Sivrihisar Düğünleri

Sivrihisarlılar genel olarak tanıdıklarına, akrabalarına yakın köy ve kasabalara, şehirlere de kız alıp verirler. Uzak şehirlere gurbet ellere de kız verilir. Ama genel olarak Sivrihisar’ın içine ve yakınlarına kız alıp vermeyi tercih ederler.

Sivrihisar’da “değişik” denilen adetle de evlenme vardır. Değişik; hem kız hem oğlu bulunan iki ailenin karşılıklı olarak çocuklarını evlendirme suretiyle gerçekleştirilen bir evlenme biçimidir. Böylece bir aile diğer bir aileye kızını verir ve oğluna da o ailenin kızını almış olur.

Sivrihisar’da kızlar 15-16 yaşlarında, erkekler ise 17-18 yaşlarında evlenirlerdi. 24- 25 yaşına gelmiş kız ve erkekler için evde kalmış denilirdi ve alay edilirdi. Eskiden kızlar ailelerine “Ben evleneceğim, evlenmek istiyorum” diyemezlerdi. Erkekler ise evlenme isteklerini özellikle annelerine belirtirlerdi. Oğlanın annesi de bu isteğini göz ardı etmez kız aramaya, bakmaya başlardı. Konu komşuya sorar, araştırır, hamamlarda, ev oturmalarında, çarşıda, pazarda, düğünlerde vb. oğluna göre bir nasip arardı. Uygun bir gelin adayı bulunca göğsünü gere gere dünür olurdu. Kız istemeye; dünür gitmek, dünürcü olmak, kız görmek gibi isimler de verilir. Oğlanın annesi yanına bir yakınını yani ablasını, eltisini alır kız evine giderdi.

Dünür gidilen komşu kızının yüreği, yeni uçan daldan dala konan serçe kuşu yavrusu gibi çırpınır, sevincinden göklere uçar. Şayet dünür gelen komşu oğlunu da beğeniyorsa “Ah ne olur anam babam beni bu delikanlıya verseler onları üzmeseler. Vay başlık parası, vay mal mülk diye tutturmasalar.” derdi.

Kız gelenleri güler yüzle karşılar ve ellerini öper, bu arada görücüler kızın konuşmasına, duruşuna hal ve hareketlerine, endamına, evin temizlik ve düzenine bakarlar. Bir süre oturduktan sonra oğlanın annesi veya yanındaki kişilerden biri kızı beğendiklerini, uygun görürlerse kararlaştırılacak bir günde erkeklerin kızı istemeye gelip gelemeyeceklerini sorar. Kızın annesi ya da yakınlarından biri bu tekliften memnun kalmışsa “Mademki siz münasip gördünüz” Allah yazdıysa” kısmetse olur. Ama bir kere de erkeklere danışalım” der. Görücü misafirler uğurlanır. Ama kız evinin gönlü olmazsa; gelenlere “Olmaz” denir ve kızı vermeyeceklerini dünürcülerin ayakkabılarını çevirmeyerek gösterirler ve “Nasibinizi başka yerde arayın”denir.

Oğlan tarafı eve dönünce kızı beğendiklerini ve almak istediklerini söyler. Bundan 2- 3 gün sonra oğlan evi, kız evine bir haberci gönderir ve bu akşam erkeklerle birlikte dünür gelmek istediklerini belirtirler. Kız evi de “Olur tamam gelsinler” derse oğlan tarafı hazırlıklarını yapar oğlanın babası, annesi, dedesi, dayısı, amcası, halası, teyzesi dünür giderler. Kız evine varınca otururlar konuşurlar. İlk dünür gidişte kız verilmez. Kız eşiği yüksek olur. Gide gele o eşiği aşındırmak gerekir. Kızımıza soralım, danışalım denir. Böylece oğlan evi güler yüzlülükle uğurlanır. 3- 5 gün sonra oğlan tarafı ikinci defa dünür olur. O zaman oğlan tarafından biri (babası, dedesi) “Allah’ın emri peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz” derdi. Bunun üzerine kızın babası “Allah yazdıysa olur, bize biraz müsaade edin sizi soralım soruşturalım” der. Bir hafta on gün ara verirler. Bu arada kız tarafı oğlanı komşularına çevredeki esnafa, tanıdıklara sorar, içkisi kuman var mı nasıl biri olduğunu öğrenirlerdi. Bir hafta on gün sonra oğlan evi tekrar gider “Ne yaptınız sordunuz soruşturdunuz mu, verimkâr mısınız?” derler. Kız evi de “Bizde sizin oğlunuzu dışarıda bir görelim.” der. Kız tarafı dışarıda oğlanla oturur konuşurlar, düşüncelerini öğrenirler. Oğlan tarafı üçüncü defa kızı istemeye gidince olacaksa “Allah isterse olur.” der. Oğlanın babası “Allah’ın emri, peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz.” der. Bunun üzerine kızın babası “Hayırlı olsun, Allah mesut etsin.” der. Daha sonra çay ya da kahve gelir. Tatlı yenir. Söz alınmış olurdu. Bu kahveye “küçük kahve” denirdi. Kız tarafı belli bir tarih verir şu gün gelin kahvenizi (büyük) için der.

SÖZ KESME

Belirlenen tarihte oğlan tarafı ve kız tarafı yakınlarını davet eder ve kız evine “söz kahvesi (büyük)” içmeye gidilir. Aralarında tatlılık olsun diye oğlan tarafı lokum, bisküvi getirir ve yenir. Oğlan tarafı terliğinden iç çamaşırlarına kadar gelin kızı giydirir. Kızın babası “Kızıma ne takacaksınız şu kadar altın, bilezik para, giysi isteriz bunları alabilecek misiniz kızımız bunları istiyor” der. O konuda da anlaşırlar. Söz kesiminde karşılıklı olarak hediyeleşirler. Kız tarafı bir “bohça” hazırlar ve verir. Bu bohçanın içerisinde iç çamaşırı, gömlek, havlu, çorap, mendil, kravat vb. eşyalar koyarlar. Oğlan tarafı da kız tarafına bir bohça hazırlar ve verir. Bu bohçanın içinde de, iç çamaşırları, elbise, patik, çorap, terlik, yazma vb. eşyalar koyarlar. Söz yüzüğü takılır. Kendi aralarında oynarlar. Gelin kız orada olanların elini öper ve gelin kıza para verirler. Nişan günü belirlenir ve söz biter.

NİŞAN

Oğlan evi ve kız evi arasında nişan hazırlıkları başlar. Kız evi ya çetin pazarlığa girer veya teslimiyet gösterir. Oğlanda sizin kız da sizin ne münasip ise yapın sonunda yapılan her şey yine size gidecek bu şeref sizindir derler içinden çıkarlar.

Veya çetin pazarlık başlar. Kız evi bir liste yapar. Mesela üç bilezik, bir İncili küpe, fazla kalın olmayan bir gelep inci, yüzükler, nişan takıları, nişanlık elbiseler ve ayakkabılar alınır. Nişan hazırlığı başlamıştır. Oğlan evi bir hayli masrafa girer. Oğlanın anası ev reisine der ki “Gelinimize ne alırsak evimize gelecek, yabana gidecek değil ya hem de ele güne karşı şunu da yapmamış şunu da yapamamışlar demesinler” der. Nişan kız evinde yapılır. Oğlan evi nişana davetlileri çağırması için belli bir miktar para karşılığında “okuyucu” ya da “okuncu” denen bir kadın tutar. Okuyucu kadının eline davetlilerin listesi yazılır verilir. Bunun üzerine okuyucu kadın kapı kapı dolaşarak nişana davet eder. Okuyucu kadın şöyle seslenir “Kız, çukur eşiklerin Ayşe abla ile altıparmakların nişanına gelin, perşembeye evde olacak” der.

Nişana hem oğlan tarafı hem de kız tarafı konu komşusunu, hısım akrabasını, eşini dostunu herkesi davet ederler. Nişana gelen davetliler elleri boş gelmez. Şeker, incir, üzüm, un, pirinç alırlar bunları bir çıkıya (bohça) sarar getirirler. Nişana gelen Sivrihisarlı bayanlar simli sarka, sevayi don, simli telli kuşak, başına allı yazma, kollara altın cebe, boyunlarına beşibiryerdeler, top gelep inci, kulakta İncili küpe ellere yakılan kara kınalarla çok şık ve güzel görünürler. Nişanda erkekler ve kadınlar yan yana olmazlar. Kadınlar ayn erkekler ayn durur. Gelin kız yengesi veya eltisiyle gelir kaynanasının elini öper ve köşeye dikilir. Hemen sonra odanın ortasına bir sandık gelir. Daha önceden alınmış olunan sandık oğlan evinden kız evine gider. Sandığın içinde altta elbiseler, yatak takımları, banyo havluları, tası, terlik, sabunluk, komünüzon (dekolte, iç çamaşırı), atlet, çorap, gömlek, tülbent, yazma vb. eşyalar olurdu. Sandığın üstünde ise oğlan tarafının almış olduğu takılar önceden bir kartona dikilir ve konulurdu. Gelin kıza takılar takılmaya başlar. Okuyucu kadın yüksek bir yere çıkar. Bağırır bu beşibirlik kayınbabasından, bu burma bilezik kaynanadan, bu altın lira kayınbiraderden, bu gırimsiye de görümceden, bu altın lira da emmiden, bu yarımlık haladan, bu altın lira da dayıdan, bu bilezikte teyzeden diye davetlilere gösterir. Komşular, uzaktan gelen davetliler ise para takarlar. Çalgılar çalınır, kadınlar kızlar oynarlar. Böylece nişan biter. Kız ve oğlan evinin davetlileri çok olursa komşularında ağırlarlar. Nişandan sonra “kız ardı sıralar” olur bu kız ardına giderken de hediyeler götürülür.

Nişan şu durumlarda bozulabilir; Oğlanın babası başlık parasını vermezse, kızın hal ve hareketlerini beğenmezlerse bozulur. Nişanı kız tarafı bozarsa, oğlan tarafının takmış olduğu takılan geri oğlan evine gönderirler. Nişanı oğlan tarafı bozarsa, takmış olduğu takılar kız evinde kalır.

DÜĞÜN

Nişandan sonra oğlan evi ve kız evi toplanırlar. Düğün gününü kararlaştırırlar. Bu 1 ay, 3 ay, 6 ay, 1 yılda olabilir daha da uzatılmaz. Kıştan sonra yapalım, harmandan sonra yapalım derler. Başlık parası; kız evi oğlan evinden başlık parası ister. Başlık parasına baba ve ana hakkı da derler. Vur aşağı al yukarı pazarlık başlar. Oğlan evini fazla üzmeden belli makul bir para kararlaştırılır. Oğlan evi, bu başlık parasını kız evine verir. Kız evi de yatak, yorgan, divan, yastıklar, halı, kilim ve halı yastıklar, kap kacak düzülür.

Yeni kurulacak ev için her iki tarafta eşyalar alır. Oğlan tarafı salonu, oturma odasını düzer. Koltuk, sandalye vb. alır. Kız tarafı da mutfağı, yatak odasını düzer. Kız çeyizini 12 yaşında hazırlamaya başlar. Kızın çeyizinde oyalar, işlemeler, çoraplar, yastıklar, yağlıklar, dokuma halı ve kilim, nakışlı çorap, patikler, tülbent, seccade, yazma olurdu.

Gelin kızı düğünden önce oğlan tarafı kalan eksik urbalarını, eşyalarını tamamlamak için “urba düzmeye” götürür. Bu urba düzmede mayhar, fıta, sevayi don, sarka, mendilli kuşak, ağır peştamal, ak peştamal, mintan, uzun entari, atkı gibi eşyaları alırlar ve tamamlarlardı. Düğünden önce hem resmi nikâh hem de dini nikâh kıydırdı. Resmi nikâhta kız ve oğlan yan yana oturur. Hem kızın hem de oğlanın nikâh şahitleri vardır. Bu nikâh şahitleri yakınları, arkadaşları, akrabaları olabilir. Nikâhı belediye başkanı ya da belediye başkanının vekâlet verdiği nikâh memuru kıyar. Nikâh memuru kıza sorar Tahsin oğlu Ali’yi kocalığa kabul ediyor musun? Diye kız “Evet” der. Bunun üzerine nikâh memuru damada dönerek “Necati kızı Nazlı’yi kanlığa kabul ediyor musun? Der damatta “Evet” der ve nikâh memuru da “Bende sizi karıkoca ilan ediyorum” der. Dini nikâhta ya gelin ile damat ya da onların vekâlet verdikleri yakınları bulunur. Vekâlet şöyle verilir; damada ya da gelin kıza bir yakını gider ve “Nikâhta senin vekâletini ben yapacağım bana vekâletini veriyor musun” der. Bunun üzerine “Evet” cevabını alır. Bu soruyu 3 kere sorar ve vekâlet verende 3 kere “Evet” der. Böylece vekâlet alanlar imamın huzuruna çıkarlar ve imam “Vekâletlerini aldığınız kişilerin evlenmelerine şahitlik ediyor musunuz” der onlarda “Evet” derler. Böylece dini nikâhda kıyılmış olur.

Nişanda olduğu gibi düğünde de bir okuyucu kadın tutulur. Okuyucu kadının eline davetlilerin listesi yazılıp verilir. Okuyucu kadın kapı kapı dolaşarak düğüne davet eder. Yakın akrabaları (hala, dayı, amca, teyze gibi) düğün sahibi ağızdan bizzat kendisi okur. Gelinin al duvağından çeyizlerine ve el kınasına kadar alınır. Düğün yemek daveti için malzeme hazırlığına başlanır. Mesela pirinç, şeker, un, yağ gibi ana gıda maddeleri alınır. Düğünde yemek vermek için aşçı tutulur. Aşçı, bamya çorbası, etli pirinç pilavı, un helvası, üzüm hoşafını yapar. Düğün için çalgıcılar tutulur. Bütün hazırlıklar yapılır ayrıca 2-3 tane de canlı koç alınır ve davetlilerinin etleri de böylece halledilmiş olur.

Komşularda düğün hazırlıklarına katılırlar. Mesela, dolma yapılacaksa komşular hep bir elden dolma sararlar. Pirinç ayıklarlar, hoşaflık üzüm ayıklarlar, bamyayı temizlerler, temizlik yaparlar, tatlı yaparlar, bulaşıkları yıkarlar.

Oğlan evi de hazırlıklarını tamamlar kararlaştırılan gün gelince 3 gün 3 gece düğün yapılır. Salı günü başlayan düğün Perşembe günü biter. (Eskiden Sivrihisar’da düğünler Salı günü başlayıp Perşembe günü biterken, günümüzde ise Cuma günü başlayıp Pazar günü bitmektedir. Biz burada Salı düğününü anlatacağız)

SALI GECESİ (OĞLAN EVİ)

Düğün Salı günü başlar. İhtiyarlar odası ayrı, gençler odası ayn olur. Yaşlılar odaya gelirler hayırlı olmasını Allah’tan dilerler. Kahvelerini içer, sohbet ederler. Bir ara çalgı yaşlılar odasına gelir fakat oyun oynanmaz daha ağır havalar çalar.

Gönülleri hoş olunca çalgıcılar giderler. Çalgıcılar gittikten sonra imam yeni kurulan yuva için dua eder ve Kur’an -ı Kerim okur, dinlerler ve dağılırlar.

Gençler, hava kış ise kapalı büyük bir odada yerler içerler çalar onarlar, nara atarlar. Hava yaz ise, kapı önünde veya geniş bir meydanda düğün kurulur. 3-4 metre uzunluğundaki tahta kalaslara oturma yerleri yapılır. Gelen misafirler bunların üzerine otururlar. Bir tarafına da çalgıcılar oturur. Çalgıcılar hem çalar hem söylerler. Gençler karşılıklı oynarlar.

SALI GECESİ (KIZ EVİ)

Kız evinde Salı gecesi çeyiz gecesidir. Gelin kızın nesi var nesi yok el emeği göz nuru ile işlenen işler dikilen elbiseler, oyalı yazmalar, yağlıklar, işlenmiş mendiller, nakışlı çoraplar, yastık örtüleri, dantelli yorgan ağızlan hâsılı gelin kızın neyi varsa hepsi evlerinde bir odaya asılır. Herkes gelir bu odayı gezerler. Gelin kızın çeyizini görürler. Salı gecesi oğlan evinden kalabalık bir grup ellerinde lüks lambalan ile gelirler. Gelin kızın çeyizini görmek için oğlan evinden ve kız evinden yetkili birer kişi beraberce gelin kızın çeyizini bir bir yazarlar tespit ederler ve birbirlerinin listesini imzalarlar. Bunlar saklanır. Kız evine gelen oğlan evi tarafı çalgılarını da yanlarında getiriler. Burada da çalar oynarlar ki kız evini de neşelendirirler.

ÇARŞAMBA SABAH OĞLAN EVİ

Damadın yanında ona yardımcı olan bir kişi bulunur. Bu kişiye “yenge” denir. Damadın yengesi, arkadaşı, yakın dostu olabilir. Bunun yanında damattan önce evlenen kişi de yengesi olabilir. Salı gününden damadın arkadaşlarına haber verilir. “Yarın sabah güvey hamamımız var buyurun gelin” denir. Çarşamba sabah erkenden damat, damadın yengesi ve arkadaşları hamama gider. Hamama giderken yanlarında çalgıları da olur. Hamamda damat, yengesi ve arkadaşları yıkanır. Çıkınca hep beraber çalar oynarlar. Daha sonra hamamdan çıkıp yine çalgı eşlinde oğlan evine giderler. Oğlan evinde bamya çorbası, etli pilav, hoşaf, helva yerler. Bu arada çalgıcılar düğün meydanında yerlerini alır gençler meydana toplanır. Sıra gelir “damadı tıraş” etmeye. Meydanın ortasına bir sandalye konulur. Damat sandalyeye oturur. Berber önlüğü tutar. Orada olanlardan biri berbere şöyle der “damadın bıyığını kes benden sana 10 lira” der. Bunun üzerine damadın yengesi veya akrabalarında biri “Kesme sana 15 lira” der. Paralar ortaya toplanır. Kim ne kadar söylerse ortaya konulur. Toplanan paralar berberle damat arasında önceden yapılan anlaşmaya göre paylaşılır. Bazen de paraların hepsi berberde kalabilir.

 Traş bitince güveyi giyinmesi başlar. Öğle namazından çıkınca imam cemaatle birlikte oğlan evine gelir. Damat arkadaştan eşliğinde evden çıkar ve önceden serilmiş olan bir halının üzerine dikilir. Bir tepsi içinde oğlanın damatlık elbiseleri gelir.İki görevli damadı iç donu ve iç fanilası kalıncaya kadar soyarlar. Güveylik iç çamaşırları; elbise, çorap, kravat, mendil ve ayakkabılarını giydirirler. Güveyi giyinirken, para koparmak için muzipler çoraplarını, ayakkabılarını ya da gömleğini çalarlar. Adettir. Damadın yengesi çaldırtmamak için dört döner. Döner ama yinede çalarlar. Gayretleri boşuna. Çalanlar bahşiş almadan da vermezler. Çünkü güveyi giyinemez bekler. Bir miktar para verilince çalınan şey geri gelir. Güveyi giyinirken arkadaşları toplu iğne batırır, çimdiklerlerken damat giyinir. İmam dua eder. Yengesi önde damat arkada oradaki misafirlerle tokalaşır. Büyüklerin elleri öpülür. Duaları alınır.

ÇARŞAMBA GECESİ OĞLAN EVİ

Çarşamba gecesi meydanda yine düğün kurulur. Çalarlar çığırırlar, oynarlar. Bu gece oğlan evinde kına gecesidir. Damada kınayı yaşlı bir kadın ya da halası, teyzesi yakar. Damada kına yakıldıktan sonra yengesi ve arkadaştan da kına yakınır. Daha sonra misafirlere küçük siniler ve tepsiler üzerinde çerez dağıtılır. Tepsilerde leblebi, çekirdeksiz kuru üzüm, fıstık, fındık ve halkalı boyalı kaba şeker bulunur.

ÇARŞAMBA SABAHI KIZ EVİ

Salı akşamından kızın akrabalarına, konu komşusuna, arkadaşlarına, oğlan evinden görümceye, eltiye haber verilir. Denir ki “Yarın öğleden sonra (Çarşamba Öğleden sonra) kız hamamımız var. Buyurun gelin.” Kız hamamına “Bohça bekleme” denir. Gelin kız, kızın yengesi, arkadaş lan sarka, sevayi don, giyerler. Hamama giderler. Yanlarında çerez ve çalgıda olur. Gelin kız pullu peştemali giyer ve hamamın içinde dolaşır, büyük küçük herkesin elini öper. Böylece herkes hamamda bir gelin olduğunu görür. Daha sonra gelin kız “fıta” denen peştemali giyer ve yıkanmaya girer. Hamama gelin kız ve yenge girer. Yenge gelin kızı yıkar. Bu arada arkadaşlan kızın bohçasını beklerken çerez yerler ve çalgı çalıp oynarlar. Hamamdan çıkarlar ve gelin kızla beraber kız evine giderler. Kız evinde sulu pirinç ve helva yerler. Akşam kına gecesinde buluşmak için sözleşirler ve dağıhrlar.

ÇARŞAMBA AKŞAMI KIZ EVİ

Çarşamba gecesi kına gecesidir. Kınayı oğlan tarafı alır ve okuyucu kadınla kız evine gönderirler. Kınaya konu komşu, eş dost, hısım akraba herkes davet edilir ve gelirler. Çalgılar çalınır ve genç kızlar oynar. Gelin kız odanın ortasına getirilir ve ip dokuması yastığa oturtulur. Gelin kızın arkadaşlan kızın başının üstünde iki metreye yakın bir kırmızı bez (al) açarlar. Gelinin tüm arkadaşları alın dört bir tarafından tutar ve aşağı-yukarı sallamaya başlarlar.İşte bu tören sırasında alı tutan kızlar çeşitli sözler söyler. Bu sözlere “Kız Övmesi” denir. Kız övmesindeki amaç kızı, anasını, yakınlarını duygulandırıp ağlatmaktır.

Ağıt faslı bittikten sonra sıra gelin kıza kına yakmaya gelir. Kına hamam tası içerisinde karılır. Bu sırada boşanmamış bir kadın (başı bütün) ya da gelinin kız arkadaşı gelinin eline kına yakmaya gelir ama gelin kız kına yaktırmak için elini açmaz yumruk şeklinde elini sıkar. Kına yakmaya gelenler kaynanaya “Gelin kızın dini açmıyor” derler. Bunun üzerine kaynana gelin kızın yanma gelerek alın altına ’irer ve kızın avucunu açıp içine bir küçük altın ya da para koyar. Daha sonra kına yakınmaya razı olur. Kına kızın bileklerine kadar yakılır ve kınanın üzerine bez bağlanır. Bu kınadan orada olan herkes yakınabilir. Kına küçük poşetlere konulup gelen misafirlere dağıtılır. Çalgılar çalınır genç kızlar, kadınlar oynarlar, eğlenirler. Böylece kına gecesi biter.

PERŞEMBE SABAH KIZ EVİ

Perşembe günü sabah oğlan evinden kızın çeyizini (seysana) almaya gelirler. Gelinin eşyasını seysana arabasına yüklerler ve oğlan evine götürürler. O devirde motorlu taşıt olmadığı için at arabalarına gelin kızın nesi var nesi yok mendilden bohçaya, çoraptan yatak ve yorgana kadar bütün eşyalar ata arabasına yüklenir. Bu eşyaların hepsine birden “Seysana ” denir. Eşyaları götüren arabaya ise “Seysana Arabası” denir.

ceyiz

Çeyiz sandığını vermemek için kızın arkadaşları ve kardeşleri sandığın üzerine oturur. Bahşiş almadan kalkmazlar. Damadın babası ya da bir yakını gelir sandığın üzerinde oturan kişiye para verir ve sandığı götürürler. Kız tarafından çeyizle beraber kızın yengesi gider. Giden çeyiz oğlan evinde gelinin gireceği odaya (gerdek odası) serilir ve asılır. Gerdek odasına ipler ve urganlar üzerine çeyizler asılır.

Bu arada kız evinde yemek daveti vardır. Gelin kız gitmeden 10- 15 sofra kurulur. Bir sofrada en az 10 kişi olur. 150- 200 kişi yemek yer. Bu yemekte; ilk önce Sivrihisar’ın meşhur bamya çorbası gelir ardından etli pirinç pilavı, altın sarısı un helvası ve son olarak da pembe renkli üzüm hoşafı gelir. Davetliler bu yemekleri afiyetle yerler.

Bir taraftan da gelin kız, kız evinde hazırlanır. Gelinin başına al festen taç giydirilir. Üstüne al duvak örtülür. Gelinin yüzü böylece duvaklanır. Gelin duvak arkasında herkesi görür. Ama kimse onun yüzünü göremez. Gelin oğlan evine gelince ancak damat yüz görümlüğünü verir ve gelinin yüzünü açabilir. Gelin duvaklanır oğlan evine gitmeye hazırdır.

Öğle namazına yakın oğlan evi kızı almak için gelir. Bu arada kız yakınlan, arkadaşları ile helalleşir. Kızın kırmızı kuşağını oğlan kardeşi veya abisi beline bağlar. Bu arada damadın babası gelir “Selamün Aleyküm gelinimizi alabilir miyiz? Müsadenizle” der. Kızın babası da “Aleykümselam, tabii alabilirsiniz” diye karşılık verir. Oğlan tarafından kaynata veya dede odaya yönelirler. Bu arada içeride olan kızın kardeşleri veya arkadaşları kapıyı açmazlar. “Gelmeyin, vermeyiz” derler. Bahşiş isterler. Bunun üzerine kaynata istedikleri parayı verince kapıyı açarlar. Gelin çıkmadan sağ koltuğunun altına Kur’an-ı Kerim’i alır. Gelinin dedesi ve babası koluna girer ve gelin neye binecekse (at, araba) onun önüne kadar getirirler. Gelin, gideceği vasıtaya yengesi ile biner imam dua okur ve kaynata ile kaynana şeker, fıstık, bozuk para saçarlar. Gelin arabası yürüyeceği zaman arabanın önüne biri dikilir. Bunun amacı kaynatadan bahşiş almaktır. Kaynata bahşişi verince gelin arabası hareket eder.

Gelin alayı dolaşarak oğlan evine gelir. Gelin oğlan evine gelince binmiş olduğu attan ya da arabadan inmez. Yengesi “Gelin arabadan inmiyor” der. Bunun üzerine kaynata ve kaynana gelin kızın yanına gelip “Kızım ne istiyorsun?” diye sorar. Gelin önceden isteğini yengesine söylemiştir. Yengesi örneğin; “koç, koyun, tarla, para, altın vb istiyor” der. Kaynata da durumuna göre geline söz verir ve gelin arabadan iner. İnince gelinin ayağına kurban kesilir. Kesilen kurbanın kanma bastırılır ve alnına sürülür. Gelin eve doğru yönelince yüksek bir yerden içi dolu su testisi atılarak kırılır. Bunun anlamı kötülüklerin, nazarın testi gibi kırılıp gitmesidir. Ardından kaynana gelinin üzerine doğru bozuk para ve buğday, fıstık, şeker saçar. Bunun anlamı da gelinin bereketli olmasıdır. Daha sonra gelin evin kapısında koyun postunun üzerine dikilir. Anlamı ise koyun gibi uysal olması içindir. Gelin kapıdan girmeden önce kapının üzerine yağ sürer duvara da çivi çakar. Bunlarında anlamı yağ ve çivi gibi kalıcı olsun demektir. Gelin münasip bir yerde ayakta durdurulur. Önce oğlanın anası gelir ve “Hoş geldin gelinim evimize. Ayağınla kadem, başınla devlet” der ve iki elini de geline öptürür. Daha sonra damat gelir “Hoş geldin” der. Gelinin koltuğuna girer ve gelin odasına götürür. Orada şerbet içerler ve lokum yerler. Gelinin duvağını kaldırıp bir altın ya da bir bilezik takar. Buna “yüz görümlüğü” denir. Duvağı tekrar kapatır. Damat gelinin koluna girip aldığı yere geri indirir. Daha sonra gelin eve girer. Çocukları erkek olsun diye gelinin yatağında erkek çocuğu yuvarlanır. Damat koltuk yaptıktan sonra gelini koyup, arkadaşlarının yanına gider. Akşama kadar gelmez. Akşam olunca hısım akraba oğlan evine gelir. Hep beraber yemek yenir. Bu yemeğe ‘güvey koyma yemeği” denir.

GERDEK

Medeni veya dinsel nikâhtan sonra gelinle güveyin bir araya gelmelerine gerdek denir. Böylece gelinin ve güveyin evliliği yasa, din ve bağlı bulundukları toplum üyelerinin onayı ile geçerli sayılmış olur. Nikâhtan sonra çiftin kalacağı yere “gerdek evi “gerdek damı” “gerdek odası” gibi adlar verilmektedir. Gelinle güveyin karı-koca oldukları geceye “zifaf gecesi” ya da “gerdek gecesi” denir. Kentlerde maddi olanakları el veren çiftler gerdek gecesini bir otelde veya başka bir kentte geçirmektedirler ki buna “halayına çıkmak” denmektedir.

Akşam yatsı namazından sonra damadın arkadaşları, hoca, cemaat ilahilerle ve tekbirlerle damadı eve getirirler. İmam dua eder lokum ve bisküvi yenir, şerbet içilir. Daha sonra damadın arkadaşları sırtına yumruk vurarak damadı gerdeğe sokarlar. Damat odaya girince önceden kapı eşiğine konmuş olan bir bardak suyu geline doğru vurur. Bir köşeden bir köşeye bağlanmış olan ipi koparır. Damat ve gelin iki rekât namaz kılarlar. Damat gelinin duvağını açar. Kız evinden gelen baklava ve tavuğu yerler. Damadın yengesi önceden bir kutu hazırlar. Bu kutunun içine çerez, çekirdek, tatlı, çikolata ve oyuncak bebek gibi şeyler koyar ve damada verir. Gerdek gecesi damat ve gelin bu kutuyu açar ve yerler. Damadın annesi ve babası gerdek odasına şerbet koyarlar ve bu şerbetin içine tükürürler. Bunun sebebi de gelin ve damat bu şerbetten içince ailesinin sözünden çıkmasın, onlann bir dediğini iki etmesin diyedir. Daha sonra birleşme gerçekleşir. Gerdek odasını, gelinin kaynanası, eltisi ya da yengesi dinler. Bunun sebebi çocukları olursa sağır ve dilsiz olmasın diyedir. Birleşme bittikten sonra damat yatağın altına para koyar, sabah yatağı kaldırmaya gelen kişi (yenge) parayı alır.

Gerdek gecesinin sabahına duvak yapılır. Duvak; oğlan evine mahalledeki gelinler, kızlar gelirler. Geline bakarlar, kendi aralarında oynarlar, yemek yerler ve giderler. Duvak yapılan günün akşamı güveyi kaldırımı yapılır. Damadın arkadaşları, komşular, hısım akraba gelir sofralar kurulur yemek yenir, çerez yenir, damadın yengesi hediye verir ve giderler.

Gelini bir hafta on gün sonra annesi damatla birlikte yemeğe çağırır. Buna “ana görmesi”ya da“ev okunması” de denir. Bu yemeğe tabii damadın annesi babası da katılır. Hep beraber yemek yerler, oturup konuşurlar. Bundan bir hafta on gün sonra da oğlan evi kız evini okur. Yemek yerler sohbet ederler.

Gelin evin içinde çok az konuşur. Konuşursa da kısık sesle konuşur. Buna ‘‘söylemezlik âdeti” denir. Kaynatayla konuşmazlardı, ağızlarını kapatırlardı. Kaynana ve kaynata otur demeden, oturamazdı. Söylemezlik âdetine kaynata ‘”hadi kızım konuş” dediği zaman son verilir. Ya da gelinin konuşması için kaynata bir hediye verir ve geline “Hadi kızım konuş” der ve gelin normal bir şekilde konuşurdu.

* * *

Tahsin ALTIN
Eskişehir İli Sivrihisar İlçesi
Merkez Folkloru -2014- sh.38-56
Categories: Sivrihisar Kültürü