Şeyh İbrahim Efendi

Şeyh İbrahim Efendi Alim bir zattır. Damadı Çallı Hoca namı ile maruf Uşaklı Ahmet Hamdi Efendi 1272H/1855M. de Sivrihisar’a gelmiştir. Kayınpederinin başladığı ve kendisinin bitirdiği Müftah-üs Saadet (Mutluluk Anahtarı) adlı eserin tarihi H. 1303 tür.

Bu zat Sivrihisar’da kalmasının sebebi olarak buranın evliya ve şüheda makamı saidler ve alimler diyarı bulunduğunu ifade eder. Şeyh İbrahim Efendi (Cık Cık evliya de derlerdi.) mezar taşı kitabesi şöyledir:

Koyup dünyayı ol devvar
Bu gavsi seyyidül ebrar
Mesihi sahibi gülzar
Şeyh İbrahim bııdur ey yar

Cinan içre tütüp karar
Okusun fatiha ahyar
Erdi çün bu arifi esrar diyerek
Ruhu ya gaffar

Sene H. 1287/M. 1870

Şiirden bahsetmişken bu arada Müftü M. Ali Efendi’nin talebesi Rasih (Gün­düz) Efendiye yazdığı şiiri aşağıya derc ediyoruz:

Aferin ey nuru ayn’ım aferin
İftiharımsın benim iki cihan
Rahmet etsin Hak bizim abamıza
Hem dahi üstazımıza der cihan.

Rasih Efendi, Dr. Nedime Yücelay ve merhum avukat Metin Gündüz’ün babalarıdır.

Tüm üstadlardan ve talebelerden Allah razı olsun.

***

Şeyh İbrahim bir Türkmen erenidir. Tahsilini Sivrihisar’da yaparak icazet almıştır. İrşad için arkadaşı Şeyh Nurettin ile birlikte Anadoluyu dolaştıktan sonra, arkadaşı Nurettin. Karacaören köyünde, kendisi de Dinek köyünde irşad için görev almıştır.

Doğdumu ve yaşadığı çağ hakkında çok az bilgiye sahibiz, ancak Sivrihisar’a bağlı Dinek köyünde ki türbesinin yapı tarzından Selçukluların son yılları ile Osmanlıların ilk yıllarında yaşamış olduğu anlaşılmaktadır. Şeyh İbrahim’i daha ziyade bize intikal eden menkibeleri ile tanımaktayız.

Şeyh İbrahim arkadaşı Şeyh Nurettinden ayrıldıktan sonra irşat için karar kıldığı dinek köyünün yoluna koyulur. Yel kıyısında bostan çapası yapan köylülere rastlar.

– Selamün aleyküm. Sizlere yardımcı olabilirmiyim.

– Hay hay, memnun oluruz. Derler. Ne varki Şeyh İbrahim, Çaba ve seyrekleme yaparken, bostan filizlerinin cılızlarını koparacağı yerde iyilerini koparmakta:

-Ey derviş bostan filizlerinin’ cılızlarını kopar, daha iyi olanların bırak, derler. O ise hala büyük filizleri koparıp cılızları bırakmaya devam eder.

Köylüler:

– Derviş, sağol, sen otur yorulmuşsun dinlen. Karnını da doyur. Derler. Akşam olunca birlikte Dinek köyüne gelirler. Aradan bir kaç gün geçince bostan tarlasına giden köylüler, gördükleri manzara karşısında, hayretten dona kalırlar. Kendi çapaladıkları destanlar hiç büyümemiş, Derviş’in çapa yapıp seyreklediği bostanlar ise büyüyüp serpilmiş çiçek açmış…

***

Sivrihisar’ın Dinek köyü halkı cami inşa etmektedir. Caminin duvarları bitmiş sıra Ballıhisa’ dan güçlükle getirilen sütun direklerin dikimine geldi. Bir çok kişi sütun taş direkleri dikmek için çaba şarfetmişlerse de direkler ağır olduğu için dikememişlerdir.

Şeyh İbrahim bu uğraşma’ esnasında; köylülerin yanına gelir:
Komşular ben de yardım edeyim’ ‘der.

Köylüler:

– Şeyh efendi, biz kaldıramadık. Senin yardımın ne fayda eder. Bu sözlere içlenen şeyh İbrahim. Ya Allah bismillah çekerek, mermer sütun direkleri diker… Köylüler, bu insan üstü harika güç karşısında, hayretten gözleri açılır. Hemen Şeyhin ellerine sarılarak Allah senden razı olsun deyip Şeyh İbrahim’in sıradan bir kişi olmadığını anlarlar.

Dinek köylüleri, bu fevkalbeşer kişiyi, evlendirip köylerinde bırakmak isterler.

Yapılan teklifleri red eden Şeyh:

Bu köyde bana eş olacak kadın yok. Onlar benim kardeşim. Benim sizden isteğim öldükten sonra hana bir türbe yaptırın. Dinek köylüleri bu ulu şeyh’in arzusunu yerine getirip türbe yapmışlardır. Şeyh İbrahim’in türbesini titizlikle korumakta, bağırlarında yatırdıkları bu insanın manevi havasıyla feyizlenmektedirler.

Allah rahmet eylesin.

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*