Ocak Başı

OCAK BAŞI

Bin dokuz yüz otuzlu yılları; Cumhuriyet’e geçiş yılları reformların gündemde olduğu, tek partili dönem. Osmanlı devletinden geriye kalanlardan kurtulmanın çabası var memlekette. Halkın okuma yazması dahi yok, okuma yazma bilenlerde Latin harfleri öğrenmek zorunda. Okul yok, öğretmen yok. Okulu ve öğretmeni ancak büyük yerleşim merkezlerinde bulmak mümkündü. Vilayet kaza gibi. Devletin batılı ülkelerin Osmanlı üzerinden Müslüman Türk Milleti üzerindeki uzun vadeli emelleri sebebiyle bu tür çalışmalara fırsat bulamadığından kaynaklanıyordu. Yunan’ı, İtalyan’ı, Fransız’ı ve İngiliz’i Müslüman Türk Milletini sömürgeleştirmek istiyordu.

Erkek nüfusun çoğu cephelerden geri dönemediği için toprağı işleyecek, hayvan besleyecek kişi kalmamıştı. Üretim olmayınca yokluk, yoksulluk okulsuzluk bilgisizlik ortaya çıkmıştı. Devlet bu yaraları yeni, yeni sarıyordu. Cephelere bıyığı terlememiş çocuk yaştaki delikanlıları sevk ediyorlardı. Bunlardan biriside hakkının amcası Rahmi idi. O Milli Mücadele yıllarında ihtiyat(yedek)olarak silâhaltına alınmış yaklaşık beş yıl cepheden dönmemişti. Cepheden döndüğünde sağ ayağından yaralanmış topal kalmıştı. Köy halkı kendisini Topal Rahmi diye çağırır olmuştu. İleriki yıllarda devlet kendisine gazi madalyası vererek gazilik maaşına bağladı.

Köyde hayat şartları zordur. Sokaklar yağmurlu günlerde çamurdan geçilmez, güneşli günlerde toz topraktan göz gözü görmez. Evler genellikle tek katlı kerpiçtendir. Çatıları düz topraktandır. Yağmur kar yağdığında şıp, şıp çatı akmaya başlar. Artık kilimlerin yastıkların minderlerin ıslanmaması zarar görmemesi için evde leğen, tencere ne varsa hepsi akan yerlere yerleştirilirdi. Odanın içinde su konçertosu başlar tıp, tıp tıpa tıp… Orkestra şefi yağmurdur. Yağmurun şiddetine göre müziğin ritmi azalır veya çoğalır. Tıp, tıpı tııp tııııp, tıpada tııııp…
İçme suyu ihtiyacınızı helke adı verilen bakır kaplarla uzaktan getirirsiniz.

Soğuk günlerde ısınma odanın ortasına tandır denilen ocak yapılır, yakıtı tezek olan ateş yakılır ateş közlenince üzeri bir örtü ile örtülür üşüyenler tandırın kenarına daire şeklinde dizilirdi. Büyükler arasında günlük sohbetler başlar, küçüklere büyükler tarafından masallar, hikâyeler anlatılırdı. Buna ocak başı sohbetleri denirdi. Erkeklerin ocak başı sohbetlerinin konusu mevsimine göre tarımla, hayvanlarla ilgili konulardı. Kadınlar arasındaki sohbetlerin konusu çorap, kilim yazma motif örnekleri, askere giden gidecek delikanlılar, evlenme çağı gelen genç kızlar düğünler bayramlar… Olurdu. Aydınlanma ise gaz lambası ve lüks adı verilen aydınlanma araçlarıyla yapılırdı. Gaz lambası altında yuvarlak bir şişe onun üzerine monta edilmiş fitil düzeneği ve ışığı dumanı toplayan camdan oluşurdu. Alttaki şişeye petrol ürünü olan gazyağı doldurulur, buraya fitil sarkıtılır, pamuktan üretilen fitil gaz yağını emer, kenardaki düğme yardımıyla fitil ileri geri oynatılır, fitilin ucundaki alevin büyüklük ve küçüklüğü ayarlanırdı. En üsteki cam bölümde etrafına ışığı düzgün bir şekilde vermesine yarardı. Lamba aniden sönüverirdi. Fitilini iyi ayarlamak gerekirdi. Fitili çok açarsanız lambanın camı sim siyah is olurdu az açarsanız ya lamba az ışık verir veya sönerdi. Aydınlanma işi bitince üfleyerek lambayı söndürürdünüz. Lamba sönünce odayı ağır bir gaz kokusu kaplardı. Lambayı rüzgârdan korumanız gerekirdi, az bir esintide gaz lambası sönüverirdi.