Sivrihisar Cami Kebir

– ULU CAMİ VAKFI –

Cami-i Kebir – Eminüddin Mikail Camii – Ulu Cami –

Sivrihisar’da, Türk dönemine ait en eski tarihi yapı, Abdullah oğlu Eminüddin Mikail tarafından 673/1274-75’te yaptırılan camidir. Camii Kebir, Eminüddin Mikail Camii, Ulu Camii gibi adlarla da anılan bu cami, daha önce Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad dönemi devlet adamlarından Emir Cemaleddin Ali Bey tarafından 629/1231-1232 yılında yaptırılan caminin, yeniden inşa edilmesiyle günümüzdeki şeklini almıştır. 1260 yılında Sultan II. İzzeddin Keykavus’un naibliğine tayin edilen ve bu görevini Sultan IV. Rükneddin Kılıç Arslan ve III. Gıyaseddin Keyhüsrev dönemlerinde de sürdüren Emineddin Mikail’in yeniden yaptırdığı bu cami, Anadolu’nun en büyük ahşap sütunlu camiidir.

Cami Vakfı

Sivrihisar Ulu Camii ile ilgili vakıf kayıtlarında, bu caminin vakıfları arasında Kapullu / Kapulu, Ortaköy, Yalnızçam ve Karğalu (Karğu) köyleri ile Kapullu Köyü’ne bağlı Bademlü Mezreası, ayrıca Sivrihisar’ın içinde Tac-ı Gevher Hamamının mukataa geliri yer almaktadır. 16. yüzyılın ilk yarısında “Vakf-ı Cami‘-i Eminüddin Mikail”in, yani Sivrihisar Ulu Camii vakfının bir yıllık vergi geliri/hasılı, toplam 20.159 akçe, 16. yüzyılın ikinci yarısında da 20.240 akçedir.

II. Selim dönemine ait olduğu tahmin olunan 580 Numaralı Hüdavendigar Livası Evkaf Defterinde Seferihisar (Sivrihisar) Nahiyesi vakıflarının ilk sırasında Eminüddin Mikail Camii / Ulu Cami Vakfı’nın gelirleri / akaratı yer almaktadır. sh.40

Sivrihisar Ulu Cami: İlk olarak Emir Cemaleddin Ali Bey tarafından 629/1231-32 yılında, bir imaret olarak inşa ettirilmiş olduğu anlaşılan Sivrihisar Ulu Cami’nin 1274 tarihli kitabesinde, bu yapının Mikail b. Abdullah yani, Eminüddin Mikail tarafından yenileştirilmiş olduğu belirtilmiştir. Yine, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan 453 numaralı tapu tahrir defterindeki kayıtlardan, Sultan II. Alaeddin Keykubad’ın 1249-1254 yıllarını kapsayan üç kardeş devri içerisinde, Eminüddin Mikail’e Sivrihisar’da, yahut o dönemdeki ismiyle Seferihisar’da arazi bağışında bulunmuş olduğu ve Eminüddin Mikail’in de kendisine mülk olarak bağışlanmış olan bu yerlerin gelirlerini, 1274 yılında restore ettirdiği Ulu Cami’ye vakfetmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Sanat tarihçileri ve araştırmacılar, Sivrihisar Ulu Cami’nin, Emineddin Mikail’in 673/1274 yılında yaptırmış olduğu onarım çalışmaları sonrasında günümüzdeki formuna kavuşmuş olduğunu belirtip, dolayısıyla, Sivrihisar Ulu Cami’nin asıl banisinin Eminüddin Mikail olması gerektiği yönündeki kanaatlerini ifade etmişlerdir.

Yapının, Emineddin Mikail tarafından hangi maksatla yaptırılmış olduğu da ayrı bir tartışma konusu olmuştur. Bununla ilgili olarak Tahsin Özalp, yapının inşa ediliş biçiminden ve ayrıca, minare ve mihrabın, yapıya 15. yüzyılda eklenmiş olmasından hareket ederek, Emineddin Mikail’in günümüzde Ulu Cami olarak bilinen bu yapıyı, aslında bir kervansaray olarak onartmış olduğunu yahut, 1231-32 tarihli eski imareti yıktırarak, yerine kervansaray olarak yeni bir yapı inşa ettirmiş olduğunu ve yapının ancak 15. asırda, Hızır Bey’in yaptırmış olduğu onarım sırasında camiye dönüştürülmüş olduğunu ifade etmiştir.

Sanat tarihçisi Erol Altınsapan ise, Ulu Cami’nin ilkin, bir kervansaray olarak inşa ettirilmiş olduğu yönündeki düşüncenin, Ulu Cami’nin ilçedeki alışılagelmiş cami mimarisinden farklı özellikler taşımış olması ve yine, mihrap ekseninin tam kıble istikametinde olmaması sebebiyle yaygınlaştığını belirterek ayrıca, Ulu Cami ile Alemşah Türbesi arasında, 1930 yıllarına kadar ayakta kalmış, Ulu Cami boyutlarında bir hanın bulunduğu bilgisini vermiştir. *

Ulu Cami’nin hemen bitişiğinde bulunan ve bir süreliğine müftülük binası olarak ta kullanılmış olan kısmın Eminüddin Mikail Medresesi ve yine, Ulu Cami’nin bitişiğindeki Sölpük Mescidi olarak da bilinen kubbeli mekanın da Eminüddin Mikail Kütüphanesi isimleriyle hizmet vermiş oldukları bilinmektedir. H. 1325/M. 1907 tarihli Ankara Vilayeti Salnamesinde, Sivrihisar’daki bu kütüphaneden bahsedilerek, kütüphanede 1500’ü aşkın değerli kitabın bulunduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte medrese ve kütüphane olarak kullanılmış olan bu kısımların, Ulu Cami’ye çok daha geç dönemlerde eklenmiş olduğu düşünülmektedir. sh.202

***

⇓ ⇑

Sivrihisar’daki bu döneme ait yapılarla ilgili dikkat çeken bir diğer husus ise, Tahsin Özalp’in, Hazinedar ve Hoşkadem mescidlerinin, 13. asrın ikinci yarısında, Eminüddin Mikail’in hazinedarı olarak belirtmiş olduğu Necibüddin Mustafa isimli bir şahıs tarafından yaptırılmış olduğuna dair iddiasıdır . Özalp’in aslen Sivrihisarlı olduğunu ve Moğollar tarafından idam edilmiş olduğunu söylediği bu şahsı, 1262 yılında Karaman oğulları isyanı ile ilişkilendirilerek Moğollar tarafından idam edilmiş olan Müstevfi Necibüddin ile aynı kişi sandığı anlaşılmaktadır . Bununla birlikte İbn Bibi’nin eserinde Müstevfi Necibüddin’in künyesi, “Necibüddin Müstevfi Delicani” şeklinde yazılmış olup, bu kayıttan da açıkça anlaşılacağı üzere, Müstevfi Necibüddin’in Sivrihisarlı olmadığı ve İran’ın Delican şehrinden gelmiş bir bürokrat olduğu görülmektedir.

Özetle söylemek gerekirse Müstevfi Necibüddin Delicani’nin 1262 yılında, Moğollar tarafından idam edilmiş olduğu bilindiğinden dolayı, bu durumda, Özalp’in inşasını 1274 yılına tarihlendirdiği Hoşkadem Mescidi’ni yaptırmış olması imkansız hale gelmektedir. Eğer, Özalp’in Hoşkadem mescidinin inşasına dair vermiş olduğu 1274 yılını doğru kabul edecek olursak, o halde 1274 yılına kadar yaşamış olan Hazinedar Necibüddin Mustafa isimli bu şahsın, Müstevfi Necibüddin Delicani ile aynı kişi olmayıp, Eminüddin Mikail’in maiyyetinde bulunan başka bir kişi olduğunu söylemek icap eder. Bununla birlikte Özalp’in, sadece tarihlendirmede yanılmış olduğunu kabul edecek olursak o halde, Sivrihisarlı olmaması dışında, Hazinedar Necibüddin Mustafa isimli bu şahsın benzerlikler nedeniyle, gerçektende Müstevfi Necibüddin Delicani ile aynı kişi olma ihtimalinin yüksek olduğu ve Delicanlı Müstevli Necibüddin’in 13. asrın ilk yarısında yahut hemen sonrasında Sivrihisar’da bazı eserler yaptırmış olduğu söylenebilir. Bununla birlikte sanat tarihçileri Özalp’in bu iki mescidin inşa tarihleri hakkında yanılmış olduğunu ifade ederek, gerek planları ve kuruluşları ve gerekse malzeme özellikleri bakımından büyük benzerlikler gösteren bu iki mescidin, 15. yüzyılda inşa edilmiş olduklarını belirtmişlerdir .

Eminüddin Mikail Zaviyesi: Yasemin Demircan’ın 16. yüz yıla ait Kayseri vakıflarıyla ilgili yapmış olduğu çalışmanın neticesinde Kayseri’de, bu dönemde Eminüddin Mikail’in adını taşıyan bir zaviye bulunduğu bilgisi ortaya çıkmıştır. Anadolu Selçuklu devlet adamlarının hayır amaçlı bu tür yapılar inşa ettirmiş oldukları ve ayrıca Eminüddin Mikail’in tasavvufa olan düşkünlüğü bilindiğinden dolayı, Kayseri’deki bu zaviyenin onun tarafından yaptırılmış olma olasılığı bir hayli fazladır. Mustafa Keskin, Emineddin Mikail’in, Mevlana Celaleddin’e olan yakınlığım hesaba katarak, 16. yüzyıl Osmanlı kaynaklarında ismi geçen bu zaviyenin, bir Mevlevi tekkesi olduğunu ifade etmiştir. Zaviyenin 18. yüz yılda da faal olarak hizmete bulunduğu anlaşılmaktadır .


*Not: 1983 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Sivrihisar Ulu Cami kıblesinde, cami içinden düzeltilme yapıldı. Fakat bir süre sonra eski haline getirildi.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SİVRİHİSAR
Zafer KOYLU – Haşim ŞAHİN
Sivrihisar Belediyesi Kültür Yayınları -2-
Not: Murat SEVİMBAY

Categories: Makale ve Yazılar

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*