Sivrihisar’ın Toprağında İzleri Olan Ünlüler

DERLER Kİ ! SİVRİHİSAR’ın “TOPRAĞINDAN ÇÖMLEK OLMAZ”

Bu topraklarda kimler doğmuş, kimler yaşamış, kimler pişmiş; bir hatırlayalım istedim…

SELMAN-I FARİSİ : Sivrihisar da yaşamıştır. Peygamberimizin övgüsüne mazhar olmuş, güzide sahabelerdendir. Selman-ı Farisi baba evini terk ederek, hakikati bulmanın gayreti içine girmiş.Bu arayışındaki yolculuk seyrinde uğradığı yerlerden biride. Anadolu topraklarında Sivrihisar (Amuriye) olup. burada tanıştığı rahiplerden Tevrat ve İncil den son peygamber’ in vasıflarını öğrenmesi üzerine, Hicaz topraklarına Medine-i Münevvere ye doğru yola çıkmış. Peygamberimiz H.z. Muhammed (s.a.v) ile karşılaşarak Müslüman olmuştur. Peygamberimizin berberliğini de yaptığı için. Anadolu da berberlerin piri olarak onun adı, büyük bir sevgiyle anılmaktadır.

CAFER-İ TAYYAR : Doğum yeri ve Tarihi hakkında tam bir bilgi bulunmamaktadır. Arap asıllı olduğu Anadolu ya Arap akınları ile geldiği tahmin edilmekte olup. Ulema, evliya bir zat olduğu. Sivrihisar da yaşadığına dair kanıt Sivrihisarlı Şeyh Baba Yusuf’un (1507) yazdığı Mevhub_u Mahmub eserinin “Dua ve Tezarru” da “Vechün dördüncüsü budur iyyar. Bu şehirde yatur Cafer i Tayyar” dizelerinden anlaşılmaktadır.
Peygamberimizin amcazadesi olması ihtimal içerisinde değildir. Arap asıllı bir komutan olması kuvvetli ihtimaldir. Mezarı Sivrihisar’dadır.

ŞEYH ABD-İ VEHHAB (ABDÜLVEHHAB): Sivrihisar da yaşamış. Anadolu da ilk iman ateşini yakanlardan olduğudur. Şeyh Baba Yusuf un 7. Göbekten dedesi olması kuvvetli ihtimal ile Sivrihisar da yaşadığına dair kanıt Sivrihisarlı Şeyh Baba Yusuf’un (1507) yazdığı Mevhub-u Mahmub eserinin “Dua ve Tazarru” da “Budur altıncı vech ko itme gil Hab Bu şerhde yatur Şeyh Abdi Vehhab ” dizelerinden anlaşılıyor. Mezarı Sivrihisar Kumlu yol Mezarlığındadır.

SEYYİD MAHMUD SUZANİ (AHMED BİN MAHMUD) : Sivrihisar da yaşamış. Horasan erenlerinden olduğudur. Kendisi Hz. Hüseyin’in soyundan olduğu için Seyyid dir. Kitabesi mevcuttur. Mezarı Sivrihisar dadır.

NASREDDİN HOCA: Sivrihisarlı dır. Sivrihisar İlçesine bağlı Hortu Köyünde (Nasreddin Hoca Mah.) doğmuş Ünü dünyayı özellikle Türk dünyasını sarmış. Türk–İslam kültürünün büyük bilgesi, alim ve din bilginidir. Asıl görevi hocalık ve vaizlik olmasına rağmen, Katiplik, Müderrislik, Kadılık yapmış ahi büyüğüdür.

Kimi zaman geçimini çiftçilikle, bahçıvanlıkla uğraşmış sevilen bir halk adamıdır. Türk toplumun da yarattığı ve yaşattığı hoşgörü, eleştirel düşünce ve mizahi bakış açısıyla düşündüren, zamanların büyük nüktecisi, öğreten bilgeler bilgesidir.

YUNUSEMRE : Sivrihisarlı dır. Sivrihisar’a bağlı iken daha sonra Mihallıçcık İlçesine bağlanan Sarıköy (Yunus Emre Mah.) doğmuştur. Sarıköy de çiftçilik yapmış. Sivrihisar Medreselerinde yetişmiş. Gönüller sultanı, sevgi ve hoşgörü aşığı Türkmen dervişidir. İnsanlara manevi huzuru, sevgi ve hoşgörü gibi İslamın özündeki değerleri anlatmıştır. Ahmet Yesevi ile başlayan Türk Tasavvuf hareketi aynı dönemde Mevlana ve Yunus Emre ile doruk noktaya ulaşmıştır.

Sivrihisar da kendi adına külliyesinin olduğudur. Türk–İslam halk düşüncesinin en önemli yapı taşlarından olan Büyük Veli, Türkmen Hocası, Ahi büyüğü, Hak ve Halk şairidir.

Mevlana “İlahi mertebelerin neresine yükseldim ise orada Türkmen hocası Yunus Emre ye rastladım ve öte geçemedim “diyerek onun ne denli büyük bir veli olduğunu dile getirmiştir.

SEYYİDNUREDDİN: Sivrihisarda yaşamış Anadolu erenidir. Hz Hüseyin’in soyundan geldiğidir. Bir çokinsanın yetiştirmiş olup. Karaca Ahmet Sultan kendisinin müridi ve aynı zamandadamadıdır. Mezarının nakli sırasında yaşanan fevkalade olaylar sonrası mezarınakledilmiştir. Mezarı Sivrihisar dadır.

KARACA AHMET SULTAN : Sivrihisar yaşamıştır. Seyyid Nureddin’in talebesi ve damadı olduğu bir çok yazılı kaynakta belirtilmektedir.Sivrihisar Medreselerinde yetişmiştir. Din İlminin yanı sıra kimya ve tıp ilmiyle de uğraşarak bir çok kişiyi iyileştirdiği dir. Karaca Ahmet Sultan’ın bir çok yerde türbesi (makamı) vardır. Bize yakın olan ve bilinen kendi ismiyle maruf içerisinde türbeye zaviyesi olan Karaca Ahmet Sultan Köyünde olduğudur.
Bu köy : Sivrihisar ilçesine bağlı iken bilahare Ankara İli, Polatlı İlçesine bağlanan Karaca Ahmet Sultan Köyündedir.

ÇANDARLI KARA HALİL HAYREDDİN PAŞA: Sivrihisar’ın Cendere (Çandır) Köyünde doğduğudur. Sivrihisar Medreselerinde yetişmiştir. Baba adı Alidir. Kara ve Karaca lakabı ile de bilinir. Vezirliği sırasında Hayreddin unvanı ile anılmıştır. Şeyh Edebali’nin bacanağıdır. Osmanlı Devletin’ne hizmet etmiş asil bir Türk ailesidir.

Aile içerisinde, devletin en yüksek ilmi, idari, mülki ve askeri makamlarında vazife yapmış, Çandarlı Ailesi 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu döneminde en uzun hizmetleri geçmiş ailedir.

HIZIRBEY: Sivrihisar’da doğmuştur. Nasreddin Hocanın torunudur. Sivrihisar da müderrislik ve kadılık yapmış. Sivrihisar da mescidi, kendi adına medresesi ve kütüphanesi olan ve Ulu Caminin tamiri yaptırmıştır. Buradan Bursa’daki Beyazıt Medresesine daha sonra İnegöl’e kadı olarak atanmış İstanbul’u fetheden ordu ile zamanının ünlü bilgini Molla Gürani ile İstanbul’un kuşatmasına katılmıştır. İstanbul’un fethinden hemen sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlının Başkenti olan İstanbul’a atanan ilk kadı (Belediye Başkanı)dır.

Bu dönemde İstanbul’a yaptığı hizmetler nedeniyle “İstanbul efendisi” unvanını almıştır. Yazdığı eserler ve bulunduğu önemli görevler nedeniyle dönemine önemli ölçüde güç kazandırmıştır.

Fatih döneminin önemli alimlerine dersler vermiş ve talebeler yetiştirmiş bilge insan, müthiş bir hafızaya sahip. Kelam alimi, din adamı ve İlmi bilgisi, Şairliği ile müderrislik (profesörlük), yanında sanata ve bilime önem veren. Yeni çağın açılmasında önemli katkıları olmuş, Ayasofya kilise iken Cami olarak Hızırbey tarafından Belediye Başkanlığı döneminde tescil edilmiş ve burada ders vermeye başlamıştır.

Fatih Sultan Mehmet’i yargılamasındaki gösterdiği adalet, onun soy temizliğini, ruh asaletini ve Allah’tan başka kimseye kul olmadığını gösteren güzel bir olaydır.

SİNANPAŞA (YUSUF SİNANÜDDİN): Sivrihisar da doğmuştur. Hızırbey’in oğludur. Annesi devrin büyük alimlerinden Molla Yegan’ın kızıdır. İlk tahsilini ve terbiyesini babası Hızırbey’den almış. Sivrihisar medreselerinde yetişmiştir. Sivrihisar da kadılık ve müderrislik yapmıştır.

Fatih Sultan Mehmet daveti üzerine İstanbul’a geldiğinde kendisini bir ilim muhiti içerisinde bulur. Kendi zekası, çalışma şevki, sayesinde yirmi yaşına varmadan alim denilecek seviye ulaşır ve bu yaşta “Fatih’in Hocası” unvanını almıştır.

Edirne Medresesine Müderrislik yapmış daha sonra Vezir rütbesiyle İstanbul’a getirilmiş. Sivrihisarlılar için övünç kaynağı bir büyük bilgin ve söz ustası güçlü bir zekaya sahip, felsefe bilimlerinde ün sahibidir. Aynı zamanda Aklın erişebildiği düşünce zirvelerinde tutunabilmeyi başarmış kendisine yapılan eza ve cefaya rağmen şahsiyet kalesi gibi dikilen, yılmayan bir irade ve yekta kişilik sahibi, her payeye liyakati ile ulaşmış ve ömrü boyunca hiç kimseye dalkavukluk etmemiştir. İlmi ve siyasi nüfusunu hiçbir zaman kötüye kullanmamıştır.

Öldüğünde evinde cesedini yıkamak için suyunu ısıtacak bir parça odunu bile olmayan ahlak ve erdem abidesi benzersiz bir kişilik, ne yazık ki yeteri kadar kıymeti anlaşılamamıştır.

YAKUP PAŞA: Sivrihisar’da doğmuştur. Hızırbeyin oğludur. Ahlakı ve ilmi çok övülür. Bursa Sultaniye-Yeşil Medresede ve Semaniye medreselerinde Müderrislik yapmıştır. Daha sonra Bursa kadısı olmuştur. Birçok eserleri vardır.

LÜTFÜ AHMET PAŞA: Sivrihisar’da doğmuştur. Hızır-beyin oğludur. Kendisi çok halim ve mütevazi bir kişiliğe sahip olduğu, Fakirleri kendisine yakın tutardı. Semaniye Medresesi, Üsküdar Medresesi, Edirne de üç şerefeli Medresesinde müderrislik yapmış. Daha sonra Bursa Müftülüğü görevinde bulunmuştur. Fatih Medresesinde el yazması eserleri mevcuttur.

ŞEYH BABA YUSUF : Sivrihisar İlçesinde doğmuştur. İlk tahsilini Babası Şeyh Halil Baba’dan aldıktan sonra Sivrihisar medreselerinde öğrenimini tamamlamış ve müderrislik yapmıştır. II. Beyazıd’ın yaptırdığı Beyazıt Cami Şerifinin ilk Cuma ve Kürsü sahibidir.

Anadolu’nun çeşitli yerlerinde vaizlik yapmış ve etkili vaazlarıyla meşhur olduğudur. Kendisinin Hak aşığı, Allah dostu ilmi ve dini konularda derin bilgisi olan ilmi ile amil büyük bir velidir.

Ayrıca fıkıh, tefsir,hadis, siyer, akait gibi İslami ilimlerde tasavvufa ait geniş bir bilgi sahibi olduğu eserlerinden anlaşılmaktadır.Aynı zamanda usta bir hattadır.

II. Beyazıd Han’la aralarında yapılan Babalık ve oğulluk akdinden sonra “Baba” lakabıyla anıldığı rivayet edilmektedir. Akşemseddin Hazretlerinin kendisinin şeyhi olduğudur.

“Medine-i Münevvere de abdest alıp ellerini arkadan bağlatarak tıpkı bir esir gibi yere yüzün koyu sürünerek ve şefaat dileyerek Peygamberimizin Türbe-i mutahharasına gelip onun eşiğine yüz sürmüş” İlmi ve dini meselelerde derin bir bilgisi olan din büyüğüdür.

ŞEYH HAMDİ BABA: Sivrihisar da doğmuştur. Babası Şeyh Baba Yusuf’un oğludur. Tıpkı Babası gibi döneminin din büyüklerinden olup. Sivrihisar Selçukiye Medresesinden yetişmiş çeşitli medreseler de müderrislik ve vaizlik yapmış bir çok öğrenci yetiştirmiş ve onlara icazet vermiş “Hamidullah” diye anılan döneminin din ve aynı zamanda ahi büyüğüdür. Keramet ehli bir zattır.

*AZİZ MAHMUD HÜDAYİ: Sivrihisar’da doğmuştur. Tahsilini de burada yapmıştır. Daha sonra Bursa kadılığı yapmış. Büyük Mahkeme diye anılan Cami’i Atik Mahkemesinde kadılık yapmıştır.

Bunun dışında Edirne Selimiye Medresesi, Mısır ve Şam kadılıklarında bulunmuş. İstanbul da Fatih Camiin de Vaizlik, müfessirlik, muhaddislik yapmış. Sivrihisar’a bir müddet halife olarak gelmiştir. Sivrihisar da kendi adına bir camii inşa ettiği (Aziz Mahmud Hüdayi Camii) halen faaliyettedir.

İlmi, ameli ve ahlaki faziletleri anlatan yazılı eserleri ve Yunus tarzında yazdığı ilahileri ve menkıbeleri ve şiirleri olan kemal ve keramet sahibi yol gösterici ve devrinin büyük bir sufisi’dir. Gönüllerin sultanı maneviyatın anka kuşu Osmanlı döneminde 8 padişah dönemini idrak eden, IV Murat Han’a saltanat kılıcını kuşatan. Anadolu’nun manevi burcu, şeyhinin “Padişahlar rikabında yürüsün”duasına mazhar olan büyük veli.
Vefatından sonra bıraktığı çok zengin vakfiyesi sayesinde tekkesi, imaret ve külliyesi halkın sığınak ve barınağı olmuştur. Onun ilmi, eserleri, dilden dile nakledilen menkıbe ve kerametleriyle halkın gönlünde taht kurmuştur.

*ŞEYH OSMAN AFİF (K.S) EFENDİ: Sivrihisar da yaşamış. Sadat-ı Sofiyedendir. Şair ve Alim Ali Rüstem Efendinin oğludur. Sivrihisar da İrfaniye Medresesini kurmuş ve Müderrisliğini yapmıştır. Daha sonra İstanbul da Müderrislik yapmıştır. Kendisinin Alim, Şair, Tasavvufa aşina, Kemal sahibi ve iyi bir hattat olduğudur. El yazması eserleri, Kur’an-ı Kerim nüshaları ve güzel levha yazıları mevcuttur. Diyarbakır kütüphanesinde“Perişan” adlı bir eseri vardır. Osmanlı döneminde Sur-ı Hümayuna davet edilmiştir. Mezarı Sivrihisar Eskişehir yolu üzerinde Cönker Köyü (Doğanca Mh.) dedir.

*AHMED ŞEMSEDDİN EFENDİ: Sivrihisar da yaşamış. Şeyh Osman Afif Efendinin oğlu olup. Seydişehirli Hacı Abdullah Efendi Hazretlerinden icazet alarak babasının Sivrihisar da bulunan Hankâhı ve Medresesini ihya etmiştir. Hat sanatında mahir olduğudur. Mezarı Sivrihisar dadır.

***AHMED HÜSAMEDDİN (RUKKALİ) EFENDİ: Sivrihisar da yaşamış Ehl-i beyt’ten olduğu kabul edilir. Yüce Kuran’ın bilinen klasik yorumunun dışında iç anlamını da “tevil” yoluyla açıklayan din alimlerimizdendir. İstanbul, Denizli, Trablusgarp, Sivrihisar ve Bursa da bulunmuşlar, eserleri ile ayetlerin bilimsel yönlerini izah etmişlerdir. Bir çok yazdığı 200 eserden 5-6’sı zamanımıza ulaşmıştır. Sivrihisar Ziyaeddin Medresesinde müderrislik yapmıştır. Kurtuluş Savaş’ının zaferle sonuçlanacağını Atatürk’e müjdeleyenlerden biri olarak da bilinir.

PROF DR. MEHMET KAPLAN: Sivrihisar da doğmuş. İlk tahsilini burada yapmıştır. Daha sonra orta ve Lise tahsilini gittiği Eskişehir de tamamlamış. Türk edebiyatında araştırmaları ve eserleriyle edebiyatın bir bilim dalı haline gelmesinde etkisi olan. Atatürk Üniversitesinin kurucusu ve hocaları arasında yer alan, Edebiyat Fakültesi dekanlığı ve rektör vekilliği görevleri yapmış ve yetiştirdiği öğrencileriyle, ömrünü bilime, sanata, edebiyata ve kültüre adayan örnek bir bilim ve kültür adamı, “Hocaların hocası”dır. Altı bine varan şahsi kitabı bulunmaktadır. Yaşadığı dönem göz önüne alındığında Anadolu’nun Savaş sonrası tükenmişliği ve zor şartları içerisinde sabır ve irade ile bir entelektüelin doğuşunun timsali örneğidir.

MÜLAZIM AHMED HAMDİ EFENDİ : Sivrihisar da doğmuştur. İstiklal harbinde ilk kıvılcım ateşini yakanlardandır.

Yetiştirdiği şahsiyetler yönünden dünya çapında ilgiye layık bir yerdir. Sivrihisar…

İstiklal savaşında 416 şehit vermiş bir o kadar da gazisi olan, toprağı şüheda kanı ile yoğrulmuş atalarımızın durağı ve manevi tasarrufları hala devam eden Evliyalar kaynağı, Ulemalar ocağıdır, İlim irfan yuvasıdır. Sivrihisar…

Bunlardan başka pek çok ilim adamı ve akademik kariyere sahip asker, devlet adamı,bürokrat ve sanatkarlarımız daha vardır ve yetişmeye devam etmektedir.

Havasını soluduğumuz, sularından içtiğimiz, nimetleriyle şekillenip büyüdüğümüz, bizimle ağlayan bizimle gülen müstesna bir yerdir. Sivrihisar…

Tarihi, kültürü, gelenek ve görenekleriyle Eskişehir İlçeleri içerisinde en köklü geçmişe sahip bir ilçedir. Köklü Tarihi ve kültürü ile işlenmemiş bir hazine gibidir.Sivrihisar…

Bunun yanında ;

SİVRİHİSAR TEYYARESİ (UÇAĞI): (Çift kanatlı Fransız Bregeue 14-B2) olan ve Kurtuluş Savaşına katkıda bulunmak maksadıyla Sivrihisar Halkının katkılarıyla alınmıştır.

SİVRİHİSAR MAYIN DÖKME GEMİSİ: TCG SİVRİHİSAR (P-115) eski USS PC-1642 Gemi Komutanı: Yüzbaşı Mehmet Sabri Bey.Sivrihisar 1906 I. Dünya Savaş’ında ve Çanakkale’de görev yaptığı anlaşılan ve Sivrihisar halkının katkılarıyla alınan gemi.

ZAİM AĞA KONAĞINDA ALINAN TARİHİ KARAR: Ankara dışındaki ilk kez 24 Mart 1922 tarihinde Atatürk’ün başkanlığında hükümet üyelerinin toplanarak 24 Mart gecesi sabaha kadar süren çalışma sonunda çıkan karar “istilacılar Anadoluyu terk etmedikleri sürece görüşme gerçekleşmeyecektir” şeklindedir.
Bu karar aslında Yunanlıların Anadolu’dan tamamen atılması için cesaretle ve azimle savaşa devam edileceğinin kararıdır. Bakanlar Ankara’ya dönüp ilgili devletlere bu alınan kararla gereken cevap verilmiştir.

Geçmişimiz bu! Geçmişte toprağımızdan her şey olmuş.

Biz ise; Atalarımızın bize emanet ettiği, toprağımızın emanetlerini taşıyamadık kırdık ve şimdi ise bu kırılan emaneti bir araya getirmenin zorluğunu yaşıyoruz. Allah’ın izniyle ve onların bizlere katacağı manevi tasarrufları ile yeniden dirilecek ve ayağa kalkacağımıza inanıyorum.

Yeterki; geçmiş Tarih ve Kültürümüzü tanıyıp, anlayarak, yaşasak ve ileriye bakabilsek sorun çözülecek…

17.7.2015 SAYGILARIMLA Niyazi KOCA