Yurdanur’dan “Hamam 1955”

GURURUMUZ DEVLET SANATÇISI HEYKELTIRAŞ METİN YURDANUR

Başkent’in birçok yerinde karşımıza çıkan heykellerde imzası bulunan Metin Yurdanur’un, “Hamam 1955″ heykel sergisi Galeri Soyut’ta açıldı. Yurdanur, 4 yaşında iken ilk kez gittiği hamamdan etkilenerek, “Hamam 1955” sergisini hazırladığını söyledi

Metin Yurdanur. Ankara’nın birçok noktasında yer alan simge heykellere imza atan ünlü heykeltıraş Yurdanur. 4 yaşında iken ilk kez gittiği hamamda gördüklerini heykele dönüştürdü ve Galeri Soyut’ta sergilemeye başladı. “Hamam 1955” sergisi, 13 Mayısa kadar ziyaret edilebilecek. 

“HEYKELLERİM KARTPOSTAL OLDU”

Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak heykel dersleri verirken Büyükşehir Belediyesinin kendisinden kentin süslenmesi için çeşitli heykel taleplerinde bulunduğunu anlatan Yurdanur, “Bu istek üzerine Abdi İpekçi Parkı’nda Eller Gar Meydanı’nda ‘Miras’ ve Batıkent’te şimdi yerinde olmayan ‘Sevgi ve Dayanışma’ heykelini yaptım. Ankara halkının heykellere ilgisi o kadar yoğun oldu ki heykellerim afişler, kartpostallar ve filmler haline getirildi” dedi Abdi İpekçi Parkı’nda miting yapan insanların kendime ait ‘Eller’ heykeline çıkıp kendi taleplerim ve dünya görüşlerini haykırdıklarını söyleyen heykeltraş. “Bunu demokrasiye bir katkı olarak düşünürüm. Yüksel Caddesindeki İnsan Hakları heykeli de 10 Aralık insan Hakları Gününde konuldu. İnsanlar tarafından bir sembol haline getirildi. Olgunlar’da ‘Madenci Heykelini yaptım. Ankara’nın farklı yerlerinde 20’ye yakın eserim bulunuyor. Ayrıca, Japonya’dan Moğolistan’a, Türkmenistan’da Küba’ya bir çok ülkede anıt heykellerim var” dedi.

HEYKELLERİ ÇOCUĞU GİBİ

1979 yılında Abdi İpekçi Parkına yaptığı Eller’ heykelinin Ankara’nın ilk sivil heykeli sayılabileceğini vurgulayan Yurdanur, “1979’da yapılan ilk sivil heykel bittikten sonra ben ayda bir oraya giderek, mutlulukla o elleri’ izlerdim Bu tıpkı bir annenin çocuğunu dünyaya getirip. okutup, adam olduktan sonra onunla mutlu olması gibi bir duygudur” diyerek hislerini paylaştı. ‘Eller’ heykeli etrafında sağcısından solcusuna herkesin eylem yapıp, sesini duyurmaya çalıştığını söyleyen başarılı heykeltıraş,

“Bazı şeyler sizin elinizde değil öyle şeyler yaparsınız ki, toplum onu birden kanıksar ve sembol haline getirir. Bu benim biraz şansımdan kaynaklanıyor” dedi.

Yurdanur: Sanata müdahale edilebilir

Ellerinden doğan İnsan Hakları Heykelini de anlatan Yurdanur, ‘Kitap okuyan bir kadın figürü var orada, kitabımda da ‘İnsan Hakları’ yazıyor. Heykelin göğüs kısmının soluna küçük bu kalp çizilmiş, bu çok hoş bir şey. İnsanlar sanata bu şekilde müdahele de edebilirler. Tahrip etmek yerine oraya güzel bir işaret koymuşlar. Ben buna mutlu olurum” diye konuştu.

Toplum Eserlere Sahip Çıkmalı

Geçtiğimiz aylarda Yüksel Caddesi’nde bulunan heykelin çalınmasına ilişkin düşüncelerini de paylaşan Metin Yurdanur şunları söyledi:

-Atölyemin hemen yanı başında heykellerim yer alıyor. Şimdiye kadar hiçbiri zarar görmedi. Bilinçli olarak kimsenin heykele zarar verdiğini düşünmüyorum. Sokaklardaki heykellerin korumaması ortak bir sorun, ülkenin sorunu. Bu polisle, Zabıtayla önlenebilecek bir konu değil. Bahsettiğiniz olay Ankara’nın en işlek caddesinde meydana geldi. Bronz bir heykel bir gecede yok edildi. O heykeli yapan sanatçı artık yaşamıyor ve aynısının bir daha yapılması mümkün değil. Toplumun sanat eserlerine sahip çıkması gerekiyor. Son sergisi “Hamam 1955’ı anlatan ünlü heykeltıraş, ‘4 yaşımdayken ilk kez hamama gittim. Hamam bin yıllık bir Roma Hamamı’ydı. Sivrihisar”da. Elektrik yoktu, mum, idare ya da gaz lambasıyla aydınlatılıyordu). Düğünler, gelin hamamı yapardı. Hamam da herkese bağıran çağıran, su taşıyan ve zenginlere yardım eden külhanbeyi gibi bir görevli olurdu. Bunlar hep parça parça aklımda kalanlar ve heykele dönüşmüş halleri. Sergide hep stilize edilmiş insan formları var. Tam olarak insan formunu yansıtmıyorlar. Hamamdaki kadınların yanında dolaşan küçük bir erkek çocuğundan oluşan heykeller bunlar. Heykellerin hepsi bronz ve bronz dökümün renklerini yansıtıyor” diye konuştu

Dilvin KAYGUSUZ

ht-ankara

Metin YURDANUR kimdir

1951’de Sivrihisar’da dünyaya geldi. Çocukluğunu geçirdiği Sivrihisar’daki Frigya kalıntıları, onda heykele karşı ilgi ve merak uyandırdı. Lise öğrenimini Eskişehir’de tamamladıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü’nde sanat eğitimi aldı ve heykele başladı.

1972’de mezun olduktan sonra öğretmen olarak Isparta’ya atandı. Ertesi sene Cumhuriyetin 50. yılı kutlamaları şerefine Isparta’ya bir beton döküm Atatürk anıtı yaptı. Öğretmenlik yaşamı 1978’e kadar Eskişehir’in Mihalıççık, Çifteler ilçelerinde devam etti.

1 Şubat 1980’de evlenen Eser – Metin YURDANUR çiftinin Aslı ve Gizem adında iki kızları var.

1978-1981 arasında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim İş bölümünde modelaj öğretmenliği yaptı. 1979’da Ankara Belediyesi’nin talebi üzerine kamusal alanlara heykel çalışmaları yapmaya başladı. Abdi İpekçi Parkı, Gar Meydanı, Batı Kent ve Kavaklıdere gibi birçok yer için heykeller tasarladı.

1985 yılında kendi atölyesini açan sanatçının atölyesinde yaptığı ilk eser Sivrihisar’ın girişine dikilen Nasreddin Hoca heykeli oldu. 1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını aldı.

2005 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi yerleşkesinde “Ben Anadoluyum, Ben Cumhuriyetin, Ben Halkım” adlı bir yıl süreli ve elliden fazla heykel içeren sergiyi açtı. Sergi, her yıl farklı bir üniversitede tekrarlanmaktadır.

Sanatçı, genellikle bronz malzeme ile eserler üretmektedir . Yirmisi Ankara’da olmak üzere Türkiye’de 100, Macaristan’da üç, Almanya’da iki, Libya, Türkmenistan ve Japonya’da ise birer heykeli vardır.

Categories: Etkinliklerimiz