin yoğunluk kazandığı alanlar çevresinde bulunan evlerin alt katlarında yer alan dükkânlar nedeniyle, konut eylemlerine ayrılan alanlar küçülmüştür Bu değişimlerin bazı büyük geleneksel konutlarda tüm giriş katını kapsar biçimde genişletildiği ve dükkân sayesinin iki, üç hatta dörde çıkabildiği durumlara da rastlanmaktadır.

2005 yılından bu yana yapılan sokak sağliklilaştirilmasi projeleri ile zemin kat işlevleri değişime uğramış, özgün kullanımlarını yitirmiştir.

atlihan

Konut-Bahçe İlişkisinde Kullanıcı Eylemleri:

Odunpazarı geleneksel konutlarının özgün tasarım ilkelerini yönlendiren ana eylem gruplarından pek çoğunun, günümüzde kısmen değişime uğrayarak sürdürüldüğü gözlenmektedir. Ev kadınının günlük yaşam süresinin en büyük bölümünü geçirdiği alt kat mekânlarının örgütlenme ilkelerini belirleyen gündelik ev işlerinde bazı önemli farklılaşmalar olmuştur. Bu farklılaşmalara bağlı olarak zemin katlardaki servis mekânlarının birçoğu, ayrı bir konutun günümüzde içerdiği eylemlerin gerçekleştirilebileceği mekanlara dönüşmüştür.

Odunpazarı geleneksel konutlarının günümüzden en az 40, en çok 150 yıl öncesine dek uzanan yapım yıllarında, kadınların yaptığı ev işlerinin şimdikilerden değişik, bir anlamda daha da fazla olduğu bilinmektedir Örneğin; sarnıç, kuyu ya da tulumbadan evin su gereksinimini karşılamak, hayvanlara bakmak, odun kırmak, ayrıca ısınma, pişirme, yıkanma, çamaşır ve bulaşık yıkama gibi işlemler için gerekli olan isiyim ve sıcak suyu sağlama, sebze-meyve ya da tahıl serip kurutma, yemek ve ekmek pişirme gibi eylemlerin birçoğu günümüz konutlarında artık ya hiç yer almaz olmuş ya da gerçekleştirilme biçimleri farklılaşmış ve büyük ölçüde kolaylaştırılmıştır.

Günümüzde geleneksel konutların alt katlarında yer alan hizmet eylemlerinden kesintiye uğratılmadan sürdürülenler, yalnızca yemek pişirme, bulaşık ve çamaşır yıkama işlemleridir. Yiyecek gereksinmelerine bağlı olarak hayvan besleme ya da kişin kullanılmak üzere bazı yaş tarımsal ürünleri kurutup depolama gibi eylemlerin -zorunluluklar sonucu değil de bir bakıma isteğe bağlı olarak sürdürüldüğü az sayıda örneğe de rastlanabilmektedir. Ancak toplumsal yapı ve üretim biçimindeki farklılaşmanın doğal sonucu olarak ekmek pişirmek, gündelik yiyecek gereksinimi için sebze yetiştirmek, hayvan beslemek, kişilik gıda stoklarını hazırlamak, odun kırmak, kendi olanaklarıyla su sağlamak gibi eylemler geleneksel konutların hemen hemen tümünde artık ortadan kalkmış bulunmaktadır. Bu eylemler, kamu ve hizmet sektörleri tarafından konut dışında gerçekleştirilen ticari ya da kentsel işlevler biçimine dönüştürülmüştür.

Odunpazarı Konutlarında Konut-Bahçe-Sokak (Özel- Yâri Özel-Kamusal Mekan) İlişkilerinin Analizi:

Odunpazarı konutları bahçelerine genellikle çift kanatlı, bazen tek kanatlı ahşap bir kapıdan girilmektedir. Kabaca yapılmış ahşap kapıların yansıra işçiliğe sahip kapılara da rastlanmaktadır. Kapıların çoğunun üzerinde sundurma ya da beşik çatı biçiminde kiremitli saçaklar bulunmaktadır. Bahçe duvarlarının çoğu kerpiç sivili kiminin ise tuğladır. Bahçe zemini genelde taş kaplı, nadiren sikiştirilmiş topraktır. Bahçede yer alan hacimler konutun zemin katını da oluşturan hizmetçi odaları, mutfak, depo, ahir, samanlık ve tuvalettir. Çeşme, kuyu ve ocak ise başlıca bahçe-avlu elemanlarıdır. Bu elemanların yapı malzemeleri bahçe zemini ve duvar malzemesine bağlı olarak taş ya da tuğladır. Nadiren bazı bahçelerde havuza da rastlanmıştır

Kişin güneş, yazın ise ovadan gelen rüzgâr alacak biçimde konumlandırılan Odunpazarı konutunda hava sirkülasyonu bahçenin varlığı ile kolaylaştırılmıştır Farklı mevsimlerde gerekli olan ısı, serinlik ve nem bahçe aracılığıyla sağlanmaktadır.

Odunpazarı konutları bahçesi, günlük işlerin yapıldığı, hayvanların barındığı, kişilik erzakın hazırlandığı, sosyal amaçlı aktivitelerin sürdürüldüğü, yoğun kentsel dokuda sahip olduğu ekolojik değerler ile konutun vazgeçilmez bir parçasıdır.

Odunpazarı sit alanındaki geleneksel konutların parsel içi konumlanma seçenekleri incelendiğinde, %75′ e yakın bölümünün bitişik düzene göre yerleştirildiği gözlenmektedir. Evlerin büyük çoğunluğu sokaktan algılanamayan bir arka bahçe ile yetinecek şekilde yan cephelerini yitirmişlerdir Bu yapılardan %25 kadarı da arka bahçelerine yeni yapılar inşa edilerek bahçesiz duruma dönüştürülmüş, parsellerdeki hisse bölünmeleri nedeniyle, yapılanma yoğunluğu düşük Anadolu-Türk kentlerinin belirgin özelliklerinden birisi büyük ölçüde yok edilmiştir.

Sit alanı içinde ayrık düzende konumlanmış evlerin oranı günümüzde %25’e kadar düşse de gerçekte bu yerleşimin çoğunluğunun, bahçe içinde bulunan konutlardan oluştuğu açıkça belli olmaktadır. Ayrık düzendeki geleneksel konutların Odunpazarı’nda en çok yinelenen parsel içi konumlanma biçimi, dar cephelerin bahçe duvarı doğrultusunda sokağa dayandırılmasıdır. Bu tür konutların yalnız bahçe içinden girilen örnekleri olduğu gibi, bahçeden ve sokaktan olmak üzere, iki ayrı giriş düzenlenmiş çeşitlemeleri de bulunmaktadır. Bölgede en az uygulanmış ayrık düzen biçimi, evlerin sokaktan geriye çekilerek bahçe içine yerleştirilmesiyle elde edilmiştir.

Geleneksel konutların parsel içi konumlanma biçimini belirleyen en önemli değişken, parselin büyüklüğüdür. Çevresindeki arsalara daha sonra yapılan komşu binaların konumu da konutun yerleşim düzenini etkilemiştir. Odunpazarı geleneksel konutlarının parsel içi konumları ile söz konusu değişkenlere bağlı ev girişi, taşlık, bahçe ve sokak ilişkileri için aşağıdaki seçeneklerin varlığı saptanmıştır:

  • Konutun bitişik düzende, bahçesiz ve sokaktan “bir girişli” olması,
  • Konutun bitişik düzende, arka bahçeli ve sokaktan “bir girişli” olması,
  • Konutun ayrık düzende, bahçe içinde ve bahçeden “bir girişli” olması,
  • Konutun ayrık düzende, sokağa cepheli ve bahçeden “bir girişli” olması.

Geleneksel dokularda sokaklar kentlerin kamusal mekânlarıdır Aynı zamanda hareketli ve organik yapılarıyla dokunun kurucu öğelerinden biridir. Öyle ki geleneksel dokuda bazı noktalarda genleşerek meydanları oluştururlar. Bu alanlar; çeşmesi, kahvesi ve camisi ile sosyalleşme mekânlarıdır.

Bahçe ve avlu ise sokak ve özel mekân olan konut arasında geçişi örgütleyen, tampon bölge gibi davranan, eşik görevi üstlenen yâri özel mekânlardır. Bahçe, öncelikle toplumların en küçük birimi olan ailenin kullanımı açısından özgürlük ve esnekliğe göre biçimlenmiştir. Böylece bahçe, istendiğinde, aileler tarafından bir oyun alanı, evin bir uzantısı olarak kullanılabilmekte ya da gerektiğinde değerlendirilmek üzere hiçbir şey yapılmadan bırakılabilmektedir. Bahçede sinirlerin konmuş olması, uygulamada rahatlık bakımından kolaylık sağlamaktadır. İstendiğinde kişisel ilgi doğrultusunda farklı ortamların oluşturulabilmesi; diş ariya kapalı, konuta açık bu mekânda özgür hareket olanağı vermektedir.

Yukarıda açıkladığımız konut-bahçe-sokak ilişkisindeki çeşitlenme dokunun renkli yapısının önemli kaynaklarından birisidir. Bu çeşitlenme ve zenginlik günümüz tekdüze perspektif veren konut dokularına kaynaklık edebilir.

odunpazar
Eskişehir Valiliği ESKiyeni Kültür Dergisi, Mart 2011
Yrd. Doç. Dr. Berna ÜSTÜN | Anadolu Ünviversitesi

Categories: 26 Eskişehir