Öğretmenin Türküsü

Sen milleti güden kol; sen sonsuza giden yol,
Genç yaşta ölsen bile, idealim sen sağ ol,
Diyerek hayatını yurda bir damla kanca…
Verip ölen kitlesin melekçe ve arslanca…

Sen her çocuk yüzünde bir güneş görürsün de
Seherler yararatsm denizleşen gönlünde..
Mehtaplar yaratırsın ayın tolun, gök’ün bol.
Sonsuzluğa uzanır adetlerden fazla yol. .

Her çocuk bir zambağı lekesiz yurt aşkının,
Her alın bir bayrağı Atatürkçü akının,.,
Bu Vatan’ı göklere çıkaracak öğretmen,
Her okul bir merhale ebede doğru giden…

Zaman durmasın varsın, emek kalır can gider.
İdeal nesle geçer, sanma kahraman gider,
Mustafa Necati’den parçadır her öğretmen,
Gençlik alır yerini, gönülde yatan gider…

Her tomurcuk bir ümit, cehaletse sam rüzgâr,
Okumakla yeşerir vatandaş denen dallar,
Özsu olan her emek ebedî bir varlıktır…
Nesle geçmiyen inanç rüyada pazarlıktır.

Sonsuzluğa gitmede fâniliği yıkan nur
Gözlerinden göklere uçuş tadı okunur.
Her sınıfın bir terfi, bir teftiş her öğrencin
Her şeyden üstün zevktir istikbale güvencin.

Eğitim ve öğretim nesillerde cana can,
Bu kanatlar olmasa geriler gider vatan;
Yükselen ve yaşayan vatanla varsın demek,
Yaşayan tesirinle sen de yaşarsın demek

Ölümü de yenene makam nedir, rütbe ne?
Faninin ölçüsünü, takvimler alsın yine,
Yine doğum ve ölüm herkese olsun varsın
Sen rütbeler rütbesi zamanı da aşarsın…

Geleceği yaratan bir adın «insan – vatan»,
Bir elin aydınlatan, bir elin bayrak tutan..
Öğretmenlik bir çeşit şehit yaşamak demek.
Ruhundaki kaynaktır yalnız seni avutan…

Vatan için mukaddes alevler dolu başın,
İdealler canınla bir boyda arkadaşın.
Kan, kemik, deri, her şey; ne varsa içerinde
Yol boyu harcamakla bitecektir savaşın…

İnsanca, erkekçedir hayatta yarışların,
Herkesin yüzünedir gerçeği vuruşların,
Eksik, sapık düşünce açık alnından korkar;
Ömründe küf bulanın alnında karışların ..

Gözlerinin gördüğü para değil çoçuktur,
Kulağın ondan gayri bütün sese kapalı,
İnsan olan ideal koynunda yaşamalı,
İdealden gelecek ölümden korku yoktur..,

Gerilikle savaştır savaşların savaşı,
Ne yapmalı zindanlar dolup taşan bir başı,
Gözler ki, aydın ışık arıyor perde perde;
Gün bulur, ay doğurur ışık bittiği yerde…

Ilık bir lâv gezinir içinde ince ince,
Makam sorulur mu hiç öğretmenim denince
Yaşamak bora gibi, şimşek gibi, gün gibi,
İdeal iklimine takdisle sürgün gibi…

Koparmak her fâniyi içinden birer birer,
Her kopanın yerine nurlu bir yolcu girer,
Her yolcu kendisiyle sayısız meyve taşır,
Er ideal altında maddeden uzaklaşır,..

Öğretmen cemiyete başında bayrak tutar,
O bayrağın üstünde yalnız, ancak Tanrı var,.
Her zafere giden yol selâmlarsa bu başı,
Mutlaka kazanmıştır en umulmaz savaşı…

Göz, gönül, kafa olmuş Atatürk’ün ülküsü,
Her kötüye bir ölüm öğretmenin türküsü,
Çeşit çeşit kin olmuş, damar damar savaşta,
Yobazın, komünistin ve cahilin korkusu…

Kalbin bir volkan gibi fışkırmasa da yanar,
Lâv yerine katıksız ideal ateşi var,
Kat kat ve iklim iklim dünyaların var senin,
Dünyalarını ancak soğutacak kefenin ..

Mezarında yanarak tütecek kara toprak,
Her öğrencin dumandan fotoğraf yaprak yaprak,
Her hocan yeşil bir dal eğilmemiş başında,
Her okulun bir kâbe fazilet savaşında…

Kalbin bahar mevsimi: kış yaz yoktur içinde
Bütün idallerin çiçek çiçek biçimde;
Öyle kanatlıdır ki; baharında her ufuk,
Serin rüzgârlar eser dallarda çocuk, çocuk…

Ve kalbin bir tarihtir sayfaları şan dolu,
Mukaddesler sultam üstün heyecan dolu,
Katıksız Türk markalı yapısının altında,
İman ve ülkü dolu, mübarek Vatan dolu…

emlAvukat Hilmi Çıngır

Categories: Edebiyat