Sivrihisar’da Askere Uğurlama

SİVRİHİSAR’DA ASKERE UĞURLAMA

Ellerinde yemek kapları, arabadaki eşyaları hep birlikte sofaya taşıdılar. Amcası doru ve yağız atı yemliyor, soğuktan korumak için eski yün kilim, pala ve kepenekle sırtlarını iyice örtüyor. Sobalar odaları ısıtıyor, sobadan çıkan odun çıtırtılar sessizliğe name katıyor. Lüküzlerin ışığı sokağa vuruyor. Sılada ve gurbettekiler hasretlerini giderdikten sonra akşam namazları eda ediliyor. Artık şehirden gelecek akraba ve komşular kapıda görünmeye başladı. Kazım misafirleri güler yüzle dış kapıda karşılıyor, teyzesi Ayşe sofada misafirlerin getirdiği yemekleri alıyor. İlk gelenler Hakkının büyük teyzesi Huriye, eşi Ali Osman ve oğulları Enver oldu. Rahmetli Mehmet dedesinin esnaf arkadaşlarından, şehrin sayılı tüccarlarından Molla zade İbrahim efendi ve eşi sırayla odaları doldurmaya başladılar.

Erkekler hoşbeş, hal hatırdan sonra memleket meseleleri, şehirden köylerden tarladan maldan mülkten konularından sohbete girdiler. Bayanlar bir taraftan sofra hazırlıkları yaparken uzun zamandır birbirini görmeyenler hasbi hal ediyorlar. Genç kızlar büyüklerin verdikleri sofralara güzelce tanzim ettiler.

Erkekler cümle, kadınlar misafir odası çocuklar sofada kurulan sofralarda diz çökerek, bağdaş kurarak yerini aldı. Bez sofra altları, şakşaklar üzerin meydan zinileri tahta kaşıklar, yufka ve bazlama çıkıları yerli yerinde. Genç kızlar kadınlara, genç erkekler erkeklere hizmet etmeye başladılar.

Meşhur bamya, tarhana dene gibi mahalli çorbalar, sıcak sıcak üç sofraya taksim edildi.Kurutulmuş etli taze fasulye yemeği, patlıcan, kelem ve pırasa dolması, kavurmalı nohutlu mercimekli sulu bulgur aşı yanında kuru zerdali, erik hoşafı sonunda un helvası, met helvası, kuru inci tatlısı sıralandı.

Elmalı Camii İmamı Bahri Hoca ellerini açtı.

– Hamd alemlerin rabbi olan Allah(C.C) a Salatu Selam iki cihan serveri Hz. Muhammed(S.A.V)a ashabına ve ümmetine olsun. Allahım ! bize gücümüz yetmeyecek işleri yükleme. Allahım! bize dünyada ve ahrette iyilik ver, bizi cehennem azabından koru. Allahım ! sen bağışlamayı seversin bizleri de bağışla, annemizi babamızı bütün müminleri bağışla. Hesap gününde rahmetinle yargıla. Sen bizim Mevla’mızsın. Bizi kafirler, münafıklar fasıklar topluluğuna karşı muzaffer eyle bize yardımı esirgeme … Dua etti.

Yemek bittikten sonra sofralar titizlikle toplandı. Genç bayanlar yemek kaplarını teslim etmek düşüncesiyle bulaşık yıkamak için tandır evinin yolunu tuttular. Bu adettendi. Çünkü karışıklığa gitmemesi için usulü lisanla temiz kaplar eve dönüşte sahiplerine teslim edilirdi. Herkes ayaklı çorba tasını, yazılı pilav tabağını, tahta kaşığını kendi usulünce belirler karışıklığa meydan vermemeye çalışırdı.

Yetişkin erkekler yaş sırasına göre makatta yerini aldılar. Gençler kapıya, yataklık dolabına doğru yün minder,keçe dokumalar üzerine doğru sıralandılar. Büyükler sıradan birbirlerine hal hatır sorduktan sonra sohbete başladılar. Gençler ve çocuklar dikkatlice konuşulanları dinliyordu. Molla zade İbrahim Efendi söze başladı.

– Cumhuriyet kurulalı şurada yaklaşık on yıl oldu. Şark meselesini ehl-i salib başımıza dert açtı. Hristiyan devletlerin müstevli emelleri yüzünden her devirde olduğu gibi günümüzde ve gelecekte Müslüman Türk milletinin başında müşkül olacaktır. Yakın geçmişte İngilizlerin oyunu olarak ortaya çıkarılan Şeyh Sait isyanından sonra şimdi Dersimde Şeyh Rıza çıkmış, Ankara’ya baş kaldırmaya yeltenmiş.

Yaşça büyük ve şehrin ileri gelenlerinden Keçeci zade Musa efendi konuşulanları dinliyordu. Kendisi medrese okumuş, başarılı hürmet edilen bilge insandı. Kasabada manifatura ticaretiyle uğraşan eşraftan hatırı sayılır bir tüccardı.Kazımın babası Bekir Efendinin en yakın medrese ve esnaf arkadaşıydı. Bekir Efendi Çanakkale muharebesine gitmeden önce esnaftı. Kasabanın en meşhur cezalarındandı. Çanakkale’de Nusret gemisinde görev dönüşü karaya çıktıları anda İngiliz mevzilerinden atılan top mermisiyle yaralanmış sahra hastanesinde ruhunu teslim etmişti. O’nun yaptığı pastırma, sucuk kavurma gibi et mamulleri şöhreti hala dillerde söylenegelir. Oğlu Osman bu mesleği bir müddet devam ettirmiş, daha sonra Ankara’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Keçeci zade Musa Efendi arkadaşı cezzar Bekir Efendiyi rahmetle andıktan sonra ;

– Önce doğruyu bilmek gerekir: Doğru bilinirse yanlış da bilinir. Ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşmak zorlaşır. Bilgi bilgisizleri acıtır. Gerçek başarı hep ayakta kalmak değil düştükten sonra da ayakta kalabilmektir.

Dostlarım, canlarım Devlet-i Al-i Osmani üzerinde asırlarca desise, oyun oynandı. Garpta Fransız ihtilalinden sonra milliyetçilik fikriyatı arttı. Memalik-i Al-i Osmani’de yaşayan çeşitli ırk ve milletleri garplı müstevliler ayaklandırırdı. Bugün ki Şark meselesinin tohumları atıldı. Başta Yemen, Hicaz, Necef toprakları olmak üzere Filistin, Mısır, Tunus, Cezayir, Trablusgarbı teker, teker kaybettik. Balkan harbi, Çanakkale harbi ve Birinci Cihan harbinden sonra İngilizler İstanbul’u, Yunanlılar İzmir’i, Fransızlar Antep’i, İtalyanlar… işgal etti. Birinci dünya harbi sırasında Padişahın ve hükümetin geçici olarak İstanbul’dan Eskişehir’e taşınılması düşünüldü. 22 Ocak 1919 tarihinde Eskişehir İngilizler tarafından işgal edildi. 16 Eylül 1919 tarihinde İngilizler Hintli askerleri Eskişehir’e getirip yerleştirdiler. Yunanlılar ise 19 Temmuz 1921 Eskişehir’i işgal etti.

İngiliz işgali Anadolu topraklarında üç yıl sürdü. Payitaht İstanbul’da kaldılar. Hiç bir camiye de çan takmadılar. Belli ki bunun için gelmemişlerdi. Üç yıl sonra merasimle bayraklarını indirip gittiler. Halbuki onlarla Anadolu da hiçbir cephede harp etmedik. Hiçbir meydan harbinde onları mağlup etmedik. Neden geldiler? Giderken ne götürdüler? İngiltere yıllardan beri hilafetin kalkmasını istiyordu. Çünkü İslam dünyasının üzerindeki emellerini gerçekleştirmeye halife en büyük engeldi. Önce saltanat bitti, ardından hilafet gitti. İslam dünyası İngiltere’nin eyaleti haline getirilerek sömürülmeye başlandı.

Molla zade İbrahim Efendi söz aldı.

– Son Osmanlı meclisi aldığı kararla Misak-ı Milli sınırlarımızı çizdi. Ancak başta İngiltere olmak üzere Haçlı güruhu Mondros mütarekesi ardından Sevr ahdini dayattı. Çaresiz kalan Sultan Vahdettin kurtuluş çaresi olarak Anadolu topraklarında Milli Mücadeleye karar verdi. Samsunda Mahmut Şevket Paşayı görevinden İngilizlerin istek ve izini ile azlederek, Mustafa Kemal paşayı görevlendirdi. Gazi Paşa Sivas, Erzurum müşahede ve istişare içtimalarından sonra çok önemli kararlar alarak Ankara’ya gelmiştir.

Size Mustafa Kemal Paşanın Erzurum içtimasında yaptığı duadan bir kısmını okuyayım. ”Cenab-ı Vacib-ul-müte’al hazretleri Habib-i Ekremi hürmetine mübarek vatanın sahib ve müdafii ve diyaneti celile-i Ahmediyye’nin ila yevm’il kıyame haris-i esdaki olan millet-i necibimz-i ve makam-ı saltanat ve hilafet-i kübrayı masum mükaddesatımızı mükellef olan heyetimizi muvaffak buyursun. amin.”

İstanbul’da bulunan Fevzi Paşa, Kazım Karabekir Paşa,Ali Fuat Paşa, Albay İsmet Bey,Refet Bey gibi Osmanlı paşaları ve Erkan-ı harbiye subayları Anadolu’ya geçtiler. Vatan sever Mehmet Akif, Elmalılı Hamdi gibi nice mütefekkir, ulema peşlerinden canlarını hiçe sayarak bin bir meşakkatle onları takip ettiler. Anadoluyu karış, karış gezerek camilerde şehir meydanlarında Milli Mücadele için hazırladılar. Mehmet Akif Sivrihisar’da hatırlarsanız Cami-i Kebir’de (Ulucami) Sivrihisar ahalisini irşat etmişti.

Ankara’da İlk meclis toplandı. İlk meclise katılanlar içinde son Osmanlı Meclisi-i mebusan da yer alan mebuslar o devrin güzide insanları vardı. İlk meclisin açılışının Cuma gününe rast gelmesi tesadüfi değildi. Mustafa Kemal paşa bunu bizzat kendisi planlamıştı. Baştan beri İstiklal harbinde mütedeyyin insanların desteğini almak istiyordu. İlk meclise baktığımızda mebusların erkan-ı harbiye, ehl-i tasavvuf, ulema, mütefekkir müderris sınıfından meydana getirilmişti. Mustafa Kemal Paşa başta olmak üzere ahali önce Hacı Bayram Veli camiinde Cuma namazı kılındı. Hacı Bayram Veli türbesinde hep birlikte dua edildi. Hafızlar Kur’an-ı Kerim ve Sahih-i Buhari hatim dualarını yaptıktan sonra yürüyerek önde ehl-i tasavvuf, ulema, erkan-ı harbiye, mütefekkir ve ahali birinci meclis binasının önüne gelindi. Hamdele salvale tekbir ve dualarda ilk meclis açıldı.

Gençler, yetişkinler çocuklar bu bilgilerle dolu, doyumsuz sohbeti can kulağı ile dinliyordu.Sohbet eden ve dinleyenlerin heyecan ve susuzluktan ağzı kurudu, dili damağına yapıştı.

Komşu Bayraktar zade İsmail Efendi;

-Tuzlu kelem turşusu ciğerimizi yaktı. Hele su yetiştirin diyerek söze karıştı. Gençlerden ikisi birini elinde orta boy testi diğerinin elinde bakır tas kapıda beliriverdi.

Yusuf Mesut KİLCİ – Eğitimci – Yazar

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*