Sivrihisar’da Dokuma

Sivrihisar’da Dokuma

İki ya da daha çok iplik grubunun çeşitli şekillerde birbiri arasından geçerek oluşturdukları ürüne dokuma denir. Kısaca dokuma ipliği kumaş haline getirme işlemidir. Dokuma işlemleri, makine ya da el ile yapılır. Kilimler enine ve dikey iki ya da daha çok iplik grubunun birbiri arasından değişik şekillerde geçerek oluşturdukları dokumalardır. Tamamen elle dokunurlar.

Dokumacılık, Anadolu halk sanatlarının en önemlileri arasındadır. İplerin eğrilmesi ve boyanmasından başlayıp, çeşitli dokuma teknikleri kullanılarak renkleri, motifleri arasında uyum ve biçim bütünlüğü olan bir kilimin oluşturulması yüzyılların birikimi olan hünerlerin bir sonucudur.

Söz konusu dokuma ürünleri ticari kazanca yönelik değil gereksinime yönelik olarak dokunmuştur.

Hızlı çağdaşlaşma beraberinde yozlaşmayı getirmiştir. Bir gelir kaynağı sağlamak için dokunan halı, çağdaş gelişmeye ayak uydurarak fabrikasyon üretime konu olmuş ve varlığını sürdürebilmiştir. Öte yandan kilim ise ticari bir amaç taşımadan üretildiği için, başka bir deyişle bir yaşama biçiminin gereği olarak doğduğundan daha önce sözü edilen toplumsal değişiklikler sonucunda bugün yok olma sınırına gelmiş bulunmaktadır.

Sivrihisar ilçesinde bugün yer alan kilim dokumacılığı belirtilen nedenlerden dolayı yaşlı kuşak ile birlikte kaybolmaya yüz tutmuştur. Ayrıca yörede yerleşik hayat süren genç kızlarında dokumacılığa ilgi göstermemelerinden dolayı bu oran günden güne azalmaktadır. Sivrihisar kaymakamlığınca ve Sivrihisar belediyeliğince yok olmaya yüz tutmuş pek çok kilim Sivrihisar’a bağlı köylerden toplanarak koruma altına alınmıştır.

YÜNLERİN HAZIRLANMASI

yunlerYörede dokumanın ham maddesi olan yün, yerli türlerden olan “karaman” ve “gıcık koyun” denilen türlerden elde edilir. Bu koyunların yünleri yumuşak ve parlaktır ayrıca eğrilmesi de kolaydır. Merinos türü koyun yetiştiriciliğinin devlet tarafından desteklenmesi ve yerli koyun ırkının bozulması dokumacılığı olumsuz yönde etkilemiştir. Çünkü merinos yününden dokuma, kaba olmaktadır.

Kırpılma zamanı gelen koyunlar genellikle mayıs ve haziran Aylarında yörede “kırklık” ya da ”hürriyet”, “davar makası”, Kayakent’te “şakşak” diye anılan makasla kırkılır. Kırkılmadan önce koyunlar yıkanır ve yün iyice temizlenir.

Kırpılan yünler eğrilmeden önce yıkanması gerekir. Bu yıkama işlemi sert bir zemin üzerinde “tokaç” denilen ağaçtan oyulmuş bir araçla yapılır. Yıkama esnasında yüne yapışmış olan dikenli tohumlar ayıklanmaya çalışılır. Bir süre sonra yün topaklarının gevşediği ve çözüldüğü, kokusunun da büyük ölçüde kaybolduğu görülür. Yeterince temizlendiği anlaşılınca yün son kez durulanır ve kurutulur.

Kuruyan yünlerin kalan pıtırak ve diğer pislikleri elle temizlendikten sonra didilip, inceltilmesi için tarakçılara gönderilir. Taranmış yüne “yapağı” denir. Tarandıktan sonra yün, önce el ile fitil haline getirilir sonra iğ ya da ağırsak ile bükülerek ip haline getirilir.

İĞ: Yünün elle bükülürken döndürülerek ipin sarıldığı araçtır. Her türlü ağaçtan yapılabilir.

ig

Resim: İğ

 

AĞIŞAK: İğin dip kısmında olup, iplerin aşağıya kaymasını önleyen tahta çıkıntıdır.

agisak

Resim: Ağışak

 

İLİKMEN: Yuvarlak teneke ya da toprak içine alçı dökülerek hazırlanan, iğin döndürülürken kaymasını önleyen araçtır. İlikmen olarak eski kaşık başlarından, kırılmış bardak diplerinden, kullanılmayan küllüklerden yararlanılabilir.

ilikmen

Resim: İlikmen

İğe sarılan ipler iğden çıkarılarak yumak yapılır. Eğirme işlemi yün ipliğinin kullanım amacına göre değişik biçimlerde yapılmaktadır. Halı yünleri az bükümlü, kalın ve çift kat, kilim yünleri ise genellikle tek kat, daha ince ve bükümlü olmaktadır.

Kilim dokumacılığında genellikle eriş ve ara geçkisi ipleri iki kat kullanıldığından ipin iki kat olması için, iki tek kat olan ip yumakları elle bükülerek yeniden iğe sarılır. Yünün ip haline getirilmesinde yapılan eğirme işlemi iplerin iki yapılmasında da aynıdır. İpler iğden çıkarılarak yumak haline getirilir. Beyaz olarak kullanılacak ipler melik hale getirilmeye hazır olur. Renklendirilecek ipler ise kelep adı verilen çile haline getirilir. Keleplerin boyları 35-60 cm arasında değişmektedir. Kelep haline gelen ipler artık boyanmaya hazırdır.

İPLERİN BOYANMASI

Yörede iki tür boyama maddesi vardır.

KÖK BOYA

Dokumaların boyanmasında genellikle kök boyalar kullanılırdı. Bunların çoğu bitki, birkaçı da hayvan kökenli boyalardır. Anadolu’da kök boya kullanımı dokumacılığın azalmasıyla birlikte azaldı. Kök boyacılığı tamamen yok olmaması için bazı merkezlerde üretimi devam etmektedir. Yörede kökboyası üretebilmek için bazı hususlara dikkat edilir.

Kimi bitkilerin tümü boya için kullanılırken, kimi bitkilerin belirli bir kısmı yani çiçeği, yaprağı, tohumları, kabuğu ya da kökü kullanılır. Toplama zamanı en önemli etkenlerden biridir. Toplanacak kısmın çiçeğin, yaprağın, tohumun en olgun zamanı seçmek gerekir. Çiçekler açtığı zaman, yapraklar büyüyünce, tohum ise olgunlaştığında toplanır. Diğer önemli bir husus ise bitkinin bulunduğu yöredir. En uygun iklim koşullarında hangi bitki yetişiyorsa o bitki tercih edilir. Bir dağın güneş gören yamacı ile güneş görmeyen yamacı arasında içerdikleri boyar madde bakımından farklılıklar vardır. Ayrıca toprağın beslenme gücü, kullanılan gübreler, o yılın yağış miktarı gibi faktörler de boyanın miktarını ve rengini etkiler .

Çiçeklerden elde edilen renk genellikle aynı bitkinin yapraklarının verdiği renkle aynıdır. Çiçekler en olgun ve erişkin duruma geldikleri zaman toplanır. Ancak dalında kurumuş çiçek ve yapraklar boyama özelliğini kaybetmiş demektir. Dalında kurumuş olanlar işe yaramaz.

Kökboyası tohumdan çıkarılacak ise şu yol izlenir. Boya bitkisi tohum veren cinsten ise tohumun kapsülü, çiçek ve yaprakla aynı rengi verir. Bitki bir meyve ağacı ise meyvenin kabuğu ve çekirdekleri de boyar madde içerir.

Kökboyası dallar ve kabuklardan çıkarılacak ise şu yol izlenir. Dallar ve kabuklar kışın da toplanabilir. Ağaçlara zarar vermemek için budama esnasında kesilmiş dallardan yararlanmak daha efdaldir. Kabuk iş ağaca zarar vermeyecek şekilde alınmalıdır. Bayar madde, ağacın gövdesinin dış kabuğunda ya da dallarındaki kabuğun hemen içinde bulunur. Dalın ortasındaki odunsu kısım ise boyar madde içermez.

Köklerden kökboyası elde etmek için şu yol izlenir. Köklerin dikkatlice toplanması gerekir. Kök boya bitkinin boyar madde kökünde bulunur. Fakat köklerin boya vermesi için bitkinin en az üç yasında olması gerekir. Bu yüzden kökler toplanırken hassas olunur. Kökün bir kısmı açığa çıkartılır ve kopartarak alınır. Olgun köklerin geri kalan kesimi toprak altında bırakılır. Bunlar ertesi yıl yeniden fılizlenir. Bitki kökleri genellikle ilkbahar ve sonbaharda toplanır.

Hemen kullanılmayacak olan bitki parçaları kurutularak saklanır. Kök boya kurutulurken su yol izlenir. Kurutma isi gölgede, havadar bir yerde ya asarak ya da sererek yapılır. Küflenmeyle boyar madde kaybolmaktadır bu yüzden küfletilmemeye çalışılır. Kurutma işlemi çok sıcak olmayan bir fırında da yapılabilir ancak bitkilerin kavrulmamasına dikkat edilir. Bitkiler kurutulduktan sonra boyar maddenin değişikliğe uğrayıp uğramayacağı bitkiye bağlıdır. Bazı bitkilerin bekleme sonucunda renkleri değişebilir. Bazılarının da parlak renkleri soluklaşabilir ya da koyulaşabilir. Kurutulmuş bitkiler bez ya da kâğıt torbalarda saklanır. Yörede bitkilerden elde edilen bazı renkler ise şunlardır:

Çivit Otu: Çivit otunun yapraklarından kaynatılma yoluyla mavi renk elde edilir. Açık mavi elde edilmek istendiğinde sabitleştirici olarak manda idrarı kullanılır.

Eynik: Nisan, temmuz aylarında görülen, mavi renkli çiçekleri olan, 30 cm büyüyen otsu bir bitkidir. Eynigin kökünden kırmızı renk elde edilir. Genellikle Kurutulmuş eynik kökü tercih edilmektedir. Eynigin kara boya ile karışımından siyah renk elde edilmektedir.

Boya Çili (Gülgülü): Yaz aylarında küçük beyaz çiçekler açan bir metreye yakın otsu bir bitkidir. Boyama için bitkinin kökleri kullanılır. Bazen parmak kalınlığında olabilen koyu kırmızı kökler toprağın altında yatay olarak dağılır. Bunlar ilkbahar ve sonbahar aylarında toplanır. Boya Çili kökleri taze olarak ya da kurutulup öğütüldükten sonra kullanılır. Bu bitkiden koyu kırmızı renk elde edilmektedir.

Çeşmezen: Bu bitkinin tohumlarından kırmızı renk elde edilmektedir.

Asma Yaprağı: Asma yaprağından sarı, yeşil renkler elde edilir. Sabitleştirici olarak Zey (şap) kullanıldığından soluk yeşil elde edilmektedir. Boyamada taze asma yaprağı kullanılır.

Alıç: Bir-iki metre büyüklüğünde bir ağaçtır. Ekim ayı baslarında leblebi büyüklüğünde meyveler verir. Bunlarla yapılan boyamada kirli yeşil elde edilir.

Kurt Odunu (Gubbarı): Yıl boyunca çiçek açan yarım metreye yakın otsu bir bitkidir. Yapraklar ve çiçeklerinin kaynatılmasından yeşil renk elde edilir. Sabitleştirici olarak tuz veya saçı Kıbrıs katılarak açık yeşil elde edilir.

Soğan: Soğanın kuru dış kabukları yün boyamada kullanılır. Bu boyamada taba renk elde edilir. Sabitleştirici olarak sapın kullanılmasıyla soluk sarı tonlar elde edilir. Ayrıca soğan yaprağının bir katkı olarak bütün renkleri kolaylaştırıcı etkisi vardır.

Sütlegen: Sütlegenler çok çeşitli türleri olan, süt taşıyan bitkilerdir. Genellikle bu sütler zehirlidir. Bitkinin tümü boyar madde içermektedir. Sapın sabitleştirici olarak kullanıldığı durumlarda sütlegen açık, parlak sarı renk verir.

Papatya: Gerek sarı çiçekli gerekse beyaz çiçekli bütün papatyalar boyarmadde içerir. Sade çiçekleri kullanılarak en doymuş sıcak sarı renkler elde edilmektedir.

Ada çayı: Kokulu bir bitki olan ada çayı boyar madde içermektedir. Sapın sabitleştirici olarak kullanılmasıyla sarı, saçı kibrisin sabitleştirici olarak kullanılmasıyla da kirli yeşil elde edilir.

Zerde Çal: Zerde çalın toz haline getirilmiş kökleri yün boyası olarak kullanılır. Sapla sabitleştirilmiş yünle elde edilen renk sıcak sarıdır.

Mazı: Mazılar, bazı ağaçların yaprakları ve dallan üzerinde gelişen bir, iki santim çapında yumrulardır. Bunlar ağacın dallarında bitkinin çıkarttığı koruyucu salgılardan oluşmaktadır. Mazı yün boyamada boyar madde olarak kullanılmaktadır. Havanda dövülerek bir gün önce suya batırılan mazı ile yapılan boyamada sabitleştirici kullanılmazsa devetüyü rengi elde edilir. Eğer sap sabitleştirici olarak kullanılırsa yeşile çalan devetüyü rengi elde edilir.

Kekik: Kekiğin kök dışında kalan kısımları boya için kullanılır. Şap sabitleştirici olarak kullanıldığında san, saçı kıbrıs sabitleştirici olarak kullanıldığında kirli yeşil renk verir.

Nane: Taze nane yapraklarından yapılan boyama ile koyu yeşil renk elde edilir.

Ceviz: Ceviz ağacının kökünden, gövde kabuklarından, yapraklarından ve meyvesinin yeşil kabuklarından boya elde edilmektedir. Yörede en yaygın olan, meyve kabuklarının kullanımıdır. Kabuklar hemen kullanılmayacaksa kurutularak ya da kapalı bir kapta su içinde saklanmaktadır. Ceviz, yünü doğrudan boyayan bir boyar maddedir. Yani sabitleştirici kullanılmadan boyama yapılır. Ceviz koyu kahverengi bir renk verir. Ayrıca ceviz kabuğunun soğan kabuğuyla olan karışımı da kullanılmaktadır.

Kına: Sabitleştirici olarak sapın kullanılmasıyla kızıl kahverengi renk elde edilmektedir.

Kırmızı soğan: Kırmızı soğanın dış yaprakları sabitleştiricilerle kaynatıldığında koyu yeşil renk vermektedir.

Ayva dana:    Bu bitkinin yapraklarının kaynatılmasıyla koyu mor renk elde edilmektedir.

Tetiri: Tetiri bitkisinin köklerinden siyah renk elde edilir. Ayrıca daha parlak bir siyah renk elde etmek için tetiri yörede tas boya adıyla anılan sabitleştirici ile kaynatılır.

Çöven: Koyundan elde edilen yün krem renginde olmaktadır. Bu yünün beyazlaştırılması için çöven bitkisi kullanılmaktadır.

TOZ BOYA

Sivrihisar’da hazır olarak alınan toz halindeki bu boyalar genellikle pembe, yeşil, kırmızı, mavi renklerde olmaktadır. Bu renklerin kullanılan özel adları yoktur.

Boyama işleminde ilk aşama çıkarılan köklerin topraklarının temizlenmesi aşamasıdır. Kökler temizlenirken ocaktaki kazanda su ısıtılır. Su ılıklaşınca kökler ve boyanacak olan ip çilesi kazana atılmakta ve beraber kaynatılır. Kaynama süresi genellikle deneyimler sonucu boyar maddenin yüne islemesi ve sabitleşmesi için yeterli olan süredir. Bu süre yaklaşık bir saat civarında olmaktadır. Kaynama sırasında çile çıkarılarak çilenin tüm boyayı emip emmediği kontrol edilir. Kaynama sonunda banyo soğumaya bırakılarak, yünler yavaş yavaş soğutulur. İplerin gece boyunca suyun içinde bırakılıp ertesi gün çıkartılması boyamanın tek örnek olmasına yardımcı olmaktadır. Soğuduktan sonra ipler soğuk suyla birkaç kez durulanmakta ve kurutulmak üzere asılır.

Boyamada dal parçaları, ağaç kabuğu ya da çok kurumuş bitki parçaları kullanıldığı zaman, boyar madde bir gün önceden suya yatırılır. Bitki önceden bir, iki saat kadar kaynatılıp çıkarıldıktan sonra kalan su, boyama banyosu olarak kullanılır. Ani sıcaklık değişikleri iplerin keçeleşmesine neden olduğundan keçeleşmeyi önlemek için ipler banyo suyunun içine soğukken konulur. Sonra sıcaklık yavaş yavaş yükseltilir. Bitkiler önceden kaynatılıp çıkartılmışsa banyo soğutulmakta, ipler eklendikten sonra yeniden ısıtılmaktadır.

Boyar madde miktarını kesin olarak belirlemek zor olmaktadır. Bu işlem de deneyimle bitkinin boyama gücüne ve taze ya da kurutulmuş olmasına göre değiştirmektedir. Boyar madde miktarının artırılması bir orana kadar rengin doymuşluğunu artırmakta daha fazlası rengi etkilememektedir.

Bütün boyar maddelerle birinci boyamadan artan suda genellikle ikinci, hatta bir üçüncü boyama daha yapılmaktadır. Birinciden sonraki boyamalardan elde edilen renk, ilk rengin daha açık, daha pastel tonları olmakta ancak her boyamada rengin ışık haslığı biraz daha azalmaktadır.

İp boyanırken kullanılan suyun özellikleri boyama işlemini etkilemektedir. Örneğin; kireçli su, kalkerli araziden gelen su boyanın rengini değiştirici veya etkileyici niteliktedir. Bu nedenle ip boyanırken bulunabildiği takdirde yumuşak su kullanılmaktadır.

Toz boya ile boyama da aynı şekilde yapılmaktadır. Boyanan ipler dokumada kolaylık sağlaması için melik hale getirilmektedir. Eğrilen, boyanan ve melik hale getirilen ipler dokunmaya hazırdır.

Yörede boyama büyük bakır kazanlarda yapılmaktadır. Alüminyum kazanlarda boyanan yünlerin renklerin güzel olmadığı inancı vardır.

Sivrihisar’da yapılan kilim dokumacılığında kullanılan tezgâhlar gürgen ya da çamdan yapılmaktadır. Yöredeki tezgâhların çoğu ilkel yöntemlerle yapılmış eski tezgâhlardır. Köylüler bu tezgâhlara adını vermektedir. Tezgâh boyutları 250×190 cm.dir. Bu boyutlar birkaç cm büyük ya da küçük olabilmektedir.

Tezgâh, on parçadan oluşmaktadır. Tezgâh; yanlamalar, üst takım, alt takım, kücü dalı, vargel, burgu, taban kazığı ve sargı çubuklarından oluşmaktadır.

Yörede dokuma işlemi kadınlar, kızlar ya da akrabalar ve komşular yardımıyla yapılmaktadır. Dokuma ilerledikçe dokuyan kişiler oturdukları yeri tabure, kasa gibi çeşitli araç gereçle yükseltmektedir.

Yörede çeşitli dokuma türlerine rastlanmaktadır. Bunlardan cicim, kilim üzerine nakıs işlenmiş zannı uyandıran bir dokuma türüdür. Özellikle Kayakent bölgesinde cicim türünün atkı yüzlü seyrek motifi ve atkı yüzlü sık motif türleri yapılmaktadır. Sandık örtüsü ve sofra bezi olarak kullanılan “mendil” atkı yüzlü seyrek motifli dokuma türüne örnektir.

Cicimde görülen değişik dokuma teknikleri de görülmektedir. Bunlar; seyrek motifli cicim, atkı yüzlü seyrek motifli cicim, sık motifli cicim ve atkı yüzlü sık motifli cicimdir. Cicim seccade de denilen yörede kara namazlığı olarak anılan namazlığı atkı yüzlü sık motifli cicim dokuma türündendir.

Yörede sıkça görülen bir dokuma türü de zilidir. Bu dokumada her renk kullanıldığı alan içerisinde gidip gelir. Kilimin tabanını ara geçkisi olarak adlandırılan ve eriş ipleriyle aynı renkte olan ipler oluşturur. Bu dokuma türünde de kilim üzerinde iğneyle desen işlenmiş gibi bir görünüm vardır.

Önceden ebeveynler ileride evlenecek olan çocuklarına daha küçükken bu kilimleri hazır ederler. Gelinin çeyizinde ve damadın ev döşemesinde önceden hazırlanmış kilimler gün yüzüne çıkarılırdı. Zilide kullanılan değişik dokuma teknikleri ise şunlardır: Düz zili, çapraz zili, seyrek zili, dramalı zili, konturlu zilidir.

Yörede sumak türünün de dokumacılıkta önemli bir yeri vardır. Sumak, ayrı renklerdeki desen ipliklerinin çözgü çiftlerine devamlı olarak sarılması ile dokunur. Renkli desen iplikleri motiflerin içini doldurduktan sonra arkadan başka renkteki bir desene atlatılır veya üst sıraya geçilir. Dokuma çoğunlukla zili ve cicimler gibi yaygını tersinden yapılır.

Sumakta da değişik dokuma teknikleri vardır. Bunlar: Düz sumak dokuması, atkısız düz sumak dokuması, balıksırtı sumak dokuması, balıksırtı atkısız sumak dokuması, ters sumak dokuması, çapraz sumak dokumasıdır.

SABİTLEŞTİRİCİLER

Sabitleştiriciler, kök boya ile boyanan dokuma malzemelerinin yıkama ve güneşe karşı özelliklerinin kalıcı olmasını sağlayıcı ve bunun yanında renklerin değişik tonlarının elde edilmesinde kullanılan maddelerdir.

Bitkisel boyalarla boyanan yünlerin renklerini yıkamaya, güneşe, sabuna karşı özelliklerinin kalıcı olmasını sağlamak için çeşitli maddeler kullanılır. Bu sabitleştirme işlemine Karaburhan, Zey, Dümrek köylerinde “Avşarlama”, güney köylerinde “Mordanlama” denmektedir. Bölgede kullanılan sabitleştiriciler şap, tuz, kaya tuzu, sirke, meşe külü, toprak, göztaşı, saçı kıbrıs, manda sidiği, sodadır. Eskiden bu malzemeler çevreden doğal olarak toplanırken bugün birçok malzeme satın alınmaktadır. Sabitleştiriciler genellikle üç aşamada kullanılır. Boyadan önce, boyama sırasında ve boyadan sonra.

Şap, sodaya benzeyen renksiz kristallerden oluşur. Kolayca bulunan bu madde boya renginin değişmesine koyulaşmasına neden olur. Sivrihisar yöresinde adı “Zey” dir.

Tuz ve sirke, renklerin kalıcı olmasını sağlar. Meşe kökü, renklerin koyu tonlarının elde edilmesinde kullanılır. Toprak da sabitleştirici olarak işlev görür. Göztaşı kök boya ile kullanılarak kahverengi, bazen de ilginç koyu renkler vermektedir.

Saçı kıbrıs, diğer adıyla demir sülfat kök boyalardan en koyu renklerin ve siyahların elde edilmesinde kullanılır. Manda sidiği, çivit otuyla kullanıldığında açık mavi rengi vermektedir.

En yaygın kullanılan sabitleştirici şaptır. Şap halı ve kilimlerde kullanılan yünler için yeterli derecede haslık sağlar.

DOKUMADA KULLANILAN ARAÇLAR

ARA GEÇKİSİ: Diğer adı da ara ipidir. Eriş ipleri gibi çift katlıdır. Kili erişlerinin rengine göre siyah ya da beyazdır. Özel dokumalarda ara geçkileri değişik renkte olabilir.

KİRKET (KİRKİT): Dokumada ara geçkilerini ve motifleri oturtmak için kullanılan, ucu tarak biçiminde demirden yapılmış bir araçtır. Ağır olduğu için her vuruşta ara geçkileri ve motifler kolayca eriş üzerindeki yerine oturtulur. Kirket, iplerin arasına girdiğinden tarak biçimindeki dişleri eriş iplerinin arasına rahatça girebilecek açıklıktadır.

kirket

Resim: Kirket

Tahsin ALTIN
Eskişehir İli Sivrihisar İlçesi
Merkez Folkloru -2014
Categories: Sivrihisar Kültürü