Zamanın Koridorlarında Sivrihisar

Herhalde “Kökü Derinde Bir Çınar” deyimini en çok hak eden ilçelerimizden biri Sivrihisar; nasıl olmasın ki ta Etiler’den, Frigler’den, Bizans’tan, Selçuklu ve Osmanlı’dan beri bir kültür ve ticaret merkezi olagelmiş… Sinesinde Nasreddin Hocalar, Yunus Emreler, İstanbul’un ilk şehremini Hızır Beyler, Selman-i Farisiler, Türk edebiyatının üstadlarından Mehmet Kaplanlar yetiştirmiş… İnsanlık, güldürürken düşündürmeyi Nasreddin Hoca’da, Hak ve halk sevgisini Yunus Emre’de, adaleti Hızır Bey’de görmüş… Ulu Camisi, tarihi kilisesi, Zaimağa Konağı, Tarihi hamamları, Saat Kulesi, Pessinus Antik Kenti ile bir tarih hazinesi… Geleneksel yemekleri; bamya çorbası, kelem dolması, ev baklavası, su böreği ve arabaşı… Sivrihisar cebesi, İncili küpesi, kilimleri ile bir kültür deryası… işte bütün bunlar bir araya gelince, bir de yolların kesiştiği yerde, Nasreddin Hocamızın deyimiyle “Dünyanın Merkezi”nde olması eklenince Sivrihisar’ın hem bir turizm merkezi hem de ticaret merkezi olmaması için hiçbir sebep yok.

Köklü geçmişi, tarih içinde çıkardığı önemli şahsiyetleri ve geçmişe tanıklık eden yapılarıyla Sivrihisar’daki yol öyküsü başlıyor. Biyolog Rıfat Çığ rehberliğinde, bir tarih perdesi aralanıyor.

Belgeselci Rıfat Çığ 8 yıl aradan sonra Sivrihisar’ı bir kez daha ziyaret ediyor. Sivrihisar yüzyıllardır kilitli duran kapılarını bir kez daha Ayak İzleri için açıyor ve özenle koruyup sakladığı mirası Türkiye ve Dünyaya gösteriyor.

Categories: Arşiv

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*