Sivrihisar’ı Sevmek İçin Çok Sebep Var

– SİVRİHİSAR’I SEVMEK –

Bazı insanlar, ailesinin memleketini hayal-meyal hatırlar, ya da hiç görmemiştir ama orayı hasretle anar, ziyaret etmek ister, o toprağı o iklimi sever. “Memleketim” dediği yer, ninesince ya da hemşehri büyükleri tarafından kendisine anlatıla anlatıla onda bir aidiyet duygusu gelişmiş, özlem demeti oluşmuştur.

Ben, Sivrihisar’ı çok severim. Orada çocukluk, ilk gençlik yıllarım geçmiştir. Sivrihisarlıları da severim, onlara güvenir kendime yakın bulurum. Orada evim yok, toprağım yok, dikili ağacım yok. Ama gezdiğim sokaklar, su içtiğim çeşmeler, alışveriş yaptığım dükkanlar, okuduğum okullar var. Her biri ayrı kıymette, her biri başka bir anı yüklü ve her biri özel olarak hafızamda saklı dururlar.

İşte herkesin ağzında pelesenk olan “nostalji” bu olsa gerek. Bu sevgi tamamen tabii, bilinçsiz, belki birazda yalınkat bir sevgi imiş, bunu sonradan idrak ettim. Bir gün bana “Bütün Yönleriyle Sivrihisar” kitabı verildi. Orhan Keskin’in hazırladığı bu kitabın daha ilk sayfasını çevirdiğimde içim sevinçle, coşkuyla doldu. Sonra okudum, okudum… O hayal aleminde, o kültür ortamında, o bilim ikliminde gezindikçe Sivrihisar’a duyduğum “yalınkat”mış dediğim sevgi hayranlık ile yoğruldu, bilinçle olgunlaştı derinleşti, anlam kazandı. Ben şimdi gerçek ve eksiksiz bir Sivrihisarlı oldum.

Benzer çalışmalar daha önceleri başkaları tarafından da yapılmış, Sivrihisar’ın tarihini, kültürünü yansıtan kitaplar hazırlanmıştı. Her birin saygı ile anıyor, emekleri için şükran duyuyorum.

“Bütün Yönleriyle Sivrihisar” ise bir Sivrihisar ansiklopedisi. Böyle bir çalışmayı bir insanın tek başına gerçekleştirmiş olması ise bir mucize. Geniş bir kaynakçaya dayanan doğru bir sistematiğe oturtulmuş gerçek manada bilimsel bir eser. Bunu ancak Orhan Keskin başarabilirdi, öyle de oldu. Şimdi sıra bu eserin gelecek nesillere intikalinin sağlanması, yüzyıllar sürecek bir atiye emanet edilmesidir.

Bu eser yeterince bilinmeyen kıymetli bir madenin gün ışığına çıkarılıp işlenerek ondan kıymetli bir mücevher imaline eşdeğer. Böyle bir çabayı ve bu mükemmel sonucu ortaya çıkaran iki şey var: Bilgi ve sevgi.

Bilgisini de sevgisini de etrafına bir ışık gibi yayan sevgili Orhan ağabeye olan ve çocukluğumdan bu yana süregelen hayranlığım bir kat daha arttı: O örnek bir Sivrihisarlı dır. Yunus Emre’nin “Sevelim, sevilelim” özdeyişini hayat anlayışı edinmiş ve bunu başarmış mükemmel bir şahsiyettir. Tevazu bu cümleleri başkalarına yansıtmaya engeldir, biliyorum, ama yazıma dokunmamasını diliyorum. İltifata ihtiyacı bulunmayan değerli hocam için birkaç naçizane cümle gerçeği aksettirmek bakımından elbette fazla sayılmamalıdır.

İnsanlar gelir-geçer, hatıraları, eserleri kalır. Bu gerçeği Sivrihisar kitabında somut olarak görüyoruz. Nice ulu kişiler bizlere bırakarak geçip gitmişlerdir. Sivrihisar’ı Sivrihisar yapan da odur. Bu yapıya konan her taş kıymetlidir ve onu koyanlar muhteremdir, eli öpülesidir, övgüye layıktır.

Biz Sivrihisarlılar bu mübarek topraklardan neşet ettiğimiz için şanslıyız, mutluyuz. Sivrihisar sevgimiz bu güzel eserle pekişmiş, yaygınlaşmış bulunuyor. Buna vesile olduğu için yazarı sevgili Orhan Keskin ağabeye binlerce teşekkür.

15 Kasım 2003 – Prof. Dr. Ersoy Canküyer


Yunus Emre’nin birçok yerde makamı vardır lakin kesin Mezarı Sivrihisar Sarıköydedir. Yunus’un Hemşehrisi ve onun Yaşadığı memlekette doğmak ayrı bir gurur, değer. Sivrihisar’ı sevmek için sebeplerden sadece biri yeterli değilmi.

Sivrihisar’ı sevmek Yunus’u sevmek Nasrettin hocayı, Hızırbeyi, şeyh Baba Yusuf’u Hamdi Babayı, Seyyit Nureddin, Abdul Vahhap, Selmani Farisi, Seyyid Ahmet Hüsameddin’i, Ehlibeyti, Sahabiyi, Evliyaullahı, Allah dostunu sevmek,
ALLAH CC yu sevmek.

Sivrihisar’ı sevmek için çooook Sebep var…

Categories: Makale ve Yazılar

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*