Çeşmeler

SİVRİHİSAR ÇEŞMELERİ

Sivrihisar’da somut kültürel miras olarak değerlendirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken çok sayıda çeşme bulunmaktadır. Bu çeşmelerin bir kısmı yakın zamanda yapılmıştır. Tescilli ve tescilsiz çeşmelerin çoğu su sorunu çeken ilçede aktif olarak kullanılmaktadır. Elmalı Mahallesinde Demirci, Demirci Mahallesinde Nemane ve Gedik Mahallesinde Ali Dede Türbesi yakınında bulunan çeşmeler Sivrihisar tescilsiz çeşmeleri arasında sayılabilir.

Tescilsiz Sivrihisar Çeşmeleri

Elmalı Mahallesi sınırları içinde kalan Demirci Çeşmesi 20. yüzyıl sonu-21. yüzyıl başına tarihlenmektedir. Demirci Çeşmesi bir yönü ile sokağa cephe veren, üzeri saçaklı düz betonarme plak çatılı ve mermer kaplamadır. Çeşme önünde yine mermerden bir oluk bulunmaktadır. Demirci Mahallesi Nemane Caddesi üzerinde yer alan Nemane Çeşmesi geleneksel Sivrihisar evlerinden birinin cephesine yaslanmıştır. Bir yönü ile sokağa cephe veren, kemerli, iki sütunlu, mermer kaplama çeşmenin üzerinde bir kitabe bulunmaktadır. Çeşmenin kitabesine göre 1766 yılında Es-Seyyid El-Hacı Mustafa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Gedik Mahallesi, Ali Dede Türbesi yakınında yer alan ve üç yönü ile yola cephe veren çeşme 20. yüzyıl sonu-21. yüzyıl başına tarihlenmektedir. Çeşme saçaklı düz betonarme plak çatılı ve mermer kaplamadır. K-1

Selçuklular ve Osmanlılar suya çok önem vermişlerdir. Temizliği imanın bir parçası kabul eden atalarımız, su çıkarmayı, çeşme yapmayı en büyük hayırlardan saymışlardır. Dinimize göre susuzluktan yanan bir ciğere (canlıya), su veren bir mümini, Allah kıyamette susuz bırakmayacaktır.

Yeryüzünün derinliklerinden çıkan suları, bilgi, büyük para, gayretle getirip canlıların istifadesine sunmak ne kadar büyük bir hayırdır. İnsan vücudunun %82 sinin su olduğu düşünülürse, suyun ne kadar hayati önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bunun için eski Türk-İslam şehirlerinde her köşede bir çeşmeye rastlanır. Bugün Eskişehir İlinin Odunpazarı semtini dolaşın, 100’e yakın çeşme görürsünüz. Maalesef çoğu susuz çoğu bakımsız. Buna rağmen mevcut sulardan halkın faydalandığını çocukların büyük bir hazla etrafında oyalanıp oynadığını, çeşme ayaklarında devasa çınarların kavak ve sair ağaçların yetiştiğini görürsünüz.

Bugün Sivrihisar evlerinin çoğunda, granit kayaların delinerek açıldığı su kuyuları vardır. Hatta eskilerinin nesilden nesile yeri unutulduğu için, yeni açılan kuyularla bazen iki kuyulu evlere rastlarsınız.

Bu evlerdeki kuyuların büyükanneleri­nin; en kıymetli ziynet eşyaları, cebe (bir nevi Sivrihisar’a has örgülü kıymeti yüksek bileklik) ve takılarını satarak açtırdığını, böylece bilhassa yaz aylarında çeşme basında sıra beklemekten kurtulduklarının hikayesini işitirsiniz.

Bu bakımdan kullanılmasa da hiçbir kuyunun iptal ve doldurulmasına, gönlüm razı olmamış ve aksi davranışın, atalarımıza karşı bir haksızlık ve kadirbilmezlik olacağı düşüncesini hep taşımışımdır. Bu düşüncemin, elektrik kesilmesi veya su tesisatındaki arızalar sebebi ile susuz kaldığımızda, bizi adeta ödüllendirdiğine şahit olmuşuzdur. Hem o kuyular, elimizin altında su kaynağı olmaları yanında, et ekmek gibi gıdaların bozulmadan korunmasında, sıcak yaz günlerinde sallanan testilerdeki suların soğutulmasında da büyük hizmetler görmüş; onu kazanları ve kazdıranları rahmetle yad etmemize sebep olmuşlardır.

Kuyulardaki suların aşağı seviyelerden akıtılması fikri, çeşmelerin doğmasına sebep olmuştur. Bunun için ya su düzeyinde açılan tüneller vasıtası ile suyun akışı sağlanmış, ya da bu iş sifonla ger­çekleştirilmiştir. Ancak geçmişte Sivrihisar’da en yaygın olanı, galeri yardımıyla suyun akıtılmasıdır. Yağan kar ve yağmur sularının kaya boşluk ve çatlaklarında toplandıkları yolunda görüş yanında, kayaların gündüz ve gece ısı farkları sebebi ile terleme dediğimiz olay sonunda suların meydana geldiği seklinde bir görüş de vardır.

Tabakhane Çeşmesi ikinci yerinde Belediye binası yapılırken ilk yerinden kaldırılan çeşme fotoğrafta görüldüğü yerde ve şekilde yapılmışken bunun da yıkıldığı görülmüştür. Suyu yan sokaktan akıyor. İnsaf, vefa ve saygı neredesin?

BAŞLICA ÇEŞMELER

Tabakhane Çeşmesi: Eski Tabakhane yanında bulunması sebebi ile, bu ismin verildiği anlaşılıyor. Çeşmenin kitabesi yok edildiğinden yapılış tarihini bilemiyoruz. Bu çeşmeden istifade etmek üzere yapılan Kumacık Hamamı ve çeşmenin sivri kemerli, takribi 2 metre derinlikte 4 metre genişlikte, eyvan (tonoz denilebilir) yer alması, arkasında geniş su deposu ile birlikte üzerinde bir mescid bulunması, yapılar yardımı ile bizi Selçuklular dönemine götürmektedir.

Sinan Paşa özel hamamının, ve Kızılay sineması yapılmadan evvel o mekanda gördüğüm mermer Sekizgen Havuzunda bu kaynaktan istifade ettiği anlaşılıyor. Kaynağı: Şınşırak tepesinin Kızılbel ismi ile anılan eteklerinden çıkar.

Kutlu (Kurtlu) Çeşme: Cennet sokağını takiben Balaban Çeşmesi önünden, Demirci Çeşmesi yanına bir kol ayrılır, hükumet meydanına doğru akarken, buradan alınan 2. bir kolla “Kutlu Çeşme” yapılmıştır. Eskiden hükümet binası avlusundaki şadırvanın suyu da, yanındaki su terazisi vasıtası ile bu suya bağlantılı idi. Geçmiş yıllarda belki de burada bulunan “Küçük Hamam” da bu sudan yararlanıyordu.

kutlu-cesme

Sivrihisar Belediyesi yapımında yıktırılan çeşme (üzerindeki mescid daha evvel yıkılmış) Hüseyin Gencel’in evi önündeki boşluğa alınmış ve çeşme yapılmıştı. Zik­ri geçen çeşmenin de yıkılmış olduğunu görüyoruz. Arkadaki depodan garaja su giderken bugün Garaj Çeşmesinin şehir suyundan beslendiği ifade edilmiştir.

Son olarak öğrendiğimize göre 2001 yılı itibarı ile çeşme; Hüseyin Gencel’in evinin önünden de sökülerek yan sokağın girişine alınmıştır.

Hacı Ahmed (Demir) Tabakhane Çeşmesine kaynak katmak için uğraşmış ve Sinan Paşa sokağının alt tarafında; Tabak­hane çeşmesinden alınan bir kolla; “Hacı Ahmedlerin Çeşme” diye anılan çeşmeyi yaptırmıştır. Son olarak da merhum Süleyman Görener yine Tabakhane çeşmesinden alınan bir kolla Hızır Bey Mahallesine Kız Meslek Lisesi yanma bir çeşme yaptırmıştır. Böylece Tabakhane suyundan garaja giden su dahil edilirse, Tabak­hane çeşmesi dahil (6) çeşmenin beslendiğini beyan etmek gerekir.

Not: Bu hayrat suyu çıkaranın çıkardığı bu suyu yüzyıllardan beri kullanmak fakat bu hayrı yapanın tayin ettiği yerden çeşmeyi başka yere götürmenin en azından vakıf eden şahsa en büyük haksızlık ve saygısızlık olduğu kanaatindeyim. Ya o suyu içmeyeceksin yahut da içtiğine göre onu getirenin tercihine takdirine hürmet edeceksin. İnsanlık bunu gerektirir. Belediyenin de bu hususa riayet etmesi icap eder kanısındayım.

Nemane Çeşmesi: Demirci mahallesi Nemane sokaktaki çeşme kitabesi şöyledir. Maşaallah sahih el hayrat- Demirci mahallesinden es seyyid el hac Mustafa’nın hayratıdır. Sene 1180 H/1766 M.

Hacı Mustafa’nın Seyyid olduğu yani Hazreti Hüseyin soyundan geldiği anlaşılıyor. Seyyid Mahmud zaviyesinde merhum Tahsin Özalp’in zikrettiği taşta; merhum ve mağfirun leh elhac seyyid Salih Ağa ruhu için el-fatiha tarihi 1206 yazısı okunmaktadır.

 

Hacı ve Seyyid olmaları ve ölüm tarihinin 1206 olması çeşmeyi yapan zatın mezarının taşının bu olacağını çağrıştırsa da isimler sarahaten farklıdır. Çeşmeyi yaptıran Es-seyyid el-hac Mustafa’dır. Seyyid Mahmud zaviyesi haziresinde bazı seyyid mezarları meyanında Hacı Mustafa’nın mezarı da burada bulunabilir. Zira ilgili fasılda izah edildiği üzere kitabesi kayıp eski mezarlar veya okunamayan mezar şahideleri vardır. Çeşme, bir köşede ve eski bir bina altındadır. İki tuğla ve bir taş olmak üzere almaşık düzende sivri kemerli idi. Tamir edilirken hayır sahibi, iyi niyetle fazla para sarf etmiş olsa da eserin mimari özelliği bozulmuştur. Önce sıvanmış sonra da yapı tamamen mermerle kaplanmıştır. Eski eser tamirlerinde aslına sadakat şarttır. Aksi takdirde yapılan işe “kaş yaparken göz çıkarmak” denir. Bu işi yapanların ayrıca hukuki sorumluluk altına girdiklerini de göz önünde tutmaları gerekir.

Kaynağı: Sınşırak tepesinin doğu-güney yamacında mezarlık duvarı içindedir. Tabakhane ve Balaban çeşmelerin kaynakları, Kızılbel denilen ve bir zamanlar bu bel e büyük taşlarla yol yapması dolayısı ile Belediyece “Hüseyin Göl” yolu ismi de verilen kısım tarafındadır. Nemane çeşmesi başı ise, onun sınırı da güneyindedir.

Bel’in altına doğru dereye yapılmış şed­din üzerinden, üç çeşmenin de su boruları geçer. Sed üzerinden mezarlığa geçtiğimizde sağ tarafta bir havuz, sol yukarı da ise Nemane çeşmesinin su borusunun çıktığı, kapatılmış tünel ağzı gelir. Tünel ağzından yukarı doğru takribi 12-14 metre aralarla, baca tabir edilen havalandırma ve tahliye kuyuları gelir. Bu kuyuların kapaklarına taşlarla işaret konmuştur. En yukarıdaki kuyunun derinliği 18 m. olduğu söylenir.

1963 yılında mahalle halkı ile müştere­ken Belediye Başkanı Muzaffer Potuoğlu’nun desteğinde çeşmeyi, çeşmeden kaynağın başına kadar bakıma almıştık. Yaşlılar dehlizlere giremediklerinden bu görev, kitabın yazarına verilmişti.

Suyun dışarıya çıkış yeri ile birinci kuyu arasında tünelin yanları taşla örülmüş, üzeri kapak taşları ile kapatılmıştı. Yan duvarlar pürtlemiş olduğundan, galeri tehlike arz etmektedir. En iyisi su künklerini emniyete alıp bu galerinin açılıp yeniden yapılması gerekir. Tüm dehlize 1962 yılında toprak su künkleri (toprak boru) döşendi. Eski künkler lökl birbirine bağlanmıştı. Yenilerini ise çimento ile birbirine ekliyorduk. Yeni künklerin su sızdırdığını da gördüğümden, eskileri söktürmeden yenilerini döşettik. İş bittiğinde korktuğumuz basımıza gelmiş bütün galeri su içinde kalmıştı. Biz de yenisini olduğu gibi bırakarak eski boruları tamirle suları tekrar eski borulara çevirdik.

Bu işleri yaparken galerinin bazı yerleri boy verse de, bazı yerlerde diz üstü gidebiliyorduk. Yukarılara doğru, yerin altından 18 m. derinde olmamıza rağmen hiçbir su sızıntısına ve neme dahi rastlamadık. Galeriye açılan başka galeride yoktu. Bu tepedeki kuyudan da su çıkmamıştı. Kuyudan sonra galeri üç-dört metre sağa doğru yönelmiş, çürümüş kayalar (kis denir) arasından kama gibi aşağı inen bir kaya çatlamış, serçe parmak girecek bir oyuktan su fışkırıyordu. Kur’an-ı Kerim in ifadesi ile (Yüşakkuka) taş şak olmuş su fışkırmıştı.

Galeride su yoktu. Son kuyuda da yoktu. Hangi güç insanı buraya sevk etmiş ve kayayı çatlatıp bu suyu ikram etmişti. Ben bunu hiçbir zaman maddi planda izah edememişimdir. 1963 yılında çeşmeden itibaren pik su borularının etrafı kazıldı. Komşuların tuvalet bağlantıları, pik borularla ve çeşme borusu altından geçirilerek yapıldı. Demirci caddesinden, Balabana dönen sokakta, su borularının kanalizasyonla yan yana olduğu görülüp, tüm sokağa çeşme borusundan 1,5-2 metre uzaklıkta kalın beton borular döşenip, kanalizasyon buraya bağlandı. Galeride hayvan olup olmadığı kontrol edilmiş galeri çıkısında tesisata sam (bir nevi kılcal bitki kökü) kaçmaması için, sökülmüş bulunan dirsek yerinden seyrettik asitli sular dökülerek, isale hattı temizlenmiş dirsek takılmış, kuyular ve galeri çıkış yeri kapanmıştı.

Bütün bu yazdıklarımdan güdülen amaç ecdat yadigarı ve Sivrihisar için hayati öneme haiz bu çeşmelere, bakım yapacaklara yol göstermek ve bu işlerde emeklerini esirgemeyen merhum yağcı İsmet ve Ali Amcaların ve Tahsin Çekiç ve diğer ağabeylerimizin ve maddi yardımını esirgemeyen mahalledeki büyüklerimizin rahmetle anılmalarına vesile olmaktır. Suyun sertlik derecesi 11 ’dir

Öneri: Bugün teknik imkanlar gelişmiştir. Galeri girişi yeniden yapılmalı ve demir bir kapı konmalı, bakımlar sırasında kullanılmak üzere, tahliye vanası takılmalıdır. Sonradan yapılmış, su bulunmayan künkler sökülüp, yerine PVC borulardan su akışı sağlanmalıdır. Çeşme arkasındaki depo üzeri aynı tarihte beton plaka ile kapatılmıştı. Deposu hiç olmazsa yılda bir kez fırçalarla temizlenip, suyu da klorlanmalıdır.

Demirci Çeşmesi: Çok eski bir çeşmedir. Tombak Hacı Mehmed kitabesine göre 1945 yılında büyük masraflarla, çeşmenin hemen üstündeki bayır başlangıcından itibaren, sel yatağında kalan kuyulardan dolan molozları temizletmişti. Bu çeşmenin galerileri, Nemane Çeşmesi gibi tek olmayıp pek çok çatallı dır. Cennet sokağa ve hatta Kızılbel’den gelen dere üzerindeki set yakınına kadar uzanmaktadır. 1963 yılında bu çeşmenin dere yatağında kalan bacaları, müracaatımız üzerine Mu­zaffer Potoğlu tarafından yaptırılmıştır. 1999’dayer altı suları artısı ile çeşme tekrar akmaya başlamışsa da, halen bakımsızlık sebebiyle akmıyor. Suyun derecesi 20 civarında idi.

Kurşunlu Çeşme: 15. yy. da Hamdi Baba tarafından yaptırıldığı rivayet edilir. 1480 tarihinde yapılan Kurşunlu Camii ile yaşıt olmalıdır. Bu çeşmenin savak suyu, yer altında döşenen künklerle “Seydi Hamamı’na giderdi. Suyu serttir. Kurşunlu Camii kabristanının arka kösesinde Osmancık Çeşmesi vardır. Suyu kalitelidir. Bu isim Osman Gaziyi hatırlatıyor.

Mavi Kadın Çeşmesi: Mimari özelliği olan bir çeşmedir. Kentsel sit içerisinde bulunan çeşme, Ahi Paşanın eşi Mavi Kadın tarafından 780/1378 tarihinde yaptırılmıştır. Günümüzde arka cephesi ve yan cepheleri beton sıvanmış, ön cephesi ise yeşil renge boyanmış olan çeşmenin su sertlik derecesi 10 dur. Mavu Kadın denir.

mavikadin-cesme

Kurtuluş Çeşmesi: Bu çeşme Kurşunlu Camii yanındaki İrfaniye medresesi için gelmişken, medreseden ve bundan bir kol alan medrese hocasının evinden çıkarılıp, meydana çeşme yapılmıştır. (1963) Bu ismi halk vermiştir. Suyu güzeldir. Kaynağı Edilcik eteklerinde mezarlığın güneyindedir. Edilcik çeşmesi yakınındadır.

Acem Çeşmesi: Mavi Kadın Çeşmesi arkasından sağ taraftan düz yürüyerek gittiğinizde karşınıza çıkar. Su Damarı Mavi Kadın Çeşmesi ile aynıdır.

acemces

Kağnı Pazarı (Kanlıpazarı) Çeşmesi: 1187/1773 tarihli vakfiyede, Çifteler hamamına (Yeni hamam) bu çeşmeden su verildiğine dair vakfiye olduğuna göre, çeşme daha eski bir tarihte yapılmış olmalıdır. Suyunun gavur köyü üst tarafından çıktığı, Hacı Ümit çeşmesi ile aynı galeride isale hattı bulunduğu hatırımda kalmıştı. Suyun sertlik derecesi 14 dür. Kağnı Pazar çeşmesinden, şadırvana ve yanında hayvanların içmesi için oluklu ve daima akan (şimdi kaldırıldı) çeşme ile Yazıcıoğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılan, Ulucami abdest musluklarına (yerine merhum Süleyman Görener tarafından yenisi yapılmıştı) su gidiyordu. Şimdi hepsi şehir su tesisatına bağlıdır. Yeri ve şekli çok değişiklik geçiren ve yı­kıldığında Orhan Altın ile kitabın yazarı tarafından Yeni Hamam külhanında saklanan (1955 yılı) kitabede: (Ve sekahüm rabbihüm seraben tahura” ayeti yazılıdır. 1325-1907 tarihini taşır. Hızırbey Medresesi Acı Çeşmesi Hızırbey medresesi kuzey kösesinde idi. Suyu çok boldu. Hayvanlar yalağından su içerdi. Karsısındaki Uçapark duvarına alındı. Kurna taşı halen mevcut, bakım, yapılmadığından akmıyor.

Edilcik Çeşmesi: Edilcik yamaçlarından şimdi bulunduğu yere indirilmiştir. Çok eski bir çeşmedir.

Balaban Çeşmesi: (XIV) yy. eseridir. Balaban Camii banisi, Sofya Fatihi Balaban Paşa tarafından yaptırılmıştır. Sertlik derecesi 20 dir. Cami ile beraber yapılmış olmalıdır. Tahsin Özalp, caminin 740 H/l 339 M. tarihinde yapıldığını, Balaban Paşanın 748/1347’de öldüğünü’ yazarsa da Sof­ya’nın fethi 1385 yılı Yıldırım Bayezid zamanıdır.

balaban

Akdoğan Çeşmesi: I. Murad zamanında (1359-1389) Sivrihisar Subaşısı Timurtaş Paşazade Umur Bey oğlu Selçuk Bey? tarafından yaptırılmış olup, Kaya Saati arkasında caminin yanındadır. (14. yy. sonu) Bu zat Akdo­ğan mescidi, Gecek Cami banisidir.

Hacı Mut (Hacı Ümit) Çeşmesi: Karabaşlı mahallesindedir. Suyu gayet bol ve kurnaları musluksuzdu. Akan sular Sivrihisar’ın ihtiyacı olan sebze, ıspanak, salatalık v.s. yetiştirilmesinde kullanılırdı. Su sertlik derecesi 20’dir. 1120 H/1708 M. senesinde bu çeşme ile Akçesme’ye Aziz Mahmud Hüdai soyundan Abdulvehhab’ın vakfı bulunuyor. 1230 H/1814M tarihinde Yazıcı İbrahim Ağa’nın, yine bu çeşmeye iki pamukçu dükkanının gelirini vakfettiğine dair vak­fiyesi vardır. 1995’de mahalleli bir bakım yapmış, Yenice mahalle sakinleri bundan bir kol alarak Kavak dibi denilen semtte çeşme yapmışlardır.

Acı Çeşme: Tenekeli Mekteb (Eski Yenice İlkokulu yeni kütüphane)’e varmadan evvel, Eskişehir Caddesinin sağ tarafında caddenin dirsek yaptığı ve Yenicami yönünden gelen sokağın karşısında idi. Eskişehir yolu genişletilince, İlkokulun köşesine alınmıştı. Şehir suyuna ilgi duyulmasını temin için de, kanalizasyona bağlandığını (1963) öğrenmiştim.

1985 yılında Sivrihisar pansiyonunda su sıkıntısı çekilmesi üzerine, Belediye Başkanı merhum Tevfik Karakaya’nın izni ile, Sivrihisar İslami İlimler Vakfı adına kitabın yazarı çeşmenin ihyası ve 900 metre isale hattı ile pansiyonda kalan 100 küsur öğrenciyi susuzluktan kurtarmıştı. Suyun fazlasını da Belediye Başkanı Av. İbrahim Demirkol, pansiyon (şim­di Anadolu Lisesi) önüne yaptırdığı çeşme ile değerlendirmişti. Yine Yenice mahalleliler su sıkıntısı çektiklerinden, bir kol da oraya vermiştik. Zikri geçen kola, Ali Dede önünde Öğretmen Nurten Karabudak anısına 1996’da bir çeşme bina edildi.

Pansiyon yöneticileri, suyu tahlil ettirmişler, içilebilirliği yönünde rapor almışlardı. Yaslılar, o zaman bu çeşmenin suyunun, merhum İrfan Gider’in evinin trotuvar köşesindeki bacadan başlayarak saat kulesine doğru açılmış, yüksek galeri içinden geldiğini ifade etmişlerdi. Bu galeri Türkler’in Anadolu’ya gelmesinden önce veya Selçuklular döneminde açılmış olabilir.

Kilise önündeki çeşmeden alman bir kolla, merhum Orhan Yay’ın evinin köşesine Üçpınar Caddesi basında Hikmet Ata­soy’un oğlu adına yaptırdığı anı çeşmesi vardır. (1994)

Hastane altında özel kaynaktan getirilen su için, Belediye Başkanı Fikret Aslan tarafından güzel bir çeşme yaptırılmıştır. (1998)

Sivrihisar’ın Eskişehir yönüne çıkısındaki tarihi Garipçe Çeşmesi ile eski Ankara yolu çıkışında bağ yolundaki Habip Çeşmesi, zikre değer çeşmelerdendir. Bakımsızlıkları üzücüdür.

Atça (Akça) Çeşmesi: Eski tabakhane altında ve salhane üstünde bulunan, alanda yer alır. Bol sulu Atça (Akça) Çeşmesi, bugün Sanat Okulu avlusuna alınmıştır. Bu çeşme bol suyu ile halı, kilim, yün yıkayanlara büyük hizmet vermekte idi. Buraya kurulacak bir santrifüjle Uçapark havuzu beslenebilirdi.

Üçpınar caddesindeki çeşmeler, hisar bağlarına giderken Baba Çeşmesi ve eski çeşmelerin çoğu bakıma muhtaçtır.

akcesme

Akçeşme: Selçuklu uç kumandanı Akça Bey tarafından yaptırılmıştır. Hazinedar Camii altında idi. Korunması gerekli kültürel varlıklardan sayılarak, Hazinedar yanındaki yol ortasından aşağıya alınıp, aynen inşa ile restore edilmiş ve suyu bağlanmıştır (1998.) Takdire şayan bir hizmettir.

Eski hayvan pazarı yanında, acı sulu eski bir çeşme vardı. Spor sahası yanında söğüt ve kavaklar bu su sayesinde yetişmişti. Bu çeşmenin kendi ve suyu da kaybolmuştur.

Cumhuriyet İlkokulu karşı hizasında, Hakkı Bayındır evini yaptırırken, temelden su çıkmış biz de bu suyu müsaadesi ve döşediğimiz isale hattı ile İmam-Hatip Lisesi kuzey kapı içine kadar getirmiştik. Bu su sayesinde İmam-Hatip Lisesi bahçesindeki ağaçlar yetişti. Spor yapan gençler bu sudan yararlandı.

Belediye Başkanı Fikret Aslan’ın 1995 yılında suyu getiren ve sahibi olan Sivrihisar İslami ilimler Vakfı’na veya okula sorma lüzumunu duymadan, bu suyu okul girişinden kesip, stadyumdaki çimleri sulamak için, yaptırdığı havuza götürdüğünü öğrendik. Halbuki havuza akan başka su bulunuyordu. 1995 yılında İmam-Hatip Lisesi avlusunda müdür muavini Tahsin Çekiç’in teşebbüsü ve yoğun çabası ile yaptırılan sondajda, 45 m. granit delindikten sonra suya ulaşılmış ve suyun kullanıma elverişli olması üzerine derin kuyu tulumbası ile, okul bahçesindeki ağaçlar kurumaktan kurtarılmıştır. hayır sahibi Mahmut Kesmez (Kuma Hamamı sahiplerinden) 1997’de bu suya genç yaşta trafik kazasında ölen oğlu Asım Kesmez adına bir hatıra çeşmesi yaptırdı.

Hükümet Meydanı Çeşmesi: 1310 lu yıllarda girişte iki yanı aslan heykelli ahşap hükümet konağının önüne yapılan abide niteliğindeki çeşme ahşap bina yıkılıp yerine yapılan kargir binanın (halen adliye binası) görüntüsünü bozduğu ve küçük gösterdiği gerekçesi ile Muzaffer Potuoğlu’nun Belediye Başkanlığı döneminde yıkılmış, çeşme arkasında meydanın büyük kısmını gölgeleyen birkaç asırlık devasa çöl akasyası acımadan kesilmişti.

Hiç olmazsa yıkılan çeşme Sivrihisar girişlerinden birine monte edilse idi Tarihi Sivrihisar ilçesi için, güzel bir intiba ve kazanç vesilesi olurdu diye düşünüyorum. Nitekim 1960 yılında ziyaret ettiğim Edirne ili girişindeki böyle haşmetli bir çeşmeyi hala hatırlıyorum. Adı geçen çeşmenin musluk taşı Askerlik Şubesi ön duvarındadır.

babaces

Yenice Mahallesi Çeşmesi: Yenice mahallesi cami yanındadır. Belediye Başkanı Sarızade Ali Ağa zamanında (1904-1906) yaptırılmıştır. Bu gün bakımsız olup çirkin manzara arz ediyor.

Habip Çeşmesi: Sivrihisar’ın eski Ankara çıkışındadır.

Baba Çeşmesi: Sivrihisar’ın batısında eski Elcik yolu üzerindedir.

Garipçe Çeşmesi: Sivrihisar’ın Eskişehir çıkışındadır. Çocuk yaşta öğrenim için sıladan ayrılırken içine düştüğümüz durumu en güzel ifade eden bir isim olarak belleğimizde kalmıştır. Suyu kekremsi ve boldur. Maalesef bu gün akmıyor.

porsuk

Porsuk Çeşmesi: Yeni Sanayi çarşısı arkası bağların arasında Porsuk deresi yanındadır. Taşı 1255 H/1839 M. tarihini taşır.

Efendi Pınarı: Kanlıkavak Efendi Pınarı mevkisindedir. Bağlar arasındadır.

Bey Pınarı: Ankara otobanı Beypınarı mevkisindedir.

Çukur Çeşme: Şoför ve otomobilciler tesisi karşısında Talat Akay’ın bağ evi kapısı önündedir.

Şadırvan: Çarşı merkezinde 1311/1893 yılında Sultan Abdülhamid zamanında, Kaymakam Mahmud Bey tarafından yaptırıldı. Şa­dırvanın üst örtüsü sekizgen piramit ve üzeri çinko kaplı iken, yakın zamanda şimdiki şekli verildi.

Kitabesi:

Vece-alna minel mai külli şey’in hayy
Saye-i şahanede yapıldı işbu şadırvan
Ta kevseri ey adem iç
1311 dahi el mebni idi
Tarihi zemzem hem gel eyle dua kıl padi­şaha hem de zemzem iç.

Çeşmelerden bahsetmişken F. Nafiz Çamlıbel’in Şu şiirini yazmadan geçemeyeceğim.

Çoban Çeşmesi

Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi.
Ey suyun sesinden anlayan bağlar,
Ne söyler su dağa Çoban Çeşmesi.

Gönlünü Şirin’in aşkı sarınca,
Yol almış hayatın ufuklarınca.
O hızla dağları Ferhat yarınca,
Başlamış akmağa Çoban çeşmesi.

Bir zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi,
Değdi kaç dudağa Çoban çeşmesi.

Yeni Yapılan Çeşmeler: Bu çeşmeler genellikle mevcut sulardan istifade ile yapılmıştır. Bunlar Pazar yerindeki Atasoy Çeşmesi, Ali Dede önündeki Nurten Karabudak Hatıra Çeşmesi ve İmam-Hatip Lisesi önündeki Asım Kesmez Hatıra Çeşmesi ile kendi suyu bulunan Yunus Emre Mahallesi Çeşmesi. K-2

* * *

Sivrihisar Su Değirmenleri >

K-1- GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SİVRİHİSAR
Zafer KOYLU – Haşim ŞAHİN
Sivrihisar Belediyesi Kültür Yay, Sh. 376

K-2- Bütün Yönleriyle Sivrihisar, 2001 – Orhan KESKİN