Türk Dünyasında Nasreddin Hoca

– TÜRK DÜNYASINDA NASREDDİN HOCA –

Genel tarifiyle Türk Dünyası, Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında da, Türk olarak kabul edilen ve Türkçenin birer lehçesini konuşan birçok topluluğu ifade etmek için kullanılan bir terimdir.

Nasrettin Hocanın Türk Kültüründeki Önemi

Büyük bir coğrafyaya yayılmış ve zengin bir kültür mozaiği oluşturmuş Türklerin dünya kültürüne kazandırdığı önemli değerleri vardır. Bu değerlerden biri olan Nasreddin Hoca, bu bağlamda yerelden evrensele uzanan yolda tüm insanlığa mal olmuş bir mizah kahramanıdır. Türk toplulukları arasında fıkra türü metinlerinin Nasreddin Hoca tipi etrafında zengin bir koleksiyon meydana getirdiği, özellikle son dönemlerde yapılan araştırmalarla gün yüzüne çıkmaktadır.

Anadolu dışında, Avrupa’da, Asya’da, Orta Doğu’da, Uzak Doğu’da, Afrika’da, Amerika’da ve dünyanın birçok yerinde Nasreddin Hoca araştırmacıları ortaya çıkmıştır. Özellikle son yıllarda Türk Cumhuriyetleri ile olan kültürel ilişkilerimizde Nasreddin Hoca adeta bir kültür elçisi olmuş ve aynı soydan gelen kardeşlerimizle aramızda adeta bir çimento olmuştur. Bugün Türk Cumhuriyetlerinde Nasreddin Hoca’nın fıkralarını bilmeyen yoktur.

Bugün sadece kendisinin değil, pek çok değişik tipteki ferdi ve anonim fıkranın ona mâl edilmesi, onun büyük şöhretinin en önemli delillerinden biridir. Ayrıca, bütün Türk Dünyasında ortak değer olması, onun uluslararası niteliğinden daha da önemlidir. Karşımıza Türkistan’dan Macaristan’a, Sibirya’dan Kuzey Afrika’ya kadar Türk’ün ayak bastığı her yerde Nasreddin Hoca, Molla Nasreddin, Afandi veya Apandi, Avanti, Hoja Nasr gibi değişik adlarla çıkan Hocanın bu geniş coğrafyasına bir de komşu milletlerin ve 17. yüzyıldan sonra başlayan Avrupalı entelektüellerin ilgisi eklenince, fıkraların yayılma sahaları daha da genişlemiştir.

Balkanlarda (Macaristan, Romanya, Makedonya, Yunanistan), Irak’ta, Suriye’de, Kıbrıs’ta, Kafkasya’da ve Azerbaycan’da, Kumuklar’da, Karaçay ve Malkar Türklerinde, Karakalpaklar’da, Kazan’da, Gagavuzlar’da, Başkurdistan’da, Çuvaşlar’da, Altay ve Hakaslar’da, Türkistan Alanında, Kazakistan’da, Özbekistan’da, Türkmenistan’da, Kırgızistan’da ve daha birçok coğrafyada Nasreddin Hoca’nın canlı bir şekilde yaşadığına şahit olmak mümkündür.

Nasrettin Hocanın Türk Toplumundaki Yeri ve Önemi

Nasrettin Hoca fıkraları Anadolu’dan Türk dünyasına, oradan da tüm dünyaya değişik yollarla yayılarak dal budak salmıştır. Nasrettin hoca fıkraları bütün yönleri ile ele alındığında, bunların bir fıkra tipi oluşturduğu ve Nasrettin Hocanın tarihi kişiliğini yansıtmaktan öte Türk milletinin kolektif bilincini ve kolektif karakterini yansıtmakta olduğu görülür.

Nasreddin Hoca fıkralarının hemen hemen bütününde sadece Türk insanın değil, bütün dünya insanların ortak sorunları genel özellikleriyle ele alınır. Nasreddin Hocanın tüm dünyada kabul görmesinin en önemli nedenlerinden biri de budur. Tüm insanlık, sorunlarının ustaca çözümünü bu fıkralarda bulur. Bu fıkralarda neredeyse ele alınmayan bir tip, üzerinde durulmayan sosyal bir mesele yok gibidir. Bu yönüyle Nasreddin Hoca, yerelden evrensele uzanan yolda aynı zamanda bir kültür elçisidir.

Nasreddin Hoca rahmet yağmurları gibidir. Türk toplumunun kurak zamanlarında rahmet yağmurları gibi gelerek toplumda canlanmayı yeniden sağlayan bir hayat damarı gibidir. Nasreddin Hoca fıkralarının, toplum üzerindeki etkisini düşünecek olursak, bunlar, Türk toplumunun kontrol mekanizmasıdır. Toplumdaki her türlü düzensizlikler, kötülükler, eksiklikler kendisine has bir üslupla anlatılmaktadır. Burada ortaya konan hükümler çerçevesinde insanlar hayatlarına yön verirler ve davranış geliştirirler. Nasreddin Hoca, Türk toplum hayatının vazgeçilmez yapı taşlarından biridir. -Kaynak-1

 Nasreddin Hoca’nın tüm dünyada tanınmasının ve sevilmesinin nedeni nedir?

Nasreddin Hoca’yı ve mizah belleğini asırlardır yaşatan, Türk milletidir. Bu nedenle de fıkra belleği, sadece belirli bir dönemin değil, sekiz asrın eseridir ve yeni uyarlamalarla, sürekli zenginleşmektedir. Nasreddin Hoca fıkra belleğiyle ilgili olarak “bu fıkra O’na aittir veya değildir” şeklinde bir kümele yapmak, bilimsel değildir. Keza Nasreddin Hoca’yı yaşatan dinamik, geçmişe, bugüne ve geleceğe ait olmasıdır Sizce Nasreddin Hoca’nın yaklaşık 80 yıllık ömrü mü, yoksa 800 yıllık ömrü mü daha önemlidir? O, Türk milletinin insanlığa armağan ettiği bir zirve şahsiyet ve değerdir. O’nu bir döneme hasretmek, pek akılcı bir yaklaşım değildir Bugün senin Nasreddin Hoca ile ilgili yarattığın ya da uydurduğun fıkra da, bu belleğe aittir ve değerlidir.

Nasreddin Hoca belleğinde yer alan fıkraların hepsi, güzel ve anlamlı. Son dönemdeki bir liderlik kursunda temel eğitim aracı olarak değerlendirilen ve Nasreddin Hoca’nın her çağda yaşadığını da kanıtlayan aşağıdaki birkaç uyarlama fıkrayı sizinle paylaşmak isterim:

Nasreddin Hocaya sormuşlar:
-Hocam, nasıl adam olunur?
Nasreddin Hoca:
-Konuşan varsa dinleyerek, dinleyen varsa konuşarak, diye cevaplamış.
Adamın biri Nasreddin Hoca’ya sormuş:
-Hocam bir mizah sitesi hacklenmiş duydun mu?
-Hoca demiş, bana ne!
-iyi ama Hocam senin site hacklenmiş.
-iyi de, o zaman sana ne!

Eleştirel düşüncenin ve dolayısıyla mizahın sembolü olmasıdır. Eleştirel düşünce ile mizahı birbirinden ayırmak imkânsızdır. Nitekim eleştirel düşünce, mizahın hoşgörü ortamında ortaya çıkar ve gelişir. Nasreddin Hoca gibi, eleştirinin ortasına kendisini yerleştirebilenlerin kalıpları ve at gözlükleri yoktur. Bu nedenle UNESCO tarafından adına yıl adanan bilgeler bilgesi Nasreddin Hoca, insanlığın ortak değeri haline gelmiştir.

Dünyanın pek çok ülkesinde Nasreddin Hoca ve fıkralarını bulmak mümkün. Nasreddin Hoca, mizahın ve eleştirel düşüncenin var olduğu her coğrafyada vardır ve var olmaya da devam edecektir. Türk dünyasında Nasreddin Hoca, ortak bir zirve şahsiyettir. Yine Belçika’daki bir parkta Nasreddin Hoca’nın heykeli dikilidir. Özetle, günümüzde Nasreddin Hoca, dünya mizahının ana sembolü haline gelmiştir. -Kaynak-2

***

Alıntı Kaynak:

-1-Y. Doç. Dr. Zülfikar BAYRAKTAR – ESKİyeni Dergi, Eylül 2012

-2-Prof. Dr. Nebi ÖZDEMİR – ESKİyeni Dergi, Aralık 2010

Categories: Nasrettin Hoca