Sivrihisar Kent Belleği

KENT KİMLİĞİ VE KENT BELLEĞİNDE SİVRİHİSAR KÜLTÜR PORTALI’NIN ÖNEMİ

Kentler, sakinlerinin aynası olarak onların gönüllerini toprağın üstüne yansıtır. Kentler sırrımızdır bizim.”

Sivrihisar Kültür Portalı’nın Sivrihisar’ın kimliğine ve belleğine hizmet edenlere yer verdiğini belirttik. Aslında, Sivrihisar’ın İnternet sitesi ” http://sivrihisar.web.tr ” yaptığı bu işlevle kimlik ve bellek konusunda yapılan çalışmaların öncüsü durumundadır. Gerçekten de, bir kentin elde ettiği kimliğini koruması ve belleklerde yer ederek gelecek nesillere aktarılmasını çok önemli buluyor ve bu nedenle, kimlik ve bellek konusunu biraz daha açmak istiyorum;

İnsanlar kimliğini yitirirse nasıl panikler, kendini kanıtlayamama endişe ve korkusuna kapılırsa, kentler de aynen böyledir. Kimliğini kaybeden kentler; önce bozulurlar, geçmişle olan bağları kopar, sonra da yok olup giderler, tarihte bu duruma düşen yüzlerce örnek vardır. Bir kentin coğrafi konumu, doğal ve tarihi dokusu, mimari yapısı, bağrından yetişen değerleri, kentlinin ekonomik ve kültürel yaşayış biçimi, gelenek ve görenekleri onun kimliğini oluşturur. Ama bu kimlik öyle kolay kolay kazanılmaz, oluşmaz; yıllarca, hatta yüzlerce yıllık bir birikim ve gelişim sonunda ortaya çıkar. İşte, kazanılan bu kimlik, o kenti kendine has özellikleri ile diğerlerinden farklı kılar.” diyor bir kent sevdalısı Recep Bozkurt

Sivrihisar’ın kimliğine gelince; Sivrihisar, M.Ö. (1200-700) yıllarına kadar dayanan ve köklü tarihi ve bu süreç içerisinde; Anadolu’da hüküm süren pek çok medeniyete beşiklik, bekçilik ve tanıklık yapabilen ender merkezlerden biri olarak, yüzyıllar içerisinden süzülüp gelen kadim kültürü, elde ettiği tarihi mirası, eşsiz anıtsal yapıları, sivil mimari örnekleri ve kuruluşundan bu yana bağrından yetişen ve değişik dönemlere damgasını vurarak dünyada ün kazanmış ilim, feyiz sahibi düşünce, sanat adamları, yöneticileri ve savaş, işgal yıllarında gösterdiği kahramanlıkları ile müstesna bir belde olarak tam bir “TARİH VE KÜLTÜR ŞEHRİ” dir.

Dünyada kimliğini koruyabilen yerlerin sayısı çok değildir. Bu az sayıdaki yerleşim alanları da zamanın insafsız yıpratmasına, hoyrat ellerin acımasız yakıp, yıkımına, plansız, programsız yapılaşmaya direnebilmek için olağanüstü bir çaba harcamaktadırlar.

Kent Belleği Nedir?

Kent Belleği, bir kentin kuruluşundan bu yana orada yapılanların, yazılanların, belgelerin, bulguların korunup saklanmasıdır. Belleğini kaybeden kent kimliğini kaybeder. Kimliğini kaybeden de her şeyini kaybeder.”

Çok sevindiricidir ki; tarih, kültür şuuru ve büyük bir öngörü ile tarihi mirasımıza sahip çıkan büyüklerimizin, yıllar öncesinden başlayan olağanüstü gayret ve çalışmaları sayesinde, Sivrihisar kimliğini, belleğini, bize emanet edilen ortak mirasımızı, tarihi ve kültürel değerlerimizi günümüze kadar koruyabilen ve gelecek nesillere taşıyabilen ender yerlerden biri olmuştur. Ancak, Sivrihisar’ın kendini koruyup, “Tarih ve Kültür Şehri” olarak Anadolu’da yerini alması o kadar da kolay olmamıştır. Bu süreci özetlemek gerekirse; yıllar öncesinde, Sivrihisar’ın tarihini ve eserlerini konu alan çalışmaların yapıldığını görüyoruz.

Ancak, esaslı çalışmalar 1960-70’li yıllarda başlamış ve o yıllarda kurulan Tarihi Eserleri Koruma Derneği ve vakıf çalışmaları ile tarih ve kültür şuuru daha da gelişmiş ve bunun neticesinde, öncelikle günümüze kadar gelen yıpranmış, yorgun ama büyük ölçüde tarihi özelliklerini kaybetmeyen tarihi eserler, anıtsal yapı ve sivil mimarlık örnekleri, harabeler gibi taşınmaz kültür varlıklarımıza sahip çıkılarak, bunlar koruma altına alınmıştır. Aynı zamanda, korunan bu eserler, elde kalan somut örnekler olarak, yazılı tarihimizin en önemli kaynakları olmuştur. Bunun dışında, ilçemizi konu alan arşiv kayıtları, kitaplar, eski tarihli mecmua, salname ve ansiklopedi gibi eserler de tarihimize ışık tutan yazılı kaynaklar olarak değerlendirilmiştir.

Sivrihisar’ın bağrından yetişen büyüklerimizin, Sivrihisar hakkında çalışmalar yaparak, tarihimize ve kültürümüze ışık tutan önemli eserler vermeye başlaması 50-60 yıl öncesine dayanır. Bunlar arasında Sivrihisar Vaizi merhum Tahsin Özalp’ın 1961 yılında kaleme aldığı “Sivrihisar Tarihi” kitabı, Avukat-Noter Orhan Keskin’in kırk yılı aşkın araştırma ve birikimi sonucu hazırladığı 2001 yılında ilk baskısı ve 2017 yılında geliştirilmiş ikinci baskısı yapılan “Bütün Yönleriyle Sivrihisar” kitabı, Prof.Dr. Erol Altınsapan’ın kaleme aldığı eserler, Gazeteci-Yazar Ahmet Bican Atmaca’nın “Sivrihisar’da Yunan Mezalimi” gibi Sivrihisar üzerine yazılmış araştırma, şiir ve anı kitapları, Ahmet Kılıçaslan, Avukat İbrahim Demirkol, Dr. İhsan Sarıkardeşoğlu ve Dr. Mustafa Kılıcal, Nadir Yaz’ın kitapları, Mustafa Kantarcı ve Yusuf Mesut Kilci’nin çalışmaları Sivrihisar’ın tarihi, kültürü ve tarihi şahsiyetlerini anlatan kapsamlı eserler arasında yerlerini almışlardır.

Yine, geçtiğimiz dönemlerde, Prof. Dr. Halime Doğru, Prof. Dr. Canan Parla, Nejat İşcan, Nizamettin Arslan ve Yüksel Sayan’ın Sivrihisar üzerine yazdıkları kitaplar çok değerli eserlerdir. Ayrıca, Hasan Ayhaner, Fahri Keskin, Ertürk Kadir Küçükaslan, Prof. Dr. M.Kemal Biçerli, Ali Rıza Öztekin ve Bünyamin Altındağ’ın kitap çalışmalarına verdikleri emek ve katkı ile değerli eserler ilçemize kazandırılmıştır.

Burada, Orhan Keskin Hocamın çok önemli bulduğum diğer çalışmalarına kısa da olsa değinmek istiyorum. Onun, Sivrihisar’a hizmetleri sadece yazdığı kitaplarla değil, yazımızın bir bölümünde bahsettiğimiz gibi, 1970’ li yıllarda kurduğu Sivrihisar Tarihi Eserleri Koruma Derneği ve Sivrihisar İslami İlimler Vakfı ile başlar. Dernek ve Vakfın çalışmalarının başlaması ile Sivrihisar’ın tarihi kimliğini koruma yönünde aktif adımlar atıldığını ve çok önemli işlerin başarıldığını görüyoruz. Bu çalışmalara katılma imkanını bulan bir kardeşiniz olarak şunu söyleyebilirim ki, Orhan Keskin Hocamın önderliğinde, tamamen kanun, tüzük ve yönetmelikler çerçevesinde yapılan bu çalışmalar ile somut neticeler alınmış, pek çok tarihi eser gün ışığına çıkarılarak, koruma altına alınmıştır.“Bütün Yönleriyle Sivrihisar” kitabını incelediğimizde geçmişten gelen yıpranmış, yok olmaya yüz tutmuş tarihi eserlerimizin eski fotoğrafları ile yapılan çalışmalar sonucu yeni durumlarını karşılaştırdığımızda ne kadar önemli işler yapıldığını görürüz.

Sivrihisar’ın o günlerden bu günlere gelerek, bugün kimliğini koruyan ve ecdat yadigarı eserlerine sahip çıkan bir kent olarak,”Tarihi Kentler Birliği”nin 451 üyesi arasında yer alması ve ahşap direkli tarihi Ulu Camii’nin UNESCO tarafından dünya çapında korumaya alınan eserler arasında yer alması bizi gururlandırıyor. Bu gururda, ömrünü yaptığı çalışmalarla Sivrihisar’a adayan, vakıf insanı Orhan Keskin’in ve tarihi ve kültürel eserlerimize, ortak mirasımıza çıkan sahip çıkan Sivrihisar sevdalılarının payı büyüktür.

Son yıllarda, Necmi Günay, Niyazi Koca, Tahsin Altın gibi kardeşlerimiz de yaptıkları çalışmalar, araştırmalar ve hazırladıkları kitaplar ile Sivrihisar’ın tarih ve kültürü adına önemli hizmetler yapıyorlar. Bunların yanı sıra, şiirleri, fotoğrafları ve benzer etkinlikleriyle önemli çalışmalar yapan, katkıda bulunan kardeşlerimiz var. Ben de ileride, imkanlar ölçüsünde sitemiz aracılığı ile bu kardeşlerimizin çalışmalarından ayrı, ayrı bahsetmek isterim.

Esasen, Sivrihisar Kültür Portalımız ” http://sivrihisar.web.tr ” tarih ve kültürümüze hizmet edenlerden burada adını zikrettiğim veya zikredemediğim kardeşlerimizin, büyüklerimizin çalışmalarına ve bunu yanı sıra tarihi, kültürel değerlerimize, eserlerimize geniş manada yer vermekte ve Sivrihisar’ın kimlik ve belleğinin korunması adına çok önemli bir görevler ifa etmektedir.

Sivrihisar, yıllar öncesinden başlatılan tarihi eserlerini koruma çalışmalarının, yazılan kitapların, yapılan etkinliklerin semeresini görerek; alt yapısını tamamlanmış bir tarih ve kültür şehri kimliği ile son yıllarda tanıtım adına, turizm adına, tarihi şahsiyetlerimize sahip çıkma adına önemli ataklar yapmakta ve emin adımlarla hak ettiği yönde ilerlemektedir.

Bu çalışmalara örnek olarak; Kurtuluş Savaşımız’da ordumuza uçak alan Sivrihisar’ın eşsiz kahramanlığı ve Sivrihisar’ın evladı Mülazım Ahmet Hamdi (Ayker)’in Milli Mücadeledenin başlatılmasında gösterdiği kahramanlığı bir kadirşinaslık olarak sürekli gündemde tutulmuştur. Yapılan çalışmalar ve kurulan dernekler ile Akbaş gibi doğal değerlerimize sahip çıkılmıştır.

Ayrıca, yıllardır Tarihi Eserleri Koruma Derneğinin korumasında bulunan Selçuklu dönemine ait taş sandukanın, Prof.Dr. Erol Altınsapan ve Doç.Dr. Mehmet Mahur Tulum’un çalışmaları ile Nasreddin Hoca’ya ait olduğunun tespit edilmesini ve Nasreddin Hoca’nın kabrinin Sivrihisar’da olduğunun tescillenmesini ve Prof.Dr. Erol Altınsapan tarafından yürütülen Nasreddin Hocanın kızı Fatma Hatun’un mezarını kurtarma kazı çalışmalarına Sivrihisar Belediyesi, Orhan Keskin ve Ahmet Bican Atmaca destek olmuş ve katkılarda bulunmuşlardır. Özellikle; mezar yerinin tesbiti çalışmalarında Ahmet Bican Atmaca’nın yazılı kaynaklara dayandırdığı bilgiler doğrultusunda hareket edilerek mezara ulaşılmış ve yapılan kazı çalışmaları ile Fatma Hatun’un mezarı kurtarılmıştır.

Yine tarihi Zaimağa Konağının, Kaya Saatinin, Ulu Camii, Kurşunlu ve Aziz Mahmut Hüdai Camilerinin, sivil mimarlık örneği evlerin, kilisenin restorasyonlarını, sokak sağlıklaştırma çalışmalarını ve Hemşehrimiz Devlet Sanatçısı Heykeltraş Metin Yurdanur’un Türkiye’de bir ilk olarak Sivrihisar’da açtığı Açık Hava Heykel Müzesi gibi önemli etkinlik ve çalışmaları bu örnekler arasında gösterebiliriz.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, Üniversitelerimiz, Belediyemiz, Tarihi Kentler Birliği, Sivrihisar Eğitim Vakfı ve derneklerimizin de yayınları, araştırma eserleri, proje, restorasyon, sempozyum ve benzeri etkinlikleriyle, tarih ve kültürümüz adına önemli çalışmalar yaptıklarını ve katkılarda bulunduklarını görüyoruz.

***

Akif Yaşar Yurtdaş – 10.10.2017

Categories: Genel