Sılam

SILAM

Öğle ile ikindi arası, köyde başlar temizlik tasası; Tınazdan yükselir talaz habercisi, temmuz’un sıcağında toplanır koyun sürüleri, makbul odur, sahibinin hızlısı, Silibanlı kambur Osman çobanların, Ançıların sürüsü, sürülerin birincisi; Sağmal sürüde yer alır Gımırlar, Emirler, Göceciler. Çonası, eşeği, köpeği belirir sığır yolağının arasında. Kıyıkların kapının önünden geçti Sıyaların koyunu. Emiddinlerin Hulusi’nin belli olur sağmalı; Sırtına tek çizgi çekmiş kasap boyası, sağıldığı işareti taşır koyun kendi gübresinden. İkilemeden zayıf düşmüş sürünün yarısı. Çobanlık, çonalık baba mesleği Serçeler, Fatılar, Kundazlar için. Olmazsa olmaz Silibanlı, Sadıkbanlı Emirdağlı bu meslekte. Her sürünün ayrıdır toplanma yeri; Çakıcıların, Eseflerin sürüsü kendi ağılında toplanır. Sayıca en kalabalık sürü onların, çobanı yad çonası kendilerinden. Bakımlıdır sürüdeki koyunlar, çünkü gütmede sınırsız ekili, nadas tarlalar. İre beylerin davarcılığı tartışılmaz. Sırrı Bozoklu soyadında. Hacıosmanları da unutma…

Kışın çamur, yazın tozdur sokakların arası, tembel, tembel oturur, yaz kış depecikte köyün yüz karası, dedi kodu boş sözler cabası. Tarla, çayır bayırda rızık peşinde koşar, çalışır didinir köyün efendisi. Kepen suyunun suladığı tarlalar özdür. Bozyer, Kapağazı, Dededibi, Soğla, Soğukpınar, Değirmenönü, Akpara derken Kebanbaşında son bulur. Meşhur; Kelem, pırasa, fasulye, mısır, patates, domates, biber, kabak, soğan, turp, barmak, pancar yetişen tarlaya denir avara . Bahar da başlar, sulu tarlada ekimi, dikimi çapası, hasadı biter Kasımın son haftası. Yaprağına kar suyu değmezse kelemin, pırasanın olmaz lezzeti. Göçer tarlaya delikanlısı, kızı, kızanı, gelini avradı.

Depecikte çay içtik. Uzun sakosu, elinde bastonu Patron emmiyle sohbet ettik. Harman yerinde düğün yemeği bulgur aşına kaşık salladık. Yağışı bol günlerde sakız gibi yapışkan çamurunu çiğnedik. Kar üzerine saman döktük, at kılından ördük, gözer altına yem serptik güvercin, sığırcık kuşuna tuzak kurduk. Kış gecelerinde bekarlıklarda helemele yaptık, arabaşı yuttuk. Kepenekli dede tepesi, Tınaz da ağaç merdiveni kızak yapıp, kar üzerinde kaydık. Eski mezarlıkta dolma zıplayan küçücük top teptik. Nodalarda ceketinen ümmü tuttuk. Yazın koyun çeşmesinde sürü bekledik, küllüklerde sürüye koyun kattık. Yukarı değirmen önünde köme suda koyun yıkadık, kırttık. Orta çeşme önünde Sebzeci Bektaş emminin kasasında, şeftali, üzüm armudu seyrettik. Kuru derelerde koyun, kuzu güttük. Çıkıda kuru ekmek bölüştük. Çipilde, irmacıda sığır, at otlattık. Hacı kadın ceviz ağacında gölgelendik. Kelem yaprağına domates, biber pırasa doğradık. Tezek közünde patates, patlıcan közledik. Tonbağın tarlanın anında mısır külledik, kavun karpuz kestik. Kabaktan, pancardan, ayçiçeği sapından oyuncak yapıp, oynadık. Ak toprak tozlu yollarda tel çember çevirdik, yarış yaptık. Kapağazında, değirmen önünde, dede dibinde avara suladık. Tırpanla yonca biçtik, tırmıkladık, nodaladık. Avcıörene, Anaçayırlara Özlere pancar ektik, dirgenle söktük, elle pürçükledik, yükledik.

Fasıl, Şeremet, Martlar, Karayatak, Tilkieni, Adayüzü, Arakır… da delece gezdirdik. Harman yerine anlad, dirgenle yığdık, patozda saman eyledik. Yaba, yabaltıyla samanlığı deştik. Tapucu, Sıya, Macır Salim, Sali emminin harman yerinde düveni gördük. Gözer, galbır, şinik, hakla, telisi tanıdık, kileyi öğrendik. Çeş eledik, topraklı süpürdük, savurduk, galbırladık. Saman tozu yuttuk, arpa tozuyla kaşındık. Toprak, saman kardık çamurladık. Kâh kerpiç kestik, kâh duvar, dam sıvadık. Kepir tepelerde malye ile taş söktük, balyozla parçaladık, sardık.

Bamya, tarhana çorbası, mercimekli gavurmalı bulgur, yoğurtlu dutmaç, cimcik, erişte aşı kelem, pırasa dolması, kapama arabaşı yanına sirkeli kıyama kelem, yaprak kelem su turşusu veya sarımsakla naneyle doldurulmuş patlıcan turşusu sıralansın. Arkadan un helvası, höşmelim, muska baklava, patlıcanlı, kabaklı üzüm pekmezi, pancar tatlısı gelsin. Taş fırından nefis kokularla çıkan mayalı, peynirli kompilli, domalanlı kıkırdaklı pideler, şırlanyağlı bol haşgaşlı katıtmalı sündürmeli haşgaşlı, koyun helimesinden tiril, tiril katmerler Kepen ekmeği nerede kaldı. Kışın oturmalara gittik. Tandırda pişmiş karakabağı, misir, nohut buğday karışımı gölleyi kaşıkladık. Kavrulmuş yağlı misir, buğday, patlamış misir gavurgasını avuçladık.

İkindi Sohbetlerinde Gıyık, Durgut, Leblebici, Çavuşun Hüsnü, Zeynellerin Bahri, Bekir emmi gibi büyüklerimizi dinledik. Öşür damında Nori Çavuş, Camcı İbram emminin İstiklal harbi hatıralarında, Kepenekli dede, Hacı dede, Sarız kız efsanelerinde heyecanlandık. Çınarın Hasan, Babucun Memet, Kabakçının Kemalle aynı havayı soluduk. İşte benim sılam.

Yusuf Mesut KİLCİ/Eğitimci-Yazar