Sivrihisar Tarihi

TARİH VE MEDENİYETLERİN KESİŞTİĞİ SİVRİHİSAR

Sivrihisar’ın tarihi araştırıldığında “Kökü derin bir çınar gibi güngörmüş devirler yaşamış. Başı dik, alnı açık tarih ve kültür şehrinin” kuruluşunun Anadolu da ilk uygarlık olan Etilere kadar uzandığı görülür. Sırası ile Frigya Krallığı, Roma ve Bizanslılara ev sahipliği yapan Sivrihisar, Büyük Selçuklu Devleti ile İlhanlıların baş tacı sınırlarını koruyan güvenli vilayetlerden birisi olmuştur.

Bünyesinden yetişen Alim, Ulema ve Devlet Adamlarıyla, ünleri insanlık var oldukça anılacak değerlere sahiptir: Hemşehrisi olmakla övündüğümüz; Nasrettin Hoca, Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethinden sonra şehrin ilk kadısı ve Şehr-i Emin Hızır Çelebi, Yunus Emre, manevi önderlerden Selma-i Farisi, Şeyh Abdülvahhap, Seyyid Nureddin, Çandarlı Kara Halil, Sinan Paşa, Şeyh Baba Yusuf, Seydi Mahmud ve Aziz Mahmud Hüdai ve daha nicelerinin şehridir Sivrihisar.

SİVRİHİSAR’IN TARİHÇESİ

A- İlk Çağlarda Sivrihisar

B- Selçuklular Döneminde Sivrihisar

C– Osmanlılar Döneminde Sivrihisar

D- Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadelede Sivrihisar

– KAYNAKÇA –

A- Eski Çağlarda Sivrihisar

AMURYUM Sivrihisar’ın 2500 sene önceki adıdır. Alpu’dan Ankara’ya kadar Sivrihisar’ı da içine alan balta girmemiş ormanlık alana “AMURYA” ormanları denirmiş. Bundan esinlenerek, Sivrihisar’a “AMURYUM” adı verilmiş. Sivrihisar adından önceki adı Seferihisar’dır. İzmir Seferihisar ile karışmaması için, sivri kayaları da olduğundan Sivrihisar olarak değiştirilmiştir. Sivrihisar adı ilk olarak 1860 yılında bölgeyi ziyaret eden Alman Şarkiyatçı Andreas David Mordtmann tarafından kullanılmıştır.

Sivrihisar, Hititler döneminde Sallpa, antik dönemde Spalya, genç Roma döneminde Abrustula, Bizans döneminde ise Justiniapolis ve bir ara Amorium adını almıştır. Kazvi-ni Tarihi’nde Sibrihisar sonra Seferihisar adı ile anılmıştır.

Etiler ve Romalılar dö­neminde Efes’ten başlayıp Pesinus’tan Boğazköy’e oradan Samsun ve Tarsus’a giden Kral Yolu Sivrihisar’ın 4 km. güneyinden geçerdi. Kaymaz’da Trikomya, Sivrihisar’da Abrustula, Ballıhisar’da Pesinus, Yörme’de Germa illeri Sivrihisar hududu içinde idi.

İLK ÇAĞLARDA SİVRİHİSAR ve ÇEVRESİ

Hititler Dönemi: Hitit imparatoru (M.Ö. 1344-1322) Şuppiluliuma’nın, Batı Anadolu’daki Arzava Krallığı na karşı yaptığı savaşa giderken, Sivrihisar’da ordusu ile kışladığı anlaşılmaktadır. Hititler döneminde Sivrihisar’ın ismi Palia veya Spalia (Spania) olarak kayıtlara geçmektedir. Palia’nın Sivrihisar‘ın yerinde kurulduğu mevki olduğu ağırlık kazanmıştır.

Trak Asıllı Bir Kavim Olduğu Tarihi Kaynaklarca İfade Edilen Frigyalılar’ın Egemenliği:  (M.Ö. 1200-700) Sivrihisar’ın batı güneyinde Yazılıkaya bölgesi yoğun Frig anıtlarının bulunduğu yerdir. Buralar Midas kenti diye anılır. Frig Krallığı’nın başkenti Midas’ın mezarının (M.Ö. 800) bulunduğu yer Sivrihisar‘a 40 km. uzaklıktadır. Anıtların üzerinde Frig yazıları olduğu için ve yazılarda Midas adı geçtiğinden, Yazılıkaya için “Midas Anıtı” denmiştir. Kaya tapınak cephesi olarak ahşap mimariyi takliden yapılmıştır.

Pessinus: Tarihte Sivrihisar ilçesinin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Bu gün şehrin üzerinde Ballıhisar köyü bulunmaktadır. Buranın ilçeye uzaklığı 16 km. olup Sivrihisar – Konya Çeltik ilçesi yolu üzerindedir. Bir Frig şehri olup kuruluşu eski kaynaklara göre Kral Midas’a inmektedir. Antik Sard (Salihli) dan gelip Gordion’a giden kral yolu buradan geçer. Antik yolun kalıntılarını yakın zamana kadar görmek mümkündü.

IV. yüzyılda Hristiyanlık yörede kesin olarak yerleşince Ky­bele kültü yasaklanmış, Pessinus’taki tapınak yıkılmıştır. Böylece geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Anadolu’nun Ana Tanrıça geleneği sona ermiştir. Bizans döneminde kent tamamen önemini yitirmiştir. Bizans imparatoru Justinianus’un Justinianopolis’i Palia veya Splia (Spania) adlı eski beldeler üzerine kurdurttuktan sonra Pessinus önemini daha da kaybetti. Buradaki eserlerin taşları şehrin kuruluşunda malzeme olarak kullanıldı. Yöreyi ilk kez XIX y.y. da Charles Texier incelemiştir. 1967’de Belçikalı Pier Lambrecht’in başkanlığında yapılan kazılarda bazı kalıntılara ulaşılmıştır.

VI. yüzyılda Bizans İmparatorluğunun yükselmesinde büyük payı olan İmparator Justinianus (527-565) kenti yeniden canlandırmak için ülkede büyük imar faaliyetlerinde bulundu. Yeni kurduğu kente kendi adını (Justinianopolis) verdi fakat yeni kenti, Pessinus’un olduğu yere değil bu günkü Sivrihisar‘ın bulunduğu yere kurmuştur.

Bağnaz bir Ortodoks olan Justinianus kendi düşüncesinden olmayanları hoş görmüyordu. Pessinus’taki pek çok tapınakları yıktırıp enkazları Sivrihisar‘a taşıtarak Sivrihisar kalelerini adeta yeniden yapar gibi tamir ettirdi. Mabed, tiyatro ve yapıların mermerlerini taş ocağı şeklinde kullanmıştır. Bizans imparatoru Justinianus aynı zamanda Eskişehir yöresine büyük önem vermiş Eskişehir-Dorilaion kentini de aynı tarihte onartmıştır.

Kybele Tapınağı: Yunan peripteras tapınakları planındadır, keza batıya dönüktür. Planı yapım tekniği ile Helenistik döneme tarihlenir. Avlu ile çevrili tapınağın kuzey ve güney yüzlerinde yedişer sütun bulunmaktadır.

Tiyatro: Kentin güney doğusunda kuzeye bakan yamaçtadır. Buranın Perge, Side, Aspendos tiyatroları planında 30 basamaklı olduğu sanılmaktadır.

Stadyum: Tiyatro bitişiğinde olup, kalıntı yoktur.

Nakrapol: 3. ve 4. yy. a tarihlenen (galleric baş rahibi) için yaptırılan aslanlı mezardır.

Su kanalı: Tarihçiler Pessinus’ta 360 çeş­me olduğunu yazmaktadır. Su kanalı yaklaşık 1 km uzunlukta 16 m genişlikte olup, yanlar çok büyük blok taşlardan basamaklıdır. Kuzey ucunda suyun hızını kesen ve köprü vazifesi gören baraj vardı.

(M.Ö. 395)’de Roma imparatorluğunun ayrılmasından sonra Doğu Roma (Bizans) hakimiyetindeki Sivrihisar, yollar kavşağında savunması kolay bir merkez olarak önemli bir yere sahipti. Sivrihisar’da Kurşunlu cami yanında Romalılara ait lahit bulunmaktadır. Bakırcılar çarşısı Çukurhan batı çıkısındaki lahit ile Hüdai cami (yeni cami)’ye varmadan evvel meydan da bir zamanlar musluk olarak kullanılan lahit, belediye tarafından kaldırılmıştır. (Muzaffer Potoğlu zamanında)

Sahabenin ulularından Selman-ı Farisi Hazretleri bir rivayete göre 20 yıl Sivrihisar’da (Amuriye) kalmış, tâbi olduğu Hristiyan din adamının “bizim dinimizin hükmü son bulmak üzere, Diyar-ı Yesrib’de İbrahim dini üzere bir peygamber zuhur edecek” demesi üzerine edindiği hayvanatı, mal ve mülkü satarak o sırada Sivrihisar’a gelen Beni Kelp kabilesinden bir kervana katılıp bir Hak arayışına çıktığı ifade ediliyor. Buradan Sivrihisar’ın yedinci asrın başlarına kadar dini bir merkez olduğu anlaşılıyor. Charles Texier’in Anadolu Medeniyetleri isimli eseri Sivrihisar ve civarının Hristiyanlık bakımından önemli merkezleri barındırdığını ifade etmektedir. VI. yüzyıla kadar kent Abrustula adı ile anıldı.

Bizanslılara karşı Arap akınları Halife Hz. Ömer (r.a.) M.S. 634-644 zamanında başladı. Türklerin Anadolu’daki hakimiyetine kadar sürdü. M.S. 838’de Halife El-Mu’tasım komutasındaki Abbasi ordusu Tokat ve Ankara civarında Bizans ordusunu mağlup edince Bizanslılar Sivrihisar‘a sığındı.

Sivrihisar’dan başka yerleşim birimlerinin de Bizans döneminde nüfuslandığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen Justinianopolis-Sivrihisar, bölgenin ekonomik merkezi olduğu gibi Bizans askeri yolundaki istihkam silsilesinin de bir unsuru olmuştur.

* * *

B- Selçuklular Döneminde Sivrihisar

Sivrihisar’ın hangi tarihte kesin olarak Selçuklu sınırı içine alındığı tespit edilememekle beraber, bazı kaynaklar 1073 yılında I. Süleyman Şah başkomutanlığı altındaki orduları Sivrihisar’ı Ahmet Şah komutasında zapt ettiğini yazar. Siyah kayaları sebebiyle Karahisar adını alır ve uç beyliği olarak Sivrihisar daha da önem kazanır. 1071 yılında Alpaslan’ın Malazgirt’te Romanos Diogens ordusunu yenmesi ile Türklere Anadolu’nun kapısı açıldı. Fetihler başladı. Selçuklular döneminde Anadoluyu fetheden Türklerin Oğuz boylarından Türkmenler Sivrihisar’da, aynı boydan Yörükler de Günyüzü köylerinde yerleşmişlerdi. Sultanönü Sancağının stratejik önemi göz önünde bulundurulursa yol kavşağında bulunan Sivrihisar‘ın da Selçukluların önemli kasabalarından olduğu açıktır. Özellikle II. Kılıç Arslan (1155-1192) zamanında Bizans sınırında hızla gelişen Türkmen yerleşmesi sırasında Türk nüfusunda artış görülmüş, yerleşim birimlerinde ibadethaneler yaptırılmıştır.

II. Kılıçaslan (1155-1192) Anadolu Selçuklu Devletini oğulları arasında 11 eyalete ayırmıştı. Ankara merkez olmak üzere Eskişehir, Çankırı ve Kastamonu Muineddin Mesud’a verildi. Merkeze bağlı fakat bağımsız birer sultan olan oğullar arasında saltanat kavgası başlayınca, II. Kılıçaslan küçük oğlu I. Gıyaseddin Keyhüsrev’i tahta çıkardı. (1192) I. Alaaddin Keykubad döneminde Anadolu ümran (imar) hareketlerine sahne oldu. Sivrihisar‘daki (H. 629/M. 1231) tarihli vali Cemaleddin Ali’nin yaptırdığı, halen Ulu Cami bitişiğindeki Sölpük mescidi ve Eskişehir’deki Alaaddin Cami bu döneme aittir.

Ülkedeki kargaşalar sürerken II. Gıyaseddin Keyhüsrev Kösedağı’nda Moğol ordusuna yenildi. Moğolların önünden kaçan Türkmenler (Oğuzlar) Anadolu içlerine yerleştiler. Mülk Mescidi Banisi Doğan Arslan, Anadolu Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus (1246-1259) zamanında da üstün hizmetlerde bulunmuştu. Keza I. Keykavus ve IV. Rukneddin Kılıçaslan müşterek saltanatı sırasında Sivrihisar Selçuklular elinde idi.

(H. 676/M. 1277) Sultan III. Gıyaseddin Keyhüsrev’in Moğollar tarafından katli üzerine annesi H. 683/M. 1283’te iki torununu Moğol İlhan’ın müsaadesi ile Konya’da hükümdar ilan ettirdi. Gıyaseddin Mesud ülkedeki kargaşayı büyük ölçüde azalttı, Moğol baskısından kurtarmaya çalıştı. Gıyaseddin Keyhüsrev’in anası ve çocukları Selçuklu tahtında hak iddia ettilerse de Sultan Mesud bunları Sahip Ata’nın İlhan nezdinde teşebbüsü ile 1286’da Argunhan’a gönderdi. Muhakeme sonucu iki çocuğu Gıyaseddin’in çocukları olmadığı anlaşıldı ve öldürüldüler. Böylece çocuk hükümdarlar saltanatı son buldu ise de buna mukabil Sivrihisar Valide Sultan’a verildi. (O. Turan. Selçuklular Tarihi. S. 589)

Alaaddin Keykubat (1298-1302) dönemi devlet idaresinde beceriksizliğin sergilendiği, halk üzerinde yönetimin baskı kurduğu bir dönem olarak anılır. Zamanın mali işleri ile uğrasan Muineddin Mahmud’un Kastamonu’ya giderken Sivrihisar‘a uğrayıp geçmiş ve gelecek yılların vergisini aldığı meşhurdur.

Bu sırada Orta Anadolu İlhanlı valisi Çobanoğlu Timurtaş, İlhanlı devletine isyan ile bağımsızlığını ilan etmişti, İlhanlı komutanı Balto’nun oğlu Melikşah Bey; Çobanoğlu Timurtaş tarafından H/727 (1326-27 M.) yılında katledilen; kardeşi Sultan Şah Bey için Sivrihisar’da bir kümbet (anıt mescid) yaptırdığını kita­besinden öğreniyoruz. Bu anıt mescid Sivrihisar‘ın bir süre İlhanlı yönetiminde kaldığının nişanesidir.

Selçukluların yıkılması, İlhanlılar’ın Anadolu hakimiyetini kaybetmeleri sonucu Moğol istilası sırasında batıya kaçarak Anadolu’ya yerleşen Türkmenler kendi bölgelerinde küçük devletler kurmaya başladılar. Böylece Anadolu Beylikleri devri başlamış oldu.

Selçuklu kültür düzeyinin yüksek olduğu Sivrihisar ve dolaylarında Selçuklu sanatının özgün yapıtları da bulunmaktadır. Özellikle Sivrihisar Ulu cami; (Kitabesine göre yapılışı M 673/1274) sadece bu yörede değil, Anadolu Selçuklu sanatının bile en seçkin örneklerinden sayılmaktadır. Alemşah Kümbeti ise Selçuklu türbe mimarisinin bütün özelliklerini göstermektedir.

Özellikle II. Kılıç Arslan (1155-1192) zamanında Bizans sınırında hızla gelişen Türkmen yerleşmesi sırasında Türk nüfusunda artış görülmüş, yerleşim birimlerinde ibadethaneler yaptırılmıştır. Örneğin Sivrihisar‘ın Gecek köyünde bulunan caminin Selçuklu dönemine ait olduğu sanat Tarihçilerince düşünülmektedir. Yine Selçuklulardan kaldığı anlaşılan mülk kayıtları ve Ahi zaviyeleri de XIII. yy. ın yarısından sonra bölgenin öneminin arttığının kanıtıdır. Bu tür mülk ve Ahi zaviyelerinin vakıflarının “Sultan Alaaddin zamanından vakfiyet ve mülk üzere tasarruf olunduğu belirtilmiştir.

Bu yıllarda devlet topraklarının satılmasından gelir sağlamak hazinenin gelir sağlama yollarından biri olduğu ve II. Keykavusun bu yola sık sık başvurduğu görülmektedir. Sultan H. 657/1259 da Sivrihisar‘daki bir köyü kendisine hizmet eden emirlerden birine satmıştır.

Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılması üzerine kurulan Karamanoğlu beyliği Bahadır Han’ın ölümünden sonra, İran-Moğol İlhanlılarının fiilen parçalanmış olması üzerine Sivrihisar‘ı kendi sınırlarına dahil etti. Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarındaki olaylarda da Sivrihisar ve Beypazarı hep Karamanlı mülkü sayıldı. Osmanlı Devleti ile Karamanoğlu Beyliği Anadolu İktidarı için uzun yıllar çarpışmışlardır. Sivrihisar sınırda bulunan bir kent olduğu için sık sık el değiştirmek durumu ile yüz yüze kalmıştır.

* * *

C- Osmanlılar Döneminde Sivrihisar

Anadolu’ya gelip Selçukluların hizmetine girmiş olan Ertuğrul Gazi ve oymağı Eskişehir ve çevresini Sultanönü (Sultan Öyügü), Karacaşehir ve Söğütlü’yü yurt edinmişlerdi. Kurdukları beylikle Osmanlı Devletinin temellerini atmış oldular. Osman Gazi 1299’da Sivrihisar‘ın yönetimini Gündüz Beye vermişti. Ancak İlhanlı valisi Çobanoğlu Timurtaş ile Karamanoğulları’nın saldırıları sonucu devamlı el değiştirdi. Osmanlı idaresinden çıkan Sivrihisar’ı Orhan Gazi M. 1334 yılında Timurtaş’tan satın alarak Osmanlı topraklarına kattı. Kısa bir aradan sonra Karamanoğulları burayı işgal etti. 1. Murad (1362-1389) zamanında geri alındı. 1343 de Kurşunlu cami yerinde, Hoca İbrahim’in yaptırdığı mescid vardı. 1492’de Şeyh Baba Yusuf yeniden yaptırdı.

Orhan Beyin oğlu Süleyman Paşa 1354 de Ankarayı aldığı zaman coğrafi bağlantısı nedeniyle Sivrihisar’ı da Osmanlı beyliğine dahil etmiştir. Osmanlı Devletinde Orhan Bey zamanında başlayan genişleme siyaseti, Yıldırım Bayezit zamanında doruk noktasına ulaştı. Anadolu’da toprak kaybına uğramış olan beyler doğuda kurulmuş olan Timur devletinin hizmetine girerek kaybettikleri yerleri geri alma çabasına girdiler. Yıldırım Ankara savaşında yenilince Timur, Anadolu Beylerine verdiği sözü yerine getirmek için hepsini kendi topraklarına gönderdi. O sırada Bursa’da nezaret alanda bulunan Karamanoğlu Alaaddin Bey’in oğulları Mehmed ve Ali Beyler de beylik merkezine gönderildiler. Timur kendilerine iltifat ederek babalarının mülklerinden başka Beypazarı, Sivrihisar ve Akşehir’i de onlara verdi.

Osmanlı Tarihleri ile Bizans kaynakları Timur’a esir düşen Yıldırım Bayezit’i esaretten kurtarıp kaçırmak için oğlu Mehmed Çelebinin bir girişiminde bulunduğundan söz ederler. Olayın Timur’un karargahının Sivrihisar‘ın “Yalfi kapınar” mevkinde bulunduğu sırada olduğunu açıklamaktadır. Çelebi Mehmed seçme askerleri ile babasını kaçırmak istemişse de başarılı olamamış, bundan sonra babası için uygulanan koruma yöntemleri daha sıkılaştırılmıştır. Sivrihisar halkı Karamanoğlu topraklarına dahil edildikten sonra yeni durumdan memnun olmayarak Yıldırım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman’a baş vurup kaleyi teslim edeceklerini haber vermişlerdir. Bunun üzerine Emir Süleyman o tarafa gitti ise de kale teslim olmadı. O da bir taraftan burasını kurtarıp askerlerinin bir kısmımda Çelebi Mehmed’in elindeki yerleri vurmaya göndermiştir (1406) Karamanoğlu Mehmed Bey, Emir Süleyman’ın az bir kuvvetle Sivrihisar kuşatmasında bulunduğunu haber alarak onu zor durumda bırakmak istedi ise de başarılı olamadı.

Yıldırım Bayezid Han zamanı: Yeşilırmak tarafında Kadı Burhaneddin ile Osmanoğulları’nın arası açıktı. Yıldırım Bayezid’in oğlu; Aydın Sancak­beyi Ertuğrul ile Kadı Burhaneddin Çorum ovası Kırk dilim kalesi önlerinde savaştılar. (Temmuz 1392) Şehzade Ertuğrul şehid oldu. Kadı Burhaneddin emrindeki tatar boylarına, Ankara, İskilip, Kalecik ve Sivrihisar‘ı yağma ettirdi.

Timur 1368 yılında Maveraünnehir’de devlet kurmuş çevresindeki devletleri topraklarına katarak sınırlarını genişletmişti. Timur ve Yıldırım Bayezid’in orduları Ankara yakınlarında 1402’de Çubuk ova­sında karşı karşıya geldi. Önce Bayezid’in ordusu üstünken, Osmanlı ordusunda bulunan Karatatarlar’ın Timur tarafına geçmesi ile savaş Timur’un galibiyeti ile son bulmuştu. Yıldırım Bayezid’in esir edilmesi ile Osmanlı Fetret devrine gir­mişti. Timur, tutsağı Osmanlı hükümdarı ile Kütahya’ya doğru ilerlerken, Sivrihisar Yakapınar (Ertuğrul) köyünde konakladı­ğı sırada Osmanlı akıncıları tarafından kaçırılmışsa da Moğol askerleri yakalayıp geri getirmişlerdi. 

Ankara savaşı sonrasında Timur; Osmanlı Devletinin topraklarını şehzadeler arasında paylaştırdı. Küçük küçük Osmanlı beylikleri ve bunlar arasında sürtüşmeler ortaya çıktı. Timur böylece, kuvvetli Osmanlı devletini siyaseti icabı istemiyordu. Kayseri, Beypazarı, Akşehir, Sivrihisar, Bolvadin’i Karamanoğlu Alaaddin’in oğulları Mehmed ve Ali Beylere dirlik olarak verdi.

1. Mehmed (Çelebi) zamanı: Timur’un ölmesi ile, dağılan Osmanlı devletinde on bir yıl aradan sonra birlik sağlanarak Çelebi Mehmed (Bursa Yeşil türbede) tarafından bir bakıma yeniden kuruldu. 1. Mehmed tahta geçtiği zaman Sivrihisar hala Karamanoğlu’nun elinde idi. Kendilerini Konya Sultanı II. Alaeddin varisi ilân eden Karamanoğulları burayı terk etmek niyetinde değildi.

Çelebi Mehmed’in kardeşi Emir Süleyman’ın, ahali isteği üzerine Sivrihisar kuşatması ve Karamanoğlu Mehmed Bey’in kuşatma üzerine kuşatma girişimleri sonuçsuz kalmış, Çelebi Mehmed’in Karamanoğlu Mehmed’le anlaşması üzerine Emir Süleyman kuşatmayı kaldırmış Sivrihisar Karamanoğlu Mehmed Bey’de kalmıştı. Mehmed Çelebinin kardeşleri ile olan mücadelesini fırsat bilen Karamanoğlu Sivrihisar‘ı üs olarak kullanıp Bursa’ya akın yaptı, kenti kuşattı, ulaşabildiği mahalleleri ateşe vererek önemli hasar meydana getirdi.

Çelebi Mehmed’in Rumeli’ye yaptığı seferi fırsat bilen Karamanoğlu Mehmed, o zamana kadar dost görüntüsü hilafına Osmanlı topraklarına saldırır. Çelebi Mehmed Konya’da Karamanoğullarını yenilgiye uğratır. (1415 M.) Karamanoğlu Mehmed Bey Sivrihisar, Beypazarı, Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir’i eski sahipleri olan Osmanlıya bırakır.

II. Murad (saltanatı 1421-1451): 1443’de Haçlılarla Sofya İzladi Derbendi önünde muharebe ederken cibilliyetini sergileyen Karamanoğlu İbrahim Bey, Seyitgazi, Kü­tahya’ya kadar olan yerlere bu meyanda: Sivrihisar, Beypazarı, Ankara, Karahisar’a ilerleyip tahribatta bulunur. Halka zu­lüm ve işkence yapar. Kaleye sığınan Sivrihisar halkı açlık, susuzluktan çaresiz kalarak teslim olur. İbrahim Bey Kütah­ya’ya hareket eder.

II. Mehmed zamanında yirmiye yakın beylik ve devlet Osmanlı devletine katıl­mış Sivrihisar askeri önemini kaybedip ilim ve ticaret merkezi durumuna geçmiştir. Burada Çandarlılar, Nasreddin Hoca, Yunus Emre, Hızır Beyler, Sinan Paşalar, Aziz Mahmud Hüdailer ve nice­leri yetişmiştir. Rahmetli Faruk Sümer Hocanın ifadesi ile, tesadüfen yetişmeleri imkansız. Böyle şahsiyetler ancak ilim merkezi bir muhitte yetişebilir. Nitekim Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı- ist. 1313 C. 1. s. 437 isimli eserinde Ali Cevad karyede (ilçede) on sekiz medresenin bu­lunduğunu bildirmektedir.

Sivrihisar ve dolaylarında bulunan bazı eserler ve bunlara ait vakıflar, Selçuklular zamanında kurulmuş, Karamanoğlu Beyliği döneminde ve Osmanlı döneminde devam etmiştir. Sivrihisar 1415 yılından itibaren Osmanlı Devletinin topraklarında yer aldı. Bundan sonra kent yetiştirdiği ünlülerle anılmaya devam etti.

Bazı bilim adamları, Osmanlı Devletinin kuruluş tarihi ile adı bütünleşmiş olan Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa’nın Sivrihisar‘ın Cendere-Candır köyünden olduğu tezini savunmaktadırlar. Tapu Tahrir defterinde Sivrihisar’da bir Çandır köyü tespit edilmektedir. Bu köy günümüzde de aynı isimle anılmaktadır.

* * *

D- Kurtuluş (istiklal) Savaşı ve Milli Mücadelede Sivrihisar

Vatan Müdafaasında Sivrihisar

Sivrihisarlılar tarihten günümüze vatan müdafaasında her zaman şerefli yerlerini almışlar ve alacaklardır. İstiklal savaşında şehid ve gazi babaların çocukları olarak bize kalan madalyalarını şerefle gelecek kuşaklara onlara layık olmak azmi ve kararı ile devir edeceğimiz muhakkaktır. Araştırmacı Ahmet ATUK’dan Milli Savunma Bakanlığı kayıtlarına dayanan bilgilere ve uzmanların ifadesine göre Çanakkale savaşlarında ve diğerlerinde bazen bir bölük hatta alay efradı toptan şehit olmakla askere gidip dönmeyen ve kimlikleri tesbit edilmeyen şehitler bu sayıya dahil olmadığı kanaati yaygındır.

sivrihisar-kurtulus
Milli Mücadelede Sivrihisar

Milli Mücadele’nin ilk günlerinden itibaren Sivrihisarlılar, sergiledikleri vatanseverlikle, bu kutsal mücadelenin kazanılmasında önemli bir rol oynamışlar; savaşın bütün acımasızlığı ve vahşeti karşısında ortaya koydukları asil davranışla da, Milli Mücadele tarihimizde hak ettikleri yeri almışlardır.

Sivrihisarlıların Kuva-yı Milliye’nin ikmali hususundaki katkılarını ise şöyle özetlemek mümkündür:
1- Sivrihisar halkı tarafından 50 kişilik bir müfreze teşkil edilmiştir. Her türlü ikmali Sivrihisarlılar tarafından yapılan bu müfreze; kaza ve civarının güvenliğinin sağlanmasına çalıştığı gibi, İngilizlerin Eskişehir’den uzaklaştırılmasında ve Bolu İsyanı’nın bastırılmasında da üstün hizmetlerde bulunmuştur.

2- Batı Cephesi Komutanlığının göreve başladığı esnada Sivrihisarlılar, 35 bin lira nakit para yardımı yapmakla, yardımın en güzel örneğini vermişlerdir. Daha sonraki günlerde bu yardımlar devam etmiş, 500 adet mavzer tüfeği ve 43 at (koşumlarıyla beraber) askerimize hediye edilmiştir.

3- Bütün Anadolu’ya örnek olmak üzere Sivrihisar ismi ile bir uçak satın alınarak Türk ordusuna bağışlanmıştır (18 Haziran 1921).

4- Halkın ulusal hareket lehindeki çalışmalarını öğrenen düşman, en feci zulüm ve vahşeti yaparak, Sivrihisar’ın köylerinin tamamına yakınını tümüyle yakmış, 150 bin koyun ile 40 bin sığırı ve çok miktarda eşyayı gasp etmiştir.
Halk, uğradığı zulüm ve vahşetlerden asla ümitsizliğe kapılmamış; evlatlarını cepheye göndermiş olan ihtiyar ana ve babalar, omuzlarında ordunun günlük ihtiyaçlarını taşıma isini üstlenmişlerdir. Bu arada bir yıl süreyle Sivrihisar merkezinde karargah kuran 3. Kolordunun bütün subay ve erlerine halk, yaralı gönüllerini açmış; gerektiğinde kendi yiyecek ve içeceklerini onlarla paylaşmıştır.

5- Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne 50 bin lira gönderilmiştir.

6- Ordunun taşımacılıkta kullandığı zayıf hayvanlar, düşman tarafından yakılan köylerin halkına dağıtılmıştır. Köylü bu hayvanları besleyerek işe yarar hale getirmiştir. Bunlar, Büyük Taarruz esnasında, 500 araba ile 2. Ordunun emrinde önemli nakliye hizmetinde bulunmuşlardır.

7- Ocak 1921-Temmuz 1921 tarihleri arasında Hilal-i Ahmer (Kızılay) tarafından düzenlenen bağış kampanyası dolayısıyla Sivrihisar İlçesinden 6.000 Krş. Ankara’ya gönderilmiştir.

Milli Mücadele esnasında 195 şehit veren Sivrihisar halkı, Kurtuluş Savaşı esnasında özellikle Kuvay-i Milliye’nin ikmali konusunda örnek davranışlar sergilemiş, unutulmaz hizmetler sunmuştur.

Sivrihisar’ın Türk Milli mücadelesine katkıları bağlamında iki önemli şahsiyeti de mutlaka zikretmek gerekir. Bunlardan biri, Mehmet Niyazi (Çamoğlu) Efendi’dir. 1863’te Sivrihisar’da doğan Mehmet Niyazi Bey, Çamzade Hacı Ahmet Efendi’nin oğludur. İlk ve orta öğrenimini medresede tamamladıktan sonra ticaretle meşgul oldu ve yöresinde hayvan yetiştiriciliği yaptı. Bu arada Liva Meclisi ve İdare Heyetinde üye olarak bulundu. TBMM’nin I. Döneminde Eskişehir’den Milletvekili seçilerek 23 Nisan 1920’de açılışına katıldı. Mecliste İktisat Komisyonunda çalıştı. 26 Ocak 1922’de Harp Encümeni kararıyla ordu geri hizmetlerine gözetim ve yardım için izinli sayıldı. Üç ay batı cephesindeki askerin iaşe işlerine yardımcı oldu. Milletvekilliği sona erince Eskişehir’e dönerek işleriyle meşgul oldu. 20 Kasım 1945’te İstanbul’da öldü. Evli ve iki çocuk babası idi.

Diğer önemli şahsiyet ise Sivrihisar Müftüsü Mehmet Ali Niyazi Efendidir. 1873’te Sivrihisar’da doğan Niyazi Efendi, Helvacızade Müftü Osman Efendinin oğludur. İlk ve orta öğrenimini Sivrihisar’da yaptı. Daha sonra İstanbul’a giderek öğrenimini tamamladı. Öğrenimi sonrasında 1908’de Sivrihisar Ziyaiye Medresesinde müderris olarak göreve başladı. Bu görevde iken, 7 Mart 1909’da Sivrihisar Müftülüğü’ne atandı. Milli Mücadelenin ilk günlerinde milli harekata katıldı. Kuvay-i Milliyenin ikmali hususunda önemli hizmetleri oldu. Ankara Fetvasını tasdik ederek ulusal direnişin dini yönden de meşru olduğunu halka duyurdu.19 Nisan 1930’da görevde iken vefat etti. Sivrihisar mezarlığına defnedildi. Ailesi, “Erdoğan” soyadını aldı.

Mondros Mütarekesi sonrasında Sivrihisar, stratejik bir merkez olarak hem siyasi hem askeri birçok olaya sahne olmuştur. Ankara ve Eskişehir gibi Milli Mücadelenin iki önemli merkezine yakın bir konuma sahip olan Sivrihisar; önce İngiliz Kontrol Kıtaları tarafından işgal edilen Eskişehir’in kurtarılması amacıyla gerçekleşen I.ve II. Eskişehir Harekâtlarında, sonra da Kütahya-Eskişehir Muharebelerinin sonucunda Yunan işgal kuvvetlerinin ileri harekatı sırasında önemli bir merkez olarak milli kuvvetlere kucak açmıştır. Siyasi gelişmeler karşısında ilk andan itibaren milli kuvvetler safında yer alarak, zaferin kazanılmasına kadar bu durumunu muhafaza etmiştir.

Milli Mücadelenin ilk günlerinde Eskişehir’deki İngiliz birliklerine karşı gerçekleştirilecek harekât için 13 Eylül 1919’da Sivrihisar’a gelen Ali Fuat Paşa, Sivas’ta Kongre Heyet-i Merkeziyesi’ne 14 Eylül’de çektiği telgrafta, maiyetindeki müfreze ile Sivrihisar’a geldiğini ve her tarafta çok iyi karşılandığını; buradan birkaç bin “millî efrad” alarak, Eskişehir’e hareket edeceğini bildirdi. Öte yandan aynı gün Eskişehir’deki Kolordu Kumandanı Kiraz Hamdi Paşa; Harbiye Nezaretine çektiği telgrafta, Sivrihisar ve Haymana taraflarında milli teşkilatlar kurulduğunu ve bu teşkilatların günden güne güçlendiklerini bildiriyordu.

Bu arada Milli Mücadele’nin en kritik günlerinde, Sivrihisar ileri gelenleri, Sivas Umumî Kongre Heyeti’nin İstanbul’daki Damat Ferit Paşa hükümeti ile münasebeti kesme kararına uyarak; Eskişehir, İstanbul Hükümeti ile ilişkilerini kesinceye kadar bağımsız kalacaklarını bildirdiler. Bu durumla ilgili olarak da İstanbul Hükümeti yanlısı Kolordu Kumandanı Kiraz Hamdi Paşa, Eskişehir’den Harbiye Nezaretine gönderdiği yazıda durumu şöyle bildiriyordu: “Eskişehir Sancağı’nın Mihalıçcık ve Sivrihisar kazaları da kongre mukarreratına tabiiyetle, merkez Liva ile alâkalarını kesmişlerdir. Sivrihisar ellerindedir”. Hamdi Paşa’nın büyük bir telaşla İstanbul’a bildirdiği bu durum, bölgeye hakim olma açısından son derece önemli bir gelişme idi. Bu fiili durum karşısında İstanbul hükümeti yanlısı Eskişehir Mutasarrıfı Hilmi ve Kolordu Kumandanı Hamdi Paşa’nın cesaretleri büsbütün kırılmıştı.

Öte yandan Ali Fuat Paşa Eskişehir ve çevresindeki durumla ilgili, 20/21 eylül tarihli raporunda; Mihalıççık, Mahmûdiye ve Seyitgazi milli müfrezelerinin yanında, Sivrihisar milli müfrezesinin de katıldığı bir kuvvetle Eskişehir’in doğusunu tuttuklarını belirtmektedir. Aynı şekilde, Eskişehir’deki ingiliz birliklerine karşı Eskişehir dışında ulusal harekatı muhakkak bir surette kabul ettirecek ve şehri süratle sarabilecek kudret ve kuvvete millî müfrezelerle halk kitlelerinin katılmasını sağlayacaktı. Teşkilatın merkezi Sivrihisar olacaktı ve bu teşkilat Sivrihisar’dan yönetilecekti. Nitekim Sivrihisar müfrezelerinin de katkılarıyla gerçekleşen Eskişehir harekatlarıyla, İngilizler Eskişehir’den çıkarılmışlardı. Bu arada Sivas Kongresi günlerinde Mihalıççık ve Seyitgazi ile birlikte Sivrihisar Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de oluşturulmuş ve cemiyet, faaliyetlerine başlamıştı. 

Yapılan seçimlere katılan diğer adaylar ve aldıkları oylar şöyleydi: » tıklayın


Çerkezzâde Ahmet Efendi 58, Köfterzade Ahmet Efendi 49, Müftü Mehmet Ali Efendi 48, Bölük Emini Süleyman Efendi 41, Sarının Hacı Ali Ağa 38, Kuzadzade Hacı Halil İbrahim Ağa 37, Sabık Kaymakam Rıfat Bey 25, Zayimzade Hacı Ali Ağa 23, Hacı Kösezade Mustafa Efendi 22, Potuoğlu Abidin Efendi 19, Berber Hacı Ahmet Ağa 14, Sölpükzade Ali Efendi 12, Boyacıoğlu Mustafa Efendi 11


(Tahsin Özalp, Sivrihisar Tarihi, Eskişehir 1960, s.171.)


Milli Mücadele tarihinde Sivrihisar, ilk defa Ankara dışında bir Heyet-i Vekile (Bakanlar Kurulu) toplantısına ev sahipliği yapmakla da ayrı bir öneme sahiptir. Zira Yunan ileri harekatı sırasında Meclisin Kayseri’ye taşınması bile düşünülmüşken, böyle bir toplantının Sivrihisar’da yapılması, koşulların değiştiğini, zaferin yakın olduğunu gösterdiği gibi ordu ve halk üzerinde olumlu bir etki de yaratmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısı üzerine 25 Mart 1922 günü Sivrihisar’a gelen Heyet-i Vekile üyeleri halk ve askerler tarafından karşılanmıştır. Burada İtilaf Devletlerinin 22 Mart tarihli ateşkes önerisine verilecek cevap tartışılmıştır. Diğer yandan Sivrihisar aynı günlerde çok önemli iki konuğu ağırlamıştır.

28 Mart 1922 günü Sovyet Rusya Elçisi Aralov ve Azerbaycan Elçisi Abilov, Polatlı’dan Sivrihisar’a gelerek M.Kemal Paşa tarafından resmi törenle karşılandılar. Geceyi Sivrihisar’da geçiren konuklar ertesi gün Sivrihisar’da bir okulu ziyaret ederek, öğrencilerin Mustafa Kemal Paşa hakkında söyledikleri şarkıları dinleyip, öğretmenlerini ödüllendirdiler. Öğleden sonra da Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Sivrihisar’dan ayrıldılar.

Sivrihisar’da Yunan Vahşet ve Zulmü >

cumhur
*
KAYNAKÇA:
1- Tahsin Özalp, Sivrihisar Tarihi, Eskişehir 1960 ve ESKİŞEHİR Eskişehir İl Yıllığı – 1967
2- Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C. III Ankara 1995
3- Ahmet Atmaca-E. Küçükaslan, Sivrihisar ve Köylerinde Yunan Mezalimi, T.B.M.M. Zabıt Cerideleri
4- Dr.Halime Doğru, 15. ve 16. Yüzyıllarda Sivrihisar Nahiyesi-1997
5- Orhan Keskin, Bütün Yönleriyle Sivrihisar, İstanbul 2001
6- Ali Sarıkoyuncu, S.Önder, M. Erşan, Milli Mücadelede Eskişehir, 2002
7- Eskişehir Valiliği ESKİyeni Dergisi 2010
8- Eski Bir Şehrin Hikayesi Sh.38 – Doç.Dr. Zafer KOYLU – Melis BİRGÜN Ağustos 2015
9- Sivrihisar Eğitim Vakfı, Burası Sivrihisar – 2016 Sivrihisarın Tarihçesi
10- Ahmet Kılıçaslan – Sivrihisar Örf ve Adetleri – 1997