Sivrihisar Tarihi

TARİH VE MEDENİYETLERİN KESİŞTİĞİ SİVRİHİSAR

Geçmişi bilmek, bizi geleceğe hazırlar. Geçmişte yaşayanların geriye bıraktıkları uygarlıklar hayatımıza ışık tutar, bulunduğumuz şartlardan daha iyiye doğru gitmemize yardımcı olur.

Milletlerin uygarlıklarını, yaptıkları savaşları olduğu gibi bize aktaran Tarihtir. Milletlerin Tarihi yanında bir yerin tarihi olaylarını her yönüyle ele alan belde tarihleri günümüze kadar yazıla gelmiştir.

Memleketimiz, tarihi bakımından dünya’da başka milletlere nasib olmayan zenginliğe sahiptir. Memleketimizin her köşesinde geçmişe ait izlere rastlamak mümkündür. İşte yurdumuzun şanslı bölgelerinden biriside Sivrihisar ve çevresidir. *12

Sivrihisar tarihi araştırıldığında “Kökü derin bir çınar gibi güngörmüş devirler yaşamış. Başı dik, alnı açık tarih ve kültür şehrinin” kuruluşunun Anadolu’da ilk uygarlık olan Etilere kadar uzandığı görülür. Sırası ile Frigya Krallığı, Roma ve Bizanslılara ev sahipliği yapan Sivrihisar, Büyük Selçuklu Devleti ile İlhanlıların baş tacı sınırlarını koruyan güvenli vilayetlerden birisi olmuştur.

Bünyesinden yetişen Alim, Ulema ve Devlet Adamlarıyla, ünleri insanlık var oldukça anılacak değerlere sahiptir: Hemşehrisi olmakla övündüğümüz; Nasrettin Hoca, Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethinden sonra şehrin ilk kadısı ve Şehr-i Emin Hızır Çelebi, Yunus Emre, manevi önderlerden Selma-i Farisi, Şeyh Abdülvahhap, Seyyid Nureddin, Çandarlı Kara Halil, Sinan Paşa, Şeyh Baba Yusuf, Seydi Mahmud ve Aziz Mahmud Hüdai ve daha nicelerinin şehridir Sivrihisar. *10

SİVRİHİSAR TARİHİ

Kuruluştan Kurtuluşa Sivrihisar

TARİHÇE

A- İlk Çağlarda Sivrihisar ⇓

B- Selçuklular Döneminde Sivrihisar ⇓

C– Osmanlılar Döneminde Sivrihisar ⇓

D– İstiklal Savaşında Sivrihisar ⇓

– KAYNAKÇA –

A- Eski Çağlarda Sivrihisar

AMURYUM Sivrihisar’ın 2500 sene önceki adıdır. Alpu’dan Ankara’ya kadar Sivrihisar’ı da içine alan balta girmemiş ormanlık alana “AMURYA” ormanları denirmiş. Bundan esinlenerek, Sivrihisar’a “AMURYUM” adı verilmiş. Sivrihisar adından önceki adı Seferihisar’dır. İzmir Seferihisar ile karışmaması için, sivri kayaları da olduğundan Sivrihisar olarak değiştirilmiştir. *11

Sivrihisar adı ilk olarak 1860 yılında bölgeyi ziyaret eden Alman Şarkiyatçı Andreas David Mordtmann tarafından kullanılmıştır. *8-9

Sivrihisar, Hititler döneminde Sallpa, antik dönemde Spalya, genç Roma döneminde Abrustula, Bizans döneminde ise Justiniapolis ve bir ara Amorium adını almıştır. Kazvi-ni Tarihi’nde Sibrihisar sonra Seferihisar adı ile anılmıştır.

Etiler ve Romalılar dö­neminde Efes’ten başlayıp Pesinus’tan Boğazköy’e oradan Samsun ve Tarsus’a giden Kral Yolu Sivrihisar’ın 4 km. güneyinden geçerdi. Kaymaz’da Trikomya, Sivrihisar’da Abrustula, Ballıhisar’da Pesinus, Yörme’de Germa illeri Sivrihisar hududu içinde idi.

İLK ÇAĞLARDA SİVRİHİSAR ve ÇEVRESİ

Hititler Dönemi: Hitit imparatoru (M.Ö. 1344-1322) Şuppiluliuma’nın, Batı Anadolu’daki Arzava Krallığı na karşı yaptığı savaşa giderken, Sivrihisar’da ordusu ile kışladığı anlaşılmaktadır. Hititler döneminde Sivrihisar’ın ismi Palia veya Spalia (Spania) olarak kayıtlara geçmektedir. Palia’nın Sivrihisar‘ın yerinde kurulduğu mevki olduğu ağırlık kazanmıştır.

Trak Asıllı Bir Kavim Olduğu Tarihi Kaynaklarca İfade Edilen Frigyalılar’ın Egemenliği:  (M.Ö. 1200-700) Sivrihisar’ın batı güneyinde Yazılıkaya bölgesi yoğun Frig anıtlarının bulunduğu yerdir. Buralar Midas kenti diye anılır. Frig Krallığı’nın başkenti Midas’ın mezarının (M.Ö. 800) bulunduğu yer Sivrihisar‘a 40 km. uzaklıktadır. Anıtların üzerinde Frig yazıları olduğu için ve yazılarda Midas adı geçtiğinden, Yazılıkaya için “Midas Anıtı” denmiştir. Kaya tapınak cephesi olarak ahşap mimariyi takliden yapılmıştır.

Pessinus: Tarihte Sivrihisar ilçesinin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Bu gün şehrin üzerinde Ballıhisar köyü bulunmaktadır. Buranın ilçeye uzaklığı 16 km. olup Sivrihisar – Konya Çeltik ilçesi yolu üzerindedir. Bir Frig şehri olup kuruluşu eski kaynaklara göre Kral Midas’a inmektedir. Antik Sard (Salihli) dan gelip Gordion’a giden kral yolu buradan geçer. Antik yolun kalıntılarını yakın zamana kadar görmek mümkündü.

IV. yüzyılda Hristiyanlık yörede kesin olarak yerleşince Ky­bele kültü yasaklanmış, Pessinus’taki tapınak yıkılmıştır. Böylece geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Anadolu’nun Ana Tanrıça geleneği sona ermiştir. Bizans döneminde kent tamamen önemini yitirmiştir. Bizans imparatoru Justinianus’un Justinianopolis’i Palia veya Splia (Spania) adlı eski beldeler üzerine kurdurttuktan sonra Pessinus önemini daha da kaybetti. Buradaki eserlerin taşları şehrin kuruluşunda malzeme olarak kullanıldı. Yöreyi ilk kez XIX y.y. da Charles Texier incelemiştir. 1967’de Belçikalı Pier Lambrecht’in başkanlığında yapılan kazılarda bazı kalıntılara ulaşılmıştır.

VI. yüzyılda Bizans İmparatorluğunun yükselmesinde büyük payı olan İmparator Justinianus (527-565) kenti yeniden canlandırmak için ülkede büyük imar faaliyetlerinde bulundu. Yeni kurduğu kente kendi adını (Justinianopolis) verdi fakat yeni kenti, Pessinus’un olduğu yere değil bu günkü Sivrihisar‘ın bulunduğu yere kurmuştur.

Bağnaz bir Ortodoks olan Justinianus kendi düşüncesinden olmayanları hoş görmüyordu. Pessinus’taki pek çok tapınakları yıktırıp enkazları Sivrihisar‘a taşıtarak Sivrihisar kalelerini adeta yeniden yapar gibi tamir ettirdi. Mabed, tiyatro ve yapıların mermerlerini taş ocağı şeklinde kullanmıştır. Bizans imparatoru Justinianus aynı zamanda Eskişehir yöresine büyük önem vermiş Eskişehir-Dorilaion kentini de aynı tarihte onartmıştır.

Kybele Tapınağı: Yunan peripteras tapınakları planındadır, keza batıya dönüktür. Planı yapım tekniği ile Helenistik döneme tarihlenir. Avlu ile çevrili tapınağın kuzey ve güney yüzlerinde yedişer sütun bulunmaktadır.

Tiyatro: Kentin güney doğusunda kuzeye bakan yamaçtadır. Buranın Perge, Side, Aspendos tiyatroları planında 30 basamaklı olduğu sanılmaktadır.

Stadyum: Tiyatro bitişiğinde olup, kalıntı yoktur.

Nakrapol: 3. ve 4. yy. a tarihlenen (galleric baş rahibi) için yaptırılan aslanlı mezardır.

Su kanalı: Tarihçiler Pessinus’ta 360 çeş­me olduğunu yazmaktadır. Su kanalı yaklaşık 1 km uzunlukta 16 m genişlikte olup, yanlar çok büyük blok taşlardan basamaklıdır. Kuzey ucunda suyun hızını kesen ve köprü vazifesi gören baraj vardı.

(M.Ö. 395)’de Roma imparatorluğunun ayrılmasından sonra Doğu Roma (Bizans) hakimiyetindeki Sivrihisar, yollar kavşağında savunması kolay bir merkez olarak önemli bir yere sahipti. Sivrihisar’da Kurşunlu cami yanında Romalılara ait lahit bulunmaktadır. Bakırcılar çarşısı Çukurhan batı çıkısındaki lahit ile Hüdai cami (yeni cami)’ye varmadan evvel meydan da bir zamanlar musluk olarak kullanılan lahit, belediye tarafından kaldırılmıştır. (Muzaffer Potoğlu zamanında)

Sahabenin ulularından Selman-ı Farisi Hazretleri bir rivayete göre 20 yıl Sivrihisar’da (Amuriye) kalmış, tâbi olduğu Hristiyan din adamının “bizim dinimizin hükmü son bulmak üzere, Diyar-ı Yesrib’de İbrahim dini üzere bir peygamber zuhur edecek” demesi üzerine edindiği hayvanatı, mal ve mülkü satarak o sırada Sivrihisar’a gelen Beni Kelp kabilesinden bir kervana katılıp bir Hak arayışına çıktığı ifade ediliyor. Buradan Sivrihisar’ın yedinci asrın başlarına kadar dini bir merkez olduğu anlaşılıyor. Charles Texier’in Anadolu Medeniyetleri isimli eseri Sivrihisar ve civarının Hristiyanlık bakımından önemli merkezleri barındırdığını ifade etmektedir. VI. yüzyıla kadar kent Abrustula adı ile anıldı.

Bizanslılara karşı Arap akınları Halife Hz. Ömer (r.a.) M.S. 634-644 zamanında başladı. Türklerin Anadolu’daki hakimiyetine kadar sürdü. M.S. 838’de Halife El-Mu’tasım komutasındaki Abbasi ordusu Tokat ve Ankara civarında Bizans ordusunu mağlup edince Bizanslılar Sivrihisar‘a sığındı.

Sivrihisar’dan başka yerleşim birimlerinin de Bizans döneminde nüfuslandığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen Justinianopolis-Sivrihisar, bölgenin ekonomik merkezi olduğu gibi Bizans askeri yolundaki istihkam silsilesinin de bir unsuru olmuştur. *5

* * *

B- Selçuklular Döneminde Sivrihisar

Sivrihisar’ın hangi tarihte kesin olarak Selçuklu sınırı içine alındığı tespit edilememekle beraber, bazı kaynaklar 1073 yılında I. Süleyman Şah başkomutanlığı altındaki orduları Sivrihisar’ı Ahmet Şah komutasında zapt ettiğini yazar. Siyah kayaları sebebiyle Karahisar adını alır ve uç beyliği olarak Sivrihisar daha da önem kazanır. 1071 yılında Alpaslan’ın Malazgirt’te Romanos Diogens ordusunu yenmesi ile Türklere Anadolu’nun kapısı açıldı. Fetihler başladı. Selçuklular döneminde Anadoluyu fetheden Türklerin Oğuz boylarından Türkmenler Sivrihisar’da, aynı boydan Yörükler de Günyüzü köylerinde yerleşmişlerdi. Sultanönü Sancağının stratejik önemi göz önünde bulundurulursa yol kavşağında bulunan Sivrihisar‘ın da Selçukluların önemli kasabalarından olduğu açıktır. Özellikle II. Kılıç Arslan (1155-1192) zamanında Bizans sınırında hızla gelişen Türkmen yerleşmesi sırasında Türk nüfusunda artış görülmüş, yerleşim birimlerinde ibadethaneler yaptırılmıştır.

II. Kılıçaslan (1155-1192) Anadolu Selçuklu Devletini oğulları arasında 11 eyalete ayırmıştı. Ankara merkez olmak üzere Eskişehir, Çankırı ve Kastamonu Muineddin Mesud’a verildi. Merkeze bağlı fakat bağımsız birer sultan olan oğullar arasında saltanat kavgası başlayınca, II. Kılıçaslan küçük oğlu I. Gıyaseddin Keyhüsrev’i tahta çıkardı. (1192) I. Alaaddin Keykubad döneminde Anadolu ümran (imar) hareketlerine sahne oldu. Sivrihisar‘daki (H. 629/M. 1231) tarihli vali Cemaleddin Ali’nin yaptırdığı, halen Ulu Cami bitişiğindeki Sölpük mescidi ve Eskişehir’deki Alaaddin Cami bu döneme aittir.

Ülkedeki kargaşalar sürerken II. Gıyaseddin Keyhüsrev Kösedağı’nda Moğol ordusuna yenildi. Moğolların önünden kaçan Türkmenler (Oğuzlar) Anadolu içlerine yerleştiler. Mülk Mescidi Banisi Doğan Arslan, Anadolu Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus (1246-1259) zamanında da üstün hizmetlerde bulunmuştu. Keza I. Keykavus ve IV. Rukneddin Kılıçaslan müşterek saltanatı sırasında Sivrihisar Selçuklular elinde idi.

(H. 676/M. 1277) Sultan III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in Moğollar tarafından katli üzerine annesi H. 683/M. 1283’te iki torununu Moğol İlhan’ın müsaadesi ile Konya’da hükümdar ilan ettirdi. Gıyaseddin Mesud ülkedeki kargaşayı büyük ölçüde azalttı, Moğol baskısından kurtarmaya çalıştı. Gıyaseddin Keyhüsrev’in anası ve çocukları Selçuklu tahtında hak iddia ettilerse de Sultan Mesud bunları Sahip Ata’nın İlhan nezdinde teşebbüsü ile 1286’da Argunhan’a gönderdi. Muhakeme sonucu iki çocuğu Gıyaseddin’in çocukları olmadığı anlaşıldı ve öldürüldüler. Böylece çocuk hükümdarlar saltanatı son buldu ise de buna mukabil Sivrihisar Valide Sultan’a verildi. (O. Turan. Selçuklular Tarihi. S. 589)

Alaaddin Keykubat (1298-1302) dönemi devlet idaresinde beceriksizliğin sergilendiği, halk üzerinde yönetimin baskı kurduğu bir dönem olarak anılır. Zamanın mali işleri ile uğrasan Muineddin Mahmud’un Kastamonu’ya giderken Sivrihisar‘a uğrayıp geçmiş ve gelecek yılların vergisini aldığı meşhurdur.

Bu sırada Orta Anadolu İlhanlı valisi Çobanoğlu Timurtaş, İlhanlı devletine isyan ile bağımsızlığını ilan etmişti, İlhanlı komutanı Balto’nun oğlu Melikşah Bey; Çobanoğlu Timurtaş tarafından H/727 (1326-27 M.) yılında katledilen; kardeşi Sultan Şah Bey için Sivrihisar’da bir kümbet (anıt mescid) yaptırdığını kita­besinden öğreniyoruz. Bu anıt mescid Sivrihisar‘ın bir süre İlhanlı yönetiminde kaldığının nişanesidir.

Selçukluların yıkılması, İlhanlılar’ın Anadolu hakimiyetini kaybetmeleri sonucu Moğol istilası sırasında batıya kaçarak Anadolu’ya yerleşen Türkmenler kendi bölgelerinde küçük devletler kurmaya başladılar. Böylece Anadolu Beylikleri devri başlamış oldu.

Selçuklu kültür düzeyinin yüksek olduğu Sivrihisar ve dolaylarında Selçuklu sanatının özgün yapıtları da bulunmaktadır. Özellikle Sivrihisar Ulu cami; (Kitabesine göre yapılışı M 673/1274) sadece bu yörede değil, Anadolu Selçuklu sanatının bile en seçkin örneklerinden sayılmaktadır. Alemşah Kümbeti ise Selçuklu türbe mimarisinin bütün özelliklerini göstermektedir.

Özellikle II. Kılıç Arslan (1155-1192) zamanında Bizans sınırında hızla gelişen Türkmen yerleşmesi sırasında Türk nüfusunda artış görülmüş, yerleşim birimlerinde ibadethaneler yaptırılmıştır. Örneğin Sivrihisar‘ın Gecek köyünde bulunan caminin Selçuklu dönemine ait olduğu sanat Tarihçilerince düşünülmektedir. Yine Selçuklulardan kaldığı anlaşılan mülk kayıtları ve Ahi zaviyeleri de XIII. yy. ın yarısından sonra bölgenin öneminin arttığının kanıtıdır. Bu tür mülk ve Ahi zaviyelerinin vakıflarının “Sultan Alaaddin zamanından vakfiyet ve mülk üzere tasarruf olunduğu belirtilmiştir.

Bu yıllarda devlet topraklarının satılmasından gelir sağlamak hazinenin gelir sağlama yollarından biri olduğu ve II. Keykavusun bu yola sık sık başvurduğu görülmektedir. Sultan H. 657/1259 da Sivrihisar‘daki bir köyü kendisine hizmet eden emirlerden birine satmıştır.

Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılması üzerine kurulan Karamanoğlu beyliği Bahadır Han’ın ölümünden sonra, İran-Moğol İlhanlılarının fiilen parçalanmış olması üzerine Sivrihisar‘ı kendi sınırlarına dahil etti. Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarındaki olaylarda da Sivrihisar ve Beypazarı hep Karamanlı mülkü sayıldı. Osmanlı Devleti ile Karamanoğlu Beyliği Anadolu İktidarı için uzun yıllar çarpışmışlardır. Sivrihisar sınırda bulunan bir kent olduğu için sık sık el değiştirmek durumu ile yüz yüze kalmıştır.

* * *

C- Osmanlılar Döneminde Sivrihisar

Anadolu’ya gelip Selçukluların hizmetine girmiş olan Ertuğrul Gazi ve oymağı Eskişehir ve çevresini Sultanönü (Sultan Öyügü), Karacaşehir ve Söğütlü’yü yurt edinmişlerdi. Kurdukları beylikle Osmanlı Devletinin temellerini atmış oldular. Osman Gazi 1299’da Sivrihisar‘ın yönetimini Gündüz Beye vermişti. Ancak İlhanlı valisi Çobanoğlu Timurtaş ile Karamanoğulları’nın saldırıları sonucu devamlı el değiştirdi. Osmanlı idaresinden çıkan Sivrihisar’ı Orhan Gazi M. 1334 yılında Timurtaş’tan satın alarak Osmanlı topraklarına kattı. Kısa bir aradan sonra Karamanoğulları burayı işgal etti. 1. Murad (1362-1389) zamanında geri alındı. 1343 de Kurşunlu cami yerinde, Hoca İbrahim’in yaptırdığı mescid vardı. 1492’de Şeyh Baba Yusuf yeniden yaptırdı.

Orhan Beyin oğlu Süleyman Paşa 1354 de Ankarayı aldığı zaman coğrafi bağlantısı nedeniyle Sivrihisar’ı da Osmanlı beyliğine dahil etmiştir. Osmanlı Devletinde Orhan Bey zamanında başlayan genişleme siyaseti, Yıldırım Bayezit zamanında doruk noktasına ulaştı. Anadolu’da toprak kaybına uğramış olan beyler doğuda kurulmuş olan Timur devletinin hizmetine girerek kaybettikleri yerleri geri alma çabasına girdiler. Yıldırım Ankara savaşında yenilince Timur, Anadolu Beylerine verdiği sözü yerine getirmek için hepsini kendi topraklarına gönderdi. O sırada Bursa’da nezaret alanda bulunan Karamanoğlu Alaaddin Bey’in oğulları Mehmed ve Ali Beyler de beylik merkezine gönderildiler. Timur kendilerine iltifat ederek babalarının mülklerinden başka Beypazarı, Sivrihisar ve Akşehir’i de onlara verdi.

Osmanlı Tarihleri ile Bizans kaynakları Timur’a esir düşen Yıldırım Bayezit’i esaretten kurtarıp kaçırmak için oğlu Mehmed Çelebinin bir girişiminde bulunduğundan söz ederler. Olayın Timur’un karargahının Sivrihisar‘ın “Yalfi kapınar” mevkinde bulunduğu sırada olduğunu açıklamaktadır. Çelebi Mehmed seçme askerleri ile babasını kaçırmak istemişse de başarılı olamamış, bundan sonra babası için uygulanan koruma yöntemleri daha sıkılaştırılmıştır. Sivrihisar halkı Karamanoğlu topraklarına dahil edildikten sonra yeni durumdan memnun olmayarak Yıldırım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman’a baş vurup kaleyi teslim edeceklerini haber vermişlerdir. Bunun üzerine Emir Süleyman o tarafa gitti ise de kale teslim olmadı. O da bir taraftan burasını kurtarıp askerlerinin bir kısmımda Çelebi Mehmed’in elindeki yerleri vurmaya göndermiştir (1406) Karamanoğlu Mehmed Bey, Emir Süleyman’ın az bir kuvvetle Sivrihisar kuşatmasında bulunduğunu haber alarak onu zor durumda bırakmak istedi ise de başarılı olamadı.

Yıldırım Bayezid Han zamanı: Yeşilırmak tarafında Kadı Burhaneddin ile Osmanoğulları’nın arası açıktı. Yıldırım Bayezid’in oğlu; Aydın Sancak­beyi Ertuğrul ile Kadı Burhaneddin Çorum ovası Kırk dilim kalesi önlerinde savaştılar. (Temmuz 1392) Şehzade Ertuğrul Şehid oldu. Kadı Burhaneddin emrindeki tatar boylarına, Ankara, İskilip, Kalecik ve Sivrihisar‘ı yağma ettirdi.

Timur 1368 yılında Maveraünnehir’de devlet kurmuş çevresindeki devletleri topraklarına katarak sınırlarını genişletmişti. Timur ve Yıldırım Bayezid’in orduları Ankara yakınlarında 1402’de Çubuk ovasında karşı karşıya geldi. Önce Bayezid’in ordusu üstünken, Osmanlı ordusunda bulunan Karatatarlar’ın Timur tarafına geçmesi ile savaş Timur’un galibiyeti ile son bulmuştu. Yıldırım Bayezid’in esir edilmesi ile Osmanlı Fetret devrine gir­mişti. Timur, tutsağı Osmanlı hükümdarı ile Kütahya’ya doğru ilerlerken, Sivrihisar Yakapınar (Ertuğrul) köyünde konakladığı sırada Osmanlı akıncıları tarafından kaçırılmışsa da Moğol askerleri yakalayıp geri getirmişlerdi. 

Ankara savaşı sonrasında Timur; Osmanlı Devletinin topraklarını şehzadeler arasında paylaştırdı. Küçük küçük Osmanlı beylikleri ve bunlar arasında sürtüşmeler ortaya çıktı. Timur böylece, kuvvetli Osmanlı devletini siyaseti icabı istemiyordu. Kayseri, Beypazarı, Akşehir, Sivrihisar, Bolvadin’i Karamanoğlu Alaaddin’in oğulları Mehmed ve Ali Beylere dirlik olarak verdi.

1. Mehmed (Çelebi) zamanı: Timur’un ölmesi ile, dağılan Osmanlı devletinde on bir yıl aradan sonra birlik sağlanarak Çelebi Mehmed (Bursa Yeşil türbede) tarafından bir bakıma yeniden kuruldu. 1. Mehmed tahta geçtiği zaman Sivrihisar hala Karamanoğlu’nun elinde idi. Kendilerini Konya Sultanı II. Alaeddin varisi ilân eden Karamanoğulları burayı terk etmek niyetinde değildi.

Çelebi Mehmed’in kardeşi Emir Süleyman’ın, ahali isteği üzerine Sivrihisar kuşatması ve Karamanoğlu Mehmed Bey’in kuşatma üzerine kuşatma girişimleri sonuçsuz kalmış, Çelebi Mehmed’in Karamanoğlu Mehmed’le anlaşması üzerine Emir Süleyman kuşatmayı kaldırmış Sivrihisar Karamanoğlu Mehmed Bey’de kalmıştı. Mehmed Çelebinin kardeşleri ile olan mücadelesini fırsat bilen Karamanoğlu Sivrihisar‘ı üs olarak kullanıp Bursa’ya akın yaptı, kenti kuşattı, ulaşabildiği mahalleleri ateşe vererek önemli hasar meydana getirdi.

Çelebi Mehmed’in Rumeli’ye yaptığı seferi fırsat bilen Karamanoğlu Mehmed, o zamana kadar dost görüntüsü hilafına Osmanlı topraklarına saldırır. Çelebi Mehmed Konya’da Karamanoğullarını yenilgiye uğratır. (1415 M.) Karamanoğlu Mehmed Bey Sivrihisar, Beypazarı, Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir’i eski sahipleri olan Osmanlıya bırakır.

II. Murad (saltanatı 1421-1451): 1443’de Haçlılarla Sofya İzladi Derbendi önünde muharebe ederken cibilliyetini sergileyen Karamanoğlu İbrahim Bey, Seyitgazi, Kü­tahya’ya kadar olan yerlere bu meyanda: Sivrihisar, Beypazarı, Ankara, Karahisar’a ilerleyip tahribatta bulunur. Halka zu­lüm ve işkence yapar. Kaleye sığınan Sivrihisar halkı açlık, susuzluktan çaresiz kalarak teslim olur. İbrahim Bey Kütah­ya’ya hareket eder.

II. Mehmed zamanında yirmiye yakın beylik ve devlet Osmanlı devletine katılmış Sivrihisar askeri önemini kaybedip ilim ve ticaret merkezi durumuna geçmiştir. Burada Çandarlılar, Nasreddin Hoca, Yunus Emre, Hızır Beyler, Sinan Paşalar, Aziz Mahmud Hüdailer ve niceleri yetişmiştir. Rahmetli Faruk Sümer Hocanın ifadesi ile, tesadüfen yetişmeleri imkansız. Böyle şahsiyetler ancak ilim merkezi bir muhitte yetişebilir. Nitekim Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı- ist. 1313 C. 1. s. 437 isimli eserinde Ali Cevad karyede (ilçede) on sekiz medresenin bulunduğunu bildirmektedir.

Bazı bilim adamları, Osmanlı Devletinin kuruluş tarihi ile adı bütünleşmiş olan Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa’nın Sivrihisar‘ın Cendere-Candır köyünden olduğu tezini savunmaktadırlar. Tapu Tahrir defterinde Sivrihisar’da bir Çandır köyü tespit edilmektedir. Bu köy günümüzde de aynı isimle anılmaktadır.

Sivrihisar ve dolaylarında bulunan bazı eserler ve bunlara ait vakıflar, Selçuklular zamanında kurulmuş, Karamanoğlu Beyliği döneminde ve Osmanlı döneminde devam etmiştir. Sivrihisar 1415 yılından itibaren Osmanlı Devletinin topraklarında yer aldı. Bundan sonra kent yetiştirdiği ünlülerle anılmaya devam etti. *5

* * *

D- İstiklal Harbinde Sivrihisar

Milli Mücadele halkın savaşıdır. Savaştan öte bir nefs-i müdafaadır. 1919’dan 1922’ye kadar süren bu mücadelede büyük bedeller ödenmiştir. Bu bedelin karşılığı ise özgür bir vatan ve bu vatan üzerinde yaşamayı hak etmiş alnı açık, başı dik onurlu bir millettir.

Sivrihisar, Kurtuluş savaşı sırasında önemli bir askeri merkez olmuştur. Sakarya savaşından sonra Ordu karargahı önce Polatlı’ya buradan Sivrihisar‘a taşınmıştır. Büyük Taarruza kadar Sivrihisar’da kalan Ordu Karargahı daha sonra Akşehir’e kaldırılmıştır.

17 Temmuz 1921’de Yunanlılar Sivrihisar’ı işgal etti, fakat Türk Kuvvetleri tarafından geri alınarak işgalden kurtarıldı. Cumhuriyetin ilk yıllarında harab bir halde bulunan Sivrihisar yeni ulaşım yollarının geçmesiyle gelişmeye başladı. *12

İstiklal Harbi & Milli Mücadelede Sivrihisar >


*
KAYNAKÇA:
*1- Tahsin Özalp, Sivrihisar Tarihi, Eskişehir 1960 ve ESKİŞEHİR Eskişehir İl Yıllığı – 1967
*2- Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C. III Ankara 1995
*3- Ahmet Atmaca-E. Küçükaslan, Sivrihisar ve Köylerinde Yunan Mezalimi, T.B.M.M. Zabıt Cerideleri
*4- Dr.Halime Doğru, 15. ve 16. Yüzyıllarda Sivrihisar Nahiyesi-1997
*5- Orhan Keskin, Bütün Yönleriyle Sivrihisar, İstanbul 2001
*6- Ali Sarıkoyuncu, S.Önder, M. Erşan, Milli Mücadelede Eskişehir, 2002
*7- Eskişehir Valiliği ESKİyeni Dergisi 2010
*8- Eski Bir Şehrin Hikayesi Sh.38 – Doç.Dr. Zafer KOYLU – 2015
*9- Eskişehir İl Yıllığı, 1967
*10- Sivrihisar Eğitim Vakfı, BURASI SİVRİHİSAR – 2016 Sivrihisar’ın Tarihçesi
*11- Ahmet Kılıçaslan – Sivrihisar Örf ve Adetleri – 1997
*12- Yusuf Mesut Kilci – 1981 Lisans Tezi