Nuri Ustanın Vasiyeti

Sivrihisar Sosyal Hayatından Kesitler

12-Nuri Ustanın Vasiyeti

Cumhuriyetin ilk yıllarında “kızlar mektebi” daha sonra 4. sınıfa kadar okuduğumuz “Cumhuriyet ilkokulu” sokağı üzerindeki dükkanımızın karşı köşesindeki Süleyman ağabeye ait yemenici dükkanında sakin sessiz oturan nur yüzlü ak sakallı bir ihtiyar vardı. Babam ve ağabeyimin hürmet ettiği bu zat Ahi töresinden gelen esnaf teşkilatında ustabaşıymış. Bizim dükkanda icra edilen kalfalık merasimlerinde herkesin onu sayıp sevdiğini ve söz sahibi karar sahibi bir kişi olduğunu görmüştüm. Bu şahısın ismi Nuri usta olup Süleyman ağabeyin kayınpederi imiş. Kızı vefat ettiğinden damadını evlendirmiş ve evinde beraber oturuyorlarmış.

Bir gün Nuri usta hastalanmış damadına “oğlum Süleyman cenazemi sakın avluda değil ahırın örtmesinde yıka ta ki beni yuyucu ve su kuyuculardan gayrisi çıplak görmesin. Utanırım” diye vasiyet etmiş.

O tarihlerde vefat edenler Ulu Camiden cenaze evine getirilen teneşirde ve tandıra konan kazanda ısıtılan su ile avluda yıkanırdı. Bu esnada her ne kadar setre denilen göğüsten dizlere kadar örtülen bez altında yıkama işlemi icra edilse de Nuri ustanın vücudunun kalan kısmının cenazeye gelenler tarafından görülmesinden utandığı anlaşılıyordu.

Peygamber efendimiz “utanma hissi imandandır” dememiş mi idi? Diri iken bile utanmayı bir tarafa bırakanlar varken, ölü iken utanan bu zatı rüyasında görenler öldüğü gün peygamber efendimiz ashabı ile Nuri ustayı uğurlamaya geldiğini rivayet etmişlerdi.

Categories: Orhan Keskin

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*