Sivrihisar Kültürü

SİVRİHİSAR’IN KÜLTÜRÜ HAKKINDA

sivrfotoAnadolu topraklarının her noktasında görülen binlerce yıllık tarih mirası, zengin kültür ve sanatsal değerleri ve dünya uygarlığına öncülük etmiş, üzerinde yaşayanlara hayat ve mutluluk kaynağı olmuştur Sivrihisar.

Ulusların kimlikleri tarihi ve kültürel miraslarla değerlenirken, bu kıymetler özüne sadık kalınarak gelecek kuşaklara aktarılması yaşayanların en anlamlı görevidir.

Çok eski bir tarihe sahip olan Sivrihisar; Hitit, Frig, Roma, Bizans, İlhanlı, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Sivrihisar topraklarına göç ederek yerleşen Ermeniler, Osmanlı döneminde bu bölgede el sanatları, kuyumculuk ve giyim kuşam gibi sanatlarda ilerleyerek; bölgenin, sosyal ve kültürel değişiminde etkili olmuştur. Sivrihisar köy ve kasabalarında değişik kökenli ve farklı tarihlerde yerleşmiş olan yerliler (manav), Yörükler, Türkmenler, Tatarlar, Çerkezler, Abazalar, Romanya ve Bulgaristan göçmenleri gibi topluluklar da bulunmaktadır. 

Bu farklı kökenli kültürler; zaman içinde birbirlerinin adet ve göreneklerini, giyim şekillerini, sosyal yaşantılarını, birbirlerine benimseterek kaynaşmışlardır. Sivrihisar, giyim yönünden olduğu gibi, el sanatları ve mimari yönden de zengin bir kültüre sahiptir.

antika0Sivrihisar’daki geleneksel giyim kuşam örneklerinden; Entari, iç Entari, Delme, Şalvar, Çetayi, Sarka, Mayhar, Mendil Kuşak, Baş bağlamada kullanılan örtü ve Takılar, Çorap ve diğer takı çeşitleridir. Giysilerin model, kumaş ve süsleme özellikleri, yöreye has takı özellikleri Sivrihisarlıların zevkini ve yaşayış biçimini yansıtmaktadır. Sivrihisar halkı, gelenek ve göreneklerine son derece bağlı olmakla birlikte; teknolojinin ilerlemesi, kadının çalışma hayatına atılması ve kıyafetlerin elde edilmesindeki güçlükler geleneksel giysilere olan ilgiyi yavaş yavaş azaltmıştır. Bu giysiler düğünlerde ve kına gecelerinde giyilerek sergilenmektedir.

bazlamaYemek Kültürü: Sivrihisar, Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere kucak açması ve asırlar boyu çeşitli uygarlıkların uğrak yeri olması nedeniyle zengin bir mutfak kültürünün özelliklerini taşımaktadır. Yurdumuzun kilit bölgesinde bulunması; kuzeyden-güneye ve doğudan-batıya geçiş yolu üzerinde yer alması nedeniyle çeşitli medeniyetlerin yemek kültürleriyle büyümüş ve gelişmiştir. Tarihi zenginlikler ile çeşitli kültürlerin Sivrihisar ve çevresinde yaşaması, bu şirin ilçemizin yeme içme kültürünü geliştirmiş ve ilçeye apayrı bir zenginlik katmıştır.

Sivrihisar Kültüründe Örf, Adet ve Gelenekler

antikaToplumlardaki sosyal ilişkileri belirlemede ve kolaylaştırmada gelenek ve göreneklerin rolü oldukça büyüktür.

Anadolu’nun mücevherlerinden olan Sivrihisar, gelenek ve göreneklerine bağlılığı ile tanınır. Yüzlerce yılın imbiğinden süzülerek günümüze kadar ulaşan misafir ağırlama üslubu, kendine has geleneksel yemekleri, kız isteme, nişan ve düğün adetleri, asker uğurlama törenleri ile geçmişin tüm izlerinin yaşatıldığı Sivrihisar, toplumsal dayanışmanın da engin kültür birikimini bünyesinde barındırır.

Bayram öncesinde ve kış hazırlıklarında, eş-dost ve akrabalar, birbirlerine yardımcı olur, elbirliği yaparlar. Geçmişin kültürel değerlerini tüm canlılığı ile yaşatan Sivrihisar’da deyimler, atasözleri bugün hala halkın dilinde kullanılmakta, gelecek kuşaklara aktarılmaktadır.

Örf; maruf yani bilinen manasınadır. İnsanlarca iyi kabul edilen akl-ı selim erbabının (Aklı başında kimselerin) reddetmediği hususlar anlamındadır. Hukuk açısından, örf ve adetler kuvvetini kanundan değil teamülden, yani uzun yıllar uygulama ve kabul görmekten alır. Devamlıdır, genellikle değişmez herkes tarafından kabul edilir. Mahalli adetler memleketin belli bir yerinde yerleşen adetlerdir.

Sivrihisar da Çarşıdan alınan şeyler içindekini göstermeyen hasırdan yapılmış üzeri meşin kaplı zenbille veya büyük mendil içinde taşınır, hatta alış verişlerde nefis sinmiştir diye vitrinde sergilenen mallar alınmazdı. Komşulara akrabadan çok öncelik verilir, yardımlaşmanın her türlüsü sergilenir, kusurlar örtülür, iyilikler teşvik edilir herkes komşu çocuğunun hal ve hareketinden kendini sorumlu tutardı.

Pederşahi bir aile düzeni vardı. Aynı evde oğullar, gelinler, torunlar dede ve ebeleri ile birlikte otururlar, gelinler ev işleri, oğullar ticaret, sanat ve ziraatla uğraşırken torunların bakım ve terbiyesi bu yolda tecrübesi olan büyük anne-babaya ve genç amcalara düşerdi. Toplum ahlakını bozan hal ve davranış sahiplerine değer verilmez hareketlerinin kabul edilemez olduğu; en azından Selam alıp vermemek şekli ile de olsa; kendilerine hissettirilirdi.

Sivrihisar tarihin her döneminde kültür zenginliklerin zirvesine ulaşmış, kültürün her dalında örnek ve kalıcı eserler bırakmıştır. Anadolu da aile yapısının ne denli sağlam ve güvenli oluşumunda aileyi oluşturan bireylerin birbirlerine olan sevgi ve saygının sonunda, insanlar hep mutlu olmuşlardır. Kurulan yuvalar sağlıklı şekilde yürütülürken, tabi ki huzur dolu yuvada yetişen çocuklarda mutlu ve başarılı olacağı kuşkusuzdur.

Kültürümüzün simgesi olan aile birliğinin oluşumunda, aile büyüklerinin sorumluluğu ve çok yönlü düşüncesi yanında çeşitli konulardaki değerlendirmeleri kurulacak aile birliğinin güçlü ve uzun ömürlü olacağı garantisi durumumdadır.

Mesleki Adetler: Bir meslek mensupları arasında yerleşen adetlere ise mesleki adetler denir.

Mesleki adetlere Ahilik konusunda geniş yer vermiş “Harama bakma, haram yeme, haram içme, doğru sabırlı, dayanıklı ol, yalan söyleme, büyüklerden önce söze başlama, kimseyi kandırma, kanaatkar ol, dünya malına tamah etme, yanlış ölçme, eksik tartma, kul hakkına riayet et, kuvvetli iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil. Kendin muhtaç iken başkalarına verecek kadar cömert ol” nasihatlerinin örf adet gereği Ahi Baba tarafından kalfalık merasiminde kalfa kulağına söylenmesinin adet ve teamülden olduğunu zikretmiştik.

Meslek mensupları, bu esaslara uydukları müddetle yücelmiş ve toplum huzur toplumu olmuştur. Şüphesiz bahse konu kuralların kaynağı Kur’an, Hadisler ve bundan doğan Allah korkusuna dayalı ahlaktır. Bölgemizde, ahlakımızın temeli; çocukluk çağlarımızdan itibaren; ayıptır, yazıktır israftır, günahtır kavramları ile şekillendirilmiştir.

Sivrihisar Ulu cami ile arada bir cadde olmasına rağmen tabakhane* çeşmesi üzerindeki mescit, tabakların üzerine sinen kokularla cemaati rahatsız etmemek kaygısının ürünü idi. Yemeniciler arastasında matbaacı Ahmet Atmacanın dükkanı karşısındaki dükkanlar üzerindeki mes­cid de bu gaye için kullanılmıştır.

*Tabakhane: ham derilerin işlem gördüğü yer.

bogcaYöremizde düğün, dernek, giyim, kuşam: Evlenecek gençler, anne babanın veya yakınlarının beğenileri sonucu (görücü usulü ile) kendilerinin kabulü halinde evlenmeye karar verirlerdi. Belli merasimlerle, söz ve nişandan sonra taraflarca belirlenen bir tarihte “okuncu” tabir edilen kişiler vasıtası ile daveti takiben Salı günü “kına gecesi” ile düğün başlar, Çarşamba sabahı çalgı ile hamama gidilir, öğleden sonra da güvey tıraş edilir giydirilirdi. Perşembe günü öğleyin konu komşu akraba ve fakirlere yemek verilir yemekten sonra da gelin getirilirdi. Akşam oğlan evi tarafından yakınlara “güveyi kuyması yemeği” tabir edilen yemek verilir, topluca kılınan yatsı namazından sonra dualarla damat “dünya evine” girerdi. Cuma günü damadı arkadaşları ziyaret eder topluca, camide kılınan Cuma namazından sonra arkadaşlarına verilen yemekle merasim son bulurdu.

siniDüğün yemekleri: Bamya çorbası, etli pirinç pilavı, hoşaf ve tekrar pilavın yenilmesinden sonra un veya irmik helvası ile biter dua ile son bulurdu. Bu yemek listesi pratikti, herkes bu yemekleri adet gereği yaptıklarından zengin fakir ayırımı yapılmasına müsait değildi. Şayet yemek artsa düğün süresince bozulmadan değerlendirilmesi mümkündü israfa yer verilmemişti.

Sivrihisar’da eskiden düğünlerde sini kullanılırdı. Halk ağzıyla zini denir. Kış akşamları arabaşısı bu sinilerden yutulur. Siniler genelde bakırdan yapılır ve normal tepsiden daha büyük ve ağırca olur.

Eğlence: Düğünlerde evliliğin duyurulması esastır. Erkekler için erkek çalgıcı, kadınlar için kadın çalgıcı temin edilerek ayrı mekan­larda eğlence tertip edilirdi. Erkeklerin gizli de olsa içki içmesi hoş karşılanmazdı.

sarkaKıyafetler: Şimdilerde olduğu gibi her merasimde ayrı kıyafet giyme kaygısına yer olmayıp, ninesinden kalan sevai don, meydani don, kutni tabir edilen donları üzerine kuşağı, ipek bluz üzerine işlemeli sarkayı ve üzerinde poşuyu, yahut uzun entariyi içtenlikle giyerlerdi. Bu kıyafetleri olmayanlar da düğüne davet edilmeyen tanıdıklardan alıp giyerlerdi.

Takılar: Kadınlar için takı takmak arzusu normaldir. Fakat fakir kimseler bu imkâna sahip olmadıklarından, hâl-i vakti yerinde tanıdıklarından, İncili küpe, inci, cebe, altın dizisi gibi ziynet eşyalarını ariyet olarak alır düğün sonrasında iade ederlerdi. İtimat o derece yaygın idi ki bazen milyarlar tutan bu ziynet eşyalarının gönderilen 14-15 yaşlarındaki bir çocuğa dahi tesliminde tereddüt edilmezdi. Kimsede emanete hıyanet etmez, zenginin malına da göz koymazdı.

Normal Kıyafetler: Dışarıya çıkmak durumunda kalan hanım ve kızlar, şalvar üzeri bluz veya kazaktan, yahut da entariden ibaret normal kıyafetleri üzerine “mayhar” denilen bir nevi avukat cübbesi gibi vücudu tümü ile örten, vücut hadlerini gizleyen özel bir manto giyer başına da önceleri peştamal (al veya ak olabilir) sonraları yünden atkı örterlerdi. Mayhar sof veya kıldan, ince dokunmuş bir kumaştan yapılırdı.

Erkek Kıyafetleri: Pantolon, gömlek (içlik de denir) üzeri delme tabir edilen yelek ve üzerine giyilen ceketten ibaretti. Başa da şapka giyilir, öğrenciler hariç başı açık gezenler hoş karşılanmazdı. Kumaşlar şimdiki gibi dayanıklı olmadığı ve geçim zor olduğundan, yeni elbise ve gömlek dikilirken yedek yaka ve süvarilik (yama için gerekli) hazır edilirdi. Temizlik ve başkalarını rahatsız etmemek esastı.

Ahşap İşçiliği: Sivrihisar’da ahşap işçiliği ustalar tarafından yıllarca, yaşanılan mekanlarda uygulanmıştır. Evlerin ve dükkanların dış ve iç kısımlarında, özellikle tavan işlemeciliği, pencere, kepenk, yüklük, çiçeklik, lambalık gibi eşyaların yanı sıra günlük hayatta kullanılan ürünlerde de görülür.

Keçecilik: Tüm Anadolu’da olduğu gibi Sivrihisar’da da geleneksel el sanatları yaşatılmaya çalışılmaktadır. Sivrihisar’ın geleneksel el sanatları arasında yer alan tepme keçe sanatı, Orta Asya’ya özgü göçebe yaşam biçiminin bir ögesi olarak gelişmiş ve batıya yönelen Türk boyları tarafından Anadolu’ya taşınmıştır. Temel ham maddesi yün olan keçe yaygı, seccade ve daha çok da kepenek yapımında kullanılmaktadır. Keçelerin üzerine mavi, kırmızı yeşil renklerden oluşan motif ve şekiller işlenmekte; söz konusu motifler ise demiryolu, göbek, yıldız gibi isimlerle anılmaktadır.

* * *

Sitemizde; Sivrihisar kültürü hakkındaki konuları iki kategoriye ayırdık:

1- Folklorik olarak hayatın geçiş dönemleri olan doğum öncesi ve doğum sonrası aşamaları, sünnet – askerlik adetleri, düğün, ölüm, ayrıca ninni – mani – türkü – bilmece – tekerleme – masal ve efsane gibi edebi ürünleri, inançları, bayramlar, törenler, kutlamalar, halk hekimliği, gelenek ve görenekleri, yerel dilinde barındırdığı kendine has özlü sözleri ve deyimleri, el sanatları ve dokuma, yöresel kıyafet ve takıları kategorisi >

2- Mutfak kültürü ürünleri olan yöresel Sivrihisar yemek ve tarifleri kategorisi >

.

incili-kupe-gumus-cebe pullu-kupe yoresel-giygiler giyim yoresel-kiyafetler pullu-entari kadife-sarka-sevai                                       sarka2

Kaynaklar:
Orhan KESKİN – Bütün Yönleriyle Sivrihisar, 2001
Eskişehir Valiliği – EskiYeni Dergi, Aralık 2010
Tahsin ALTIN – Eskişehir İli Sivrihisar İlçesi Merkez Folkloru, 2014
Sivrihisar Eğitim Vakfı – Burası Sivrihisar, 2016