Sivrihisar Ulu Cami

Sivrihisar Ulu Cami

77 Diyarın 67 Direkle Tuttuğu Saf, Horasandan İstanbul’a Uzanan Bir Cem Hikayesi, Sivrihisar’ın Ulu Camii. Kılıç mescid caminden minber, hayır hasenat ile minare, Konya’dan Mevlana, İstanbul dan Hızır bey, Horasandan Hasan bin Mehmet’in safının omuzunda yüz yıllara meydan okuyor. (*5)

Aynı anda 2000 kişinin ibadet edebileceği Sivrihisar Ulu Cami, Selçuklu döneminin şaheser yapıtlarından günümüze ulaşan Anadolu’daki en büyük ahşap direkli camilerin nadir örneklerinden biridir. İlçenin merkezinde, kapladığı alan ve diğer özellikleri ile ULU kelimesi bu eserde tam anlamını bulmaktadır. (*1)

CAMİNİN TARİHÇESİ, KONUMU, MİMARİ ve SÜSLEME ÖZELLİKLERİ

Sivrihisar denilince kuşkusuz ilk akla gelen mimari yapı Ulu Cami olmaktadır. Şehrin merkezinde yer alan caminin mevcut şeklini, 1232’de Selçuklu devrinden başlayarak, bugüne kadar yapılan çeşitli ekleme ve onarımlar sonucunda aldığı anlaşılmaktadır (*2). Rivayete göre kervansaray olarak yapıldığı daha sonra camiye dönüştürüldüğü biliniyor. (*1)

ulucami-oyma-dolapBugünkü şekliyle Ulu Cami, dıştan yalın görünüşlü bir yapıdır. Caminin en eski kitabesi 1232 tarihini taşımaktadır. Yapıyı ilk yapan Sivrihisarlı kadı Leşker Emir Celaleddin Ali Bey’dir.* Yapı, bugünkü biçimine 1274 tarihinde Mevlana Celaleddin Rumi’nin müritlerinden ve III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in naiblerinden Mikail bin Abdullah (Emineddin Mikail) tarafından kavuşmuştur. Fatih Sultan Mehmet dönemi kadılarından, İstanbul’un ilk Kadısı Hızır Bey bu camiyi 1440 yılında onartmıştır. (*3)

2013 yılında restorasyonuna başlanılan cami Mayıs 2015 tarihinde törenle ibadete açılmıştır. Yıllara meydan okuyan ve ihtişamını koruyan Ulu Cami, Sivrihisar Belediyesinin yapmış olduğu başvuru sonucunda alınan kararla 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası geçici listesine eklendi. (*6)

Ulu Cami 1485 m2’lik bir alana kuruludur. Çatısını 67 adet ahşap direk taşımaktadır. Bu direklerin 19 tanesinin üzerinde mermer sütün başlığı vardır. Direklerden altı tanesinin üst bölümleri rozet, palmet, geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiştir. Direkler üzerinde Bizans dönemine ait başlıklar da kullanılmıştır. Kalın direklerden dört tanesi zamanın özgün ağaç oymacılığı ile işlenmiş olup, bu direklerin alt ve üst tarafında mermerden oyma işçiliği uygulanmış sütun başlıkları vardır.

Minberi ise bir sanat şaheseridir. El işçiliği Horasanlı İbn-i Mehmet tarafından, geçme yöntemiyle ceviz ağacından yapılmıştır. Minber, 1924 yılında yanan Kılıç mescit camisinden getirtilmiştir. Anadolu Selçuklularının en dikkate değer minberlerindendir. Cami içerisinde, oyma tekniği ile yapılmış dolap kapakları da bulunmaktadır.

Cami Minaresi yapının güney cephesi üzerinde köşede yer alır. 1409 yılında (Caminin yapılışından 139 yıl sonra) Osman oğlu Hacı Habib tarafından yaptırıldığı, kitabesinde yazılıdır. Minare kaidesi iri mermer bloklarla yapılmıştır. Kaidenin üstü tuğla hatıllı, kesme taşlı sekiz köşelidir. Minare basamakları ardıç ağacından ahşap olarak yapılmış, gövde tuğladan örülmüştür. Şerefe altındaki petek, Selçuklu tuğla işçiliğinin nefis örneklerindendir. Şerefeden sonra baca üzerinde külahın altında minare yapılırken konulmuş bir sıra cam göbeği mavisi çini bulunmaktadır. Camide, (restore edilmeden önce) Sivrihisar kilim dokumacılığın güzel örnekleri de görülebiliyordu. (*4)

Not: Restorasyon sırasında kaldırılan eski kilimler, Sivrihisar’da açılması planlanan müzede kullanılacağından belediye tarafından muhafaza edilmektedir. (*6)

Dört giriş kapısı bulunan caminin duvarları kesme ve moloz taşla örülmüştür. Caminin sağ ve sol kanadı üzerinde kitabeler bulunmaktadır.

sivrihisar-ulucami-planDış mekan: 26. 50 x 52. 60 =1394 m2.
İç mekan:   24. 60 x 50. 40 =1240 m2. dir.

Kıble duvarına paralel ve 67 ağaç direk üzerine uzanan kirişlerle altı nefli bir yapıdır. Ortadaki 3. ve 4. nefin (şahın) tabanları en yüksek olmak üzere 1,2, ve 5, 6 neflerin tavanları uzayan konsollar üzerinde ortaya doğru yükseliş meyli arz eder. Tümü Orta Asya çadır mimarisi görünümündedir.

ulucami-direkDoğu batı doğrultusunda dikdörtgen planlı yapının harimi enlemesine yöneliş gösteren basit tiptedir. Sahınlar birbirinden ahşap sütunlara bindirilmiş kirişlerle ayrılmıştır. Kirişler arası uzanan yuvarlak döşemelerin, ahşap kaplamaları üstten yapılmıştır. Minber ve mihrap karşısında üç, onun arkasında bir ve çarşı çıkısında iki direk (kısmen sade olsa bile) olmak üzere altı direğin orijinal kaldığı görülmüştür. Bunların üst kısımları, zengin oyma ve kabartmalarla süslenmiş (mihrap önü direkte) yer yer pirinç baklava dilimi levhalar çakılmış, yeşil ve siyah kalem işleri ile boyanmıştır.

Direkler, ardıç ve sarı çam cinsi ağaçlardan olup, bazı antik başlıklar kaide yapılıp üzerine oturtulmuştur. Düz ağaç başlıklar yanında Pessinus’tan getirildiği kanaati yaygın olan çeşitli antik başlıklar da kullanılmıştır.

ulucami-direk-mermer

Caminin havalandırılması çatı ortasında bulunan havalandırma feneri ile sağlanmıştır. Zemini tahta ile kaplıdır. Zemin yapılışında yarma tabir edilen teknikle yapılmış, tahta ile kaplı iken restoresinde geçmeli taban tahtası kullanılmıştır. Direkler temele kadar devam eden taşlar üzerine oturtulmuştur. Caminin rutubete karşı korunması için zemin ile taban tahta arasında 150 cm’ye varan boşluk bırakılmıştır. Taban ön safta 20 cm., arka safta (kadılar safı) 1 metre kademelidir.

Camiye Genel Bakış
Cami aydınlıkUlu caminin kuzey duvarında pencere yoktur. Cami avlusuna bakan batı duvarında üç tepe penceresi, güney yönünde mihrabın bulunduğu duvarda 8 alt ve 9 üst pencere vardır. Doğu cephesinde ise kapı açıklığının sağ tarafında iki pencere yer alır. Sol tarafında duvar dışa doğru bir çıkıntı yapar. Kadınlar bölümünü teşkil eden bu kısımda kapı yanında bir pencere ve iki üst pencere ve kütüphanede doğuya bakan 1 üst ve güneye bakan 1 pencere olmak üzere 2 pencere vardır. Pencerelerin tümü ahşap kasalı ve lokma demirlidir.

Caminin kuzey duvarı arkasına, cami duvarına dayalı olarak 1924’den sonra Belediye tarafından manifatura dükkanları inşa edilmiş olup özel şahıslara satılmıştır. Caminin batı avlusundan sonra şadırvana bakan kesimde, Emineddin Mikail Medresesi (1474-75) ve yanlarında vakfiyeleri vardı. Bu vakfiyelerden biri Cafer Akıllı tarafından satın alınmış Horoz sokaktaki arsası ile dükkanın gelirini vasiyetle Orhan Keskin’e kurdurduğu vakıf aracılığı ile Ulucami’ye vakfetmiş, Cami önü açılmak üzere dükkanlar istimlak edildiğinde, bedelsiz olarak cami lehine terkini öngörmüştü.

Güncel: Son yapılan restorasyonda dükkanlar kaldırılmıştır.

Ordu Caddesinin karşı kesiminde (Bugün Halk Bankasının önündeki boşlukta) Mustafa Uça’ya ait lastik, hidrolik ve oto parçası satılan dükkanda 1953 kışında bir gaz sobasından çıkan yangında, tahıl pazarına giden Hazinedar Caddesi köşesine kadar dükkanların tümü yandı. Caminin köşesinden, saçağı tutuştuğu bir anda, damından sarkıtılan kilimlerin devamlı ıslatılması ve Sivrihisarlıların cansiparane gayretleri ile Ulucami yangından güçlükle kurtarılabilmişti.

Ulu cami toprak damlı iken üzerindeki toprak Vakıflar Genel Müdürlüğünce atılmış ve tavan döşemeleri üzerinde 10 cm. kadar (bulgurlama tabir edilen) toprak bırakılarak ahşap çatı ile kaplanmış, çatı üzerine kiremit döşenmişti. Estetik bakımından çatı daha fazla yükseltilemediği ve akıntısı az mesafe uzun olduğundan dam akıyordu. Tarihi Eserleri Koruma Derneği olarak müracaatımız ve kararlı takibimiz sonunda kiremit kaldırılıp 1956-1959 yıllarında Vakıflarca 139.028,17 TL. Harcanarak çatı bakırla kaplanmıştır. (Vakıflar Dergisi, sene 1973) Fakat bu tamirlerden sonra kışın sıcak yazın serin olan cami kışları soğuk olduğundan kalorifer yapılmak istenmiş fakat müsaade edilmemiştir. Çatı bulgurlaması altına bir izolasyon yapılmadığından tahta aralarından camiye toprak dökülüp kirletmekteydi.

2013 yılında Ulucami esaslı bir onarıma tabi tutulmuş, çevresindeki dükkanlar istimlak edilip çevresi açılmıştır. Eski çatı kaldırılarak döşemeler tamir edilmiş, döşeme üstü tahtaları değiştirilmiş, üzeri esaslı bir izolasyondan sonra bakır kaplanmış, raspa ile minare üzerindeki sıva kaldırılmıştır. Pencereler değiştirilmiş, içi de esaslı elden geçirilmiştir. Ser mahfilin Batı yönündeki kısmı kaldırılmış, antik kaidelere görülmeleri için kova yapılmıştır.

Cami Giriş Kapıları

1- Kuzey giriş kapısı: Mihrap karşısında olup en eski kitabeyi taşımaktadır. Kapı girişinin sağ ve solunda cami zemininden bir metre yüksekte bulunan ve son cemaat mahalli vazifesi gören bu kıs­ma, kadılar safı denir. Bugün müezzin mahfeli buradadır. Bu safın üzerinde ve caminin batı yönü boyunca uzanan kadınlar mahfeli olarak da kullanılan sermahfel vardır. Bu mekana üç ayrı yer­den tahta merdivenle çıkılır.

ulucami-kuzey

Ayrıca caminin doğu tarafında, yükselti teşkil eden ana mekandan kafesle ayrılmış 5 ahşap direkli ve kütüphaneye çift kanatlı bir kapı ile irtibatlı, kadınların namaz kıldıkları bölüm vardır. “Hanımların mescitleri evleridir” kabulünden hareketle olmalı, bu mekan 1969 yılına kadar, dere tepe, taş ve toprakla kaplı iken, Tarihi Eserleri Koruma Derneğince temizlik, tesviye ve blokajdan sonra tahta ile kaplatılmıştı. Kuzey giriş kapısı Alemşah Kümbet’ine bakar. Bu kapının üzerindeki kitabe, iki kabara rozet sonra gül bezekler ortasında.

Essultani
– Cedede hazihil imaretül mescid-ül müba­rek fi nevbeti el abd-ül zaif Mikâil
– Bin Abdullah ahsenallahü evakıbehu fi sene selase ve seb’in ve sitre mie (673/1474)
Türkçesi: Sultan adına bu kutsal imaret mescidi Allah’ın aciz kulu “Allah akıbetini hayır etsin” Abdullah oğlu Emineddin Mikail’in görevi sırasında 673/1474 yılında yenilenmiştir.

Emineddin Mikail, Anadolu Seçuklular’ından III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in naibidir. Ünlü hoca Maliye Bakanı Sadeddin Ebu Bekr-i Erdebili’nin azadlısıdır. Üstün gayreti, sağlam isabetli düşüncesi, engin bilgisi ve atılganlığı ile köleliğin malla aynı tutulan seviyesinden, efendiliğin başköşesine yükseldi. Sağlam inancı, güçlü kalemi, engin bilgisi ile insanlar arasından seçilerek sıradan ve seçkin kimselerin gözdesi oldu. Hadis, fıkıh, hikmet ilimlerinde en yüksek payı ve en geniş hisseyi kazandı… Aziz ömründen hiçbir anını İnsani olgunlukları elde etmek ve dünyadakilerin hayır dualarını kazanmaktan başka bir işe harcamadı. (İbni Bibi-Selçukname. Kültür Bakanlığı s. 207)

2- Batı Giriş Kapısı (Çarşı Portalı): Çarşı meydanına açılan ve şadırvana bakan taş kemerli bir girişten, sağ tarafı eski müftülük binası ve musallanın bulunduğu boşluk, sol tarafı ise eski muslukların kaldırılması ile merhum Hacı Süleyman Görener tarafından yaptırılan gasilhane, tuvaletler, abdest alma yeri ve cami kapalı olduğu zaman kullanılan buraya irtibatlı küçük mescidin yer aldığı avluya girilir.

Karşıda üzeri siperli portal, mermer taç kapının ahşap sağ kanadında ve devamla sol kanadında:
Ve ennel mescidallahü- felatedu meallahüahad 1457/1841 M (Kur’an-ı Kerim cüz 29 -sure. 72. 18) (Muhakkak mescidler Allah içindir – Allah birdir kimseyi O’na ortak koşma.) yazılıdır. Ulucami’nin kuzey kapısı ile bu kapı benzerlikler arz etmektedir.

Güncel: Son yapılan restorasyondan sonra batı kapısının avlu ve girişi kaldırılıp, etrafı açık olarak kalmıştır. Tuvaletler ve abdest alma yerleri Alemşah kümbeti yanına yapılmıştır.

e-mikail3- Doğu Giriş Kapısı: Caminin doğu portalı da ahşap kasalı ve ahşap kapılıdır. Bu kapının en üstünde bir kitabe ve yanında Mikâil denilen kanatlı sitilize bir resim yer alır.

Kitabenin okunuşu: (1. tamir kitabesi)
1-Ümmire hazel-cami el mukaddem fi devlet-i effar-is sultan el ümem
2-El nıelik el adil sultan Murad min Al-i Osman muvaletin niam
3-Fağlebelıu Hızır bin Celal halled- Allahü bi latif-i itam
4-Fi amine es salis ve’l-erbain bad-ı sema- niye miefahtetim

Türkçesi: Hizmete giren bu cami, Müslümanların sultanı devletin iftiharı Nimetleri devam eden adaletli melik, âlî Osman’dan Sultan Murad’ın saltanatı esnasında; Allah lütfunu devam ettirsin; zamanın övüncü Celâl oğlu Hızır’ın üstün yardımı ile imar edildi. Allah camiyi afetlerden emin kılsın 843H/1439-40 M. de son buldu.

ulucami-dogu-minare-kitabe

Alttaki kitabenin okunuşu: (2. tamir kitabesi)
1- Eyle ya rab vakfı rahmetine sencedir. Ba hem imam hatip hem cemaati cümleten. Mükerri han olalar, galleti züpte dediler. …
2- Bezl-i sayederler cümle cedid idüp tecdidine Kimi malen kimi say’en lahavle illa bin nasr Vakıfıyiisemma evvelki Emineddin Mikail ide hamiyet ana Mevla şefii ola (…..)
3-Sıdk-ı safa ile (…) eyle dua oku tarihi, zikrııllah oldu dai tecdid-i camii kebir. Da camii kebir tecdid-i bihidayeti rabbül muin. Bina sa­hibi hayr-i bi malil hayri malil (…) ziirriyeteyn
4- (….) Emeltü tarihen lehli min Kıır’an- ı miibin (…) ni’me davul muttakıyn. Fi senetihi ısney ve tis’İne miete ve elf 1192/1778

4- Kadınlar Mahfeli Dış kapısı: Sırf hanımlara ait dış kapıdır. O da özel günlerde kandil ve bayramlarda cemaatin geliş ve dağılımlarında kadın erkek karışmasını önlemek için kullanılırdı. Bu kapının girişe göre solunda abdest almak için, suyu acı bir çeşme vardı. Çeşmenin suyu yukarılarda bir kuyudan gelmiş olmalı.

ulucami-kadin-mahfeli

Kadınlar mahfelinin doğu güney köşesini işgal eden ve kadınlar mahfeline derin bir sivri kemer altındaki iki kanadı bir kapı ile bağlı bulunan ve keza batı kısmı aynı şekilde kemerli, üzerleri kubbeli, doğuda kapısı, güneyde penceresi bulunan bir bölüm vardır. Buranın Emineddin Mikail, daha sonra Hızır Bey Kütüphanesi olduğu bilinmektedir. Hal böyle iken, Ahmed Tevhid Bey ve kendisini kaynak alanlar bu mekana, Sölpük Mescidi deseler de ismin menşei bilinmediği, zikredilmediği gibi restorasyonda mihrap izine de rastlanılmamıştır. Kemerlerin altındaki boşluklarda kütüphane dolap veya rafları olmalıdır. Nitekim şimdi batı kemer altında kütüphane dolabı vardır.

Musalla Kapısı (Mihrap duvarında): Minareye yakın bu kapı, eskiden musalla (meyyit) taşı caminin güneyinde ve bu kapı önünde cadde üzerinde olduğundan, cenaze namazı için kullanıldığı, mu­salla taşının, doğu kapısı girişindeki yere taşınması ile de özel günlerde: bayram namazlarında olduğu gibi; kullanıldığı büyüklerimizce ifade edilmiştir.

Musalla taşına cenaze getirildiğinde imamın namazdan sonra ön safı takiben bu kapıdan çıkıp cenaze namazını kıldırdığı, cemaatinde dışarı çıkanlar yanında içeride kalıp bu kapıdan gelen imam veya müezzin sesine uyup cenaze namazına iştirak ettiği bilinmektedir.

Minarenin Giriş Kapısı Üzerindeki Kitabe:
Külli şey’in halikun illa veçhe Lehiil hükmü ve ileyhi türceun
Heme mergüzarım pir’ü civan Bekini ne maned kes-i cavidan
Bena hazihil imaret-ül mübareke el emirül kebir Cemaleddin Ali bek
Etâlallahü ömrehu li ecl-i validehil mer- humul mağfur Cemaleddin
İsmail bin Akça bey tegammedehullah senettis’a ve isrine ve sitte mie 629/1431
Türkçe çevirisi
– (Onun zatından başka) Her şey yok olacaktır. Hüküm Onun’dur ve nihayet döndürülüp ona götürüleceksiniz.
1-(Farsça) Genç ve yaslı hepimiz mutlaka ölümü tadacağız. Dünyada kimse ebedi kalmayacaktır.
2- Bu mübarek imaret (yapılar manzumesi) büyük emir Cemaleddin Ali Bek tarafından yapıldı
3-Allah onun ömrünü uzatsın vefat eden babası merhum ul mağfur Akçabey oğlu Cemaleddin İsmail için, Allah her ikisini de yarlığasın 629/1431-32 senesinde yapıldı.

ulucami-minare-kitabe

Anlaşıldığı veçhile bu kitabe, imaret kitabesidir. Osman Ergin Bey, Türk şehirlerinde imaret sistemi isimli eserinde: “İmaret: medrese talebeleri ile fakirlere yemek pişirilip yedirilen yerlere verilen addır. Aşhane, aş evi gibi. Bu kelimenin zıddı Harap (mamur olmayan)

Türkler, cami medrese, hastane, aşhane, misafirhane, hankâlı hatta türbe hatta kale hatta minare binalarına kadar teker teker olduğu gibi hepsi bir arada olarak ta imaret adını vermektedirler. İmaret hem mamurluk ve hem de yemek yenilen yer anlamına gelir” demektedir. Ulucami’de minare girişindeki bu kitabenin yanındaki kubbeli mekanın, bu ima­retin mescidi olarak kabul edilmesi halinde, buraya Akçabey Mescidi demek yerine şayet sonraki kullanımlar göz önünde tutulacaksa Emineddin Mikâil Kütüphanesi veya Hızırbey Kütüphanesi demek gerekirdi. Bana Sölpük Mescidi ismi dayanıksız gelmektedir.

Bu kitabenin bulunduğu kapıdan içeri girildiğinde, minare önünde genişçe bir mekan ve kapı karşısında dama doğru çıkan bir taş merdiven görülür. Bu merdivenin minare yapımından evvel minare yerine kullanılması düşünülebileceği gi­bi, toprak damların bakımı için dama çıkmak için veya her ikisi için kullanılmış olması mümkündür.

Minare Kitabesi
Bu minarenin yapım kitabesi şöyledir: Bena hazihil minaretül şerife el mübareke Sahib-ül hayrat Hacı Habib bin Osman, fi evail Recep sene esna ve asere ve semani mieh Receb 814/1409

Bu mübarek minare-i şerife hayırlar sahibi Osman oğlu Hacı Habib tarafından bina edildi. Receb başlarında H. 814/1409 M. (Not: evail- birinci gün değil çoğul olup evvelini ifade eder)

Minarenin külahı 1972 yılı 19 Haziranda rüzgar sırasında meydana gelen anoforda, seren direği kırılıp minare giriş kapısı dışındaki merdivenlerin önüne düşmüştü. Bütün müracaata rağmen Vakıflar ilgisiz kalınca, yine Vakıflar İdaresinin oluru ile Sivrihisar Tarihi Eserleri Koruma Derneği olarak külâhı da diledikleri gibi yapmak isteyen, bazı şahıslara karşı adeta savaş vererek; aslına sadakatle yeniden yapıldı ve minareye parato­ner takıldı. Hasar gören alemi ve kırık di­reği tamirle Alemşah Kümbetinde kullanılmış ve buraya yenisini takılmıştır.

Fondaki gri kayalar önünde fark edilsin diye (1959) sıvanıp üzeri badana edilerek, şerefe altına kırmızı yeşil kuşaklar çekilerek ve minare kapısı üstüne (muhtemelen seren direği değişirse buradan istifade edilsin diye) konulmuş kahverengi mermere, yağlı boya ile ay yıldız çizilerek bilgisizce bu tarihi eser berbat edilmiştir. Bu faaliyetlere Orhan Keskin’in son anda müdahalesi ile Hoşkadem, Balaban, Kılıç Mescid Cami minareleri ve diğerlerinin aynı akıbete uğramaları önlenmiştir. Konya Anıtlar Kurulu Başkanı merhum Prof. Dr. Yılmaz Önge Bey, o tarihlerde Vakıflar Müşaviri olarak Sivrihisar’a her gelişinde minareyi raspa ettirip üzerindeki sıvaları temizleyip eski hüviyetine kavuşturamadığından üzüntülerini beyan etmiştir. 2015 yılı Mayıs ayında restorasyonu tamamlanan caminin minare sıvaları kazınıp eski haline kavuşturulmuştur.

ulucami-hizir-onarim-kitabeCaminin Mihrabı ve Minberi
Mihrab: Kuzeydeki taç kapı karşısında kıble duvarında iki pencere arasında çıkıntı teşkil eder. Kalıplama tekniğinde alçı süslemelidir. Sathi mukarnaslı alçıdan yapılmış mihrabın, Hızırbey tarafından yaptırılan 1439 – 1440 tarihli onarımda konulduğu anla­şılmaktadır. Mihrabı Prof. Dr. Gönül Öney’de aynı zamana tarihlemektedir.
Mihrabı çevreleyen en dıştaki birinci şe­ritte sülüs karakterde yazı, ikinci şeritte ise üzüm salkımları ve dallarından oluşan bitkisel motifler, üçüncü şeritte geçmeli beşgenlerden oluşan beş ve on kollu yıldız motifleri yer alır. Mihrap kavsarasını balık sıra motifli kademeli kaval silme çevreler. Mihrap nişi­nin iki yanında yer alan sutünceler balık sırtı motiflidir.

ulucami1Minber: Anadolu Selçuklularının en dikkate değer minberlerindendir. Camiye girince hemen göze çarpar. Ceviz ağacından yapılmıştır, ileri doğru fırlamış geometrik bölümler içinde Rumî ve palmetlerle in­ce işlenmiş dolgular ve ajurlu korkuluk ve şebekeleri ile Selçuklu ağaç işçiliğinin kıymetli eserlerindendir. Taht kısmında kare şebeke dolgusunda, Kayseri Keykubad’i çinilerinden ve Karahanlılara kadar uzanan Türk süslemelerinde her zaman devam eden sekizgenlerin birbirini kesmesinden meydana gelmiş örgü motifi karakteristiktir.
Kapı kanadında, Hasan Bin Mehmed olarak ustanın adı yazılıdır. Kapı kemerini çevreleyen kitabe kuşağında, Selçuklu sü­lüsü ile Ayet el Kürsi yazılıdır. Ebced hesabı ile “Hace-i ecel” karşılığı tarihi 643 (1445) olup üslup ve karakteri bu tarihe uygundur.

ulucmiMinberin kapı kanatları kapandığında, sivri kemer oluşturan bir şeritte taçlandığı görülür. Sivri kemer yaylan iki yanda kaval silme biçiminde bir sütunceye oturur. Bu minber belki de üzerine sürülen malzemeden olacak, Etnografya Müzesinde bulunan emsallerinde rastlanan ağaç kurdu tahribatına maruz kalmamıştır. Maalesef bilinçsizce minber üzerindeki malzemeler temizlenip, hayır işliyoruz diye mobilya cilası ile cilalanmıştır. Minberin taht kısmında kare şebekenin külaha uzantıları üzerinde, Kufi yazı ile Ayet-el Kürsi nakşedilmiştir.

Taht tacının kaidesinde, kıbleye döndüğümüzde sağ tarafında Bismillahirrahmanirrahim, önünde (Nasrun minallahi ve fethün karib ve beşşiril müminin). Sol tarafında (Ve ennel mescide lillahi felated-ü maallahi ehaden) ayeti kerimeleri sülüs yazı ile yazılıdır. (Okuyan Mehmed Dönmez) Ulu caminin minberinin çarşı açmak ga­yesi ile 1924 yılında yıktırılan Kılıç Mescid Camiinden getirildiği bilinmektedir. Kendi minberinin de Ankara Aslanhane Camii ne götürüldüğü söylene gelmiştir. Zikri geçen minberin ustası Ebu Bekir olup 1175 yılına tarihlendiğinden bu söylenti iddia olmaktan ileri geçmez.

Ulucami’de Hizmet Veren Bazı imam- Hatibler

– Süleyman Efendi. Ö. T. 1848 mezarı Tahtalı Evliya ile beraber Kurşunlu Mezarlığı’na nakledildi.
– Hacı Hilmi Efendi 1896 (İhsan Başol’un baba dedesi)
– Ulemai asitane’den
– Hacı Ali Hoca Ö. T. 1908 Kabri, Kurşun­lu Mh. Kumluyol Mezarlığında
– Sobacının Hafız Ömer Efendi
– Adapazarlı Mustafa Efendi
– Bahri Tok (aynı zamanda Elmalı Kuran Kursu fahri hocası idi.)
– Harun Karça
– Enver Akça
– Ömer Öztürk
– Osman Hatiboglu 1975-1984
– Çorumlu Ahmet Efendi
– Ahmet Hakses

Camide Vaaz Eden Zatlar:

Gecekli Ali Efendi, Müftü Rasih Efendi, Müftü Mehmet Emre, Müftü Orhan Ersoy ve diğer müftü ve vaizler.

Müezzinler: Mukayyitlerin Eşref Efendi, Hüsnü Horozoğlu, Süleyman Güvener (Tosur Hoca, Ali İhsan Paşa’nın babası), Medine’de medfun Ahmet Aksakal, Hafız Abdullah Şen ve diğerleri. (*4)

Sivrihisar ve Köylerinde Yunan Mezalimi adlı eserde 200 kitabının yakıldığı Müderris Hafız Osman Efendi şeklinde adı geçen, Merhum Hafız Osman DESTİCİ 7 yıl İstanbul Fatih külliyesinde eğitim alır, Sivrihisar’a gelir 1 ay kalır. Ve tekrar gider 7 yıl daha eğitim alır. İstanbul Fatih külliyesindeki 14 yıllık eğitim sonunda Sivrihisar Ulu camisine önce baş imam, hatip sonra MÜDERRİS olur. Mekanı Cennet olsun. -vefatı 1930- (*6)

***

Dipnot:* Sivrihisar’lı kadı leşker (kadıskar) Emir Celaleddin Ali Bey 1256 yılında Moğolların tahttan indirdiği II. İzzeddin Keykavus’un taraftarı olduğu gerekçesiyle Muineddin Pervane’nin tutuklatıp Moğollara teslim etmesi üzerine şehit edilmiştir. Emir Celaleddin Ali Bey’in hayatı hakkında başka bir bilgi bulunamamıştır. (*3)

Ulu Cami hakkında değerlendirme yazısı için tıklayın >

Kaynaklar:
1- Burası Sivrihisar S.E.Vakfı Yay. sh:120
2- T.S.E. Prof.Dr. Yüksel Sayan, Ege Üni. Yay. 2009
3- Eskişehir Valiliği – EskiYeni Kültür Dergisi, Temmuz 2010
4- Bütün Yönleriyle Sivrihisar – Orhan Keskin 2001-2017
5- Semerkand Video
6- Derleyen/Editör: Murat Sevimbay

Restorasyondan sonraki fotoğraflar

ulucami-arkasi

ulucami-new

2015 ULU CAMİ VİDEO

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*