Tandır

Tandır

Bin dokuz yüz kırklı yıllara kadar Anadolu’da yaygın olarak bir çeşit ısınma maksadıyla kullanılan bir düzenek. Günümüzde bir  çok yöremizde ekmek, yemek pişirmek için yere çukur kazılarak yapılan fırındır. O yıllarda tandırın baş yakıtı tezekti. Tezek sığır ve koyun cinsinden hayvanların gübrelerinin samanla karıştırılmasıyla elde edilirdi. El tezeği, kasnak tezeği, kemre, basma diye isimlendirilirdi. Ocakta, tandırda ve fırında kullanılması farklı idi. Isınma tandırında mutlaka kasnak tezeği kullanılır.  Kasnak tezeği yaz mevsiminde koyun veya sığır gübresi daire şeklindeki tahta kalıpta, yani kasnakta samanla karıştırılarak, ayakla preslercesine çiğnenerek elde edilirdi. Açık alana dökülen tezekler, güneşli günlerde kurutulduktan sonra depolanırdı.

Isınma tandırında kullanılacak kasnak tezeği önce tandır evindeki tandırda közün üstüne konur, üzeri biraz samanla kapatılır, kok kömürü elde etme tekniği ile yuvarlak kıpkızıl kor haline dönüştürülürdü. Maşa yardımıyla özel taşıma mangalına konur, oturma odasındaki ısınma tandırına taşınırdı. Isınma tandırı için tahtadan uzun ayaklı dik dörtgen veya kare masa ile kapatılır, üzerine de yorgan serilirdi. Bu masaya tandır adı verilirdi. Tandırın içindeki kor ateşin ısısı oturma odasına yavaş yavaş yayılırdı. Soğuk kış günleri yeni dışarıdan üşüyüp gelenler, çocuklar, ihtiyarlar ayaklarını yorganın altından sarkıtarak bu masanın üzerinde tespih tanesi gibi sıralanırlardı.Isındıkça kendi aralarında şakalaşır. Birbirlerine bilmece sorarlar. Kelime oyunları oynarlardı. Zaman ilerledikçe kimisi oturduğu yerde şekerleme yapardı.

Ekmek tandırı ekmek evi veya tandır evi olarak isimlendirilen bölümde yer alırdı. Isınma tandırından farkı; Duman, is ve kokunun dışarıya atılması için taliye bacası ile hava akımını sağlamak için ucu ekmek evinin dışında olan altta külle adı verilen kanal bulunurdu. Ekmek tandırında iki çeşit ekmek pişirilirdi.Birincisi yufka cinsinden, yufkanın daha kalınına kartalaç, kalınca denirdi. Bu tür yufka hemen tüketilmezdi. Özellikle sonbahar aylarında kış mevsimi için hazırlanırdı. Her bir kartalaca dürge denirdi. Evdeki nüfusa göre elli yüz dürge hazırlanırdı. Kış mevsiminde veya acil durumlarda sulanarak, katlanır, sofraya getirilirdi. Yemekte sunum yapılarak tüketilirdi. Yufkanın küçüğüne mini denirdi.İçli mini tandır başındaki küçük çocukların çok hoşuna giderdi. Tereyağı, zeytinyağı gibi çeşitli malzeme ile yapılanlarına gözleme denirdi. Peynirli, patatesli ıspanaklı domatesli çeşitleri de pişirilir günlük olarak tüketilirdi. Mahallenin kadınları imece usulü her hanenin ihtiyacı kadar yufka pişirirdi. Kadınlar arasında iş bölümü yaparlardı. Tecrübelisi elinde pişirgeç; sıcak sacın üzerindeki yufkayı çevirmeye yarayan tahtadan yapılan yaklaşık yüz santimetre uzunluğundaki alet,genç ve dinççe olanı elinde oklağaç (oklava) yaslağaç üzerinde (yufka açılan tahta) yumakları incecik açmaya çalışır. Genç kızlar tekneden esiranla çıkardıkları hamurları ite (Koyun derisinin tabaklanmasıyla elde edilen hamurun yumak halinde dinlendirildiği malzeme) üzerinde kınalı elleriyle yumak haline getirirlerdi. Aralarında sohbet koyulaşır, bazen bir türkü tutturuverirlerdi. Karşılıklı mani söylerlerdi. Bazen tandırın azizliğine uğrar ortalığı saman, tezek dumanı sarar, göz gözü görmez, keyifleri kaçardı.

İkincisi bazlama cinsinden; Sade, içli (Pide) peynirli, haşhaşlı, patatesli, mantarlı (domalan) kakırdaklı (Hayvansal yağ sızdırıldıktan sonra geriye kalan kısım) bazlama çoğunlukla pişirilen çeşitlerdendi. Tandırdaki ateş kıvamına geldikten sonra tandırın tavı elde edilmiş olur. Tandırın üzerine toprak sac (güveç) yerleştirilir. Toprak sac yeni ise yani ilk defa kullanılıyorsa ateşe gelecek kısmı uzun ömürlü olsun diye ince çamur tabaka ile sıvanırdı. Sac ısınma esnasında uğra (elenmiş un) dökülerek temiz bir bez ile silinirdi. İte’de dinlenmiş yumaklar pinpon raketinden biraz büyük ekmek tahtasına alınır, belli ölçüde yassılanarak sacın üzerine salınırdı.Eğer pişiren tek kişi ise, saç’ta bazlamalar pişerken hamur teknesinden hamur çıkarır, yumak döker, bir taraftan saçtaki bazlamaları kabardıkça çevirirdi. Bu arada tandır başındaki kişi tandırın tavını yanı ısısını ayarlamak zorundadır. Isı fazla olursa bazlamanın üstü çabuk pişer, içi hamur kalır. Isı az olursa ekmek pişmez, kayşalaşır, katılaşırdı.

Ekmek tandırının yakıtına sacgı denir. Sacgı bazen küçükbaş, büyükbaş hayvanların yemliklerde bıraktıkları, samandan irice kes adı verilen saman artıklarıdır. Bazen marangozların  ağaç yontma, kesme biçme  işlerinden arta kalan tahta kırıntıları yongalarıdır. Bunlar yoksa mısır koçanı, çam kozalağı gibi bitki artıkları kullanılırdı. Sağlıklı mutlu günler dileği ile.