Yalınkat Ebe

Sivrihisar Sosyal Hayatından Kesitler

8- Yalınkat Ebe –

Sivrihisar’da Demirci çeşmesi meydanına bakan alçak avlu duvarı girişinde bahçeden sonra iki oda bir mutfak, toprak damlı indirme bir ev vardı. Toprak damlı dedim ama o zamanlar evlerin %80 i toprak damlı idi. Damlara killi toprak serilir yağmurdan sonra da kabaran toprak yuvak tabir edilen silindir mermer ve iki yanı göbeğindeki çukurlara sıkıştırılmış özel ağaçlara bağlanan ipler vasıtası ile ekseninde yuvarlanır damlar akmasın diye toprak pekiştirilirdi. Taa ki sular eve damlamayıp ağaç çörtenlerden aksın diye. Çocukluk hafızamda kalan damı yuvaklı bu ev, ilkokul arkadaşım Ahmet’in annesinin, Yalınkat Ebenin evi idi. Bu evde Ahmet’ten başka kızlı erkekli 8-10 çocuk vardı.

Sonradan öğrendim ki Yalınkat ebenin kocası ölmüştü. Kendisinin iki çocuğu vardı. Diğerleri çoğu köylerden anneleri babaları ölmüş yetim öksüz çocuklardı. Bakacak kimseleri olmadığından bu şefkat abidesi kadına sığınmışlardı.

Demirci çeşmesi meydanı o tarihlerde, yani 1940’lar da sığır sürüsünün yaylım­dan evvel toplanma yeri idi. Sürü çobanı Ese tarafından toplanıp götürüldüğünde, Yalınkat ebe kova ve tulumlarla gübreleri toplar, avlusunda kışlık yakacak için tezek yapardı. Çeşmenin ayağından akan suyu eve almış, ıspanak, sebze zerzevat yetiştirirdi. Boru gibi uzun sapları ve koca yaprakları ile kabak bitkisini ilk olarak orada görmüştüm.

Yalınkat ebe ilçede bulunan askerlik şubesi ve jandarma teşkilatındaki erlerin çamaşırlarını yıkar ve mali durumunu bilen hayır sahiplerinin yardımları ve yukarıda arz-ettiğim veçhile yetimleri yedirip giydirme savası verirdi.

Günlerden bir gün evinin bacasından yükselen dumanları görüp, yangın olmasından kuşkulanan temel komşusu, uzun uzun çalmasına ve seslenmesine rağmen kapının açılmadığını görünce evinden salladığı merdivenle Yalınkat Ebenin evine girmişti. Tandırda kırlardan toplayıp getirdiği geven, sığır kuyruğu, piren otları büyük dumanlarla yanarken çocuklar pişecek şibitleri almak için etrafında bek­liyorlardı

Komşusu merak ettiğini niçin kapıyı açmadığını sordu. Yalınkat ebe: “Ekmek vesika ile, un da bulamadığım için günlerdir aç kalan çocuklarıma kepekten şibit (küçük ekmek) yapmak zorunda kaldım. Kapıyı açsam da bu halimi mi görse idin” cevabını verdi. Komşu irkildi, üzüldü mahcup oldu. Evine koştu. Sahip olduğu iki çuval undan birini yüklenip getirdi. Hazreti Ömer misali gözyaşlarını tutamıyor “komşum ne olur ihtiyacın olduğunda haberim olsun beni affet” diyordu. Sonsuz gayretleri hayır sahiplerinin gizli katkıları ile Yalınkat ebe bu şefkat yuvasında nice çocukları büyüttü, ilkokulda okuttu meslek sahibi yaptı evlendirdi. Hayır isledi Allah’dan karşılık bekledi. Bilmem ne zaman bu dünyadan göçtü. Ne ismi bir caddeye verildi ne heykeli dikildi. Ancak yetiştirdiği çocuklarla ve tanıyanlarının gönlünde unutulmayan bir iz bıraktı. Allah rahmet eylesin.

Bütün Yönleriyle Sivrihisar
Orhan KESKİN

Categories: Orhan Keskin

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*