Vatani Vazife

Vatani Vazife

VATANİ VAZİFE

Kış günü olmasına rağmen Fatma hanımın evinde temizlik işleri başlamıştı. Fatma hanımın evi bir sofa iki büyükçe odadan ibaretti. Taban toprak sıva, duvarlar beyaz kireçtendi. Fatma Hanım ve kızı Ayşe önce odaların duvarlarını kireçle badana yaptılar. Sonra zeminleri inceltilmiş özel toprak çamuruyla cilaladılar. Badanalı odalar kuruduktan sonra Sivrihisar Kilimleri, köşe yastıkları, rengarenk çiçeklerle bezeli kanaviçe örtülerle bir güzel tefriş ettiler. Dip köşe tertemiz oldu. Gelen misafirlerin üşümemesi için iki odaya saç soba kuruldu. Akşam yemeğinde kullanılmak üzere Konya yapımı çiçek motifli tahta kaşıklar, meydan zinileri, ayaklı bakır çorba tasları, pilav tabakları sofra bezleri, şakşaklarına kadar unutulmadı. Şeker, tuz, gaz yağı, ispirto gibi temel maddeler arastadan temin edildi. Geceleri daha bol ışık veren lüks lambası komşulardan ödünç alındı.

Küçük Hakkı Lüks lambasını ilk defa görüyordu. Renkli gözlerini açarak lüks lambasını incelemeye koyuldu. Dayısı anlatmaya başladı.

Halk buna “löküz lambası veya lüküz”der. Gaz lambasına benzer. Gaz lambası gibi deposu vardır. Deposuna gaz doldurulur. Gaz lambasından farkı, fitil yerine gazın yandığı meme ucuna ipek kumaştan yapılmış ısıya dayanıklı, gömlek denilen ve ışığı parlaklaştıran tül kese takılır. Lüks lambası rüzgârdan etkilenmediği ve taşımaya elverişli olduğu için daha çok ev dışında harman yeri. Tarla sulama işleri sırasında, düğünlerde merasimlerde kullanılırdı. Lüks lambasını devamlı kullananlara saygınlık sağlardı. Küçük Hakkı dayıcığım bu ışıtma aleti nasıl yakılır diye sordu. Dayısı
– Gaz deposunun kapağındaki hava kontrol düğmesi kontrol edilir. Gömleğin altındaki hazneye dolacak şekilde ispirto konur. Kibrit ile tutuşturulur. Gömleğin takılı olduğu gazın geldiği düzenek ısınıncaya kadar beklenir. Gömlek beyaza dönüşünce, hava düğmesi kapatılır. Hava pompasıyla yeterli hava gaz deposuna basılır. Lüks camında parlak ışığı belirlenince işlem tamamlanmış olur. Eğer gömleğin ucundaki memede tıkanıklık olursa gazın püskürtülmesi zorlaşır. Bu da yandaki düğme ile bu tıkanıklık giderilir. Diyerek sözlerini tamamladı.

Küçük Hakkı mektebe başlayalı henüz dört ay olmuştu. Fatma hanımın evinde buruk bir sevgi, tarifsiz heyecan dolaşıyordu. Akrabalar, komşular her akşam Fatma hanımın evinde askere uğurlama yemeğinde buluşacak, çünkü Küçük Hakkının dayısı Kazım mart ayında vatani vazifesini yapmaya gidecekti. Asker yemeğine gitmek ve giderken de gidenin maddi durumu, yakınlığına göre yemek götürmek kasabanın mahalli adetlerindendi.

Bu yemekler; Mevsimine göre tarhana çorbası, erişte, dutmaç aşı, badılcan, biber ve kelem dolması, yumurtalı ev makarnası , nohutlu sulu pirinç aşı,sade yağ(tere yağ) lı bulgur aşı arkasına zerdali hoşafı , kuru incir tatlısı sıralanırdı.

Askere uğurlamalarda ilk akşamın misafirleri kardeşler, yakın akrabalardan olurdu. Mart ayının o soğuk günlerinden birisi, bozkırın kuru, kavurucu soğuğu insanın suratına kış tokat’ı gibi vurur. Akşam ezanına kısa bir zaman dilimi kala, dış kapının tokmağı sert hızlı, hızlı çalınıyor. Sokaktan at kişnemesi ile homurtu karışımı sesler geliyor. Hakkı her şeyi unutmuş heyecanla kapıya koştu. Kapı ayrılık acıyla inlercesine gıcırdayarak açıldı. Gelenler annesi Asiye Hanım, ablası Rahime, kız kardeşi Cemile ve amcası Yahya Beydi. İyi giyinmelerine rağmen üşüdükleri hallerinden belli oluyordu. Çocuklar kepeneğin altında geldikleri için ayazdan pek etkilenmemişlerdi. Hakkı doğru kardeşi Cemileye koştu, kucakladı. İki kardeş hasret gideriyor. Anne ve ablasının en son amcası Yahya Bey’e yöneldi, ayrı, ayrı hepsinin elini öptü.