Şiirlerde Sivrihisar

Şiirlerde Sivrihisar

ŞAİRLERİMİZİN DİLİNDEN

MEMLEKETİM

Memleketim yarimin kokusu gibi, saf temiz su gibi.
Bir yanda YAZICIOĞLU kalesi, bir yanda SAAT kulesi.
Memleketim göğü deler minareleri.
Söyleyin kimin var böyle MEMLEKETİ

Necmi GÜNAY

SİVRİHİSAR’LI OLSUN DA ÇAMURDAN OLSUN

Dağılmışız dünyanın dört bir yanına
Tüm SİVRİHİSAR’lılara selam olsun
İster manav, ister çerkez, ister tatar,
SİVRİHİSAR lı olsun da çamurdan olsun.

Havası güzel, suyu güzel, insanı güzel
Arabaşısı bir başka, kapaması özel
İster Kaymaz’lı, ister Dümrek ’li, ister Hortu’lu
SİVRİHİSAR’ lı olsun da çamurdan olsun.

Kelem dolması, Yaprak sarması, Bamya çorbası
Kaldı SİVRİHİSAR’ da yüreğimin yarısı
İster esmer , ister kumral , ister buğday sarısı
SİVRİHİSAR’ lı olsun da çamurdan olsun.

Yağmuru, çamuru, karı, ayazı
Kelemi, patlıcanı, pırasası, soğanı
İster yerlisi, ister köylüsü, ister göçmeni
SİVRİHİSAR’ lı olsun da çamurdan olsun.

Necmi GÜNAY

* * *

SİVRİHİSAR

Anadolu ortalarında bir yer…
Frigya vadisinde; Pessinus,
Kral yolu, Gordion’la beraber.
Efendimizin : “O bizdendir” dediği,
Selman-ı Farisi’nin Hakka giden yolu.
Selçuklu’nun uç beyi…

Kırklara makam,
Alimlere, seyyidlere medrese,
Yunus’a, Nasreddin’e, Hızırbey’e ilham,
Akdoğan, Ulu camii, Alemşah’a zemin.
Osmanlı’ya sancak…

Kurtuluşta kararlara mekan,
Ordumuza uçak,
Samsun’da kurtuluşun kıvılcımı
Mülazım Ahmet Hamdi’dir,
O, artık tarihtir, edebiyattır, sanattır, O, beste,
O, taşı toprağı, kayaları ile,
kutsal topraklara özenmiş belde.
Paşalar, alimler, azizler, seyyidler, ..
ve nicelerin diyarı…

Onlar, sanki bir zincirin halkası gibiydiler,
Onlar, bizi dünyaya tanıttılar,
Ve onlar, dünyaya maloldular…

Hoş görüde Yunus’un,
Düşüncede Nasreddin’in,
Ve adalette Hızırbey’in yaptığı gibi,
Ve onların ikliminde büyüdüler zincirin diğer halkaları.
Tıpkı, Mehmet Kaplan gibi.

Sivrihisar.. . Sivrihisar…
Anadolu ortalarında bir yer,
Kökü derinlerde bir çınar.
Yaşar YURTDAŞ
Not:Bu şiir Prof.Dr.Mehmet KAPLAN Hocamızın anma günü etkinlikleri için yazılmıştır.

ÖZÜMÜZ SİVRİHİSAR EVLİYALARI

Düşünür, mizah adamı, gönül dostu NASREDDİN HOCA’sı,
Gönüllere ilahi, Hoşgörüsü ile asırlara miras YUNUS EMRE’si,
Adalette HIZIRBEY’i, Dilinde duası AZİZ MAHMUT HUDAİ’si,
SELMAN-I FARİSİ’nin Hakka giden yolu, Ey aziz SİVRİHİSAR.
Necmi GÜNAY

ÖVÜNMEK GİBİ OLMASIN DA BİZ SİVRİHİSAR’LIYIZ

Nasrettin Hocamızla, Yunus Emre’mizle
Hızırbey, Aziz Mahmut Hüdai’mizle,
Tarihe mal olmuş büyüklerimizle,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Şeyh Baba Yusuf, Hamdi Babamızla,
Seyyit Nurettin Sinan Paşamızla,
Metin Yurdanur. Mehmet Kaplanımızla,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Yazıcıoğlu kalesi, saat kulemizle,
Alemşah kümbeti, Pessinus şehrimizle,
Milattan önceye dayanan tarihimizle,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.
Ulu Camii, Kurşunlu Camii, Hoşkademimizle,
Balaban Camii, Kümbet Aziz Mahmut Hüdai camimizle,
Hızırbey Mescidi, Namazgah, Karahisar camimizle,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Ermeni kilisesi, Ermeni hamamızla,
Yeni hamam, kuma hamamı, Seydiler hamamızla,
Şifa kaynağı Hamam Karahisar kaplıcamızla,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Bamya çorbası, düğün çorbası, tarhanamızla,
Göce dolması, pırasa dolması, kelem sarmamızla,
Mercimekli bulgur aşı, bumbar dolması, kapamamızla,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Su böreği, birde türlü türlü gözlememizle,
Ev baklavası, höşmerim, un helvamızla,
Kendine özgü mutfak, yemek kültürümüzle,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Balıkdamı, Sakarya’da balıklarımızla
Kuş cennetinde yaşayan canlılarımızla
Tertemiz havamız, güzel kayalıklarımızla
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Sekiz kilo yoğurttan dokuz kilo dara çıkartırız,
İnsanları hoş görür muhabbetle bakarız,
Misafiri severiz başımızda ağırlarız,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Yemekleriyle, örf adet gelenekleriyle,
Tarihiyle, kendine özgü kültürüyle,
Neslinin tek örneği AKBAŞ köpeği ile
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Cumhuriyete hediye ettiğimiz uçağımızla,
İlk bakanlar kurulu toplantısı yapılan konağımızla,
Kurtuluş savaşında feda ettiğimiz canlarımızla,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

Faruk ÖZ Sivrihisar’ı anlatacak mısralarıyla,
Yaşayacağız, cebe ve incili küpemizle
Sarkayı, sefai don, bindallı ve şalvarımızla,
Övünmek gibi olmasın da biz Sivrihisar’lıyız.

FARUK ÖZ

BENİM GÜZEL SİVRİHİSAR’IM

Yetiştirdiklerinle ünlüsün,
İç Anadolu’nun gülüsün,
Türk-İslâm’ın bülbülüsün;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Tarih kokan eserlerinle,
Göğe yükselen kalelerinle,
Süngü gibi minarelerinle;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Uç oldun İslâm ordularına,
Durak oldun Selçuklulara;
İlim yaydın Osmanlılara;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Sivrihisar, kırkların makamıdır,
Demiş, Hacı Bayram-ı Veli;
Şehitler, evliyalar diyarıdır;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Yunus Emre bizim elden,
Şiirleri, düşmüyor dilden;
Onu kimse alamaz bizden;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Türk’ü tanıttı bütün dünyaya,
İnsanlık hayran Nasreddin Hoca’ya
Güldürerek ders verdi, ağaya;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Fatih’e Hızır’ı kadı yolladın,
İstanbul’a belde başkan yaptın;
Dünyaya Hak adalet saldın;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Şeyh Baba Yusuf medfun Eyüp’te,
Şeyh Ahmet, Hopuş Hoca var birde;
Çakır Hoca, Ali Baba da bizde;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Bağrında yatar, Hamdi Baba,
Cafer Tayyar, Sofu Baba,
Seyit Nurettin, Mahmut Süzani;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Sivrihisarlıdır Aziz Mahmut Hüdayi,
Koçhisar da ne işi var be enayi
Gel de gör Yeni Camideki kitabeyi;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Ali Dedeyi edersin ziyaret,
Ruhundan sıyrılır illet;
Kutbiddin Dede bir hikmet,
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Hızır Bey’in evlatları; Sinan Paşa,
Müftü Ahmet, Hacı Kadın, Yakup Paşa,
Birer inci Fahrünnisa Ahmet Paşa;
Benim eşsiz Sivrihisar’ım…

Seydi Baba ders verdi gâvura,
Arpayı, çorbayı başına vura vura,
Kerametini gösterdi Zalim Timur’a;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Nice Evliyalar yatar Sivrihisar’da,
Bir çoğu köylerde kasabalarda;
Abdülvahap Gazi Kumlu Yolda;
Benim eşsiz Sivrihisar’ım…

Ulu Cami de kılınan namazı;
Yüce Allah’a yapılan niyazı;
Başka camide tadamazsın bu hazzı;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Ulu Camiinin emsalsiz minberi
Büyülüyor, hayran ediyor herkesi
Bir abidedir saat kulesi
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Uça Park’ın bir harika,
Alemşah’ın bir şahika;
Emelin birkaç fabrika;
Benim güzel Sivrihisar’ım…
Yaylalarımız var cennet gibi,
Alan, E. Pınarı, Elekli Yaylası,
Kızılca meşe, Mandıra Yaylası,
Haydar Kavağı, Yahşiyan Yaylası,
Söğüt önü, Satırangız, Söğütlü Yaylası,
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Hoşkadem, Hazinedar Camisi,
Bir şaheserdir minaresi;
Hayran bırakıyor herkesi;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Rüzgârların havan güzel,
Karın, yağmurun güzel,
Kışların, yazların güzel
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Bağlarında feslikanın güzel,
Kekren, köfterin güzel,
Fasulyen, soğanın güzel;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Kelemin, turpun, pırasan güzel,
Nohudun, mercimeğin güzel,
Tarlalarda başağın güzel;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Kelem dolman, keşkeğin güzel,
Bamya çorban, helvan güzel,
Taranan, pilavın, kapaman güzel;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Su böreğinin dünyada eşi yok,
Bastı’nın tadını bilmeyen yok,
İnsanların temiz, gönlü tok;
Benim güzel Sivrihisar’ım…
Çeşmeler kaldı atalardan yadigar,
Yazıcıoğlu kalesi ve hisar…
Osmanlı evleri antika-ı asar;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Tabakhane, Nemane Çeşmesi,
Şifa verir avuç-avuç içmesi,
Üçpınar, Kümbür, Baba Çeşmesi;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Şinşiraktan inip Hebip Çeşmeye,
Hocayapta kekre yemeye,
Nasreddin Hoca Parkını görmeye;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Akdoğan, Balaban Çeşmesi,
Mavi Kadın, Hacı Ümit Çeşmesi,
Kağnı Pazar, Kurşunlu Çeşme;
Benim güzel Sivrihisar’ım…

İslâm’a hizmet kapısıdır,
Sivrihisar İslâmi İlimler Vakfı;
Eseridir İmam-Hatip Lisesi,
Fakire imâret Cafer Tayyar Sitesi,
Benim güzel Sivrihisar’ım…

Senden kaçanlar kaçsın,
Bizlere başta taçsın;
Diyen çıkmaz niye açsın;
Benim eşsiz Sivrihisar’ım…

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR SEVDALISI NECMİ GÜNAY
Dünyanın merkezi Sivrihisar’da doğdun,
Bu aşka ben çocukluktan tutuldum,
Hiç usanmadım bu sevdayla yoğruldum,
Benim bir tanem Sivrihisar’ım.

Çocukluğum geçti sokaklarında, sahalarında,
Terbiye eğitimimi tamamladım okullarında,
Doyamadım sana ayrıldım senden on dokuzumda!!
Özlemim bir tanem Sivrihisar’ım.

Gezdim ülkemin dört bir yanını
Ben sevdanla yaşadım her anımı
Uğrunda hizmete adadım canımı
Emrine amadeyim canım Sivrihisar’ım
Hasretinle büyüttüm sevgimi
Bulamadım dünyada senin dengini
Durdurdun nefesimi, soldurdun benzimi,
Benim canım Sivrihisar’ım
Faruk ÖZ

SİVRİHİSAR GİZEMLİ DİYAR
Anadolu’nun bozkırında,
Eskişehir ile Ankara’nın ortası
İzmir’e de gidilen Dörtyolun ağzı
Dünyanın merkezi işte burası
Tarih kokan, kültür kokan bu gizemli diyar
Bizim Sivrihisar.

Diyeceksiniz ki; “Güldürmeyin bizi
Nereden olmuş Sivrihisar Dünyanın Merkezi.”
Bizim Nasrettin hocamız var.
Hani bazı hocalar vardır, ağır olur, ciddi olur
İnsanları ölüm ile Allah ile korkutur.
İşte bizim hocamız düşündürür, güldürür,
Hayatı da Allah’ı da sevdirir.
Nasrettin Hocamız güldürerek herkesi
İlan etti Sivrihisar’ı bu Dünyanın Merkezi.
Sıradan bir ilçe değildir Sivrihisar
Tarih kokar, kültür kokar, bu gizemli diyar
Düz ovanın ortasında sivri kayalara yaslanır
Buraya gelen insanlar akıllanır, deliler ise uslanır.

Uzaktan görünür meşhur saat kulesi
Hemen altında, yakındır tarihi kilisesi
İnin biraz aşağıya çarşıya doğru
İzleyerek tarihi yapıları
Sizi bekler Altmış yedi direkli Ulucami
Açılmış kapıları.
Selçuklulardan kalan bu bina
Yüzlerce yıla inat direnerek zamana
Hizmet veriyor hâla gelen bütün insana.
Sivrihisar’ın sokakları arnavut kaldırımı
Evleri asar-ı antika
Tarihi soluyarak çıkarken dik yokuşları
Gönüller yorulmasa da ayaklar yorulur

Kayaların ateşiyle kavrulan bedenler
Uça Parkın gölgesinde ferahı bulur.
Her Çarşamba çarşıya pazar kurulur
Köylerden gelen ürünler hep organiktir
Alışverişten öte pazar yeri, panayırdır, şenliktir.
“Sekiz okka yoğurttan, çıkarmışız dokuz okka dara”
Derlerse de inanmayın bu tamamen iftira
Bunu bizi çekemeyenler demiştir
Bunu diyenler, içmemiştir bamya çorbasını
Yutmamıştır arabaşını, yememiştir kelem dolmasını.
Sivrihisar’lılar dürüsttür, zekidir, çalışkandır, uyanıktır.
Buna bütün Eskişehir’liler tanıktır
Vatanımız da severiz, kanıtladık defalarca
Hiç kimsenin düşünmediğini biz düşünürüz
Çiğnenirken topraklarımız düşman çizmeleriyle
Atatürk’ün bir işaretiyle
En zor şartlar altında bile uçak uçururuz.

Yunus Emre’de bu toprağın insanıdır
Damarlarımızda dolaşan kan, biraz da onun kanıdır
Hoca Nasrettin’in zekâsıyla anlarız.
Yunus Emre’nin yüreğiyle severiz.

Sivrihisar, binlerce yıllık medeniyetleri doğuran topraklar,
Keşfedilmeyi bekleyen, gizemli diyar
Burada yaşayan da, buraya uğrayanda olsun hep bahtiyar.
Sivrihisar, gizemli diyar
Tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla, lezzetiyle, inancıyla, sevdasıyla
Yüce Atatürk’ün izinde
Duruyor ve hep duracak, yerli yerinde
Dünyanın tam merkezinde.

ŞENER TALİ

SİVRİHİSAR

Eskişehir’in en güzel en Tarihi büyük ilçesi
İçinde bulunduruyor tarihi şadırvanı çeşmesi
İhtişamlı kayaları dur demiş durmuş şehrin gelişmesi
Tepesinde Allah yazan Meşhur kayaları ile anılır Sivrihisar

Sivrihisar deyince namı diyar Gâvur Hamamı
Evliya yatağı meşhurdur sabisi, hocası ile imamı
Çarşamba pazarında ne ararsan vardır sapı samanı
Evliyalardan Hoca Nasrettin deyince anılır Sivrihisar

Atatürk ile Bakanlar kurulunu ağırlayan Zaimağa Konağı
Tarihi Evleriyle nam salmıştır evlerin sundurması, sunağı
Kilimi ile anılır yapılır yünden ilmek, ilmek sarılır yumağı
Evliya Koca Yunus Emre ile anılır, anılır Sivrihisar

Meşhur Şinşırak çeşmesinin buz gibi suyundan içmesi
Uça parkta seyre doyulmaz arabaların gelip geçmesi
Meşhur Yazıcıoğlu Kayasının tepesinden kuşların uçması
Evliya Aziz Mahmut Hüdai ile anılır, anılır Sivrihisar

Şadırvandan Abdest al Hoşkadem’de namaz kıl
Ağaç sütunlu meşhur Ulu Camine girip Yaratana ol kul
Kurşunlu Caminde feyiz alıp kimliğini, atanı, özünü bul
Kıbele tapınağı,Ballıhisar, Pessunus ile anılır Sivrihisar

Ünlüdür Akbaş köpekleri, Kilisesi ile meşhur saat kulesi
Gavur Bağları, Alemşah Kümbeti ile Hamdi baba Türbesi
Güzel olur Çarşı içi lokanta ile dükkânları gezmesi
Hakık’lardan Mehmet Kemal, Hasanlarla anılır Sivrihisar

Çarşamba pazarında renk katar köylünün parası
Sekiz Okka Yoğurttan çıkar dokuz okka darası
Pazardan zerzevatı Taşımacılık yaparlar at ile arabası
Ticareti Sever, Mahsulü, Altını kuruşu sever Sivrihisar

Koçaş Patlıcanı, Kaymaz Fasulyesi ile un helvası
Arabaşı, Bamya, Bulgur pilavı, Kepenin Kelem dolması
Haşaşlı gözlemesi, Yufkası, meşhur yaprak sarması
Nice medeniyetlere kucak misafirperver Sivrihisar

Çalınır düğünlerinde Cümbüş Zurna ile Sazlar
Sarka, Sefayir giyip salım salım salınır genç kızlar
Şalvarlı atkılı anaları görünce içim coşar yüreğim sızlar
Örfüyle,âdetiyle İnsanı İnsan Mertliği ile anılır Sivrihisar

Reha ÖNER

SİVRİHİSAR KADINI

Sivrihisar kadınını anlatmak zordur sizlere,
Analarımızı kardeşlerimizi anlatacağım sizlere,
Unutmayın sahip olun bu değerlere,
Hayatına fedakârlıkla başlar Sivrihisar kadını.

Okul yıllarında öğrenir arkadaşlık, vatan sevgisini,
Ailesinin desteğiyle oluşturur benliğini,
Evine gittiğinde görürsün cömertliğini,
Yuvasına sahipliğin timsalidir Sivrihisar kadını.

Kayın validesi serttir ama sever gelinini,
Kayın babası yumuşaktır gösterir büyüklüğünü,
Çocukları için feda eder kendisini,
Kendisi yemez yuvasına saklar, Sivrihisar kadını.

Torun sevgisi bir başkadır kıyamaz onlara,
Onlar için koşar çarşı, tarla, dağlara,
Çocuklar arasında kurulan kuvvetli bağlara,
Adamıştır kendini Sivrihisar kadını.

Evlatlarını ayırt etmez yollarına bakar,
Onlar gelmeden bamya çorbası ocakta kaynar
Onu takip eder su böreği, kapama, bazlamalar,
Arabaşını da unutmadım der Sivrihisar kadını.

Bayramlardan önce komşularda bir araya gelinir,
Baklava tepsileri sıra ile bir bir dizilir,
Daha sonra komşulara baklavaya gidilir,
Birlikteliğin sembolüdür Sivrihisar kadını.

Cenaze, düğün, asker uğurlaması başkadır,
Verdiği desteklerle mahrum olanın yanındadır,
Ekmek yemeği ile komşusuna desteğe hazırdır,
Kültürüne sahipliğin adıdır Sivrihisar kadını.

Vazgeçemez incisinden, incili küpesinden, cebesinden,
Düğününde kınasıyla ağlatır herkesi derinden,
Örf adet geleneğe sahipliğin adıdır Sivrihisar kadını.

Karınca gibidir yazdan hazırlanır kışa,
Yumak yumak hazırladığın tutmaca,
Tuzu biberi olur tat katar pişirdiği aşa,
Tasarrufun adıdır Sivrihisar kadını.

Uçak alımında vatanının, eşinin yanındadır,
Çanakkale’de babasına, kardeşine gözyaşıdır,
Bu sözler yetmez onlar bizim için baş tacıdır,
Hürmetle önünde eğilesi Sivrihisar kadını.

Faruk Öz anlat tarhanasını, dene çorbasını,
Özenle hazırladığı makarnasını, gartalacını,
Ömrünce eksiltmez aile, yuva vatan bağını,
Cumhuriyetin temelinde bulursun Sivrihisar kadınını.
Faruk ÖZ

SİVRİHİSAR’IM

Sıra sıra birbirine bağlanmış dağları,
Tüm sevgileri bağrında saklar.
Olmasa da yemyeşil, içinde saklıdır
Koca Yunus’dan gelen insan sevgisi.

Mizahın en deriniyle yüzlerde tebessüm,
Torunu olmakla övünürüz Hoca Nasreddin’in.
İnce ince dokunur, nakış nakış işlenir
Tebessümün incelikleri insanoğlunun içine.

Sevmesini, gülmesini bilmiyorsan: Dost ol!
Dünya gözüyle değil ahret gözüyle bak!
Kusur arama insanoğlunda,
Dönüp sen de bir bak aynaya.

Herkese nasip olmaz böyle bir diyar.
İnsanoğlusun sende de vardır biraz riya.
Yunus’un Nasreddin’in diyarında,
Sen de mutluluğu ara.

Kaldır başını, bak gök kubbeye!
Tarih canlanır her köşesinde.
Dikil! Bir an Hoca Nasreddin’in heykelinde.
Var mı? Senden mutlusu DÜNYA’nın MERKEZİNDE.

Yoktur kolundaki saatin ayarı.
Bu memleket ilim, irfan diyarı.
Saat kulesinden çıktın mı yukarı.
Görürsün tüm ihtişamı ile duran hisarı.

Nice medeniyetlere beşiklik ettin.
Tarih sayfalarında yer ettin.
Atilla’dan Atatürk’e büyüklerimi misafir ettin.
Gözümün nuru, memleketim SİVRİHİSARIM.

Bora KAVAS

GARİP SİVRİHİSAR’IM
Çok eskidir benim tarihim,
Şimdi kaderine bırakılmış Garip Sivrihisar’ım.
Tükenmemiştir bende yetişen evliyam, velim,
Şimdi kaderine bırakılmış Garip Sivrihisar’ım.

Bir zamanlar sokaklarında koştuğunuz,
Pazarını, çarşısını, camisini doldurduğunuz,
Yaşadığınız ömrünüzü gururla sunduğunuz,
Şimdi yalnızlığa bıraktığınız Garip Sivrihisar’ım

Her gelen şiir yazar, dörtlükler dizer,
Camilerimi, kiliseyi, konaklarımı gezer,
Yazdıklarınızla mutlu etmez beni üzer,
Tarihinizi aradığınız Garip Sivrihisar’ım.

Kimsede olmayan tarih bende saklı,
Herkes konuşur dinlersin hepsi haklı,
Sözlerinin içinde gizli tuzaklar saklı,
Başıboş bıraktığınız Garip Sivrihisar’ım.
İstemem artık sizden güzel sözler,
Göreyim birlikteliğinizi, bitsin boş vaatler,
Tükensin artık bendecilik ve bahaneler,
Benim için bir araya gelin Garip Sivrihisar’ım.

Çok uzatmaya gerek yok lüzumsuz söze,
Neden düştün bu hale geldin mi göze,
Sen yaşayan bir çınar tarihi bir müze,
Unutup ta gittiğiniz Garip Sivrihisar’ım

Sivrihisar’lı Faruk ÖZ yazıyorsun mahzun,
Bitsin artık dargınlık, bu dağınıklık bitsin,
Bu birlikteliğin önündeki engeller kalksın,
Şahlanacağın günler olsun Garip Sivrihisar’ım.

Faruk ÖZ

SİVRİHİSAR

Doğa güzelliğini çekmiş üstüne
Sivrihisar övünmeli hakkıdır
Kucak acar yarenine dostuna
Sivrihisar övünmeli hakkıdır

Onyedi medrese temel köküdür
Tarihi türbesi atmış ikidir
Efsane doludur bu ne öyküdür
Sivrihisar övünmeli hakkıdır

Her bir yatır Sivrihisar ürünü
Nasrettin Hoca almış tarih yerini
Fatihin yanında Hızır torunu
Sivrihisar övünmeli hakkıdır.

Aşık MEYDANİ- KAYSERİ

UÇAPARKIMIZSIN SEN

Sivrihisar’ımızın güzelliği ve yeşili,
Ormanımız, UÇAPARKIMIZSIN sen.
Gençliğimizin heyecanı, güzel yüzü,
Mutluluklar duyduğumuz UÇAPARKIMIZSIN sen.

Hıdrellez ve piknik için koştuğumuz,
Kuş sesi ve oksijene doyduğumuz,
Anlatırken, yaşarken gurur duyduğumuz,
Yalnızlığa bıraktığımız UÇAPARKIMIZSIN sen.

Teşekkürler Hacı Mustafa UÇA
Doldurmuşsun ağaçları dağa ve taşa,
Bizlere bırakılan güzelim mirasa,
Sahip çıkamadığımız UÇAPARKIMIZSIN sen.
Yüz otuz beş dönüme kuruldu ormanlık,
Sivrihisar’ımıza verdi oksijen ve canlılık,
Bugüne getirdi Yüksel UÇA’nın verdiği bağlılık,
Hizmet etmemiz gereken UÇAPARKIMIZSIN sen.

Devamı için kurdu Yeşil Sahalar Derneğini,
Yeşile çevirdiniz dağımızın rengini,
Ormanımız, ağacımız var demenin zevkini
Bizlere yaşattığın UÇAPARKIMIZSIN sen.

İçerisinde piknik alanları, yollar olmalı,
Şelaler, havuzlar çay bahçesi yapılmalı,
Ağaçlar yenilenerek bakıma alınmalı,
Şimdilerde uzaktan baktığımız UÇAPARKIMIZSIN sen.

Faruk ÖZ

SİVRİHİSAR GÜZEL İLÇEM

Üç Tarafı Kayalarla Çevrili
Güzel Bir Ay Misali
Ortasında Sivrihisar Evleri
Tam Bir Yıldız Timsali

Sanki Albayrak Ay Yıldızı Burdan Almış
Atatürk Bile Bu İlçede Kalmış
Alimiyle, Velisiyle Ün Salmış
Evliyalarıyla Sanki Uykuya Dalmış

Velisi Çok, Derler Deliside
Deli Dedikleri Aslında Hepsi Birer Veli
Aldırma Sen O Boş Boğazlara
Asıl Bunlar Akıllı Geçinen Birer Deli

Uyan Sivrihisarlı Uyan Geç Öne
Kanma Sana Her Söylenene
Sen İşini İyi Bilir İyi Yaparsın
Yakındır Kabuğunu Kırar Aya Çıkarsın.
Fahri CEYLAN

ÇOBAN İLE AKBAŞ

Çoban yorulur kepenekte uyur,
Sürüyü akbaş çoban köpeği korur.

Canavar sürüyü uzaktan kollar,
Akbaşın sesini duydumu korkar.

Sürünün yaşaması akbaşa bağlı,
Çoban kardeş iyi besle akbaşı.

Akbaş zayıf düşerse koruyamaz davarı,
Hal böyle olunca kaybedersin değneği.

Sivrihisar’da anlatılır akbaş öyküsü,
Nede güzel olurdu yazılsaydı türküsü

Yalçın AYAYDIN

SİVRİHİSAR SEVDALISI ORHAN KESKİN

Sivrihisar’da 1933 yılında dünyaya geldi,
Yaşamını Sivrihisar’a hizmete verdi,
Hukuk okudu,İlçesinde noterlik etti,
Sivrihisar sevdalısı ORHAN KESKİN.

Yaşamı da soy ismi gibi hep keskindir,
İlk işi ilçesinin tarihi eserlerine nöbettir,
Bu eserleresahip çıkıp restore ettirmiştir,
Sivrihisar tarihine sahipliktir ORHAN KESKİN.
İslami ilimler vakfının kurucusudur,
Hayatı mücadele ve öncülükle doludur,
Kendisini ilçesine adamış Allah’ın kuludur,
Sivrihisar için birlikteliğin adıdır ORHAN KESKİN.

Bir nesile öncülük etmiştir bitmemiştir görevi,
Öncülükle yetinmemiş, olmuştur köprünün direği,
Sivrihisar deyince dayanamaz çarpar yüreği,
Sivrihisar’a adanmışlığın adıdır ORHAN KESKİN.

Yaptıkları eserleriyle halen dimdik duruyor,
Tüm Sivrihisar’lı size minnet duruyor,
O bizlerin yüreğinde hazinedir yaşıyor,
Sivrihisar kültürünü anlamaktır ORHAN KESKİN.

Bir değeri mısralarda ifade etmek zordur,
Sayın Keskin’i geleceğe anlatmak bizlere borçtur,
Sizinle birlikte Sivrihisar’a hizmet bize yoldur,
Gözün arkada kalmasın Sayın ORHAN KESKİN

Faruk ÖZ

SİVRİHİSAR KIZLARI

Bağlıdır evine, belli etmez derdini,
Kendince sevmiştir erkeğin merdini,
Evinin, çocuklarının sadık kölesidir,
Kötülüğü sevmez yapana bildirir haddini,

Cefakârdır yoktur yukarlarda gözü
Tam bir aile anasıdır kadındır özü
Sakın damarına basma biranda çıldırır
Birşey isterde yerine getirilmezse sözü.

Sivrihisar’dan alırsan evlenecek kızı
Damada çok iyi bakar ana,baba,baldızı.
Sivrihisar’a damat olmak ayrıcalıktır,
Sırtı yere gelmez hep güler yıldızı.

Fahri CEYLAN

SİVRİHİSAR’DA SABAH

Tanyeri ağarırken, başlar selâlar,
Sonra saba makamında ezanlar…
Çeşit, çeşit kuş sesleri cıvıldar;
İnerler caddelere güvercinler kumrular…

Gün ağarırken ötüşür serçeler,
Cak-cak bağrışır akıllı kargalar…
Açılır birer-birer meşhur kahveler;
Dökülür bardaklara demli çaylar…

Eser bir poyraz serince kuzeyden,
Teneffüs ederiz güzel havayı derinden…
İnce bir sis ufuklara dağılır;
Görünür güneş şinşirak tepesinden…

İlk güneş, Yazıcıoğlu Kalesiyle tanışır,
Esnaflar çıkar evlerden çarşıya akışır…
Selâm sabah sesleri birbirine karışır;
Öğrenciler caddelere sel gibi yayılır…

Böyle başlar, Sivrihisar’da sabahlar,
Kazanç azsa ertesi güne kalır hayaller;
Çarşambayı bekleriz biz garip esnaflar,
Sivrihisar halkına hayırlı sabahlar…

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR

Çelik zırh gibi çevirmiş kayalar,
İçinde şirin bir şehir var,
Sema’ya yükselen minareler,
Kayaların üzerinde şaheser Saat’i var.

İnci gibi dizilmiş evler,
İçinde temiz kalpli insanları var,
Yunus’u, Nasrettin’i daha neleri var,
Yetiştirmiş bu şehir evliyalar.

Ulu Camisiyle övünür SİVRİHİSAR,
Selçukilerden kalma Alemşahı var,
Doğudan doğar güneşi batıya batar,
Şıh Baba Yusuf, Kurşunlu’da yatar.

Gurbete giden hasretini çeker,
SİVRİHİSAR’ı görmeyen, görmek ister.
Gürbüz KARA

SİVRİHİSAR’DA

Yükselmiş kayalar heybetle durur,
Sanki nöbet tutar Sivrihisar’da.
Yazıcıoğlu’na kızıllık vurur,
Güneş başka batar Sivrihisar’da.

Zekidir insanı, mizah töresi,
Yoğurttan fazladır, kabın darası,
Hoca uygun görmüş, MERKEZ burası,
Arz’ın kalbi atar Sivrihisar’da,

Haznedar, Hoşkadem ibadet yeri,
Doldurur içini kadını eri,
Seydiler Hamamı akıtır teri,
Duman koyu tüter Sivrihisar’da.

Ulu Cami kesmiş kibir yolunu,
Hoşgörü kalplerde açmış gülünü,
Balkayası sunar huzur balını,
Yaşama tat katar Sivrihisar’da.

Kurşunlu Cami’den yükselir nida,
Yüreklere dolar ilahi seda,
Açılan elleri görür de Hüda,
Sıkıntılar biter Sivrihisar’da.

Bağrında yetişti Nasrettin Hoca,
Yayıldı şöhreti,erdi her uca,
Torunu Hızır Bey ilimde yüce,
Ne alimler yatar Sivrihisar’da.

Töreye uygundur nişanı,sözü,
Takılır takılar hep dizi dizi,
Giyince sarkayı gelini,kızı,
Coşku göğü tutar Sivrihisar’da.

Çorbada bamyaya önem verilir,
Yağlıca et ile kelem sarılır,
Kışın arabaşı sıkça görülür,
Herkes bol bol yutar Sivrihisar’da.

Birbirine destek halkın tamamı,
Uçapark yok eder tasayı,gamı,
Şifalar dağıtır Çardak Hamamı,
Bütün dertler yiter Sivrihisar’da.

Turistler gezerken Ballıhisar’ı,
Pessunus’ta belli deprem hasarı,
Mermerler yaşlanmış,renkleri sarı,
Toprak tarih tüter Sivrihisar’da.

Halil’im dolandım her bir köyünü,
Baba Çeşmesi’nden içtim suyunu,
Uğrayan sevgiden alır payını,
Dostluk kini yutar Sivrihisar’da.

Halil GÜRKAN

 

İSAR’IM BEN
Ders veren nükteleriyle Nasrettin Hocam var,
İnsanı doğru yola götüren Yunus Emre’m var,
İstanbul’a reis olmuş Hızır beyim var,
Ulemalar diyarı Sivrihisar’ım ben.

İstanbul’un ilk kadısı Sinan Paşam var,
Bursa’ya kadı olmuş Aziz Mahmut’ um var,
Toprağımda nöbet tutan evliyalarım var,
Evliyalar diyarı Sivrihisar’ım ben

Misafirlerimi selamlayan Yazıcıoğlu kalemle,
Böğrümde tarihi saat kulemle,
Tüm dünyaya nara atan tarihimle,
Dünyanın Merkezi Sivrihisar’ım ben.

Anadoludaki en büyük camidir ULU cami
Mutlak görmeli bendeki mabetleri her fani
Gavur hamamını, kiliseye gelmeli her Ermeni
İbadethaneler ve kardeşlik diyarı Sivrihisar’ım ben

Bamya çorbasını içmeden gidemezsin,
Kelem dolmasının tadını bilemezsin
Kapayı yemenin zevkini görmelisin
Ağız tadıyla bir farklı Sivrihisar’ım ben,,,

Böreklerin hası, su böreğim var,
Yumurtalısı, haşhaşlısı, ballısı gözlemem var,
Kışını ısıtan ARABAŞIM var,
Mutfağıyla farklı Sivrihisar’ım ben.

Tarihte ilktir hediye uçak benden,
Tarihte nice şehitler verdim içimden,
Kırılmadım, darılmadım, sevdim insanı içten,
Nice yıllara hizmet etmiş Sivrihisar’ım ben.

Canı sıkılan balık damında atsın stresi,
Kuş cennetim, uça parkım var kucaklar herkesi,
Tırmanacak kayalarım, yürüyüş yollarım ve çevresi,
Misafirlerini bekleyen Sivrihisar’ım ben.

Tüm Türkiye bilir insanım uyanık,
Uyanık değil aslında ciğeri yanık,
Zekidir, aldanmaz zulüme çok dayanık,
Devletine âşık Sivrihisar’ım ben.

Esnafım çoktur halkım çalışkan,
İnsanım akıllı, zeki ve yarışkan,
Tasarruf eder aslında usanmaz canından,
Güzel insanlara sahip Sivrihisar’ım ben.

Faruk Öz unutma; Hakıklar bizim güllerimiz,
Herkez sahip çıkmıştır biz onları severiz
Burada bitmez güzellikler ve eserlerimiz
Anlayıp ta anlatamadığınız Sivrihisar’ım ben

Faruk ÖZ

SAHİPSİZ SİVRİHİSAR

Dünyanın merkeziyiz der övünürler
Hiçbir hizmet yapmaz hep savururlar
Asla ümitlerini yitirmez Sivrihisarlı.
Hep geleceğe umut bağlar avunurlar.

Sivrihisar’ı sömürenler birer birer kaçıyorlar
servetlerini başka yerlere saçıyorlar
Sivrihisar’ımıza katkıda bulun dediğinde
Mel mel insanın yüzüne bakıyorlar.

Lafa geldimi mangalda kül bırakmazlar
Sivrihisar için elini taşın altına sokmazlar
Memleketim nasıl diye dönüp bakmazlar
Sivrihisarlıyım diye övünmektende geri kalmazlar.

Gelin el atalım birlikte Sivrihisar’ımıza
Hizmet etmek yakışır insanımıza
Sivrihisar’ımızı kalkındırır çağ atlatırsak
Zatende bu yakışır bizim şanımıza.

Fahri CEYLAN

EY SİVRİHİSAR

Havasına, suyuna, taşına toprağına,
O eşsiz güzellikteki Arnavut kaldırımlarına,
Umutlarım,hayallerim,hüzünlerim,sevinçlerim
Hasret kaldım sana Ey Sivrihisar

Dolaştım diyar diyar gurbet elleri,
Bulamadım Sivrihisar gibi memleketi,
Dinledim oralarda tüm sözleri, dilleri,
Yunus Emre gibi dil bulamadım.

Heybetli görünür kayaları, dağları
Özledim Sivrihisar’daki ölüleri, sağları
Burnumda kokuyor çiçekleri, bağları
Hasret kaldım sana ey Sivrihisar

Çiğdem AVKIRAN AKTEPE

SEVDA YOLU SİVRİHİSAR
Sivrihisar sevda yolu, nicelerin diyarı,
Niceleri doğmuş yetişmiş o topraklarda,
Seyidler, âşıklar, şairler gönül dostları,
Azizler, Nasreddinler, Yunuslar, Hızır Beyler.

O kutsal topraklara özenmiş aziz belde,
O taş sokaklarda, kumlu yolda ayak izleri,
Yazıcıoğlu’ndan baktığımda gördüğüm tek gerçek
Medeniyetin beşiği, dinlerin merkezi Sivrihisar…

Anita DEMİRCİYAN

SİVRİHİSARIM

Üç tarafı kayalarla çevrilmiş,
Sanırsınki içine hapsedilmiş.
Senelerdir bir çıkış arar durur,
Kayasında saat bile acı,acı vurur.

Dünyanın merkeziyim diye övünür,
Hiçbir hizmet gelmez der dövünür.
Hep bir kurtarıcı bekler durur,
İnşallah kurtarıcısını çabuk bulur.

Tarih kokan tarihi bir ilçedir,
garip kalmış çeşmesi garipçedir.
Alimi var hocası var vede velisi,
Akıllıdan bile akıllıdır delisi.

Fahri CEYLAN

SİVRİHİSAR YENİCE MAHALLESİ
Seydi Mahmud’du ismi önce,
Sonra değişti oldu Yenice;
Çeşmeleri akar gündüz gece…
Pırıl, pırıl tertemiz camisi,

Zaim Ağa Konağı, bir tarihtir,
Tavan tezyinatı bir harikadır;
Karargâh oldu TÜRK ordusuna,
Oturum eyledi Bakanlar Kuruluna,

Komutanlar toplandı, sık sık burada,
Atatürk konakladı bu binada;
İhtilaf devletlerine cevap verildi,
Ya İstiklal Ya Ölüm dendi.

Üç pınar çeşmesi Selçuklu eseridir,
Acı çeşme bir tarihi abidedir.
Kümbür, Kavakdibi, Garipçe çeşmesi,
Şoför evleri çeşmesinden çay demlemesi.

Ali Dede yatar bağrında bir eren,
Huzur dolar gönlüne ziyaret eden.
Ruhi Gül, gül gibi bakıyor,
Ali Dede huzur içinde yatıyor.

Mezarlık tertemiz, yatıyor mevtalar,
İçinde çağrışır yemyeşil çamlar;
Dernekce çevrildi, tüm duvarlar,
Tek istekleri var dualar, fatihalar…

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR BENİM VATANIM

Sevmek gerek doğayı herzaman,
İllede sevmek
Vatanı toprağı her canlıyı.
Rest çekmek gerek geçmişe bazen,
İleriye bakmak,görmek gerek.
Hayatı yaşamayı,mutluluğuda bilmek gerek.
İnsanlarla dost olmak,
Sivrihisar’da bazlama tatmak gerek.
Annelerin kıymetini bilmek,
Riyadan uzak ellerini öpmek gerek.
Bahçesinde açan güllerini,
En tepeye bakan dağlarını
Nice yiğit yetiştirmiş toprağını
İlkelerinden şaşmayan insanlarını
Masmavi gökyüzünde uçuşan kuşlarını
Varlığıyla göz dolduran tarihi yapılarını
Anaların elinde yapılan yoğurdunu
Tatmak gerek,
Anlamak gerek her yerinde Sivrihisar’ı
Nesil yetiştirmek gerek
Israrla yılmadan geliştirmek bu vatanı
Muasır medeniyetlere ulaştırmak gerek.
Mehtap Sarı DİNGEÇOĞLU

SİVRİHİSAR’IN GÜLLERİ HAKIK’LAR

Hasan, Kemal, Mehmet
Sivrihisar’ın üç eri
En küçükleri olsa da Mehmet
Bu üçlünün tek lideri

Onlara Hakıklar derdik
Her yaptıklarını severdik
Mehmet’in Aynalı Arabasına gülerdik
Sivrihisarın Gülleri der överdik

Onların olmadığı düğün yoktur.
Düşmanı yok,sevenleri çoktur.
İlçemiz dışındada ünlüydüler
Sivrihisarın üç gülüydüler.

Gitti Sivrihisar’ın Gülleri
Ötmez oldu bülbülleri
Sivrihisar sahip çıksın
Unutulmasın isimleri

Fahri CEYLAN

SİVRİHİSARLIM BENİM….

Acı dolu, Hüzün dolu. Gelip geçti seneler…
Hasret yaktı içimdeki kör ateşten,
Bakışların benden uzak, Gözlerim sana tutsak.
Bir sevda yolu elbet Sivrihisar’a götüren…

İlk aşkım ilk göz ağrım, İçimdeki sevda yolu…
Karanlık gecelerim, terim tek ışığım, Sivrihisar’ lım benim…
Nerde kaldı o güzel günler, nerde verdiğin sözler..
Yazıcıoğlu ağlarmış kumlu yol suskun,,,
Kalbim sende kaldı Sivrihisar’lım benim…

Dr.Kemal ASLANCAN

YUNUS EMRE’NİN DOĞDUĞU YER

“Sebep anmak durur Sivrihisar’ı
Senâ medh itmeğe men bu diyarı
Azizlermiş hususâ Yunus Emre,
İdermiş zühd-ü uzlet uyub emre,
Bu yerdedir bu zümrenin mezarı
Müşerref eylemişlerdir bu diyarı…

Şeyh Baba Yusuf

NASRETTİN HOCA

Sivrihisar’ın Hortu köyünde geldi dünyaya,
Yaptığı nüktelerle meşhur oldu cihana,
Bir alim kişi idi, iz bıraktı mekana,
Akşehir ilçesinde veda etti hayata.

Dinleyin bakın;ne diyor NASRETTİN HOCA,
Bana sahip çıkanlar belge getirmeli ispata,
Hayatım hakkında bilgi bulunur kaynaklarda,
Hiç zorluk çekmezsiniz arayıp bulmakta.

Dünyaya nam saldın, NASRETTİN HOCA
İnsanları uyardın yaşamın boyunca,
Halen söylenir fıkraların dillerde;
Örnek alır seni insanoğlu her işinde.

Hayatında hep neşeli yaşadın,
Hak’tan hukuktan taviz vermedin,
Ömür boyu kimselere kızmadın,
Gönüller yıkıp kalpler kırmadın.

Hergün her saniye yanımızda bulunursun,
Fıkralarınla hem güldürür hem düşündürürsün,
Sıkıntılı zamanlarda bizleri rahatlatırsın,
Her sene şenliklerle aramıza katılırsın.

Sen ölmedin hocam gönüllerde yaşıyorsun
Şu an bile bizlere mesajlar veriyorsun,
Aziz hocam daima kabrin nurlarla dolsun,
Sen rahat uyu mekânın cennet olsun…

Yalçın AYAYDIN

BİZ SİVRİHİSAR’I ÇOK SEVİYORUZ

Anadolu’da tarihi bir gerçektir
Sivrihisar Yazıcıoğlu kalesiyle.
Bir sevda yolu oldu kalbimizde.
Biz Sivrihisar’ı çok seviyoruz.

Orada çok değerli dostlarımız var.
Sevdiklerimiz sevenlerimiz var.
Sivrihisar’ı özlüyoruz. Sivrihisar’ı yaşıyoruz.
Sivrihisar’daki dostlarımızı kalbimizde taşıyoruz.

Kevork KUYUMCUYAN

BEN SİVRİHİSAR’IM

Baharda yeşilim bir başka, kışın beyazım
Bozkırın bağrında serin esen rüzgârım
Boğaz yakar o serin sularım
Tarih içinde tarihim, ben SİVRİHİSAR’ım

Çiğdem AVKIRAN AKTEPE

İSTİKLÂL SAVAŞINDA SİVRİHİSAR UÇAĞI

Yunan kefereleri 16 Ağustos’ta girdi Sivrihisar’a
Kırıp, döküp, yakıp, yıkarak yerleşti okullara..

Zulüm, işkence, giriştiler eza ve cefaya,
Halkı korkutup, başladılar evleri yağmalamaya..
Ekinler yakıldı, harmanlar ateşe verildi;
Bahçelerde, bağlarda, her ne varsa çiğnendi..

Sakarya’da yediği kötekle, başladılar kaçmaya,
Kaçarken de başladılar köyleri yakmaya…
Kurtuldu Sivrihisar 20 Eylül sabahında,
Halk topladı, ne varsa elinde, avucunda…

Uçak alıp, hediye edelim dendi orduya,
Uçak parası toplanıp, gönderildi Ankara’ya
Ülkede yankılandı, Sivrihisar halkının hediyesi,
İlçe semalarında gürledi uçağın sesi…

Sivrihisar halkı sevinçten döküldü sokaklara,
Kurtuluş duaları okundu, yükseldi semalara…
Bu gün törenini yapıyoruz, bu hediye uçağın,
Onurunu, sevincini paylaşıyoruz o anın…
Uçağı yapan üniversiteye sonsuz şükranlar,
Hepinize Ahmet ATMACA’dan selamlar, saygılar…

Ahmet Bican ATMACA

AKŞEHİRLE SİVRİHİSAR

Bir beşik kalmış Sivrihisar’da.
Akşehir’de bir mezar.
Sayesinde akraba olmuşlar
Akşehir’le Sivrihisar.

Arif Nihat ASYA

HAZİNEDAR VAKFI

Hazinedar vakfı belde-i Sivrihisar
Haraba meyletmiş, tamire kılınmış içtisar
İkinci tamire bed’i hasbetenlillah olup
Sene 1188’de badelatiftir kıl şumar

Bir tükenmez ecra, acil olmuş el nail-i kaza
Müftüzade ismi Sunullah Efendi namüdür
Sa’yü gayret eyleyip ikmalini etmiş hak nasip
Ciran içre anı mihman etsin pervendigar

Derviş AHMED HULUSİ/1296

SİVRİHİSAR SEVDASI

SİVRİHİSAR sevdasını anlaya bilmek için
Önce SİVRİHİSAR tarihini bilmek gerek,
Görmek ve bakmak arasındaki fark için
SİVRİHİSAR` a kalp gözüyle bakmak gerek.

Kayalıklar, taş sokaklar, Yazıcıoğlu sırtları…
Eski terk edilmiş sıra sıra ıssız evler Boş sokakları…
SİVRİHİSAR’ın güzelliğini gösteren o yörenin insanı.
Çalışkan, tasarruflu cömert, yiğit, vatansever insanları,

Dilindeki duayla eşsiz AZİZ MAHMUT HUDAİ,
Gönüllerde ilahi, şiirlerle asırlara miras bırakmış YUNUS EMRE.
Ünlü düşünür mizah adamı, gönül dostu NASREDDİN HOCA…
Kurtuluş savaşı, İnönü, Sakarya işte SİVRİHİSAR tayyaresi,.

İlmek ilmek mekik mekik dokunmuş,
Sevdalarını Sivrihisar kilimlerine,
Yıllarca sevdaları görmüş yaşamış,
Şahit olmuş Sivrihisar saat kulesi.
Dr. Kemal ASLANCAN

SİVRİHİSAR MÜZESİ

Açılsın Sivrihisar’da güzel bir müze,
Çıksın, tarihimiz, eserlerimiz yüze…
Halı, kılım niceleri birer şaheser;
Bunlarda gitmesin yadele, kalsın bize…

Ahmet BİCAN ATMACA

HİCİV ŞAİRİ USULİZADE EŞREF

Hiciv şairi Eşref’in kaymakam olarak tayini Sivrihisar’a çıktığı zaman canı çok sıkılır. Sivrihisar yerine Akhisar’a gitmek arzusunu İzmir valisine şu kıt’a ile bildirir:
Beni Sivrihisar’a merhamet et otutturma
Kerem kıl Akhisar’ı,dersen İzmir’den ırak olsun
Mücerred bir hisara gönderilmekse eğer maksat
Efendim başı sivri olmasın da, bari ak olsun

Eşref’in arzusu yerine getirilip de Sivrihisar’a gönderilmeyince şu teşekkür kıt’asını yazar:

Kararmıştı gözüm ye’s ü elemden
Bugün farkeyledim leyl ü neharı
K..ımdan asafa çektin çıkardın
Kolaylıkla şükür Sivrihisar’ı.

Şair EŞREF

ŞAİR EŞREFE CEVAP
Kırkağaç’lı Eşref mazurdur Hisar’ı Ak ister
Serdar ise hisarın sivrisini sancak ister,
Hisarlar vardır; Yeşildir Akdır, Karadır amma,
Sevmeye onu; Yunus ister, Hızır, Selman-ı Pak ister.

Orhan KESKİN

GURBETTE SİVRİHİSAR
Salıncaklar bizi bırakmış,
Kaldırımlar sımsıcakmış,
Yaktı bizi bu hasret,
Çeşmeler hep boşa akmış.

Rüzgârlar gibi estim
Coşkun kuş olup uçtum
Güzelim Sivrihisar’ım
Rüyamda sen ne hoştun.
Emine YÜCEL

SİVRİHİSAR DEDİKLERİ

Sivrihisar dedikleri
Bulgurdur yedikleri
Pek hoşuma gider,
Hangırda dedikleri.

ANONİM

YAZICIOĞLU ETEKLERİ

Tek geldim tek gideceğim,
Yazıcıoğlu eteklerine,
Elbet bir gün,
Bende gömüleceğim

Necmi GÜNAY

SİVRİHİSARLIYIZ BİZ
Biz israf etmeyi sevmeyiz,
Tutumluyuz tasarrufu severiz..
Döküp saçmayı istemeyiz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Artan ekmeği atmayız,
Tirit yapar yeriz…
Oturak sofayı severiz
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Patlıcanı biberi kuruturuz,
Kış gelince dolma yaparız..
Taze fasulyeyi kurutur yeriz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Kara pekmezi çok severiz,
Patlıcanlı kabaklı reçel yaparız…
Nardenk kaynatır kışın içeriz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Bulguru deneyi çekeriz,
Kendimiz döver ezeriz..
Yarmayı, keşkeği severiz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Eserimizdir bamya çorbası
Kelem dolması,göce dolması..
Zevkle yenir yaprak sarması;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Unu kavurur bulamaç yaparız,
Hastalara içirir şifa ararız…
Gerisi yok mu diye sorarız;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Un kepeğinden köfte dökeriz,
Soğanla yumurtayı ekleriz..
Yoğurtlar iştahla yeriz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Met helvası bizim eserimiz,
Tutmacı makarnayı kendimiz keseriz..
Tarhana çorbasını çok severiz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Tavuğu besler keseriz,
Suyunu arabaşı yapar içeriz…
Su böreğinin ustası biziz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Mıhlama soframızın süsüdür.
Kapamamız çok ünlüdür..
Bastımız türlü türlüdür;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Sucuk pastırma bizim işimiz,
Çok meşhurdur zıralı köftedir..
Havamız temiz yemeklerimiz leziz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Bazlama, mayalı ekmeğimiz
Yufkayı kartalacı dürümleriz..
Gözlemeyi pideyi severiz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Kim ne derse desin biz Türkmeniz,
Soyu sopu belli beldeyiz..
Dünyada ünlüdür âlimlerimiz;
Çünkü Sivrihisar’lıyız biz

Ahmet BİCAN ATMACA

YUNUS EMRE HAZRETLERİNE!

Şiirlerin güfte oldu bestecilere,
Yıllarca okunacak ilahilere..
Dinlerken vecd içinde gazellerini;
Yıllarca coşku verecek gönüllere…

Ne güzel de bestelemişler şiirlerini,
Şevk içinde dinliyoruz güftelerini..
Her sözün ilahi hikmetle dolu;
Yıllar boyu dinleyeceğiz sözlerini…

Ben Yunus’u biçareyim diyorsun,
Yanık gönüllere su serpiyorsun..
Aslında biçare olan biz gafilleriz;
Bizlere ilahi mesajlar veriyorsun…

Bican derki; Sivrihisar’da yetiştin,
Tabduk Emre’ye kul olup piştin;
Kıymetini bilmeyip yıktık dergâhını,
Eserine sahip olamadık bize kahrettin.

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR ÖZLEMİ

Oturdum saat kulesi dibine
Baktım şöyle gençliğimi geçirdiğim özlemlerime
Ayağım alışmıştı sokaklarının taş parkelerine
Gözlerim takılırdı o tarihi evlerine

Yoğurt pazarı, buğday pazarı, çaput pazarı
Dükkanlarının önünde duruyor sevayi sarkaları
Az aşağıda dikiliyor yorgan ve de yatakları
Ünlü ustalarıyla tanınan ayakkabı tamirci dükkanları

Demir döven nalbantları, soba ve de kalaycıları
Köylülerin eşyalarını taşıyan atlı paytonları
Arabalardan deri toplayan zengin ayakçıları
Unutulur mu şehrimizin sembolü
Hakıklar’dan Hasan, Mehmet, Kemal’leri

Başı çarlı ayağı şalvarlı eski anaları
Yanlarında elleri üşümüş o küçük yavruları
Yoğurt pazarında satıyorlar peynirleri katıkları
Hele bir bak alıcıyla yaptıkları sıkı pazarlıkları

Ünlüdür meydandaki şadırvan alanı
Geliyor karşıdan köy ağaları başlarında 8 köşe takkaları
Bugün çarşamba pek neşeli esnafları
Alıyorlar köylü babadan paracıkları

Sofralarının vaz geçilmezi bamya çorbası
Arkasından nohutlu bulgur pilavı, kelem dolması
Daha yetmedi mi hemen zerdeli hoşafı
Afiyet olsun kalkmadan birde tadın buda sarma baklavası

Evlerindeki eski örme kuyuları
Bahçelerindeki güzelim kırnap ağaçları
Koca ebelerin örtündügü gri atkıları
Gelin kızlara yakılan bağlamalı kınaları

Kadınların kulaklarındaki incili küpeleri
Yastıkların yorganların kenarındaki el örgüleri
Dağların eteğindeki bağlardaki üzümleri
Şen ederdi burada yaşayan tüm gönülleri

Bak tepeden restore istiyor yazıcı oglu kalesi
Tarihini unutma diyor saatte bir çalan saat kulesi
Ecdadını anlatıyor Ulucami’sinde okunan ezan sesi
Sahiplik istiyor Hızırbey ve de Nasreddini.

Uçapark oksijen vermek için inat ediyor
Dörtyol arabaları şehre sokamadığı için isyan ediyor
Yok olmaya başlamış tarih canlanmayı bekliyor
İşte Sivrihisar’ın bu yalnızlığı beni kahrediyor.

Nedense bu özlemleri hep garip ve de yoksullar hissediyor
Zenginler geçmişiyle pek ilgilenmiyor
Ama unutmasınlar umursamadıkları bu sılalar
Bir gün onlardan hesap sorarlar

Bak yine batıyor akşam güneşi
Son verip alıp götürüyor tüm hasretlikleri
Eğer yordumsa siz Sivrihisar sevenleri
Hakim olamıyorum duygularıma affedin böyle delileri

Şükrü YAHNİ

NASRETTİN HOCA MÜZESİ

Eşeği de sosyoloji okumuş;
Horozu da zamanla şal dokumuş…
Noel baba değil Nasreddin Hoca,
Nasreddin yanımda Noel bir cüce…

Ağaçlarda, çayda, damda, taşlarda,
Ayda, günde, çiçeklerde, kuşlarda,
Dolan felselesi yüklüdür,
Cübbesi, sarığı, fesi yüklüdür…

Acemi bülbülce öten dallarda,
Düşündüğün yoğurt çalıp göllerde…
Tamah olur, günün olur hırs olur.
Türlü insan kılığında dere olur…

Hangi derdi hastalığı toplumun
İğnesini yememiş olsun onun…
Sene tanı altmışdokuz?, ödevim Akşehir’de,
İlk Hoca şenlikleri sevgidir gönüllerde…

Tertip komitesinde üveyim heyecanla.,
Hemşehrilik görevi yapıyorum inaçla…
Doktor Rahmi Şirvana, Belediye Başkanı
O yılki tatlı şenlik bende bilinmez anı

Yıldan yıla büyüdü genişledi de çapı,
Dost ülke hudutları kesildi komşu kapı
Mezarına gidildi, düğünlere sünnete.
Buyur Hoca denilir ulu ruh yardın ede…

Çok ilaç onda arasa hasta dünya,
Kalmazdı böylesine tasada yasda dünya…
Bilmem nasıl yapılır onun için bir anıt;
Güneş ve akıl dolu kahkaha dolu yanıt…

Sivrihisar’da Hoca bir müze ister müze
Ne ilginç kalıntılar gülerek yüzümüze…
Karakuru “Kurbanın olayım Hocam!” demek
Havanda su döğmektir, rüya boyu bol yemek…

Hilmi ÇINGIR

SİVRİHİSAR HASRETİ

Gelen balta vurur kuru kırık dallarına,
Yaprağı dökülmüş ağaçtan beter olmuş,
Acımıyor kimse senin şu haline,
Sivrihisar denince gözüne yaş dolanlara selam olsun.

Çiğdem AVKIRAN AKTEPE

SİVRİHİSAR SOFRASI
Düğün aşına “bamya çorbası” ile başlanır,
“Pilav üstü haşlama et” e kaşık sallanır,
Ağzın yağı gitsin diye bir tas “üzüm hoşaf”lanır,
Sonra da “Kepen havası, yekte, çiftetelli” oynanır.

Oturup “Yer sofrası”na bağdaş kurup, dizlenir,
Arkasına enfes “un kavurma çorbası” istenir,
“Bazlaması, Su böreği” dilimlenip, ayrı ayrı kesilir.
Tatlının şahı “Sivrihisar Baklavası” ise en sona gizlenir.

Karnıyarık, “bastı” için “Koçaş patlıcanı” alınır,
Sulu pirinç aşı için “Gartalaç” itinayla sulanır,
“Zıralı köfte” için kimyon sonbaharda toplanır,
“Düğ köftesi” beğenilmezse ev sahibi darılır,

Kış gecelerinde her evde “arabaşı” hazırlanır,
Asma yaprağına incecik ” yaprak dolması”,sarılır,
“Yağlı bumbar dolması”, nın tadı damağınızda kalır,
“Höşmelim”in en alası Sivrihisar yöresinde yapılır.

Protein dolu, besleyici “tarhana çorbası”
Çok leziz olur kepenin “kelem dolması”,
Parmaklarınızı yedirir “etli nohutlu kapama”sı,
Yediniz mi? tatlı yerine “altın sarısı un helvası”.

Çok lezzetlidir “mercimekli bulgur aşı”,
Yazın her evde pişer güzelim “göce aşı”,
Yemeye doyum olmaz kemikli “keşkek aşı”,
Tatlı yerine “met helvası”nı sofraya taşı,

Sabahları içilir evlerde “tutmaç çorbası”,
Anamı hatırlatır bana “etli pırasa dolması”,
Yumurta ve kıyma ile yapılır “mıhlama”sı
Etle yapılan “kapamadır”, yemeklerin en hası,

Necmi GÜNAY

SİVRİHİSAR

Sessizlikte kendini bulabilir misin?
Karanlık gecede acı çökünce
Memleket çok özlenir bilirmisin
Gurbet elde yalnızlıklar çekince.

Aklıma gelince neşeli anlar,
Bahçeler şenlenir açınca güller
Sılayı özlüyor sessizce kullar,
Gurbet elde yalnızlıklar çekince.

Saat kulesinde zaman açarsın,
Gülüşlerde fıkraları saçarsın,
Türbelerde erenlerle uçarsın,
Gurbet elde yalnızlıklar çekince.

Çam kokusuyla özüm Uçapark’ta,
Yatıyor sessiz canlar mezarlıkta,
Ararsan bulursun gerçeği hakta,
Gurbet elde yalnızlıklar çekince.
Yasemin ÖZYURT

ŞEHR-İ ŞEHİR
Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimizin hadisini emir bilen,
İslam ordusunda İstanbul için cenk eden,
Battallığı, görülmemiş heybeti ile kuvveti birleştiren,
Seyyid Battal Gazi’yi bağrında saklayan Şehr-i kabir.

Söğüt’ü mesken edinip, Osmanlı’nın temelini atan,
Yağız Kayı Bey’i Ertuğrul Gazi’ye,
Sakarya Vadisi’nden Sündiken Dağları eteklerine,
Osman Bey ile Osmanlı’ya yurt olan Şehr-i vatan.
Anadolu topraklarının sevgi dili,
Yunus kokar her bir yeri,
“Din tamam olunca doğar medeniyet” diyen Yunus’la,
Sabır, hoşgörü, cömertliktir Şehr-i sevda.

Eşeğine hep ters binse de, doğrudur işi,
Güldürürken düşündürmektir Hoca Nasreddin’in işi,
Sivrihisar’ın Hortu Köyü’nde dünyaya açtı gözlerini,
Kıvrak zekâsı ile büyük filozof nüktedanın memleketi
Şehr-i tebessüm.

Anadolu’nun bağrında bir gergef gibi uzanan,
Tarihi dokusu içinde buram buram memleket kokan,
Kültürünü mantık ve bilimle yoğurup geleceğe aktaran,
Medeniyet ve kültürün başkenti olan Şehr-i kültür.

Bu memlekette beyaz altın döner pipoya, bibloya
Yan yana dizilir döner tesbihte sabır taşına.
Odunpazarı Evleri’nin arasında Atlıhan’da,
Ustaların el emeği göz nuruyla Şehr-i şöhret.

Mahmudiye harasında ata binmeden,
Çifteler Sakarbaşı’nda balık yemeden,
kalabak suyundan içmeden.
Dünya’nın merkezinde arapaşı, gapama,
kelem dolmasını tatmadan,
Yunus Emre’de ilahi aşka düşmeden
terk etme Şehr-i diyarı.
Nefes verirsin Şehri Hayat, Regülatör, Kent Park,
Kültür Park’la,
Yaşatırsın büyüklerini Bal Mumu Müzesi’nde,
çocuklara ışıksın Bilim Park’la.
Bir akşamsefası yaparsın
Porsuk Çayı kıyısında Adalarda,
Çiböreği bir daha ki gelişine bırakma Şehr-i deryada.

Ecem KAVAS

SELAM SANA SİVRİHİSARSPOR’UM

1974 te kurdular seni
Renklerin sarı lacivertti
Yirmi beş senedir bayrağım hiç inmedi
Tatar Haluk Mehmet ÇİNİ
Senin ocağından yetişmişti
Avni DİZMAN rahmetli
Yıllarca çok emek çekti
Selam sana Sivrihisarspor’um
Bu ocakta büyüdük
Bize Sivrihisarspor yaraşır
Nice gençlerimizle yürüdük
Bize sevgi yakışır
Yiğitlikte erlikte
Düzende ve dirlikte
Cümle alemle birlikte
Bize şampiyonluklar yakışır

Sivrihisar birlik olmuş
Gönüllere sevgi dolmuş
Nede güzel kulüp kurmuş
Sakın bu ateşi söndürmeyelim
Kaderi tersine döndürmeyelim
Sivrihisarspor’u öldürmeyelim
Selam sana Sivrihisarspor’um

Burhanettin SARIKAYA

SEVDA YOLU SİVRİHİSAR

Kimi terk etti gitti, kimi gidemedi. Bedenen gidip, ruhen gidemeyeni,
Gidenin içinde hasret koca bir dağ gibi, kavurur, yakar sinesini,
Bekler yazı, baharı gurbete bile kara kış düşer ayrılık uzayınca,
Geçim için yok bir alternatifi, Tek çare okuyup kurtarmak kendini.

Büyük bir mücadeledir, İnsan yetiştirmektir en büyük gururları,
Okuyunca kuş uçar yuvadan, Memleket olur yılda bir uğranan,
Sivrihisar’a olan sevdası bitmez, Uyuyup uyandıkça canlanan,
Sivrihisar’ lı unutmaz geldiği yeri, gittiği yerde yaşatır geçmişini.

Güzeldir Sivrihisar’da dört mevsimin güzellikleriyle yaşlanmak,
En güzeli Sivrihisar’da doğup Sivrihisar’ı dünyaya tanıtmak,
Huzurdur, mutluluktur Yazıcıoğlu kayalarının sislerine karışmak,
Bir başkadır kapanan bulutlarda, Sivrihisar’a selama durmak.

Necmi GÜNAY

İYİ BAKIN DOSTLAR BURA SİVRİHİSAR

İyi bakın dostlar bura Sivrihisar.
Sırtına almış da o engin kayalar.
O kayalarda Çanlı saati de var.
Nice kervanlar burda konaklar.
Burda sevecendir bütün insanlar.
İyi bakın dostlar bura Sivrihisar.
Cimri değildir hesaplı olur onlar.
Karnı aç olsa da gözü tok olurlar.
Yemez içmez yedirir de doyururlar.
Asil ruhlu güzedir hepsi aynıdırlar.
Bakın hele dostlar bura Sivrihisar.
Misafir sever halkı herkesi iyi ağırlar.
Nasrettin Hoca Hortu köyünde doğar.
Aydın kişi de Nasrettin Hocaya sorar.
O da bastonu atar havaya geri tutar.
Dünyanın Merkezi bura der geri tutar.
İyi bakın hele dostlar bura Sivrihisar.

Doğan TURAN

GÜZEL SİVRİHİSAR

Buradan göçen burayı ister.
Burada doğan burda ölmek ister.
Buranın havası bile yeter
GÜZEL SİVRİHİSAR.

Buradan çıkar ermiş insanlar
Buradan göçmez hiç kuşlar
Taşı toprağı her şeye değer
GÜZEL SİVRİHİSAR.

Dörtyol’u Anadolu’ya bağlar
Yol kenarında üzümlü bağlar
Buradan gidenin yüreğini dağlar
GÜZEL SİVRİHİSAR.

Neriman UYGUN

SİVRİHİSAR’IM

Üç tarafı kayalık
Bir tarafı ovalık
Tarihiyle ün salmış
Hocamız burda kalmış
Güzel Sivrihisar’ım

Fatihin kadısı
Burada yetişmiş
Nice ünlü büyükler
Nice ünlü Türkler
Buradan gelip geçmiş
Güzel Sivrihisar’ım

Yazıcıoğlu kayası
Şahinlerin yuvası
Cennet bir yer burası
Güzel Sivrihisar’ım
Yemyeşildir bağları
Heybetli kayaları
Alemşah Ulucamii
En güzel yapıları
Güzel Sivrihisar’ım

Toprağı tarih kokar
Burhanettin sözünü
Şöyle söyler tamamlar
Cennettir Sivrihisar
Güzel Sivrihisar’ım

Burhanettin SARIKAYA

SİVRİHİSAR

Şınşıraktan doğar güneşin,
Hilale benzeyen kayalarına,
O kayalar ki “La ila he illallah” yazıyor,
Çok insanlar seni kaya sanıyor.

Necmi GÜNAY

SİVRİHİSAR’DA AĞAÇ VE UÇA PARK
Çamlarla, ardıçlarla süslüydü kayalar,
Dallarında şakırdı, bülbüller, kumrular,
İnsafla merhamet, çekilince ortadan,
Kıyıma uğradı o yemyeşil ormanlar..

Çırılçıplak kaldı sivri,sivri kayalar,
Karahisar’dı ismi oldu Sivrihisar,
Üç beş dut ağacı vardı, bir kaç da kavak,
Kızgın güneş de müşgüldü bir gölge bulmak…

Yetişti Sivrihisar’ın çıplak bağrından,
Bir orman Mühendisi, EFEOĞLU İHSAN,
Dedi : Kayalar niye çıplak, niye öksüz,
İsteyin ! çam, ardıç, işte her çeşit fidan..
Böyle başladı, ağaç seferberliği,
Kuruldu yeşil sahalar ihdas derneği,
Kolları sıvadı, Başkan Mustafa UÇA,
Halk esirgemedi para ile emeği..
Yardım yağdırdı, hemşehriler dört bir yandan,
Ankara’dan, Eskişehir’den, İstanbul’dan,
Çam fışkırdı mezarlıktan, tombak kayadan,
Geliyor binler, on binler Osman AKTAŞ’TAN,

Tüm insanlar fanidir, eserlerse daim,
UÇA PARK ismi haliyle ağaçlık kaim..
Huzur içinde ceddimiz çam gölgesinde,
Yatıyor, yatacak bir gün her fani mûkim…

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR VE NECMİ GÜNAY

Sivrihisar’ı sevdiren insan
Sivrihisar’ı yaşatan sensin
Eskileri güzel kaleme alan
Hatıraları canlandıransın.

Sivrihisar için daima
Canla başla çalışan
Yüreği güzel insan
Tüm güzelliklerle Sivrihisar ve sen

Onunla karşılaşmasanız da
Sivrihisar sevdalısılıysanız
Bu sevda içinizde kalmışsa
Necmi GÜNAY’ın yazılarıyla Çıkar ortaya.

Yalnızsanız bile onu takip edin
Görün yaşamından mutlu kareleri
Dua edersiniz onlara tüm AİLEYE.
Daim olsun mutlulukları diye

ONU tanımazsanız SİVRİHİSAR’I unutursunuz
ONU tanırsanız SİVRİHİSAR’DA olursunuz
Gitmeseniz de görmeseniz de
Onunla yaşanılır yerdir SİVRİHİSAR

Sivrihisar’da yetişen orayı sevdiren zeki insan
Güvene bilirsiniz ona Yazıcıoğlu kalesi gibi
Kısacası tanımak lazım
Necmi GÜNAY’I ve SİVRİHİSAR’I

Neriman UYGUN

DÜŞÜNCE

Bir akşam çocuktum hatırlıyorum:
Kim bilir nerde hangi bahçede
Ocak başımızda titrerdi bir mum
Bağ yolundan şevk verirdi ay dede
Bir akşam çocuktum hatırlıyorum.

Unuttum nasıldı kabul oldu mu?
Annemle beraber ettiğim dua
Harpti, bulamazdık çavdarla mumu
Hükümete vermiş idik istida.

Unuttum nasıldı kabul oldu mu?
Hayat, nede olsa, tatlı ve güzel!
Dün güneşi seven bir fakir gördüm
Vınlıyordu direklerden akan tel;

Benden can ipine bir daha düğüm
Hayat, nede olsa, tatlı ve güzel!

Bir akşam çocuktum hatırlıyorum:
Kim bilir nerde hangi bahçede
Ocak başımızda titrerdi bir mum
Bağ yolundan şevk verirdi ay dede
Bir akşam çocuktum hatırlıyorum.

Ufukta bir ölüm pençesi gibi yağmur
Karanlık dallarıyla açıldığı zaman,
Uzak bir garnizonda çalınan borazan
Bozkır ıssızlığıyla kalbime dokunur.

Sakin bir hasret gibi serpilen serinlik
Beklediğim köşelerde dağılan nur;
Dost maddenin içinde, tehlikeli fizik
Mavi kıvılcımıyla pencereme vurur.

Beni eski evime götür tanrım n’olur,
Yumuşak dizine annemin tekrar ilet!
Orada her şey tatlılık, merhamet, huzur,

Beyaz minare, Kurşunlu cami sükûnet,
Ve akşam güneşe bakan altın oluk,
Yağmurda yaz rüyası gören mesut çocuk.

Prof.Dr. Mehmet KAPLAN

AH NASRETTİN HOCA AH… !

Ters binerek eşeğine,
Düşündürür gülmeceyle.
Fıkralarla sevdiğine,
Anlatır gülmeceyle.

Dal kırılır yere düşer,
Kazan doğurduysa şaşar,
Hoca gönüllerde yaşar,
Unutulmaz gülmeceyle.

Çocuklarla düdük çalar,
Düşer gürültüye dalar,
Eşeği merkeze salar,
Hatırlanır gülmeceyle.

Sivrihisar Hortu köyü
Törenlerde fıkra ayı,
Nasrettin Hoca’nın soyu
Yaşayacak gülmeceyle

Yasemin ÖZYURT

SİVRİHİSAR

Ey atalar yadigârı Sivrihisar
Uyan artık kadrin bilen dostun var
Neşen artsın geçti bütün ahu zar
Sana tebrik gönderiyor bütün yar

Ovaların boş değildir ekilir
Derelerin türlü ağaç dikilir,
Pek süslendin artık nazın çekilir,
Diyen olmaz böyle yerden ne çıkar.

Belli oldu yatırların izzeti,
Nasreddin’in, Hızır’ların hikmeti,
Yaradan’ın türlü türlü hikmeti,
Dilediği olur hemen bahtiyar.

Mahmut GÜRBÜZ/1944

BAYRAMLAR

Çok eskidendi taa benim çocukluğumdan
Bayram arifelerinde Sivrihisar da
Olurdu tüm gurbetten gelenler
Gırgır şamata güle oynaşa binilirdi köy arabalarına
Şimdi asfalt olup eskiden toz kalkan yollardan
Ulaşırdı köylerine gurbet kuşları
Genelde orta mahallede dururdu araçlar
Meydanda bekleyen anneanneler dedeler
Araçların kapısı açılırdı birden,
Çocuklar hoplaya zıplaya inerdi arabadan
Hep sarılacak birileri olurdu karşılarında,
Hemen dağılmazdı insanlar evlere
Önce meydanda cümleden hoşgeldinler yaşanırdı,
Sonra sıcak çok sıcak kucaklaşmalar
Yabancılık asla ama asla olmazdı meydanda
Sonra yavaş yavaş evlerine dağılırdı herkes
Az biraz yorgunluk atıldıktan sonra,

Bahçelerde sabahlara kadar süren muhabbetler başlardı
Bayram sabahını karşılardı sanki edilen muhabbetler
Bayram sabahı uyanan sadece çocuklar olurdu
Uyanınca tüm köy dolaşılırdı
Yorulmadan, utanmadan, sıkılmadan
Hele de Kurban Bayramıysa bu kapılarda maniler yakılırdı
“Şeker verenin kızı et verenin oğlu olsun “ diye bağırırdı çocuklar
Her kapıda çocukların çubuklarına takılan
büyüklü küçüklü etler olurdu
Böyle yaşanırdı benim çocukluğumda bayramlar
Şimdi üzülerek bakıyorum çocuklarıma
Ne gidecek bir köyleri ne çalacak bir kapıları var…

Azize ÇOLPAN

KAPTAN

Artık sen yoksun kaptan
Vakitsizdi bırakıp gitmen
Ne zaman sahada olsa Sivrihisarspor
İnan yüreğinde seninle olacak

Daha dün gibi seninleyiz
İlktin son olmayacaksın kaptan
Zoru başardın şampiyondun
ŞAMPİYON gittin.

Maç bitmedi devam ediyor
Acımızı içimize gömeceğiz
Gençler duacı sana her an
Nur içinde yat sen KAPTAN

Burhanettin SARIKAYA

SİVRİHİSAR EĞİTİM VAKFI

Sivrihisar’da pek çoktu medreseler,
Buralardan yetişti Hızırbeyler, Emreler,
Hoca Nasreddinler, Şeyh Baba Yusuflar,
Vakıflarla yaşıyordu bu medreseler,
Bu dava yaşatılıyor çok şükür SEV ‘le.

SEV bu halkanın devamıdır,
Yaptığı hizmetler Allah rızasıdır,
Yüzlerce üniversiteli SEV ‘e duacıdır.
Bu dava yaşıyor çok şükür SEV ‘le.
Anadolu Lisemiz SEV’ in eseridir,
Kültürümüze açılan penceredir,
Sivrihisar’ da yaşayacak bir ebedidir,
Bu dava yürüyor çok şükür SEV’ le

Bugün Milli Eğitim bayramıdır,
SEV ‘in bu eseri kıvancımızdır,
Öğrencilerimize bir hediyedir,
Bu dava coşuyor çok şükür SEV ‘le.

Sivrihisar ‘a önemli hizmetler yaptılar,
Halkımızı sevindirip mutlu ettiler,
Bizlere mazimizi hatırlattılar,
Bu dava çağrışıyor çok şükür SEV ‘le

Bugün bir temel atılıyor,
Hizmetlere bir yenisi katılıyor,
Bağrımıza bir abide dikiliyor,
Bu dava coşuyor çok şükür SEV ‘le.

Gururumuzdur Yavuz, Erkan Besler,
Gönlümüzde yaşıyor şekerciler,
Sivrihisar aşkıyla dolu Naci Şakar,
Bir dava yaşıyor çok şükür SEV’le

Ali Öz, Adil Atasoy, Eroğlu, Gökdereler,
Unutulmaz Sivrihisar’da Hacı Ahmetler,
Ebediyen yaşayacak Muzaffer Demirler,
Bu dava şahlanıyor çok şükür SEV’ le.

Ahmet Bican ATMACA

SİVRİHİSAR İLÇESİNE ARMAĞAN

Tarihi eskidir Anadolu’nun Sivrihisarı
Evliyalar, Alimler, Muhlis kullar diyarı
Hüdanın lutfudur bu, varmı başka şiarı
Çarşamba günü kurulur o ünlü pazarı,

Tahsin Hoca yazdı tarihini, oku yunan mezalimini
Eksik değil yetiştirdiği, Mehmet Kaplan gibi alimi
Barındırmaz içinde gaddar zalimi
Dan dan çalarda saatlerin kimse sormaz halini

Yaşadı tarihinde Selmanİ Farisi, Ermenilerde işte kilisen
Geçirdiğin karanlık günleri ah bir söyleyebilsen
Ey Şehit Babam,Gazi dedem müstesna günlere sende gelsen
Müsterih ol toplandık huzuruna buda senin celsen,

Koca Yunus Hızır Bey Sinan Paşa Hoca Nasrettin
Edebiyat dünyasının pirisin çürümez ki tenin
Ölç Dünyayı Bul Ortasını, buda senin kerametin
Andırsın asırlarca yükselecek o büyük neslin

Bağrında yetiştirdin Aziz Mahmut Hüdayı
Ayaklı kütüpanemiz, Dümrekli Selahattin AY’ı
Tefekkür eyle düşün bundaki derin manayı
İhmal edipte unutmayalım ol yüce mevlayı

Bilirsin Ağustos ayında neler oldu neler
Kağnısı ile omuzunda mermi taşıdı anneler
Din ve Vatan uğrunda şehadet şerbetini içenler
Ruhunuz Şad olsun ebediyete göçenler

Dürüst ve çalışkandır devlet erkanı
Esnafı ile anılır şerefi şanı
Ortasında akan şırıl şırıl şadırvanı
Gözetliyor kayaların, dört yol kavşağını

Yüzyıllarca yaşayan o muhteşem Ulu Camisi
İslam ve Türklüğün sendedir köklü mazisi
Kalbinde imam varsa gönlünde vatan sevgisi
Gençler, sizler olacaksınız bu toprakların hamisi.

Sadık oğlu H.Yunus ARSLAN/Dümrek Kasabası

SİVRİHİSARSPOR

1974 yılında kuruldu,
Gençler için büyük umuttu,
Sivrihisar’lı senin için koşuştu,
İlçemizin gururu SİVRİHİSARSPOR.

Renklerin sarı ve lacivert,
Hizmet etti sana onlarca fert,
Allah’ım vermesin sana dert,
Gençlerin gururu SİVRİHİSARSPOR.

İlk oyuncuların, İsmet ATMACA, Edalı’nın İsmetti,
Mehmet Gökdere, Ziya Kartal, Harun Işık’la devam etti,
Selahattin Yalınbaş, Yavuz Ayaydın, Süleymen Çini geldi,
İlçemizin neşesi oldun SİVRİHİSARSPOR.

Profosyonel futbolcular yetiştirdin içinden,
Goller Coşkun’dan, Müdafa Tatar Haluk’tan,
Takımına güven vermek Mehmet ÇİNİ’den.
Ümidimiz profosyonel ligde görmek seni SİVRİHİSARSPOR.

Bu ocakta hep beraber büyüdük,
Kötü alışkanlıklar değil, insanlık gördük,
Birçok gençle spor için yürüdük,
Gençlerin güvencesi oldun SİVRİHİSARSPOR.

Sana hizmet etmek için başkanlık yapanlardan,
İbrahim Demirkol, Fikret Arslan’, Bahri Yerebakan’dan,
Cebrail Şimşek’ten, Cemil Sezer’den daha nicesinden,
Teşekkürler sunuyorum SİVRİHİSARSPOR.

Ayrıca antrenörlük hizmeti bulunanlardan,
Avni Dizman’dan, Mehmet Çini’den, Niyazi Koca’dan,
Engin Çam’dan, Mete Danış’tan, Fatih Kuzu’dan,
Hizmetler sana armağan SİVRİHİSARSPOR.

Emeği çoktur sende Avni DİZMAN’ın,
Erken ayrıldı aramızdan, üzdü bizleri inanın,
Gençlere centilmenlik ve dürüstlük armağanın,
Büyük kaptanıunutmaz SİVRİHİSAR ve SİVRİHİSARSPOR

Necmi GÜNAY – Faruk ÖZ

NASREDDİN HOCA

Yunus gibi onunda gizli ömür savaşı
İlçemizde saklıdır oğlunun mezar taşı
Kızı Fatma Hatun’un mezar taşı bir zaman,
Mezarlıkta bulundu burada durdu bir zaman,

Bir zaman Eskişehir tekel deposundaydı.
Mevlana müzesine usulca birden kaydı
O zaman Akşehir müzesine mal oldu.
Bu kısa ilçemize ha/in bir masal oldu

Akşehir’e bravo demek doğrusu
Onlara hoca aşkı ulu erek doğrusu.

Dürrü Melek Hatun’dur kızının ikincisi
Mezar taşı Akşehir müzesinin incisi
Denirki, mezarlıkta bulunmuş Akşehir’de
Belki meçhul bir dalga onu buldu bir yerde

Ana adı Sıdıka, Baba adı Hoca Abdullah;
Bu iki isimde de aşikâr yüce Allah;
Karısının mezarı Sevdi hamam yanında
Denir, kızı Fatma’nın mezarının muinde

Hoca’nın Furuu olan yetişmiş pek çok ulu…
Anadolu bağrından başlanarak ilim yolu…
Allah’ın Hızır’ı var yetişir dar zamanda…
Hocanın ki Fatih’in kadısı nur zamanda…

Bütün gerçek kaynaklar ayna gibi gösterir
Hızırbey Çelebi’ye sultan kadılık verir
Sivrihisar, İnegöl, Bursa derken Edirne,
Gün gibi aydınlatır istanbul’u da yine…

Bu günkü Kadıköy ki adın alır ondan,
Arpalık verilmişti Çelebi’ye Sultan’dan…

Müderrislik, kadılık; denir bilginlik onda
Eşine rastlanmazda yüce ilim yolunda…
Hızırbey ile geçene şöyle dönüşür, giden
Kadı Celalettin’dir seçere önü peder…

Celaleddine baba Sadreddin’dir soyunca
Onunda öz babası ibrahim soy boyunca.
İbrahim’se Nasreddin Hoca’nın Hafiddir.
Birçok eski eserler kaydeden buna bir bir…

Allah ona zekâyı bir kılıç yapıp vermiş;
Vur! dive nice nice hedefler de göstermiş…
Ölümünün üstünden geçmiş yüce asırlar,
İnsanlık aleminde gündür, gittikçe parlar,

Gittikçe hayranlığın anlamına ömür o,
Gelişen insanlık O, yağlı, ballı küfür O…
Hayatın felsefesi felsefesinde hayat.
Köle değil zekâsı, zincirleri kıran inat…

Hoca bir öğretmen yaşlıya, gence;
Her Türk bir Nasreddin Hoca’dır önce…
Güneş, güneş gözleri, kaşı;
Kötülüğe karşı bütün savaş…

Doğum Sivrihisar ölüm Akşehir…
Bütün ömrü “Düşün” diyen düz nehir,
Yalana yok; korku, çıkardan uzak,
Tanınmaz esaret, dinlenmez tuzak…

Dinsize öğretir dinin zarını
Taşı gediktedir, çekmez lafını.,.
0 tam anlamıyla insanlık aşkı
Her atış onunki olmasın kuşku…

Odak olmuş, onda Türk’ün varlığı,
Semtine uğramaz değiş darlığı…
En iyi, en ince, en çetin sözü.
Fırlatır, sakınmaz budaktan gözü…

Ordünaryüs mantık aklının adı,
Gittikçe bulanır gönül tadı…
Düşmanın değildir, yaban öküzü
Belki hedefidir yaban öküzü…

Hilmi ÇINGIR

MEMLEKET SEVDALISI

Bir yürekte oturmuş yüce sevda
Kiminin taşına kiminin toprağına
Kiminin havasına kiminin suyuna
Belki karış karış gezmiş vatanı
Şirler yazmış dize dize mısra mısra
Memleket kokan memleket saran
Son nefeste olsun demiş benim olan
Kimi şiirinde kayasından bahsetmiş
Kimi şiirinde aşından,kimisinde kokusundan
Ama demiş illa demiş olmazsa olmaz demiş
Memleketlilerini de katmış dizelerine

Satırlarına ama önce duygularına
Onu yazmış onu çizmiş her satırında
Hayat demekmiş onun için memleket
Küçücük bir çocuğu büyütürcesine,
Yüreğinde büyütmekmiş sevdasını
Hasret kokan onu saran memleket
Memleket demek Sivrihisar demek,
Memleket demek Nasreddin Hoca demek,
Memleket demek Necmi GÜNAY demek.
Aldığı her nefeste SİVRİHİSAR diye atan bir kalp demek…

Azize ÇOLPAN

SİVRİHİSAR İÇİN LAF ÜRETENLERE

Sivrihisar, Sivrihisar diyorsunuz,
Sivrihisar’a ne veriyorsunuz,
Sivrihisar’ın halini görüyorsunuz,
Hala Sivrihisar’ lıyız diye övünüyorsunuz.

Sivrihisar için yaptığın bir şey yok,
Hizmetin yok, boş lafın pek çok,
Kuru lafla hiçbir şey olmuyor,
Sivrihisar’ın boş lafla karnı doymuyor.

Boş laf üretmeyi bırakın,
Gerçek icraatınız varsa yapın,
Öne çıkma hareketinden kaçının,
Gerçek hizmet yaparak tanının.

Fahri CEYLAN

SİVRİHİSAR

Evliyalar kaynağıdır Sivrihisar,
Gazilerin kahramanlar oymağıdır Sivrihisar,
Gurebalar barınağıdır Sivrihisar,
Güruh, gürüh ulemanın madenidir Sivrihisar.
Fakir fukaraya müşfik alicenap ağnıyanın kucağıdır Sivrihisar,
Namus şeref vicdan,her türlü meziyet bucağıdır Sivrihisar.

Derviş YASERİ

 

SİVRİHİSAR DOĞDUĞUM YER

Gönlümün cenneti o bizim yerler,
Selçuklu kokan, tarihi evler,
Sokakları ayrı, caddeleri güzel,
Aklımdan çıkmıyor doğduğum yer.

Suyunu içtiğim Mavı Gadın çeşmesi,
Yazıcıoğlu eteklerinde sohbet etmesi,
Saatin her vuruşu ile zamanı bildirmesi,
Aklımdan çıkmıyor doğduğum yer.

Öyle özledim ki tüm dostlarımı,
Anamı, babamı, gardaşımı,
Gözümde tütüyor kalbimdekiler,
Gönlümün cenneti o bizim yerler.

Çiğdem AVKIRAN AKTEPE

SİVRİHİSAR’IM

Aşımın çömleği Sivrihisar’ım
Sırtımın gömleği Sivrihisar’ım
Kimsesiz sahipsiz desem yalan mı?
Elimin değneği Sivrihisar’ım

Hilmi ÇINGIR

ÇİNİ BAHÇE

Ankara’yla Sivrihisar arası,
Cenneti andıran yer ÇİNİ BAHÇE.
Sıcak bir yuvadır sanki burası,
Tesisler içinde ser ÇİNİ BAHÇE.

Yunus Emre sevgisiyle beslenir,
Nasreddin’in hicvi ile süslenir,
Yola çıkan her yolcuya seslenir,
Ruhu aydınlatan nur ÇİNİ BAHÇE.

Bal ile gözleme verir el ele,
Alabalık gelir tavada dile,
Lezzetler çoğalır tatlı dil ile
“Dosta şifa olsun” der ÇİNİ BAHÇE.
Kendisini kültürüyle eğitir,
Yorgunluğu alır, gamı öğütür,
Herkese cömertçe huzur dağıtır,
Kalpleri sevgiyle yur ÇİNİ BAHÇE.

Izgara köfteden al tabak tabak,
İster ye, istersen endamına bak,
Çaylar tavşankanı, ayran ak mı ak,
Güçsüz bedenlere fer ÇİNİ BAHÇE.

Her geleni ağır misafir sayar,
Hürmette, hizmette bozulmaz ayar,
Uğrayan izzete, ikrama doyar,
Gönüllerde nazlı yâr ÇİNİ BAHÇE.

Halil GÜRKAN

HASRET İÇRE SİVRİHİSAR

Yılda bir – iki sefer belki görmekte gözüm
Ama üç yüz altmış beş gün seni yaşar gönlüm

Sende aldığım bir nefes şifâ olur cânıma
Seni gördüğüm an inşirâh dolar ruhuma

Sana gelirken yollar hep neş’eli ve kısa
Senden uzaklaşırken hep uzun ve cefâ

Ah atalarımın toprağı bağrında Ehlullah yatan
Cennetten bir köşe olarak Yurdumuza şeref katan

Sen gönül şehrisin SİVRİHİSAR’ım bağrından Yunus çıkmış
Hakperest adil hakimler Hızır Beyler sende çiçek olup açmış

Şeyh Baba Yusuf gibi Sultanların menbâısın
Şınşırak dede gibi mânâ deryaları barındırırsın

Hâce Nasruddin’imiz ibret-i âlemdir kıssaları gönle işler
İdrake kapı açar hem İnsan’a İnsanlığı derk eder

Hazret-i Selman sende bildi Fahr-i Kâinat’ı
Cafer’i Tayyar sende giydi şehadet kanatları

Yetmiş iki millet bir olmuş bağrında
Binler yılın mirasını yaşatırsın gururla

Hazret-i Üftâde etti ifşâ Üstad-ı Aziz Mahmud Hüdai’dir
Ulu camii gece gündüz uluların nurlu menzilidir
Erenler meydanı kurulur o sarp kayalıklarında
Gönüller feyz yâb olur senin havanı solumakla

Bir hasretsin ki gönlümde , duamdır dilimde her an
Sende yaşatsın Rabbim sende kıymet bulur zaman

Ah memleketim medhine kelâm bulamam tarihin yeter
Hisarının her kıvrımı bir başka hakikat bir başka değer
Afifiyem atamdır Sivrihisarlı Seyyid Osman Afif
Sivrihisarımıza hediyye olsun bu kafiye-i latif
B. Yunus DİNÇER

SİVRİHİSAR’IN BAĞLARI

Sivrihisar’ın etrafında dağları,
Dağların ardındadır bağları,
Çapa yapar erkek ve kadınları,
Asmalarda sallanır salkımları.

Bağlarında arap parmağı, kekresi,
Asmalarında üzümler, büyüler herkesi,
Arama başka yerde yoktur böylesi,
Turşulara tat verir o güzelim sirkesi.

Narenciyesi var ve de analı kızlısı,
Meşhurdur ilçemin dövme tatlısı,
Hiç bir yerde arama yoktur aynısı,
Yiyen olur, dövme tatlının hastası.

Mor feksikanı beyazı karası,
Bağlarında geçer gönül yarası,
Bağında yersen alınmaz üzüm parası,
Cana can katar üzümün şırası.

FAHRİ CEYLAN

SİVRİHİSAR SEVGİSİ
Sivrihisar’ım sevgimin temeli; özüsün,
Sevdasın, muhabbetsin, dillerde sözsün,
Gönüllerde açan, kırmızı beyaz gülsün,
Merhabasın, dosttan gelen selamsın,

Benliğimdedir, gözümdedir güzelliğin,
İçinde, özünde sözündedir şirinliğin,
Nereye bakarsam orada sen varsın,
Havasını çektiğim, suyunu içtiğimsin.
Necmi GÜNAY

KUMLU YOL
Hevesliydim önceleri,bir başka düşlerdim yarınlar…..
Sonu ne bile bilirdimki,şakaya bağlanacağını….
İstanbul Sivrihisar mekik dokurdun…
Çocukluk sevgilerimle…
Hele akşamları güneşin batışı..
Bir başka güzeldi Yazıcıoğlu’nda…
hanı insanlar çift gömülse,
Bizi ölüm dahi ayıramazdı….
Hani o sözler hani yeminlerrr…
Şimdi kumlu yoll sessiz….
Yazıcıoğlu durgun,sivrihisar sokakları ağlamaklı…
Oğlakçı, Mülk köy değişmiş…
Bir tek değişmeyen yene Yazıcıoğlu kalmış…
Dr. Kemal ASLANCAN

SİVRİHİSAR DÜĞÜNLERİ

Düğünümüz cuma başlar pazar biter
Cumartesi sabah damat hamama gider
Bamya çorbası,kelem dolması,pilavı un helvası
Düğün yemeği bereketlidir herkese yeter

Damat giyinirken yeni elbiseleri
Damada batırırlar acımasızca iğneleri
Sevgisini böyle belirtir sevenleri
kimseyi caydırmaz damadın inlemeleri

Oğlan evi neşelidir güler oynar
Kız evinde hüzün ana ağıt yakar
Oğlan kardeşi bacısına kuşak bağlar
Gelin kız hem gider hemde ağlar

Oğlan evi gelir gelini almaya
Davul zurna başlar çalmaya
Gelini hemen çıkarmazlar
Kayınpederi çağırırlar anlaşmaya

Elin biner gelin arabasına
Hüzünle bakar anasına,babasına
Hoca okur sure,yapar duasını
Gitme vakti gelmiştir kendi yuvasına

Al duvaklı gelin inmez arabadan
Ayak basma hediyesi ister babadan
Anlaşma sağlanır hediye verilir
Ömür boyu mutluluk dilenir yaradandan

Gelin istediğini almıştır arabadan iner
Damat gelir sevdiğinin alnından öper
Gelin damat muratlarına erer
Sivrihisar düğünüde böylece biter.

Fahri CEYLAN

BİZİM DİYAR
Gel gönül dostu Yunusça
Anayurdum Söğüt dolayından esen rüzgârla.
Seni bekliyor,
Osmanlı lalesi kokan, bir olup diri olan
Gardaşların bir araya geldiği
Anadolu bozkırında Türk Kültür Başkent’i.

Ertuğrul Gazi’den Osman Bey’e
Seyyid Battal Gazi’den Hızır Bey’e
Hoca Nasreddin’den Yunus Emre’ye
Nice Türk Ulularının yetiştiği
Buram buram tarih kokan bu şehre.
İster kanat takıp paraşütle, ister planörle
Seyreyle gökyüzünden yeryüzünü İnönü’de.
Beyaz sayfalarda can bulan tarihe
Merak sararsan Frigler’in kutsal kentine
Ulaşırsın Yazılıkaya’da nakış nakış işlenmiş belgeye.

Bir millet için su medeniyettir.
Türkmen Dağı’nda Kalabak,Sakarbaşı’nda Sakarya Nehri
Şehrin içinden geçen Porsuk Nehri
Can verir hayat verir bu topraklara
Toprak yeşerir bereketlenir suyla.

Her bir soruya cevabımız hazırdır elbet
Dedemiz Nasreddin’den gelen bir yetenek,
Sınamak istersen zekâmızı bilmeyerek
Öğrenirsin sen de dünyanın merkezini
Hoca Nasreddin’in heykelinde dikilerek.

Altmış yedi ahşap direkli, sanat şaheseri minberi
Bir Selçuklu eseri Ulu Cami,
Saat başı pirinç tokmağıyla vuran Saat Kulesi,
Ermeni Kilisesi,
Ankara dışında Zaimoğlu Konağı’nda
toplanan Bakanlar Kurulu
Kral yolu üzerinde topraktan fışkıran Pessinus beldesi.

Öğlesine büyüktür ki içindeki ilahi sevgi
En büyük sevgiliye gitmeye çağırır herkesi
Hiç azalmadı içindeki insan sevgisi
Sakın unutma kabrinde ziyaret etmeyi
Halk aşığı, mutasavvıfı Yunus Emre’yi.

Tarihsel dokuda bütünlüğü sağlayan Odunpazarı evleri
Merkezinde Osmanlı dönemi şaheseri Kurşunlu külliyesi
Beyaz altın lületaşı işlenir, dönüşür pipoya bibloya
Boncuk boncuk dizilir tespih olur Atlıhan Çarşısı’nda.
Sabrı öğretir insanoğluna.

Şehrin merkezinde Alâeddin Parkı, Yediler
Bir nostaljidir Hamamyolu’ndaki geziler
Köprübaşı insanların buluşma noktası
Rahatlamak istersen uğraktır
Doğal sıcak sularıyla hamamları.

Sıcak sularda abdest alıp,
Çarşı Cami, Reşadiye Cami’nde namaz kılmadan
Soğuk havalarda bozadan,
Sıcak aylarda Porsuk Nehri kenarında Adalar’da
Ayrılma bir bardak çay yudumlamadan

Korsan Gemisi, Masal Şatosu, Bilim Sanat ve Kültür Parkı
Regülâtör, Şelale Park, Şehri Hayat insanına nefestir
Bilim Deney Merkezi genç beyinlere ışıktır
Kent Park’ta deniz keyfini yaşamaktır
Bu şehrin her köşesinde hayat vardır.

Yakın tarihten armağandır
Devrim otomobili, Karakurt lokomotifi.
Geleceğin Sanayi tuzu bor madeni,
Meşhurdur ağızda dağılan helvanın hası Met’i
Davarların koruyucusudur Akbaş Çoban Köpeği.

“Es Es Es Ki Ki Ki “ sesleriyle ülkeyi titreten
Yüzlerde tebessümü hiç eksilmeyen,
Aydın, kültürlü, bilgili insanların yaşadığı üniversite şehri
İnsana züldür; gezmeden şehirler şehri Eskişehir’i
Bu dünyada kapamak gözleri.

Bora KAVAS

HAMİT BAŞKAN’A

Yaşın genç yolun uzun,
Dertler çok, yüreğin sağlam olsun,
Sivrihisar’ı azminle aydınlat,
Sinerjinle yeniden yarat,

Dürüstlüğünle nam sal,
Doğruluğunla yol al, al ki
Sivrihisar’ımız görülmeye ve gezilmeye,
Yaşamaya değer bir yer olsun.

Şükrü YAHNİ

SİVRİHİSAR

Muhitsin tarihte çok eskiden nam bırakmış bir belde,
İlim irfan vücudunda bilgilerle değerlenmiş bu ilde,
Çevreleyen köylerinle, şehirlenmiş merkezinde
Ağniyalar, Evliyalar, Âlimler Hızır, Yunus Nasrettinler çok yetişmiş nezninde.
Ahmet COŞKUNTÜRK

SİVRİ-HİSAR

Sivridir etrafında kayaları,
Kayaların ardında var hisarı,
Sivri kayalar ve hisardan almıştır,
Güzel ilçemin adı Sivrihisar’ı.

Her tarafı buram buram tarih kokar,
İlçemiz iyi tanıtılırsa turist akar,
Yetkililer gerekli ilgiyi göstermemiş,
İlçem halkı kaderine ağıt yakar.

Yunus Emre’si ve de Nasreddin Hoca’sı,
Dünya tanıyor bunları kısacası,
İlçeyi yönetenler el atar inşallah,
İlçemiz canlanır, tüter turizm bacası.

Fahri CEYLAN

SİVRİHİSAR MUKADDES BELDE
Açılın Kapılar Sivrihisar’a gidelim
Meclis-i Şâhâneler kurulan mukaddes beldeyi ziyaret edelim
Seyyid Mahmud Süzaniler, Seyyid Nureddinler
Hamdi Babaların huzuruna erelim.

O belde ki Makam-ı Cafer-i Tayyar var
O belde ki Abdulvehhab, Gazi gibi sultanlar yatar
İmdi Ceddim sana kavuşma vaktidir
Barigâh-ı Afifiye vuslat vaktidi.

Allah’ım bu ne lütuf, sonsuz şükür sana
Vasıl ettin beni özüme toprağıma
Ne olur ayırma bu mukaddes beldeden
Yunus’un izinden, Hoca Nasreddin gönlünden.
Bir râh-ı Rızâ ki vatanımda menzilleri
Sivrihisar ebede kadar Ehlullah’ın beldesi
Gönül gel sıyrıl perdelerinden
Aç kapını temiz tut içini Yâr gelsin tezden

Sende afifzade gir kendi gönül evine
Yâr ile vuslat’ın bekâ demine Hû

B. Yunus DİNÇER

GEÇMİŞE HASRET

Sivrihisar sessiz sakin
Sararan Sonbahar yaprakları ile kış uykusuna hazırlanıyor
Yazıcıoğlu kayaları mahzun,
Kumlu yol ise artık asfaltımsı bir yol.
Tarihi çeşmelerimiz unutulmuş bir kenarda,
Yada mermer kaplanarak tarihi özelliklerinden uzaklaşmış adeta.
Garipçe çeşmesi yine yalnız,
Yine mahzun,
Yine buruk,
Akmayan suyu ile kaderini bekler sessiz, sessiz…
Yaşar GÜREL

SİVRİHİSAR VE SEN

Hiç gittin mi? Sivrihisar’a…
O tarihi atmosferi yaşadın mı?
Yazıcıoğlu Kalesine yaslanıp ta,
Sivrihisar’ı doyasıya seyrettin mi?

Sende benim gibi Arkadaş…
Sivrihisar sokaklarında dolaştın mı?
Yalnızlığı hissedip te
Kumlu yolda ağladın mı?

Dr.Kemal ASLANCAN

NE ÇEKTİN BE SİVRİHİSAR
Ne çektin be Sivrihisar, Seni eleştirenlerin Dilinden.
Hani demek istediğim bir çıkarında yok.
Hep seni izler senin meyveni yemek isterler.
Yaşamadan seninle iyi kötü günlerini

Hani dedik sana tarihe not düştün mü diye,
Ne çektin ben bilirim diyenlerden,
Gölgende oturmadan, burada yaşamadan
Senin hakkında karar verenlerden.

Senin hayat damarlarından akan
Kanın hızını bilmeyen, atışını hissetmeyen
Kalbine ulaşmaya çalışanlar.
Hani kalpleri seninle, gel desem nereye gelecek.

Gelse ne görecek ki bu dinozor bir yapı.
Babadan kalan fikri devam hevesi.
Tabi sen yaptın bu vefasızlara be Sivrihisar,
Çekmeye devam edeceksin, dayanırmısın bilemem.

Sokaklarını sorarlar neresi diye.
Atasından kalan mirasın izlerini siler geçerler,
Bilmezler değeri bile biçilmezken maneviyatına satarlar
Sanki ihtiyacı varmış gibi üç beş kuruşa.

Ayrık otu gibi bir yerlerden çıkarlar
İhtiyaçları olduğu zaman kalbimiz sizinle diyenler
Biliyoruz ki unutmuşlar sadece kalplerini burada.
Ne çektin be Sivrihisar şu kalbini sende Unutanlardan.

Seni yönetmeye çalışanlar bir gün bile seninle yaşamadılar.
Ne çektin be SİVRİHİSAR Seni bilgisizce yönetmeye çalışanlardan.
Hani onlarda da şuç yok, Suç seni yönetilecek gibi görenlerde.
Yıllarca kullandırdıkları gibi beklentileri vardır senden.

Takmışlar toprağından çömlek olmaz, olmaz tabi nerde öyle usta.
Adam gelsin de Büyük şehirlerden seninle mi oynasın.
Oralarda işi var, cebini senden dolduracak, senin gömleğinle resim çektirecek
Sonrada bir gün işi bitince gönlünü almaya gelecek.
İnsanlar durmuyor bu Şehirde diyorsun
Seçildikten sonra gelsin aybaşı maaş istiyorsun.
Seni güçlü kılmak üzere ne talep ettiler seçilenler.
Ne fabrika ne başka istihdam alanları getiremediler.

Düşer bir siyasetçinin yolu sorarız ne vaat etti diye.
Bırakın ne vaat ettiğini sen ne istedin ona bak.
Onlar seni merkezden yönetmeye aday, onlar bilir işini.
Şimdi sen ne vereceksin söyle koca çınar Sivrihisar.

Koy ver gitsin kalmazsa sende bir şey alamazlar.
Kazanan yok, yerleşen yok eleştiren sorgulayan çok,
Merak etme bunlar yoksa çöpte yoksa sorunda yok.
Bünyende kaç fabrikan var, kaç işletmen var, hangi sektörlere teşvik verdin.

Devlet Hastanesi sınıf değiştirmek üzere,
Ana anterlerin tek katlı Plansız programsız,
Şehir Planın yok, müzen yok, Oto garın yok.
‘’Dünyanın Merkezi’’ Demiş hoca ama, Merkez nerede bilen yok.
Tarihi varlıklar dedin dokuz mahalleni hibe ettin onu da beceremedin.
Turistlere resim çektirecek bir alan bile yaratamadın.
Sonrada medet ummaya devam ettin,
En iyisi mi sen kendine dön giden gitsin kalan sağlar senindir.

Necmi GÜNAY – S.G

KIZ SEN SİVRİHİSAR’IN NERESİNDENSİN?

Yeri süpürür eller,
Kınalanmış iği büktürür,
Kapı önünde çorap örüp oturur,
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin?
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin?

Tombaklar, Nayıflar, Şamdanlardan mı?
Zimzimler, Zayımlar, Darbazlardan mı?
Horabaz,Namane Üçpınardan mı?
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin?
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin?

Zeytin gözler bana dudak büktürür,
O güzel endamın yere çöktürür,
Salınıp yürümen ocak söndürür,
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin?
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin?

Hacıbatlar, İhtiyarlar, Sölpüklerden mi?
Sobacılar, Kağıtçılar, İncilerden mi?
Hörhör, Yenice mahalle, Yecelikten mi?
Kız sen Sivrihisar’ın neresindensin
Söyle Sivrihisar’dan sen kimlerdensin
SİVRİHİSAR’lısın da, YETİM’lerdensin

Mürsel PAZARKAYA

BABAM, BEN VE SİVRİHİSAR.

Üç yıl oldu hasret, sevgili babam Ali ARIN,
Sordum baba gitmek mümkün olsaydı yarın,
En çok neyini özledin SİVRİHİSAR’ın,

Yüzü pembeleşti, bir hoş tebessümü oldu,
Özlemişti besbelli gözleri doldu,
Oğlum dedi; haşmetini özledim kayaların,
Olsa da içsem bir bardak suyu Üçpınarın,

Takati olsa ayakların, acısı olmasa yaraların,
Çıkıp otursak üstüne, Saat kayasındaki kayaların,
Kayanın gölgesinde uzanıp otursam,
Kepene doğru bakıp hülyaya dalsam,

Kemanının sesi gelse Galamanın Mustafa’nın,
Geçtiğini görsem peşpeşe aşıkların,
Gavur hamamında çocuklar ateş yaksalar,
O tepeden buraya el sallasalar,
O sıra çalıverse çan saysam dokuzu,
Hisar tarafından sürü gelse karışık koyun kuzu,
Garipçe tarafından tozlar kalksa,
Traktörler dizi dizi ,arpa buğday boşaltsa,

Dört yoldan geçen arabaları saysam,
Sivrihisar’a dönenlerden mutluluk duysam,
Nasrettin Hocam diyor, burası dünyanın merkezi,
Ben de çağırsam gelip gezsinler diye herkezi,

Yazıcıoğlundan uçsa bizim kartallar,
Sevinsem tükeniyorlardı, şimdi altı tane var.
Keklik sesi yok artık bitirdi acımasız avcılar,
Dava açsın ceza verdirsin savcılar,

Modinin ismet çekip sürüse arabasını,
Derileri taşıyıp çıkartsa nafakasını,
Okunsa duysam ,peşpeşe her camiden ezanlar,
Patlasa eski top,hatırlatsa ramazanları.

Edalı bisiklet kiralasa, bağırsa üç teker de var,
Top sahasında turlasa kiralayıp çocuklar.
Manik’lerin fırında çarşı ekmeği pişse,
Mis gibi kokuları buralara yetişse.

Köfteci dayıdan ekmek arası alsam,
Nemaneye uğrayıp bir desti su doldursam.
Sivrihisar’ın gerdanlığı, Uçaparkta ağaçlar,
O tarafa uçuyor sürüsüyle bütün kuşlar.

Bir ara şadırvanda Pazar kurulsa,
Koçaş patlıcanı,çitlik keşiri,kepen kelemi sesi duyulsa.
Toşur hocayı görsem ,kumlu yolda yürüse,
El sallasam görmez ama,ya görüverirse.

Çalgıcı Mustafa’nın darbukası ,Şahin in zurnası,
Bir başka coştururken gençleri Sivrihisar havası,
Defalarca dinlesen anlayamazsın varmı yokmu notası,
Elmalı,Yenice mahalle,Kumluyol ,mezarlıklar peşi sıra doluyor,
Belediye artık ölenleri,Söğütönü’ne yolluyor.
Hayat durmaz hergün yenileri doğuyor,
Eski dostlar kayboluyor,hepsi masal oluyor.

Ah oğlum sevgilim, Yenice mahalle mezarlığında,
O yüzden o tarafa pek bakamıyorum,
Anıları hasreti söküp atamıyorum.
Ulucami de ezan başladı haydi gidelim,
Namazdan sonra bedestende sohbet edelim.

Benim ilgim başka, top sahası gözümde,
Avni Dizman şut çeker ,Mehmet Çini kalede,
Ahmet Bican Atmaca ,haber için beklemede.
Yarın Sivrihisar ın sesi gazetesi çıkacak,
Sivrihisar gençliğin galibiyetini yazacak.

Kalk baba vakit geldi gidelim,
Gelmişken Hamdi babayı ziyaret edelim.
Kalkıp insek merdiven kaya yolundan,
Geçerken yoğurt alsak yoğurt pazarından.

Dolaşalım gazeteci şahinlerin yanından,
Titrek doktora gösterelim yaralarını,
Zeki Çalış’a ilaç yaptıralım, dindirsin acılarını,

Bak baba gördünmü Sivrihisar uçağını,
Sivrihisarlının nasıl açtığını ,vatan için kucağını.
İsmet Çağlar paşa duruyor,uçağın yanında,
Çetin Uğural paşa gurur la arkasında,
Ali ihsan Güvener paşa içtima yaptırıyor,

Mevzubahis vatan ise ,kasabamız, karargahı andırıyor.
Sivrihisar ın toprağında kutsiyet ve keramet var,
Tarih boyunca başarılı ,büyük insanlar,
Aziz Mahmut Hüdai,Yunus Emre,
Hızırbey,Nasreddin Hoca lar,
Sayamayız günlerce,binlerce daha var.

Tarihçiler,sanatçılar,profesörler,doktorlar,
Başarıya örnek olmuş her meslekten insanlar,
Bak baba Yüksel Uça parkta ağaçları sular,
Yanına gidiyor,başkan Muzaffer Atasoy ,
Elinde sepet,sepetinde güveç var.

Kalk gidelim baba,
Peş peşe okunup bitmeden ezanlar,
Bir kolu Eskişehir e bir kolu Ankara ya ,
Kucak açmış bizi bekler Sivrihisar.
Kıymetini bilin, sahip çıkın orda yaşayanlar.
Sivrihisar a özlemi, uzakta kalanlar anlar.
Bir nebze hasret giderir, fotoğraflar….
İyi ki bilgisayarlar, ekranlar var,
Şenol ÖZ’ler, Necmi GÜNAY’lar,
Sivrihisar ı sevip anlıyanlar var,
Eminim babamın yüreğinde de bende ki gibi,
Hasret,özlem,Sivrihisar var…
Cengiz ARIN

ÖVÜNMEK GİBİ OLMASIN AMA CANDAN SİVRİHİSAR’LIYIM

İnsanıyla, doğasıyla, ilçemin sevdalısıyım,
Araya yollar girse de bütün gün rüyasındayım,
Yıllardır gurbette aklımla, fikrimle hep oradayım,
Övünmek gibi olmasın ama candan SİVRİHİSAR’lıyım.

Necmi GÜNAY

KİTAPLA İLGİLİ YAZAR GÖRÜŞLERİ

Necmi Günay,Sivrihisar’ın bağrından yetişmiş,Sivrihisar’ı çok seven emekli ordu mensubu kardeşimizdir.
Emekli olduktan sonra Sivrihisar’ın Sesi Gazetesi’nde ve Eskişehir’de yayınlanan çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazarak ilçemizin sorunları ile meşgul oldu…
Bunlarla da yetinmeyip “Sivrihisar Kültür, Turizm, Sosyal Yardımlaşma ve Tanıtım Derneği” nin kurucuları arasında yer aldı. Dernek vasıtasıyla Sivrihisar’ın sosyal ve kültürel değerlerinin gelişmesi ve tanıtılmasına yardımcı oldu.
Sivrihisar halkının çok sevdiği “Hakıklar” namı ile bilinen Hasan, Kemal ve Mehmet kardeşlerin hayatları ve yaşantılarını anlatan “Sivrihisar’ın Gülleri Hakıklar” diğer bir ifadeyle (Aşıklar) kitabını yazdı…
Şimdilerde ise “Şiirlerde Sivrihisar” kitabını yayına sokup, Sivrihisar kültürüne önemli bir hediye sunmuş oldu. Necmi Günay kardeşim Sivrihisar sevdalısı kişiliğini, derlediği “Şiirlerde Sivrihisar” kitabı ile tebcil ve tescil etmiştir… Kendisine gönül dolusu sevgi ve saygılarla birlikte teşekkürlerimi sunarım.

Ahmet Bican ATMACA / 19.08.2014

“Şiirlerde Sivrihisar” kitabını basarak Sivrihisar’a ve şairine gerçek değerini veren Sevgili kardeşim Necmi GÜNAY’a yapmış olduğu kültürel hizmet için çok teşekkür ederim.

Sivrihisar’ın yazılı ve kalıcı eserlere ihtiyacı oldukça fazladır. Bu eserlerin artması geçmişle gelecek arasında köprü görevi görmektir. Sayın Necmi GÜNAY Bey e çalışmalarında başarılar diler sevgilerimi sunarım.

Orhan KESKİN 26/11/2014

Sevgili Necmi’ciğim;

Sivrihisar ilçemizle ilgili ve ilçemizde yaşamış olan sevimli simaları ve bunlarla ilgili bilgi ve yaşanmış olayları derleyip bir kitap halinde yayınlaman ve bu kitaplarında benim yazmış olduğum birkaç şiirime de yer verdiğin için sana ve emeği geçenlere sonsuz teşekkürler ediyorum.

Çalışmalarında başarılar dileğiyle saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.

Fahri CEYLAN /20.08.2014

Sivrihisar; tarihiyle, yetiştirdiği insanıyla, tarihimizde aldığı önemli görevlerle farklı bir yere sahiptir.

Sivrihisar’ı ve Sivrihisar’lıyı bununla beraber Sivrihisar’lılık bilincinin anlatılması nedeniyle bu kitabı çok önemli buluyorum.

Bu kitabı hazırlamak için yoğun bir çalışma harcayan Sayın Necmi GÜNAY’ı tebrik ederim.

Sivrihisar’lıları birlik beraberlik içinde görmek en büyük hayalimdir.
Faruk ÖZ/16.09.2014

Necmi Bey’in Sivrihisar şairlerini unutmayarak, toplamış olduğu ”Şiirlerde Sivrihisar ”kitabındaki şiirleri çok beğendim. Kitapta buram buram memleket özlemi var.Şairin penceresi hislerle, duygularla, acılarla, ağlayışlarla örülmüştür.
Sivrihisar’da yaşamak ve Sivrihisar’ lı olmak, garip bir pencereyi açmak gibidir. İnsanımız evde içine kapanık bir ömür sürer. Yalnızlığıyla baş başa kalır.
Büyük Şairler; Küçük yalnızlıklardan, rüzgârın sesinden, garip bir çocuğun haykırışından doğar.Şair olmak şiir yazmak kolay değildir. Dibe vurulmadan zirveye çıkılmaz.
Bu kitapta şairlere maal olan bu hissiyat işlenerek yazılmıştır.
Necmi GÜNAY Bey’e Sivrihisar şairlerine değer verdiği için çok teşekkür ederim. Kitabınız hayırlı olsun ve şair olmaya hevesli insanlara yeni ufuklar yeni kapılar açsın.
Yasemin ÖZYURT 04.11.2014

EMEĞİ GEÇENLER

SİVRİHİSAR kültürüne katkı sağlamak adına “Şiirlerde SİVRİHİSAR” isimli çalışmamda bana yardımcı olan;

—Sayın (Rahmetli) Mürsel PAZARKAYA Bey’e
—Sayın Ahmet Bican ATMACA Bey’e
—Sayın Ahmet Orhan KESKİN Bey’e
—Sayın Faruk ÖZ Bey’e
—Sayın Yaşar YURTTAŞ Bey’e
—Sayın Reha ÖNER Bey’e
—Sayın Fahri CEYLAN Bey’e
—Sayın (Rahmetli) Aşık Meydani KAYSERİ’ ye
—Sayın Yasemin ÖZYURT Hanımefendi’ye
—Sayın Halil GÜRKAN Bey’e
—Sayın Şükrü YAHNİ Bey’e
—Sayın Gürbüz KARA Bey’e
—Sayın Neriman UYGUN Hanımefendi’ye
—Sayın Bora KAVAS Bey’ e
—Sayın (Rahmetli) Şeyh Baba YUSUF’a
—Sayın (Rahmetli) Şair Eşref Bey’e
—Sayın Şener TALİ Bey’e
—Sayın Doğan TURAN Bey’e
—Sayın Burhanettin SARIKAYA Bey’e

—Sayın M. Sarı DİNGEÇOĞLU’ na
—Sayın (Rahmetli) Arif Nihat ASYA Bey’e
—Sayın (Rahmetli) Hilmi ÇINGIR Bey’e
—Sayın Cengiz ARIN Bey’e
—Sayın Yalçın AYAYDIN Bey’e
—Sayın Dr. Kemal ASLANCAN Bey’e
—Sayın Ecem KAVAS Hanımefendi’ye
—Sayın Yunus ARSLAN (Ahmet ÖZÇELİK) Bey’e
—Sayın Çiğdem AVKIRAN AKTEPE Hanımefendi’ye
—Sayın (Rahmetli) Derviş AHMED HULUSİ Bey’e
—Sayın Azize ÇOLPAN Hanımefendi’ye
—Sayın Oğuz EKİCİ Bey’e
—Sayın Emine YÜCEL Hanımefendi’ye

Teşekkür ediyorum.

FOTOĞRAFLARI İLE KATKI SAĞLAYANLAR:

—Sayın Erdal BİÇERLİ Bey’e
—Sayın Şenol ÖZ Bey’e
—Sayın Selehattin BÜYÜKKIDAN Bey’e
—Sayın Günay GÜNAY Bey’e
—Sayın A.Rıza ÖZTEKİN Bey’e
—Sayın Reha DURALİ Bey’e
—Sayın Hamit EMEL Bey’e
—Sayın Alaattin AY Bey’e

Teşekkür ediyorum.

Düşünür, mizah adamı, gönül dostu NASREDDİN HOCA’sı
Gönüllere ilahi, Hoşgörüsü ile asırlara miras YUNUS EMRE’si,
Adalette HIZIRBEY’i, Dilinde duası AZİZ MAHMUT HUDAİ’si
SELMAN-I FARİSİ’nin Hakka giden yolu, Ey aziz SİVRİHİSAR

Categories: Edebiyat