Sivrihisar Gülleri

SİVRİHİSAR’ın GÜLLERİ

Dedik ya, Sivrihisar’ın gülleriydi onlar. Koklamasını bilene gül, bilmeyene diken, her birinin kendilerine has davranış biçimleri , tavırlarıyla, konuşmalarıyla, sevecen esprileriyle karşısındakini güldürmesini bilen, insanımızla özdeşleşmiş yaşam biçimleri hafızalarımızda yerini bulmuştur.

Kaçımız hatırlarız yaşamımıza dair bir çok olayı, bu insanlarımız olan Mehmet, Hasan ve Kemal yaşam biçimleriyle bizlere bir şeyler mi anlatmışlardı hayata dair.

Onların yaşamından ders mi çıkarmalıydık kendimize, Aşık Mehmet’e sorduğunuz bir soruya zekice kıvrak bir espri ile cevap vermesi, Nasreddin Hocamızı mı hatırlatıyor du bize, kimi zamanda meramını eline aldığı saz ile anlatması, Aşık Veysel’imi dinlememizi söylüyordu.

Sinemada boş beşik filmini izlerken, çocuğu kapan Kartal’a karşı duyarlılığı ve vicdanının sesini açığa vurarak tepki gösterip ayakkabısını atması. Amerika Başkanı Bush’a ayakkabısını atan Iraklı bir gazetecinin Iraklıların kalbini gururla doldururken Aşık Mehmet örnek mi oldu dersiniz. Gezmeyi sevmesiyle Evliya Çelebiyi mi anımsatıyordu bizlere, el arabasıyla kendine yarattığı dünyasında, yaşayamadığı çocukluğunu mu yaşamıştı dersiniz.

Onların yaşamında hayata dair her şey vardı, çilekeş yaşamlarında hayata hiç kesmediler aynı neşe ve coşku ile hayata bakış açıları vardı.

Tek korkuları birbirlerinden ayrı kalmaları idi, onların birbirlerine olan sevgisi, sadakati, beraberlikleri, günümüz toplumunda kaç kişide mevcut. Bu gün; kaçımız da kaldı ki hoşgörü, sevgi, saygı, hayata gülerek tebessüm etmek. Bazen de boş vermek yaşama dair, bazı değerlerimizi kaybettiğimiz de anlıyoruz, içimizden bir şeylerin yok olduğunu eksildiğini.

Onlar; Mehmet, Hasan ve Kemal yaşadıkları gibi bu dünyadan göçtü gittiler.

Bir varmış, bir yokmuş misali, Sivrihisar’ımıza damgasını vuran, yaşam biçimleriyle fark yaratan insanlar olarak hep anılacak ve yaşayacaklar. Her şeyin başı sevmek desek ne dersiniz…

Saygılarımla… Niyazi Koca