Bakış Açısı

Bakış Açısı

Gezmek için önce, Üç pınar çeşmesinin kurnasından su içerek başladım.

Üç pınar Çeşmesi: “(Korunması Gerekli Kültür Varlığıdır)Mimari özelliği olan bir çeşmedir. 14 yy. yapılmıştır. Üç Pınar Caddesi sonunda Yenice Mahalle Mezarlığının kuzey kısmındadır.” Çeşme tamamen Kireçle badana yapılmış.

Oradan, Ermeni hamamı orasının da harabe şeklindeki hali,devamında restorasyonu yarım kalmış Ermeni Kilisesi, yine aynı şekilde olan Saat Kulesini gezdikten sonra güzel bir gezi yolu güzergahı yapılabilir diye düşünmeden edemedim.

Mavı Kadın Çeşmesi : “(Korunması Gerekli Kültür Varlığıdır)Mimari özelliği olan bir çeşmedir. 1378 Yılında Ahi Paşa eşi Mavı kadın tarafından yaptırılmıştır. Camikebir Mahallesi Mavı Kadın Sokak ta olup.” Çeşme Yesil bir boya ile boyanmıştır.
Balaban Camii yanından geçerken Balaban Çeşmesinin : “(Korunması Gerekli Kültür Varlığıdır) 1370 Yılında Sofya Fatihi Balaban Paşa tarafından yaptırılmıştır.Elmalı Mahallesindedir.” Çeşmenin Mermerle kaplandığını gördüm.

Biraz aşağısında bulunan, Demirci Çeşmesi : “(Korunması gerekli Kültür Varlığıdır.)14 yy yapılmıştır. Demirci Mahallesi Demirci Sokak ile Balaban Sokağın kesiştiği yerdedir.” Burası da Mermerle kaplanmış.

Bunlar Korunması gerekli Kültür varlığı olup, nasıl olur da böyle bir şey yapılabilirdi, diyerek yoluma devam ettim.

Oradan Kurşunlu Camiinin doğu kısmında ki mezarlıkta Şeyh Baba Yusuf’un Babası olan Halil Baba,Torunları Hamdi Baba, Sofi Baba, Hamit Baba ve Fahri Baba ile Şeyh Osman Afif Efendi’nin Oğlu Şeyh Ahmed Şemseddin Efendi nin mezarlarının olduğu yere geldiğimde, aynı manzara her tarafı mermerle kaplanmış ortalıkta ne kitabe kalmış, nede tarihi bir doku ve birde hayvanların mezarların üzerlerinde gezindiğini görünce eyvah dedim.

Devamında Kumlu yolda bulunan, Şeyh Abdi Vehhab ile Seyyid Nureddin’in mezarlarını ziyaretimde yine mermerle kaplandığını gördüm.

Yine, Akçabey (AK) Çeşme :” (Korunması Gerekli Kültür Varlığıdır) Mimari özelliği olan bir çeşmedir. Selçuklu Ordusunun uç komutanı Akça Bey tarafından yaptırılmıştır. Ak çeşme Caddesi üzerindedir.” Çeşme üzerine sprey boya ile yazılan yazılar.

Gezdiğim yerlerde gördüğüm manzaralar karşısında, bu kadim şehri ve Anadolu’yu istila eden Moğollar, Karaman oğlu ve Timur’un yakan, yıkan ve zulüm edilen dönemleri aklıma geldi ve MODERN MOĞOLLAR’ın bir an Sivrihisar’a geldiğini düşündüm.

Bu Tarihi eseri, camiler, mescidler, türbeler,kümbetler, çeşmeler, mezarlar, ören yerleri, hatta ağaçları ve evler bütün bunlar tarihi dokudur. Bütün bunlar bizim tarihi delil ve vesikalarımızdır.

Bu nasıl bir kafa yapısı ki!
Hangi niyetle yapılırsa yapılsın, tarihi eserin vasfını değiştirmek dokusunu bozmak bildiğim kadar suç!

Bunu yaparken kimden izin aldınız.

Tarihi eserin dokusuna ne denli zarar verdiğinin farkında nasıl olunmaz, hangi çağda yaşıyoruz.

Bununla alakalı olan yetkili kurumlar, sivil toplum örgütleri veya o mahallede bulunan,vicdan sahibi insanlar!
Bu yapılanlar için siz ne yapıyorsunuz? Yazıktır, günahtır bu eserlerin yıkımı yok olması demektir. Diyecek bir Allah’ın kulu çıkmaz mı.
Geçmişte bu tür olaylara maruz kalmış bir neslin insanları olarak. Görmez den gelerek, bana ne beni ilgilendirmez bahanelerine sığınarak ne vicdani nede ahlaki sorumluluktan kurtulamayız.
Burada Belediye Başkanı, Meclis üyeleri ve Mahallenin Muhtarları da dahil olmak üzere en büyük görev sizlere düşmektedir.
Bu mimari özelliği olan Tarihi eserleri korumada azami özen ve itina gösterilmelidir. Yoksa bunun ne vebalinden nede vicdani sorumluluğundan kurtulamazsınız.
Unutulmamalı ki! KENDİMİZE KARŞI OLAN BAKIŞ AÇIMIZ HAYATA KARŞI BAKIŞ AÇIMIZLA AYNIDIR.
SAYGILARIMLA
Niyazi Koca

***