Çocukluk Yılları s6

Çocukluk Yılları s6
Prof Dr. Mehmet Kaplan’a ait hatırat
Çocukluk Yılları – Sayfa 6

Kemaller, ismetler, Feyzi, Kazım Paşalar…

En çok söylenen şarkının nakaratı buydu. Çok iyi hatırlıyorum: Evimizde, yukarı oda­da, camlı dolabın camında, evimizin yegane resmini teşkil eden bir fotoğraf asılı idi. Bu kürk kalpaklı bir gurup insandı. Fotoğrafın altında, eski harflerle, beyaz “Misak-ı Milli” kelimesi yazılı idi. Bu sert çehreli, duruşları yiğit insanlara karşı içimde büyük bir gurur hissederdim. Bizi onlar kurtarmışlardı.

Bu nadir hallerde, kasabanın müşterek hayatı, evin üstüne çıkardı. O zaman, bütün kasaba, müşterek bir bayram havası yaşıyordu. Fakat umumiyetle, yine de herkes kendi sakin, içine kapalı ev hayatını devam ettiriyordu. Asıl hayat ev hayatı idi. Camlı dolap ve çekmecelerinde bulunan ufak tefek eşya, annemin iplik makaraları, makaslar, düğmeler, iğneler.,.

Bunlar pek çok hoşuma giderdi. Bizim evin içinde oy­nayacak başka oyuncağım yoktu. Oyunlarımız sokak ve kır oyunları idi. Okulun dı­şında hayatın büyük bir kısmını bu oyunlar teşkil ediyordu. Bir çocuğun hayatında oyun, son derece mühim bir yer işgal eder. Çocuk, hayatında belki de yalnız oyunu ciddiye alır. Onun için asıl hayat oyundur. Gerisi hayatın zaruri şartlarıdır. Okul bile o kadar mühim değildir ve okulda da çocuğun en çok hoşuna giden saatler ders saat­leri değil oyun saatleridir. Bundan dolayı ilkokulda, mahallede oyunun, çocuğa suni­liğini hissettirmeden tanzimini, terbiyenin en mühim kısmı telâkki ediyorum. Halbu­ki bizde umumiyetle sınıfın içine, kitaba, derse ehemmiyet veriyorlar. Çocuk için sı­nıf, bir an evvel terkedilmek istenen hapishanedir. Onun için asıl olan oyundur. Bu­nun sebebi çocuğun oyun oynarken, en büyük neşeyi duymasıdır. Oyuna iştirak, oyun arkadaşlığı, oyunda başarı, oyunun kaideleri, oyunda baş olmak, küçük bir me­suliyeti üzerine alma… Bütün bunlar, çocuğun karakterini şekillendiren amillerdir. Fakat oyuna yaşlıların müdahalesi, hatta sadece seyirci olmaları çocukların asla hoşu­na gitmeyen bir şeydir. Çocuklar için oyun, çok hususi bir ibadet şeklidir Büyüklerin onlara karışmaları asla doğru olmaz. Hele oyunun yarıda kesilmesi… İnsanın aklı orada kalır. Çocuk oyunla beslenir oyunla büyür. Bana öyle geliyor ki, bir çocuğu ser­bestçe oynatmamak onun şahsiyetini dumura uğratır. Biz yaşlılar işimizin, zevk ve eğlencemizin yarıda kesilmesine ne kadar kızarsak, çocuklarda oyunlarının kesilmesi­ne öyle kızarlar. Anne babalara karşı duyulan nefret duygusunda bu oyunu kesme ve müdahelenin tesiri olduğuna kaniim.

Bu oyunlardan bir kısmı, yukarıda bahsettiğim, kendi kendine oynanan muhayyile oyunlarıdır. Çocuk etrafındaki eşya alemini olduğu gibi görmez. Onu bir masal alemi haline getirir. İçinde yaşanılan dekorun, çocuk muhayyilesi üzerinde büyük bir tesiri vardır. Herşeyden korkan çocuğun emniyet hissini duyacak bir dekorun içinde yaşa­ması lazımdır. Rüzgarların pencere, kapı aralıklarından eserek acaip sesler çıkardığını ve onlara göre hayali mahluklar yarattığımızı unutmamalıyız. Bana öyle geliyor ki, musikînin rolü de budur. Başkalarını bilmem ama ben musikiyi dinlerken kendi ken­dime hâlâ masallar icat ederim. Uzak iklimler, saraylar, genç kızlar, cadılar, krallar ta­savvur ederim. Bunları dinlerken bende uyanan hayal ve intibaları tanzim ederek, onun ilk duygu ve hayallerine istenilen istikamette bir inkişaf verebileceğini sanıyorum. Bunlar çocuğun mesut veya bedbaht olmasına tesir eder. Bu hayaller ne nisbette dışa, ne nisbette çocuğa bağlıdır, bunu kestiremiyorum. Çocuk muhayyilesini tetkik sureti ile, ikisinin payı ve iştiraki tesbit olunabilir. Ben kendi tecrübemi kay­detmekle yetiniyorum. Işık ve gölge oyunları dünyanın ilk kurulusunda mühim bir rol oynar. Biz o zaman beş numaralı lamba mum ve fener kullanırdık. Bunlar, içinde yaşanılan alemi çok iyi aydınlatmazdı. Daimi gölgeli karanlık, müphem hayalin at koşturacağı bir saha bulunurdu. Şimdi elektrik ziyası altında, öyle sanıyorum ki, bi­zim çocukluğumuzu şekillendiren hayal ve hayaletlerden çoğu ölmüştür.  DEVAMI >

< ÖNCEKİ SAYFA

 

Categories: Edebiyat