Nasreddin Hoca ve Liderlik

Ülkemizde genelde topluma yön vermiş, ufuk göstermiş büyük insanların değeri anlaşılamıyor. Bu değerlerden birisi de Nasreddin Hoca’dır.

Genelde şakacı bir kişi olarak bilinen ve çok yüzeysel sohbetlerde fıkralarından örnekler verilerek adeta değerinden uzaklaştırılan Nasreddin Hocanın aslında çok sağlam bir filozof olduğu bilinen bir gerçektir. Biz onun fıkralarının hep yüzeysel ve komik tarafına takılıp, özünü merak etmediğimizden, bir konu üzerinde yoğunlaşma becerimiz olmadığından Hocayı anlama ve anlatma seviyesine de bir türlü ulaşamadık.

 

Peter Hawkins’in Sistem Yayıncılık tarafından yayınlanan “Nasreddin Hocanın Liderlik Rehberi” isimli kitabını okuduğumda, Nasreddin Hocanın bir başka yönünü daha keşfetmenin mutluluğunu yaşadım. Kitapla ilgili görüşlerini belirten yabancı CEO’lar ve işletme okulu profesörleri, Nasreddin Hocanın fıkralarını kendi kültürlerinden kişi ve kitaplarla karşılaştırarak Hocanın daha ufuk açıcı olduğunu söylüyorlar. Kendimize ait bir değeri daha bir yabancıdan öğrenmenin hüznü ve sevinci içimde sürekli kavgaya tutuşurken, içimde tembellik ve pişmanlığa neredeyse dokunacak kadar yakın duran bir duyguya kapıldım.

 

Aslında günlük hayatta örnek vermede, sözü bağlamada ve bir şeyi tarif etmede sıkıştığımız anda Nasreddin Hocanın bir fıkrasını kullanarak durumu kurtarıyoruz. Bunu çok daha ciddi işlerde ve liderlikle ilgili yaklaşımlarda kullanmayı, akıl yürütmeyi ise nadiren yapıyoruz. Bütün ilimlerde sadece yoğun bilgi sunmak okuyucuyu ve dinleyenleri genelde sıkıyor. Aslında bir makalede bile birçok yazarın önemli bir söz veya fıkra ile durumu süslediğini biliyoruz.

 

Liderlikte dünyada kabul edilen liderlik özellikleri vardır. Bunlardan bazıları ve en önemlileri arasında, vizyon sahibi olma, sorunları çözme, iyimser olma, risk alma, insanlara güvenme, yetki ve yetkesini diğer insanlara aktarma, hoşgörülü olma, sürekli kendini yenileme, düşüncelerini görselleştiren, başarma duygusu ile dolu olma, konusunu çok iyi bilme, cesur olma, kendisinin eleştirilmesine izin verme ve yalnız kalmaktan korkmama sayılabilir.

 

Nasreddin Hocanın birçok fıkrasında liderliğin bu sayılan ve belki de daha keşfedilmemiş olan birçok özelliğini görmek mümkündür.

 

Hoca bir gün canı ciğer çektiği için bir kilo ciğer alır ve hanımına ciğeri teslim edip akşama pişirmesini söyler. Hanımı ciğeri pişirir ama tadına bakarken hepsini yiyiverir. Hoca akşam eve döndüğünde hanımı tüm ciğeri kedinin kapıp kaçtığını ve yediğini söyler. Hoca alır eline teraziyi ve kediyi tartar. Kedi tam iki kilo gelir. Haklı olarak hanımına, “kedi buysa ciğer nerde, ciğer buysa kedi nerde” diye sorar. Bu olayda sorun nerededir? Kedide mi, yoksa hocanın hanımında mı? Hoca sorun olarak kediyi görüp onu cezalandırsaydı sorun çözülür müydü? Bu fıkra ile liderin sorunları çözerken gerçek faili bulmasının o kadar da kolay olmadığını, ama gerçek fail bulunmadan yapılacak her tasarrufun da yanlış olacağını anlatıyor. Bu fıkradan ayrıca, liderin konusunu çok iyi bilmesi gerektiğini, bir üretim yaparken girdilerle çıktılar arasında bir denge olduğunu ve bu denge bozulduğunda ürünün miktar ve kalitesinde sapmalar olacağını bilmemiz gerektiğini anlıyoruz.

 

Mavi boncuk fıkrasında ise (her hanımına bir mavi boncuk vererek onları idare etmesi) liderin, çalışanları birbiriyle kıskançlığa ve sürtüşmeye sokmadan nasıl yöneteceğini çok güzel bir şekilde anlatmaktadır.

 

Hepimizin bildiği ve saçma bulduğu bir fıkrada Hoca, Akşehir Gölü’ne maya çalmakla uğraşırken kendisine ne yaptığını soran kişiye “göle maya çalıyorum”, ama Hocam hiç göl maya tutar mı sorusuna karşılık “ya tutarsa” cevabını vermektedir. Oysa bu fıkra bir liderin vizyon (gelecekte olmak istediği yer) sahibi olması gerektiğini ne güzel anlatıyor. Hepimizin başlangıçta hayal ve gerçek dışı görünen ama çalışınca başardığımız işlerimiz yok mu? Hayal kurmayı, hayal kurduğumuzda gizli bir gücün bizi o hayalimize doğru ittiğini ve adeta zorla ona doğru bizi sürüklediğini yaşamımızdaki birçok olaylardan biliyoruz. Bu noktada Mevlana, Nasreddin Hoca’dan daha ileri gidiyor ve hayale ulaşmanın çok kolay olduğunu ve önemli olanın sonsuza ulaşmak olduğunu söylüyor. Mevlana, madde ile (kişinin elinde olan şey), hayal arasında perdeler vardır diyor. Maddenin, hayal yanında çok basit ve komik kaldığını, ama o hayale ulaştığınızda artık o hayalinizin de basitleştiğini söylüyor. (Sonsuzluk alemi pek geniş ve hudutsuz bir alemdir. Varlık ve hayal sonsuzluk aleminden yüzlerce gıda alır, o âlemden beslenir. Hayaller sonsuzluk alemine nispeten dardır. Varlıkta hayalden daha dardır. Mesnevi 1. cilt). Oysa biz Hocayı bu fıkrasından dolayı aşırı hayalperest bulabiliyoruz.

 

Yine Hocanın fil fıkrasında insanların Timur’a gitme bahanesiyle Hocayı görünürde desteklemeleri ama Timur’u kapısına vardıklarında Hocayı yapayalnız bırakmaları, bize liderlikte çok önemli başka bir özelliği anlatıyor. Bir kişinin kendisinde liderlik özelliği olup olmadığını anlaması için, örnek alacağı birisi, kendisini sadece dinleyecek birisi, dert ortağı ve akıl hocası şeklinde dört ayrı kişiyi bulması gerekmektedir. Bu dört kişinin emek ve çabalarını gerçeğe çevirecek tek faktör vardır, kişinin iç motoru veya özgüven. Fil fıkrasında, Timur’un kapısında Hocayı yalnız bırakanları işte bu dört kişiye benzetebiliriz. Bundan sonrası tamamen liderin kendi özgüven veya iç motorunun gücüne kalmıştır.

 

Nasreddin Hocanın fıkraları üzerinde eğlence amaçlı değil ders amaçlı olarak durulduğunda ve çeşitli olaylar ve bilimlerle birlikte düşünüldüğünde ciddi anlamda yeni yönler ve ufuklar bulunacağı açıktır.

ESKİyeni dergi 2010, Mesut DOĞAN – Şair-Yazar

***

NASREDDİN HOCA’DAN LİDERLİK DERSLERİ

“Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler” kitabının yazarı Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, “Aslında Nasreddin Hoca bir lider değildir, lider olmak için de çaba göstermemiştir. Onu lider gören bizleriz. Ancak onun fıkralarından yola çıkarak liderlik vasıflarının olduğunu görüyoruz” diyor.

Sakaoğlu bu vasıfları şöyle sıralıyor: Hoca, kararlarını verirken öncelikle düşünür, sonra en uygun olan cevabı verir. Biz bu düşünce payını, “Sakalını sıvazlayarak der ki…” şeklinde belirtmeyi uygun görüyoruz. Onun, “Pat” diye cevap vermesi bile bir düşünme payından sonradır. Hoca sakin bir mizaca sahiptir. Olumsuzlukları bile sükûnetle karşılar; öfkelenmez. Hoca, bilemediği konularda, zorda bile kalsa, süre isteyerek doğruyu bulmaya çalışır.

Günümüzdeki bazı lider durumda olan politikacıların altta kalmamak için verdiği cevapların daha sonra yanlış olduğunun ortaya çıktığını hatırlatmak isterim.

Hoca, kendisini takdir etmeyenleri farklı bir davranış biçimiyle hem uyarır hem de cezalandırır. Böylece karşı taraf yaptığının yanlış olduğunu algılar. Hoca, günümüze kadar değişerek gelse bile, bölge ağzının inceliklerinden yararlanarak herkese anlayabileceği bir dille seslenebilen bir insandır.

Sakaoğlu, bir yöneticinin espri katarak konuşmasının getirilerini şöyle ifade ediyor: “Espri katılmadan gerçekleştirilen konuşmalar verimli olamaz, çünkü en güzel konular bile bir süre sonra tekdüzelik yaratmaya başlar. Bu nedenle iyi bir liderin dağarcığında fıkra tiplerinden örnekler olduğu kadar atasözü, mâni, tekerleme vb. örnekleri de bulunmalıdır. Böylece esprili sözün yarattığı nükte ortamı, dalgınlaşanları yeniden lideri dinlemeye yöneltir. Fıkra anlatma yoluyla lider, dinlenilmesini kolaylaştırır, anlattığı konunun kolaylıkla anlaşılmasını sağlar, kültür yayıcılığı yapmış olur.” Kaynak:Merhaba Gazetesi, Akademik Sayfalar sh.-260-

***

TOPLUMSAL BİR LİDER OLARAK NASREDDİN HOCA

Biz, Nasreddin Hocayı hala kendi kültür coğrafyasında “komik adam” nitelemesiyle ele almaya devam ederken Doğu ve Batı’da pek çok araştırmacı, yazar onu bir bilge, bir eğitimci, bir psikolog, hatta bir lider kimliğiyle ele alarak ondan yararlanmak, onun çağını aşan yaklaşımlarını günümüz kültür ortamına taşımak için uğraşıyorlar. Böylece Nasreddin Hoca, modernizmin getirdiği sorunlar karşısında bir çözüm kaynağı olarak görülüyor. Mesela geleneksel Doğu öğretileri üzerinde çalışan İdris Şah, Nasreddin Hocayı bu anlamda ele almakta ve ondan modern çağ insanları için bir çözüm kaynağı olarak yararlanmaktadır.

Bu tür yaklaşımın son bir örneği ise Peter Hawkins’in çalışmalarıdır. Hawkins Nasreddin Hocayı İdriz Şah’ın çalışmalarıyla öğrenir. Bu keşif, onun Hoca hakkında bir kitap yazmasına sebep olur. Hawkins “Nasreddin Hocanın Liderlik Rehberi” ismiyle Türkçe’ye de çevrilen eserinde Hocanın fıkralarına değişik bir yaklaşımla eğilerek onlardan çağımız iş dünyası için yararlı olabilecek çok önemli sonuçlar çıkarmaktadır. Hocayı “bir eğitim danışmanı” olarak gören ve ondan bu anlamda yararlanabileceğimizi belirten Hawkins onu aynı zamanda bir “lider” olarak tanımlıyor.

Nasreddin Hoca bir lider midir? Bu soruya verebileceğimiz cevap şudur: Hayatı boyunca böyle bir niyetle, amaçla hareket etmemiş olmasına karşın o, yaşadığı devrin olayları, yaşadıkları sıkıntılarla ne yapacağını bilemez duruma düşmüş olan halk, ona böyle bir nitelik yüklemiş ve fıkralarından bu anlamda yararlanmıştır. Çünkü o hem bir din adamıdır, hem bir vaiz¸ hem hukukçu¸ hem eğitimcidir. Bu vasıflarıyla dini, hukuki anlamda bir liderdir. Eğitimci olarak da yine öyledir. Üstelik sürekli halkın içinde olan biridir ki, bu bir liderde olması gereken çok önemli bir özelliktir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Nasreddin Hocanın her fıkrasında toplumsal bir önderde bulunması gereken özelliklerin tamamını görmek mümkündür. Bu özellikler düşünerek hareket etmekten, sözü espri katarak anlatmaya; iş bölümün öneminden, çözüm üretici olmaya; değişimlerin farkında olmaktan yararlık ilkesini gözetmeye… kadar uzamaktadır. Önemli olan Nasreddin Hocayı bu gözle de okumak ve ondan yararlanabilmektir. Yazar: Mustafa ÖZÇELİK

Kaynak:http://somuncubaba.net/kultur/toplumsal-bir-lider-olarak-nasreddin-hoca/

***

Categories: Nasrettin Hoca