Sivrihisara Uğrayan Seyyahlar

Sivrihisara Uğrayan Seyyahlar

1   – Fransız tarihçisi Şarl Teksiyer şöyle diyor: Sivrihisar yalnız ve yüksek bir granit kayasının eteğindedir. Dağın o bir yamacı inilerek bir saat kadar tebaşiri araziden geçilir Bu esnada Sivrihisarın meyil ve seviyesine göre tabii iki vadiden geçilir. Bu parça, Güneş dağı adı verilen (Den’dimen) dağlarına uzanır. Bir saat kadar güney doğuya yürüdükten sonra beyaz mermer cinsinden kalkerli bir yere gelinir. Pesinuntos mermerleri, vaktiyle buradan çıkarılmıştır. Sakaryaya doğru gidilir. Akkaya yolu bir geçidin başındadır. Bunun Sivrihisara mesafesi sekiz saattir. Roma kaldırımı, Sabanca büyük köprüsü vasıtası ile Sakaryayı atlıyarak Pesinuntusa gelir.

2  — Anadoluda Tanin. Muharrir (Gazete yazarı) Ahmet Şerif de şöyle anlatır: Sivrihisara geldim. Süslü bir konağı andıran Hükümet binası, bir de Rüştiye mektebi var. Bu mektep 70 yaşından aşağı olmıyan 35 40 sene muallimlik ettiğini söyleyen bir muallimi evvel (Baş muallim) bir de arkadaşının idaresi altındadır. Baş muallim, Rüşdiye mektebinin vazifesi hükümete memur yetiştirmek olduğundan bahsetti.

* Kağnı Pazar Çeşmesi

Kaymakam, pencerenin önünde köşe minderinde kurulmuş. Dışarıyı seyretmekle meşgul. Sandalyası boş duruyor. Kendi­sinin en büyük korkusu tensikattır. (Düzeltme ve ıslah et­me) mevkiimizden emin değiliz. On beş senedir Kaymakam­lık ediyoruz. Mutasarrıflık vaktim geldi amma buna muvaf­fak olamadım.

Bu zat Mihallıççığı anlatırken şöyle diyor. Mihalıççığa var­dım. Hükümet konağı iki katlı olup kapısının üzerinde ma­şallah levhası bulunduğunu, Kaymakamında kaymakamlık odasında yatıp kalktığını, kahvesinin ve yemeğinin zaptiye ocağından yaptırıldığını, kendisinin masraf etmediğini söylediğini bildirmektedir.

* Tanin başmuharriri Ahmet Şerif 1325 senesi S. 300

3   — Jedavzatts: 1855 de Anadolunun bir köşesi; Türkçeye çeviren (Reşat Ekrem Koçu S. 25) Öğleye doğru konak sahiplerimizle vedalaşarak çiftlikten ayrıldık. Babadağı (Babadat) köyüne geldik. Burasını geçince bir kaya yığını ki adeta merdiven çıkıyoruz gibi tırmanarak aştık. Fakat bu kaya yığını­nın tepesine ulaştığımız zaman gözlerimizin önünde muhteşem bir panurama (Yüksek bir yerden görülen şehir veya köy manzarası) serilmişti. Sağımızda bir dağa yaslanmış Sivrihisar şehri ile onun önünde açılan Sivrihisar vadisi uzanıyor. Buradan vadiye doğru inerek çadırımızı şehrin dışında bir mezarlık, içine kurduk. Sivrihisar anadoluda şimdiye kadar gördüğümüz şehirlerin ve kasabaların en güzeli idi.

Sivrihisarın evvelce gayet büyük bir şehir olduğu bellidir. Mezarlıklar şehrin dört misli büyüklüktedir. Şehrin içinde büyük Yunan lâhitleri (Mezar için yapılan taştan oyma) Türkler bunları çeşme haline getirmişlerdir. Şehir içinde bir çok kıymetli abidelere rast geldim. Buradan gece yarısı ayrıldık. Ertesi günü öğleden sonra saat 1 de Kaymaza vardık. Bura­da bir çok eserler vardır.

Son olarakda 1929 da Ahmet Tevhit bey gelmiştir. O, da burasının Anadoluda en zengin, en güzel eserler memleketi olduğunu ve Ulucamideki minberle Alemşah kümbetinin sanayii-hüsün (Güzel sanatların) birer enmuzeci (Örneği) olduğunu belirtmiştir. (Ahmet Tevhit 929 senesi maarif mecmuasından)

Tahsin ÖZALP
Sivrihisar Tarihi
1960-1961