Sivrihisar Ermenileri

Muhacir Ermeniler Sivrihisar’a sonradan gelmişlerdir. Sivrihisar’ın yerlileri değillerdir. Bu Ermeniler doğrudan doğruya Osmanlı vatandaşıdır. 1830- 1840 yıllarında Sivrihisar’a gelip, iskân edilmişlerdir. Sivrihisar’a yerleşen Ermeniler toplam 4177 kişi olup 360 hane mevcuttu. Sivrihisar’ın kuzeyine Hisar ile Baba çeşmesi arasına Yazıcıoğlu kalesi ve kayalığın eteklerine yerleşmişler.

Kurtuluş savaşından sonra hepsi Sivrihisar’ı terk etmişlerdir. Ermeni Mahallesi tamamen yıkılmış hiçbir ev kalmamıştır. Evlerin ağaçları ise, yunan kaçarken köylerde yaktığı evlerin örtülmesinde kullanılmıştır. Şu anda Sivrihisar’da hiç bir ermeni yoktur. Amma; azda olsa onlardan kalan bazı kelimeler var. Dığa : Çocuk – Gire : Pazar gibi. *1

Ermeniler Sivrihisar kültürüne ciddi katkıda bulunmuşlar. Özellikle el sanatında (kuyumculuk), terzilik (bayan), bağcılık ve yemek çeşitleri halen sürdürülmektedir. Kendi adlarını taşıyan bağ ve bağ evleri (gavurköyü) hamamları mevcuttur. *2

***

Sivrihisar’ın Hristiyan mahallesinde çıkan yangında yüze yakın hanenin yanması üzerine münasip mahallere yerleştirilecek yangın zedelere gerekli yardımların yapılacağı. 23 Temmuz 1905

Telgrafnâme, Geldiği mahal: Ankara, Dahiliye Nezâret-i Celîlesi’ne

Bu gece saat altıda Sivrihisar’ın Hristiyan mahallesinde harik zuhûr ederek seksen yüz hanenin mukterik olduğu ve nüfusça iki nefer ağır surette mecrûh olup eşya ve hânece vukû‘ bulan zâyiât ile muhterik hânenin mikdar-ı hakîkîsinin ve harîkin esbâb-ı zuhûrunun bi’t-tahkik başkaca bildirileceği Sivrihisar Kaymakamlığından iş‘âr olunmasıyla harîkzedegânın münâsib mahallere hemân yerleştirilerek ve içlerinden bi-kudret olanların belediyeden ve iâneten iâşeleri ve tehvîn-i müzâyaka ve zarûretleri esbâbı istikmâl kılınarak keyfiyetin ve netice-i tahkikatın müsâra‘aten inbâsı cevâben tebliğ kılındığı berây-ı malûmat ma‘rûzdur. Fi – 10 Temmuz sene 1321 – Ankara Vâlisi Cevad *3

***

Sivrihisar kazasında Müslüman Türkler yanında Ermeniler ile az sayıda Yahudi nüfus vardı. Sivrihisar kasabasında yaşayan Ermeni nüfusun, kasaba toplam nüfusuna oranı 1/3’tü. Yukarıda da belirtildiği üzere 1907 yılında kazanın toplam nüfusu, 16091 erkek, 16276 kadın Müslim, 2000 erkek, 2177 kadın Gayr-i Müslim idi. Musevi nüfusun miktarı 111′ i erkek, 73 ü kadın olmak üzere 184 kişi idi.

1909 yılında Dâhiliye Nazırı, mülhakatta devr ve teftişe çıkmalarını umumi bir tebligatla vilayet valilerine emretti. Mehmet Tevfik Beyin, Sivrihisar, Mihalıççık ve Haymana kazalarını devr ve teftişi de Dâhiliye Nazırının emri çerçevesinde gerçekleşti.

Mehmet Tevfik Bey, 16 Ağustos 1909 tarihinde Ankara’dan trenle Sarıköy istasyonuna geldi. Akabinde araba ile Mihalıççık, Sivrihisar ve Haymana kazalarını devr ve teftiş etti. Üç kazayı devr ve teftişi, on beş gün sürdü. Layihası, bu çerçevede vücut buldu. Mehmet Tevfik Beye, devr ve teftişinde, eşi, vilayet mektupçusu Bedii Nuri Bey ile kazalardaki devlet memurları refakat etti.

Mehmet Tevfik Beyin* müşâhedelerine göre Türkler ile Ermeniler arasında herhangi bir münâferet ve zıddiyet gibi âsâr-ı nifâk mevcut değildi. Türkler ile Ermeniler, huzur ve sükûnet içinde yaşamaktaydı. Hatta Sivrihisar kasabasında muhtelit (karma) bir mahalle dahi vardı.

Sivrihisar kasabası ahalisi, umumiyetle sakin ve fikr-i cedelîden azade idi.” Bu sebeple Sivrihisar kasabasında tesis edilecek muhtelit mekteplerin, Müslim-Gayr-i Müslim birlikteliğine katkıda bulunması muhtemeldi. Yani Mehmet Tevfik Beye göre karma mektepler, Türkler ile Ermeniler arasındaki birlikte yaşama hissiyatına ciddi katkıda bulunacaktı. Bir başka ifade ile, muhtelit mektepler sayesinde halkın, az zamanda bir kitle-i müttehide-i Osmâniyye hey’etinde ittihâd idebilmesi mümkün olacaktı.

Anâsır-ı muhtelifinin birlikteliğinin önemini müdrik olan Mehmet Tevfik Bey, devr ve teftişi esnasında, bi’t-tabi’ her vesile ile gerek me’mûrîne ve gerek halka lüzûm-ı ittihâd ve ittifakdan, tefrika ve şikakın fenalıklarından dür û dırâz bahs etti. Sivrihisar kasabasında devlet memurları ve Müslüman tebaa ile Ermenilerin, kendisini farklı mevkilerde karşılaması, Mehmet Tevfik Beyin dikkatini çekti. Rahatsız olduğu bu durumun sebebini, Sivrihisar kaymakamına bizzat sordu. Kaymakam, bu durumun yanlış anlamadan kaynaklandığını beyan etti. Bununla birlikte Mehmet Tevfik Bey, kaymakama, bu ve benzeri durumlara mahal vermemesi için gerekli hassasiyeti göstermesini ve daha tedbirli ve dikkatli davranmasını sûret-ı husûsiyede tenbih ve ikaz etti. *4

***

Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşamakta olan Ermenilerin dini yapıları, Osmanlı Devletinin koyduğu kurallar çerçevesinde yapılmıştır. Gayrimüslimlerin azınlıkta olmasının da etkisiyle yapıların sayısı da azdır. Osmanlı Devletinde yeniliklerin yoğun yaşandığı 19. yy.da ilan edilen fermanlarla gayrimüslimlerin hakları daha da artmıştır.

1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanıyla Osmanlı toplumlarında gayrimüslim olan toplulukların sosyal ve siyasal statüsü değişmiştir. Osmanlı Devletinde yeniliklerin yaşandığı bu dönemde, gayrimüslimler özellikle taşrada yoğun imar faaliyetlerine başlamıştır. 19.yy.’ın ilk yarısında, yeni ve değişik bir anlayışın yönetime etkimesi yeni olayların, yeni oluşumların toplum katlarına yansımasına yol açmıştır. Bu da mimarlıkta, daha çok azınlıkların bulunduğu yörelerde, yeni kilise yapılarıyla somutlaşmıştır.

Eskişehir’de yaşayan Ermenilerden ilk bahseden ve Eskişehir Ermenileri konusunda ayrıntılı bilgi veren seyyah Paul Lucas 1705 yılında Eskişehir’e uğrar. Lucas’ın Eskişehir’den 2 kilometre uzaklıkta bir köye gittiği belirtilmektedir. Burada bir tepenin eteğinde Ermenilerin oturduğu aktarılmaktadır.

Eskişehir’e XIX. yüzyılda gelen seyyah J. Macdonald Kinneir’in ise şu anda Eskişehir’in bir ilçesi konumunda olan Sivrihisar’da o dönemde 400’ü Hristiyan olmak üzere toplam 1500 insanın yaşadığı bilgisini verdiği de aktarılmaktadır. Eskişehir ve civarına XIX. yüzyılın ikinci yarısında gelen G. Perrot’un ise Sivrihisar’da yaşamakta olan Ermenilerin varlığından bahsettiği ve Sivrihisar’da bir de Ermeni Okulu bulunduğu bilgisini verdiği belirtilmektedir.

1882 yılında Eskişehir ve civarına gelen diğer gezginler Humann ve Puchstein’in, Eskişehir’in nüfusunu bir kısmı Ermeni olmak kaydıyla 10.000, Sivrihisar’ın nüfusunu ise hane olarak. 2.000 Türk evi ve Sivrihisar’ın kuzeybatısında ise 800 hanelik bir Ermeni Mahallesi olduğu bilgisini aktardığı da belirtilmektedir. Bu rakamlardan da anlaşıldığı üzere Sivrihisar’da yaşayan Ermeniler XIX. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde sayıları iyice artmış ve artık bir Ermeni Mahallesi oluşturmuşlardır. Bölge olarak bakıldığında, 19. yy.da Ermenilerin, toplum yapısında ve çevre bölgelerin etnik yapısında önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir.

Şemsettin Sami’nin yine aynı eserinde Sivrihisar’ın nüfusunun da 4.000’i Ermeni olmak üzere toplam 34.902 olarak aktardığı bilgisi verilir. Tüm bu veriler de gösteriyor ki Eskişehir ilinde XX. yüzyıl başlarına gelindiğinde tren yolunun da yapılmasıyla nüfus artısına paralel olarak Ermeni nüfusu da artmıştır. Ermeni nüfusun artmış olduğu bu bölgede, Sivrihisar ilçesinde bulunan ve 1881 yılında yeniden inşa edilen Surp Yerortutyun Kilisesi, bir Ermeni Kilisesi olarak dikkat çekmektedir. *5

Not: Vikipedi sitesinde geçen Ermeniler ile ilgili “soykırım” iddiası ise tamamen yanlış ve kabul edilemez.

Sözde Ermeni Soykırımı İddialarına Tepki ve Cevap >

* Mehmet Tevfik (Biren) Bey, Maarif Nezareti Encümen-i Teftiş ve Muâyene reislerinden Ahmet Hamdi Bey ile Sıdıka Hanımın oğlu olarak 1867 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 7 Ağustos 1885 tarihinde Mekteb-i Mülkiye’den ‘aliyyü’l-‘âlâ derece ve birincilikle mezun oldu. 3 Eylül 1885 tarihinde Hariciye Nezareti Tercüme Odası’na mülâzemede girdi. 21 Aralık 1885 tarihinde Yıldız Saray-ı Hümâyûnu Mâbeyn-i Hümâyûnu Başkitâbeti’ne kâtip tayin edildi. Burada, yaklaşık 12 yıl çalıştı. 29 Ekim 1897 tarihinde Kudüs-i şerif müstakil mutasarrıflığına atandı. 9 Mayıs 1901 tarihinde Selanik, 29 Kasım 1902 tarihinde Konya, 4 Temmuz 1904 tarihinde Yemen vilayetleri valiliklerine tayin edildi. 22 Mart 1906 tarihinde Dîvân-ı Muhâsebât riyasetine, 24 Mart 1906 tarihinde Bursa vilayeti valiliğine atandı. 24 Mart 1909 tarihinde Ankara vilayeti valiliğine, 18 Eylül 1909 tarihinde Şûrâ-yı Devlet azalığına tayin edildi.

Bu arada 17 Şubat 1909 tarihinde Yüksek Ticâret Mektebi usûl-i mâliye muallimliğine, 13 Mart 1909 tarihinde İstanbul Hukûk Mektebi hukûk-ı esâsiye müderrisliğine, 15 Kasım 1910 tarihinde Yüksek Mühendis Mektebi iktisat müderrisliğine, 22 Ocak 1915 tarihinde Kız Dârü’l-fünûnu iktisat müderrisliğine ilave vazife ile atandı. 4 Haziran 1910 tarihinde Şûrâ-yı Devlet, Mülkiye Dâiresi reisliğine, 21 Aralık 1910 tarihinde Mâliye ve Nâfıa Dâiresi reisliğine, 2 Ocak 1915 tarihinde ikinci defa olarak Dîvân-ı Muhâsebât reisliğine tayin edildi. 4 Mart 1919 tarihinde kurulan I. Damat Ferit Kabinesinde Maliye Nazırı oldu. Maliye Nazırı iken, 16 Mart 1919 tarihinde ilaveten Ayan Meclisi azalığına atandı. 19 Mayıs 1919 tarihinde kurulan II. Damat Ferit Kabinesinde ve 21 Temmuz 1919 tarihinde kurulan III. Damat Ferit Kabinesinde Maliye Nazırı olarak görev yaptı. *4

***

Eskişehir’in ilçesi Sivrihisar Ermeni Ekonomisi

Sivrihisarlılar pek becerikliydi, otlağı olmadan hayvan besler, hayvancılıkla uğraşır, tarıma elverişli, bol sulu toprağı olmadan, ırgatlık yapar, ziraatla uğraşırlardı. Sayısız Kürt köylüsüyle bağlanıp, onlara hem davarlarını otlatmakta, hem de toprağı işleyerek geçinirlerdi. Küçüklü-büyüklü, her türden 5-6 bin evcil hayvana sahip olan, Noraşen Ulusal Okulunun hayırseverlerinden Stepan Ağa Tosunyan Sivrihisar’ın en önemli simasıydı.

İthalat ve ihracat Ermeni tüccarların tekelindeydi. Başlıca mallardan keçi yünü (bron), afyon , reçine, buhur, medan kökü, susam, buğday, arpa, çavdar, mercimek ve diğer tarım mahsulleri, genellikle ekonomik refahın sağlanmasında önemli rol oynuyordu.

Garabet (Çorbacı) ve Boğos Helvacıyanlar birinci sınıf veteriner ve hayvan satıcılarıydı. Toptan manifatura satıcılarından İstanbul piyasasının bilinen simaları, Balyan’lar, Balyozyan’lar, Göstenyan’lar en sayılılarıydı. Sadece İzmir’den büyük oranda manifatura ithal eden Kalpakçıyan Hagop Ağa, şehrin en namlı ve saygıdeğer simalarındandı. Boduryan’lar, Çetinyan’lar, Tultulyan’lar, Kamburyan’lar ve Levon Parseğyan çarşıda göze çarpan konuma sahiplerdi. Demir eşyalar ve her tür inşaat malzemesi ticareti Dikran ve Mesrop Kiziryan kardeşlerle, Harutyun Arapyan’ın elinde bulunmaktaydı.

Sivrihisarlı tüccarlar Hacı Garabed Kasparyan, Hacı Hagop Der Stepanyan, Oğlu Mardiros Der Stepanyan, Hacı Beter Kasparyan.

Kaynak: Khaçatur Dadayan
XV. Yüzyıldan 1915 Günümüz Türkiye’sinde Ermenilerin Ticari -Arevmedyan Hayastan Ekonomik Faaliyet

***

KAYNAKLAR:
*1- Sivrihisar Örf ve Adetleri
*2- Burası Sivrihisar – Naci ŞAKAR
*3- Osmanlı Belgelerinde Sivrihisar Sh.36-37 (BOA.DH.MKT, 991/24-1)
*4- GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SİVRİHİSAR
Sivrihisar Belediyesi Kültür Yayınları -2- sh.112
*5- Yüksek Lisans, Pamukkale Üni. Sosyal Bilimler Ens. Sanat Tarihi A.B.D
Derleyen/Editor: Murat Sevimbay

Categories: Genel

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*