Sazların Akortlanması

Sazların Akortlanması

Âşık Mehmet Cümbüş, Keman ve Sazı güzel çalar, sazlarla farklı müzikler icat ederdi. Çoğu zamanda ROCK (rak) tarzı çaldığı için sık sık tellerini koparırdı. Her gün sazlarına tel takar, fakat bir türlü akort ayarını yapamazdı. Akort için Ali Mülazım’ın Hasan’a giderdi “Hasan aga şu benim aletleri bir akortlasın” derdi. Hasan Amca da onu kırmaz, her geldiğinde sazlara akort çeker, onların gönlünü hoş ederdi.

* * *

Tarhana

Yine bir gün bu defa Yıldız sinemasında Anadolu’da geçen bir film oynar. Filmde evde tarhana yapılır ve kurutmak için dışarı damın üzerine serilir. Bu sırada yağmur başlar ve tarhanalar ıslanır. Filmde yağmur yağdığını gören Hakıklar apar topar sinemadan dışarı çıkarlar, çünkü Zale ana da tarhana yapmış ve kuruması için bahçeye sermiş. Dışarı çıkınca ne görsünler hava güllük gülistanlık, her yerde güneş var. Yaptıklarının doğru olmadığını anlayınca filmi kaldıkları yerden izlemek içini tekrar sinemaya girerler.

* * *

Halat

Aşık Mehmet Sazlarıyla (cümbüş, keman ve saz) adeta bütünleşmiştir. Onlar onun hayattaki her şeyleridir. Bu sazları o kadar güzel çalardı ki bazen notaları bulamaz sinirlenir, sinirlendikçe de saza hızlı hızlı vururdu. Çoğu zaman sazların telleri kopar veya eksilirdi. Âşık Mehmet saz tellerinden çok çekmiştir. Yine böyle bir gün Mehmet saza tel bulamaz Garip ve saz tellerine çok para vermiştir. Sivrihisar çöplüğü o dönemde Garipçe çeşmesinin ilerisinde sağda şimdiki Osmangazi Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu’nun oradadır. Hepimizin bildiği “Araba çekme halatları” vardır. Bu halatlar kalın tellerden örülerek meydana gelir ve kocaman arabaların çekilmesinde kullanılırdı. Aşık Mehmet çöplük bölgesinde koca bir halat bulur ve saatlerce uğraşarak bunun tellerini tek tek ayırır. Bu sırada Çakmakçı Anahtarcı Yunus Akpara işi gereği o bölgeden geçerken Mehmet’e sorar. Hayrola Aşık napan sen burada der. Aşık Mehmet de “Sorma be İnci Baba benim sazların telleri çok çabuk kopuyor, bu telleri takayım da hem kopmasın hem de para vermekten kurtulayım” der.

* * *

Cıblak 25 Kuruş

Huzurevinde kaldığı dönemde Sivrihisar’ın varlıklı ailelerinden olan Uçalardan Sayın Yüksel UÇA bunlarla yakından ilgilenmiştir. Her türlü ihtiyaçlarını karşılamış, parasız pulsuz hiç bırakmamıştır. İyileşip Sivrihisar’a döndüklerinde Yüksel Uça Abimiz bunları bir bayram günü yine bulur. Cebinden tüm paraları çıkarır, istediğinizi alın serbestsiniz der ve masanın üzerine cebindeki tüm kâğıt ve madeni parayı çıkarır. O dönemdeki en büyük kağıt para 20 TL dir. Hakıklar o dönemde yeni basılan ve hiç görmedikleri parlak olan 25 kuruşu alırlar. Kendi aralarında parlaklığından olsa gerek ona “cıblak para” derler. Hakıklar olayın ne maddi ne de manevi yanındadırlar, taktıkları bir şeye tam takarlardı.

* * *

Sivrihisar’ın Gülleri Hakıklar
Necmi GÜNAY – 2014
Categories: Hakıklar

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*