Doğum Dönemi

Sivrihisar Yöresinde Hayatın Geçiş Dönemleri

2- DOĞUM SIRASI

Sivrihisar’da doğumu mahalle ebeleri ya da sağlık ocağında çalışan ebeler yaptırırdı. Köylerde ise köy ebesi veya köyün yaşlı kadınlarından doğumdan anlayan kişiler yaptırırdı. Ön ebesi; doğumu yaptıran esas ebedir. Art ebesi ise; doğuma yardım eden yardımcı ebedir.

Doğum sancısı tutan kadın doğum yapacağı odaya alınır. Doğum malzemeleri önceden bu odada bulundurulur. Bu doğum malzemeleri ise; ılık su, sabun, leğen, makas, iplik, havlu, jilet ve pamuktur. Doğum odasına ebe ve yardımcıları yani 3 kişi katılır. Doğum odasının fazla kalabalık olmamasına dikkat edilir. Bu odaya her isteyen kişi alınmamaktadır. Özellikle çocuğu ölmüş kadınlar doğum odasına alınmaz.

Doğum genellikle oturarak yaptırılır. Ortaya sert hasır yastık konur. Doğum yapacak kadın yastığın üzerine oturtulur. Rahim ağzı boşluğa getirilir. Art ebesi, doğum yapan kadının arkasına geçip dizleriyle ya da elleriyle beline dayanır ve hamile kadının makatını tutar. Bunun sebebi ıkınma sırasında doğum yapan kadının makatının çıkmaması içindir. Bu arada doğum yapan kadın art ebesine dayanır ve ıkınır. Ön ebesi de doğumu yaptırır. Doğum bitince, çocuğun ağzını ilk kim açarsa, çocuğun o açan kişinin konuşma biçimini alacağına inanılır.

Eğer doğum güçleşirse; hamile kadın odada gezdirilir. Bundan sonra önceden kurutulmuş olan “Fadime Ana Eli” denen bitki suda ıslatılır ve suyundan doğum yapan kadına içirilir. Bu suyun döl yatağını açacağına ve doğumun kolay geçeceğine inanılırdı. Doğumu yaptıran ebe “Bu el benim elim değile Fadime Ananın Eli” der. Böylece Fadime ananın doğum yaptırdığına inanılır. Yine doğum güçleşirse, doğum yapacak kadın bir arabaya bindirilerek, taşlı ve engebeli yollarda gezdirilir. Oturup kalkma ve bacak hareketleri yaptırılır. Sıcak suyun buharına tutulur. Doğum yapan kadın kendi saçını ağzına alır ve öğürür. Doğumun kolay geçmesi için, kapalı kapılar açılır, düğmeler ve saç örgüleri çözülür.

Doğumu güçleştiren nedenler ise; çocuğun ters gelmesi, doğumu yapan kadının korkması, heyecanlanması, bir de kadının hamile iken göbeğini herkese (özellikle erkeklere) gösterirse, saklamazsa doğumunun zor geçeceğine inanılır.

Zar içinde doğan çocuklar ise, makas ya da bıçak yardımıyla zarları kesilerek çıkartılırdı.

Çocuktan sonra gelen sona; “çocuğun eşi” “plesenta” gibi isimler verilir. Son doğumdan hemen sonra gelir. Sonun gelmesi güçleşirse; ibrik, testi gibi gereçlere üfletilir ve ıkındırılır. Kamına basılır. Böylece son’un gelmesi sağlanır.

Doğumu yaptıran kişilere para veya çeşitli hediyeler verilirdi. Para ise; gönlünde ne koparsa o miktarda para verilirdi. Hediye ise, yazma, havlu, patik, çorap gibi hediyeler verilir.

Sivrihisar’da doğan çocuğun göbeği anneden çocuğa doğru sıvanır. Bir karış ölçüldükten sonra sıkıca bağlanır ve bıçak ya da makas ile kesilir. Göbeği uzun kesilirse, sesinin gür, soluğunun uzun olacağına inanılır. Göbek kesildikten sonra kesilen yer mikrop kapmasın diye, zeytinyağına batırılmış bir bez parçası göbek üzerine konur. Bir de göbek yeri yara olmasın ve fıtık olmasın diye makaraya sarılmış makine şeridi benzerinde bir teker yapılarak göbeğe konur ve sargı ile bağlanır. Göbek düşme süresi bir haftadır. Çocuğun göbeği düşünce malcı olsun diye ağıla, ahıra gömülür. Çiftçi olsun toprağı sevsin diye tarlaya gömülür. Okusun amir, memur olsun diye okul bahçesine atılır. İmam olsun diye camii avlusuna atılır.

Göbeği kesildikten sonra çocuk yıkanır. Yıkanmasının sebebi, çocuğun temizlenmesidir. Ebe veya yanındaki kişiler çocuğu ılık su ile yavaş yavaş yıkarlar. Daha sonra “tuzlama işlemi“ne geçilir. Çocuğun pişik olmaması ileri de terinin kokmaması amacıyla tuzlanır. Biri çocuğu tutar. Diğeri özellikle koltuk altlarına ve kasıklarına, sırtına, kamına, bacaklarına tuz serpilir. Dudaklarına da biraz tuz ekilir. Bunun nedeni de çocuğun dudaklarının ileride yara ve uçuk çıkarmaması ve dudaklarının tükürüklenmemesi içindir. Tuzlama işlemi bittikten sonra önceden hazırlanan kundak, bezleri, eldiveni, şapkası giydirilir.

Bazı doğumlarda çocuk mor bir şekilde dünyaya gelir. Bu mor doğan çocuklara da şu uygulama yapılır; sütün içine bal katılarak karıştırılıp çocuğun vücuduna sürülür.

Doğumdan sonra annenin belden aşağı kısmı yıkanır, silinir ve arasına bez koyularak giydirilip yatırılır. Kanamasının olmaması için ‘‘höllük toprağı”na yatırılır. Anneye tarhana çorbası içirilir. Sütlü palize tatlısı yapılır ve yedirilir.

Tarhana çorbası içirilmesinin nedeni ise, annenin içini ısıtması ve yorgunluğunu alması içindir.

Çocuk doğduktan sonra annesi ve ailesi bazı davranışlardan kaçınır; çocuk sarılık hastalığına tutulmasın diye yüzüne sarı yazma örterler. Nazar değmesin diye, mavi boncuk, iğde dalı, şap çocuğun elbisesine takılır. Yine nazar değmesin diye cami imamına Cuma günleri okutulur.

* * *

3- DEVAMI DOĞUM SONRASI >

Tahsin ALTIN
Eskişehir İli Sivrihisar İlçesi
Merkez Folkloru -2014- sh.24-38

Categories: Sivrihisar Kültürü