Sinan Paşa’nın Nesri ve Nesir Üslubu

– Bir Nesir Cambazı –

Sinan Paşa’nın, taklidi mümkün olmayan bir üslubun sahibi olduğu noktasında eski-yeni bütün kaynaklar müttefiktir. Klasik edebiyatımızın pek de ehemmiyet verilmeyen “nesir” tarafı dikkatle incelendiğinde görülecektir ki, -her ne kadar secili ve sanatlı bir üslupla kaleme alınmış örnekler Sinan Paşa tarzı diye adlandırılsa da- Sinan Paşayı ciddi manada taklide çalışan bir sanatkar da olmamıştır.

Sinan Paşa’nın Türkçe üç mensur eseri vardır: Tazarrru’-name, Ma’rifet-name, Tezkiretü’l-evliya. Bazı eski kaynaklarda da ifade edildiği gibi Sinan Paşa, taklidi mümkün olmayacak derecede farklı ve aynı zamanda yüksek bir “stil” sahibiydi.

Tazarrru’-nâme gibi sanatkârane bir eserin kısa zamanda tamamlanması, secilerden cümlelerin terazisine kadar, hesap kitap işi değil tabiî bir seyrin, kendisinin de ifade ettiği gibi bir “ilham”ın neticesidir.

Yazarın tamamen “hâtif-i gayb”dan geldiği şekilde yazdığı ve yazma-çizme, karalama vs. yapmadan olduğu şekliyle bıraktığı noktasıdır ki bu yönü, yazarın kudret ve kabiliyetini göstermesi açısından oldukça önemlidir. Sinan Paşa’nın “hâtif-i gayb” dediği, elbette “ilham”dır.

Sinan Paşa’da Dil

Sinan Paşa’nın nesrinden bahsederken esaslı araştırmaya dayanmadığı belli olan bir takım tespitlere gidildiği görülür. Bunlardan biri de lise ders kitaplarında yazarın “süslü nesir” temsilcisi olarak gösterilmesidir. Nesrin, “süslü, orta, sade” diye tasnif edilmesinin ne kadar doğru olduğu tartışılması gereken bir konudur.

Sinan Paşa gibi halkın her tabakasına anlatacak sözü olan bir sanatkârın halkın anlayamayacağı bir dille eser vermesi düşünülemez. Ancak yazarın dilinin fazla sade olduğu da söylenemez.

Sinan Paşa’nın çok zengin bir kelime kadrosu vardır ve bu kadronun azımsanmayacak bir kısmı Türkçedir. Bugün kullanımdan düşmüş ve arkaik diye adlandırdığımız bir çok Türkçe kelimeyi Sinan Paşa’da bulmak mümkündür.

Sanat Eserinin Görevi veya Sinan Paşa’da Nesir Üslubu

Sinan Paşa nesrinin bizce en belirgin ve onu diğerlerinden ayrı kılan tarafı, gerçek sanat eserinde bulunması gereken özelliklerin başında gelen “insan ruhunda heyecan uyandırma” olgusunun tam manasıyla mevcut olmasıdır. Ma‘ârif-nâme’de kelimeleri mücevher gibi işleyerek yaptığı nasihatler insanın bir yandan aklına hitap ederken ruhunu da doyurmakta; Tazarrru’-nâme’de Yaratıcı’ya ne türlü dualar edilebileceğini gösterirken, Onun sıfatlarını yüzlerce farklı kelime ve tamlamalarla ifade ederek akla durgunluk verecek dil oyunlarıyla beraber ruhları da sonsuz hoşluk ve heyecanlara gark etmektedir.

Sinan Paşa üslubunun en belirgin özelliklerinden biri, kelime grupları ve cümleler arasında bir mantık silsilesinin mevcudiyeti ve sebep-sonuç ilişkisine istinat eden bir ifade tarzıdır. Bunu yazarın felsefeyle olan ünsiyetinden ileri gelen bir hususiyet olarak tespit etmek doğru olacaktır.

Sinan Paşa Seci’

Bugüne kadar yazılan edebiyat nazariyesi ve belagat kitaplarında seci’ ve çeşitleri üzerinde farklı görüşler ileri sürülmüş, farklı tasnifler yapılmış ve buna bağlı olarak değişik isimlendirmeler kullanılmıştır. Sözlükte “kumru ve güvercin gibi kuşların nağmelerini tekrarlayarak ötüşü” olarak tanımlanan secinin pratik bir tanımını yapacak olursak “nazımdaki kafiyenin nesirdeki benzeridir” veya “nesirde kelime, kelime grupları veya cümleler arasında görülen ses tekrarlarının oluşturduğu ahenktir” diye tarif etmek mümkündür. Sinan Paşa, eserlerinde secinin hemen her türlüsünü kullanmıştır.

Sonuç

Klasik edebiyatımız, geçmişte bir şiir edebiyatı olarak kabul edildi. Bugünkü araştırmacıların inceleme sahaları da nesre pek yaklaşmıyor. Mensur eserler üzerinde yapılan çalışmaların ise daha çok metin neşrinden ibaret olduğu görülüyor. Nitekim Sinan Paşa’nın eserleri için de durum böyledir. Bizim edebiyat araştırmacılarımız tarafından henüz üslûp incelemesi konusunda yeterli çalışmalar yapılmamış olması, dolayısıyla da oturmuş, genel kabul görmüş ve sistemleşmiş bir üslûp inceleme metodumuzun bulunmayışı elbette bu eksikliğin en büyük amili olsa gerektir. M. Fatih KÖKSAL – Amasya Üniversitesi

* * *

Klasik Türk Edebiyatının arka planda olan nesir sahasının günümüz çalışmalarında da yeteri kadar üzerinde durulmadığı görülmektedir. Yapılan çalışmalardan nesir, nesirde kullanılan üsluplar, bu üslupların özellikleri, seci üzerinde daha yeni fikirlerin üretilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Şiir sahasına göre biraz ihmal edilmiş olan nesir sahası, her şeye rağmen Sinan Paşa gibi usta yazarlar çıkarabilmiştir. Sinan Paşa’nın nesir sahasında bu kadar şöhret kazanmasını sağlayan ise onun secili paralel kısa cümlelerle bezediği üslubunun büyük yeri vardır. Bu üslup, Sinan Paşa’nın büyük şöhret kazanıp, günümüze kadar sürmesini sağlamıştır. İncelediğimiz bir tek cümle bile Sinan Paşa’nın üslubunda secinin ne kadar önemli olduğunu, nesrin ahengini artırarak, nesri adeta mensur bir şiire çevirdiğini göstermektedir. Yrd.Doç.Dr. Halit Biltekin – Anadolu Üniversitesi

***

Kaynak: Sivrihisarlı Sinan Paşa ve Nesir Edebiyatı
Sivrihisar Belediyesi Kültür yayınları -3- 2017

Categories: Sinan Paşa

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*