Nasreddin Hoca Üçlemesi

NASREDDİN HOCA ÜÇLEMESİ

Adını duyduğumuzda hemen herkesin yüzünde bir gülümseme ifadesi beliren ünlü Türk büyüğümüz Nasreddin Hoca, nükteleriyle tüm dünyada tanınmaktadır. Hocayı tanımak, tanıtmak, onu anlamak ve gelecek nesillere layıkıyla bırakmak ise oldukça zor bir iştir.

Ülkemizde bu zor işi üstlenen ve bu alanda birçok makale, bildiri ve kitap yayımlayan hocalarımızın başında Prof. Dr. Saim Sakaoğlu ve Prof. Dr. Ali Berat Alptekin gelmektedir. Sakaoğlu’nun önceki yıllarda hazırlamış olduğu Türk Fıkraları ve Nasreddin Hoca (Konya, 1992) ve Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler (Ankara, 2005) ile Sakaoğlu ve Alptekin’in ortak imzalı eserleri olan Nasreddin Hoca (Ankara, 2009) adlı üç eser yazımızın temelini oluşturmaktadır.

13. yüzyılda yaşamış olan Nasreddin Hoca ve hayatı ile ilgili bilgileri çeşitli kaynaklarda görmek mümkündür. Hoca’nın hayatı hakkında verilen bilgilerin yanında onun fıkraları olarak da çok farklı bilgilere ulaşmamız mümkündür. Hocamıza mal edilen fıkra sayısı 1500’e ulaşmıştır. Ancak bu fıkraların kaç tanesi Hocamıza aittir? Bunun tespit edilmesi çok zor ve araştırılması gereken bir konudur.

Bu konu hakkında yapılan bilimsel çalışmaların başında da Prof. Sakaoğlu’nun iki eseri ve Prof. Alptekin ile birlikte hazırlamış oldukları üçüncü eser ayrı ayrı incelenerek konuya açıklık getirilmeye çalışılacaktır.

İlk eserimiz, Prof. Sakaoğlu’nun Türk Fıkraları ve Nasreddin Hoca (1992, Konya, 170 s., Selçuk Üniversitesi Yay.) adını taşımaktadır. Eserde, Prof. Sakaoğlu’nun Nasreddin Hoca ile ilgili makaleleri kitap bütünlüğünde toplanmıştır. İki Bölümden oluşmakta olup Prof. Sakaoğlu’nun fıkra konulu ilk yayınıdır.

‘Fıkralar Üzerine’ adlı giriş bölümünde fıkranın tanımı yapılmakta, fıkra sınıflamasına örnek oluşturacak şekilde Prof. Dr. Dursun Yıldırım’ın çalışmasına yer verilmektedir. Ayrıca, Türk dünyasının her yerinde bilinen tanınmış fıkra tiplerinin dışında mahallî fıkra tipleri de çalışmada yer almaktadır.

Birinci Bölümün ilk alt başlığı ‘Fıkra Tiplerinin Değişmesi’ adını taşımaktadır. Fıkra tanımı yapılmış ve fıkra tipleri üzerine yapılan çalışmalar değerlendirildikten sonra, fıkralarda görülen tiplerin değişme nedenleri açıklanmıştır.

1.Sevilen bir nüktedanın başka bir bölge tipine veya bölge halkına bağlanması.
2. Ahmaklıkla ilgili bir nüktenin, sevilmeyen, aralarında çeşitli konularda husumet bulunan iki köy, köy-ilçe, vs.nin biri tarafından diğerlerinin halkına mal edilmesi.
3. Geniş bölgede tanınmayan dar bölge tipinin yeni çevreye veya ünlü bir ada bağlanması.
4. Tanınmış bir tipin dar bölge tipine bağlanması.
5. Benzer hususiyetleri taşıyan iki tipin yer değiştirmesi (Sakaoğlu 1992: 16).

Bu maddelerin her biri açıklanmış ve fıkra örneklerine yer verilmiştir.

Diğer bir başlık ‘Türkiye’de Mahallî Fıkra Tipleridir. Nasreddin Hoca, İncili Çavuş, Ahmet Akay, Konya’da Tayyip Ağa, vb. adlar anıldıktan sonra, ‘mahalli fıkra tipinin ne anlama geldiği ve özellikleri açıklanmıştır. İlerleyen sayfalarda 26 mahalli fıkra tipinin adı verilmiş, bu tipler tanıtılmıştır. Yer değiştiren fıkra tipleri de örnekleri ile açıklanmıştır.

Üçüncü başlık ‘Türk Folklorunda Üç Ahmak Fıkraları’ adını taşımaktadır. Bu yazı Sakaoğlu’nun fıkralarla ilgili ilk çalışmasıdır. Ülkemizde bulunan fıkra örneklerine yer verilmiş ve neden bu adın verildiği açıklanmıştır. Ahmak fıkraları olarak adlandırılan fıkraların özellikleri belirtilmiştir.

Dördüncü başlıkta, ‘Gerede’de Fıkra Anlatma Geleneği’ adını taşımaktadır. Bu yazıda köy odalarında anlatılan fıkralar ve fıkra anlatıcılarını konu almaktadır.

Bir diğer başlık, ‘Konyalı Nüktedan Tayyip Ağa’nın Fıkra Tipleri İçindeki Yeri’ adını taşımaktadır. Mahalli fıkra tiplerinden olan Tayyip Ağa ile ilgili bilgi verildikten sonra, onun fıkralarına örnekler verilmiştir.

‘Ağınlı Fıkra Tipi İbik Dayı’ adını taşıyan diğer başlıkta da yine bir mahalli fıkra tipi tanıtılmakta ve fıkra örneklerine yer verilmektedir.

Bir başka mahallî fıkra tipini konu alan çalışması ‘Mutlu Bir Fıkra Tipi: Çivit Emmi’ adını taşımaktadır. Bu fıkra tipi tanıtılmış ve fıkra örneklerine yer verilmiştir.

Bu bölümdeki son çalışması ‘Folklor ve Halk Edebiyatı Mahsulleri Arasındaki Münasebetler’ başlığını taşımaktadır. Bu yazısında atasözleri fıkra, bilmece fıkra ilişkisini incelemiş ve örneklendirmiştir.

Prof. Sakaoğlu’nun eserinin birinci bölümünde genel olarak mahallî fıkra tipleri tanıtılmış ve fıkra örneklerine yer verilmiştir.

Eserin ikinci Bölümünde, ‘Nasreddin Hoca’ konulu çalışmalarına yer verilmiştir. İlk yazısında Nasreddin Hoca fıkralarının motif yapısı incelenmiş, bazı fıkraların Stith Thopmson’a göre katalog numaraları verilmiştir. Ayrıca, Hocamızın fıkralarında görülen motiflerin diğer fıkra tiplerinde görülen motiflerle olan benzerlikleri de ele alınmıştır. Bu görüşünü aşağıya alıyoruz:

1. Nasreddin Hoca fıkralarının motifleri bazı bölgelerimizde o bölge halkına ait fıkralarda görülür.
2. Nasreddin Hoca fıkralarının motifleri bazı ortak şahsiyeti temsil eden tiplerin fıkralarında görülür (Bektaşi, vb.)
3. Nasreddin Hoca fıkralarının motifleri başka milletlerin benzer fıkra tiplerinin fıkralarında görülür. (Cuha, Hıtar Petar, vb.)
4. Nasreddin Hoca fıkralarının motiflerin başka milletlerde ünlü şahsa bağlanmadan anlatılan fıkralarda görülür (Sakaoğlu 1992:120).

Bir başka yazının başlığı ‘Nasreddin Hoca Fıkralarındaki Motiflerin Yaygınlığı’ adını taşımaktadır. Burada, dikkatimizi çeken nokta Amerika Birleşik Devletleri’nde Stith Thompson tarafından yapılan Motıf-Index of Folk-Lıterature’da yer alan katalog çalışmalarında Nasreddin Hoca fıkralarından 250 tanesine yer verilmiş olmasıdır. Ayrıca diğer çalışmalarda da Hoca fıkralarının, başka milletlerin fıkra tiplerindeki ortak motif yapılarıyla olan ilişkisi ele alınmıştır. (Sakaoğlu 1992: 121-122)

Prof. Sakaoğlu’nun Nasreddin Hoca ile ilgili olarak yaptığı bir başka çalışmanın başlığı ‘Bir Masal Kahramanı Olarak Nasreddin Hoca’ adını taşımaktadır. Burada, derlenen masallarda Nasreddin Hoca bir masal kahramanı olarak görülmektedir ancak, bu masallar genelde Keloğlan masalıdır. Kaynak kişi ya da kişiler, Hocamızı masal kahramanı olarak gösterebilmektedirler. Hocanın bir masal kahramanı olarak gösterilmesinin birçok sebebi vardır. Prof. Sakaoğlu bu sebepleri açıklamış, bir masal metnini vermiş ve açıklamalarda bulunmuştur.

Diğer başlığın adı, ‘Balkan Ülkelerinde Nasreddin Hoca’ya Mal Edilen Bölge Tiplerine Ait Fıkralar’dır. Prof. Sakaoğlu, bu çalışmasında Bulgaristan, Makedonya, Romanya ve diğer Balkan ülkelerine Nasreddin Hoca fıkralarının hangi tarihlerde görülmeye başlanıldığı incelemiştir. Bu ülke fıkra tiplerinin Hoca fıkraları tipleri ile yer değiştirdiği bu değişimin karşılıklı olarak Hoca fıkralarında da görüldüğü belirlenmiştir.

Prof. Sakaoğlu’nun bir başka yazısı, ‘Avrupalı Seyyahların Eserlerinde Nasreddin Hoca’ adını taşımaktadır. Bu çalışmasında o, Anadolu ve Orta Doğu topraklarını gezmeye gelen seyyahların Nasreddin Hoca fıkralarını Avrupa’ya taşıdıkları konu edilmektedir. Sadece Avrupalı seyyahların değil, Evliya Çelebi, Yusuf Nâbi’nin eserlerinde de Nasreddin Hoca fıkralarından söz edildiği belirtilmektedir. Ancak çok önemli dikkat çekici bir konu ise, Avrupalı seyyahların Nasreddin Hoca hakkındaki tutumlarıdır. Prof. Sakaoğlu, Avrupalı seyyahları üç grupta değerlendirmiştir. Ona göre, ilk iki grubun eserlerinde hocamızla ilgili herhangi bir bilgiye ulaşılmazken, üçüncü grupta Hocamızdan söz edilmektedir. Bununla birlikte Avrupalı seyyahlar Nasreddin Hocamızı kendi ülkelerinde farkı adlarla tanıtmışlardır: Nureddin, Nurreddin, Türk azizi, hoca (öğretmen). Fıkra metinleri ile çalışması tamamlanmıştır. Bir sonraki çalışma ‘Bir Nasreddin Hoca Fıkrası’ adını taşımaktadır. Prof. Sakaoğlu, farklı ülkelerde anlatılan fıkra metinleri ile Hocamızın fıkrasının karşılaştırmasını yapmıştır. Bir önceki konuyu destekler nitelikte bir çalışma yapılmıştır.

Eserde yer alan son çalışma Prof. Sakaoğlu ile yapılan bir röportajdır. Konuşmanın konusu ‘Nasreddin Hoca Üzerine Bir Sohbet: Gençler Hoca’yı Örnek Almalıdır’ adını taşımaktadır.

Prof. Sakaoğlu’na sorulan sorular Nasreddin Hocamızın hayatı, kişiliği, fıkra özellikleri vb. konuları içermektedir. Böylece eser tamamlanmış olmaktadır.

Çalışmamızda inceleyeceğimiz ikinci eser; Prof. Sakaoğlu’nun Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler (2005, Ankara, 262 s. Akçağ Yay) adını taşmaktadır. Ön Söz, iki Bölüm ve Kaynaklardan Seçmeler’den oluşmaktadır. Kaynaklar bölümünde Nasreddin Hoca ile ilgili yerli ve yabancı bilginlerce hazırlanan kitap, makale, bildiri adlarına yer verilerek bibliyografya oluşturulmuştur.

Ön Söz’ünde Nasreddin Hoca hakkında genel bilgiler yer almakta ve Türk insanının onun hakkındaki hatıralarına yer verilmektedir.

Birinci Bölümde Nasreddin Hoca ile ilgili olarak nerede doğduğu, ailesi, eğitimi ile ilgili bilgilere yer verilmektedir. Ayrıca Hocamızın dışındaki diğer Nasreddin Hocalar hakkında açıklamalarda da bulunulmaktadır. Bunun dışında Nasreddin Hoca fıkralarının özellikleri de belirtilmektedir. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalara yer verilmekte ve Hocamıza ait fıkraların özellikleri aşağıdaki gibi sıralanmaktadır.

a. 13. yüzyılın tarihsel ve toplumsal yaşantısına uygun düşmeli fıkralar.
b. Nasrettin Hoca, espri ya da şaklabanlık yapmak için hiç bir zaman ne olay hazırlar, ne de düşünür.
c. Hocanın dehası, ulusumuzun zekâsının, esprisinin, hayatı görüş yeteneğinin -bu yetenek bütün Halk Edebiyatımızda vardır- bir sembolüdür. Onun fıkrasını bayağılaştırmayalım.
d. En önemlisi, Nasrettin Hoca’nın yaşamış kişiliğinden, yaşayan kişiliğini ayırmak taraflısıyım. (Sakaoğlu 2005: 25)

Bunların dışındaki diğer görüşler için kaynağın ilgili sayfalarına (s. 23-30) bakılabilir.

İkinci Bölümün tamamını Nasreddin Hoca fıkraları oluşturmaktadır. Prof. Sakaoğlu bu bölümde belirlemiş olduğu 101 Nasreddin Hoca fıkrasına yer vermiştir. Ancak fıkra sayısı daha fazladır. Bunun sebebi ise bazı fıkraların şairler tarafından nazma çekilmiş şekillerine de yer verilmiş olmasıdır. Mesela 99a.’da Yorgan Kavgası Fuad Köprülü’den alınmışken, 99b. ‘de kayıtlı fıkra ise Yorgan Gitti Kavga Bitti Nedim Uçar’ın anlatımı ile ele alınmıştır (Sakaoğlu 2005: 158-160). Her fıkranın altında Hocamızın felsefesine uygun açıklamalarda da bulunulmuş, böylece fıkraların Hocamıza ait fıkralar olma ihtimali güçlendirilmiştir.

Hoca fıkralarının devamında ‘Hoca Adına Bağlanan Fıkralar’ başlığı altında Nasreddin Hoca’ya bağlanacak fıkraların özelliklerinin dışında hangi fıkraların Hocamıza bağlanamayacağına ait bilgiler verilmektedir.

“Nasreddin Hocanın olmayıp da onun adına bağlanan fıkraları aşağıdaki gibi dallara ayırabiliriz:
a. Mantık açısından Hoca’ya uymayan fıkralar.
b. Din açısından Hoca’ya uymayan fıkralar.
c. Hoca ve Timur fıkraları.
ç.Nasreddin Hoca’dan önce de anlatılan fıkralar.
d. Ahlak açısından Hoca’ya uymayan fıkralar” (Sakaoğlu 2005: 166).

Bu başlıklar ayrıntılı olarak açıklanmış ve bu başlıklarla ilgili fıkra örneklerine de yer verilmiştir. Doğuran Kazan (Sakaoğlu 2005: 183) adını taşıyan fıkra, Binbir Gece Masallarında yer alan Cuha adlı Arap fıkra tipine ait bir örnektir. Aşağıda her iki kaynakta yer alan bu fıkranın, metinlerine yer verilecektir.

DOĞURAN KAZAN
KOMŞUNUN tenceresi
Metni verilen fıkra Onaran’ın Binbir Gece Masalları çevirisinden aynen alınmıştır. Fıkranın başlığı tarafımızdan verilmiştir (Nazlı 2011: 573-574).

Ele alacağımız üçüncü eser aynı zamanda ‘Nasreddin Hoca Üçlemesinin de üçüncü kitabıdır. Eser, Prof. Sakaoğlu ve Prof. Alptekin’in birlikte hazırladıkları, Nasreddin Hoca (2009, Ankara, XII+292 s., Atatürk Kültür Merkezi Yay.) adını taşımaktadır.

Bu eser, Ön Söz, dokuz Bölüm, Kaynakça ve Ekler’den oluşmaktadır. Ön Söz’de, Hocamızın 800. Doğum Yılı kutlamaları etkinlikleri çerçevesinde Türk halkının onu ne kadar tanıdığı, dünyada Nasreddin Hocanın nasıl tanıtıldığı anlatılmakta, ayrıca kitabın bölümleri kısaca değerlendirilmektedir.

Birinci Bölümde Nasreddin Hocanın mitik bir kahraman mı, yoksa yaşamış bir kişi mi olduğu üzerinde durulmuş, Batı’nın, Türk dünyasının ve ülkemizdeki bazı araştırıcıların Hocamızın yaşayıp yaşamadığı konusundaki görüşlerine yer verilmiş, ancak Hocanın yaşadığı görüşüne karar verilmiştir.

İkinci Bölümde Hocamız ile ilgili elde bulunan belgeler ışığında hayatı hakkında bilgiler sunulmuştur. Bu belgeler, mezar kitabeleri ve bazı yazılı kaynaklardır. Bu kaynakların en eskisi 1480 tarihinde Ebu’l Hayr-ı Rûmî’nın kaleme aldığı Saltuknâme adlı eserinde yer almış olan Nasreddin Hoca fıkrası olduğundan söz edilmektedir (Sakaoğlu-Alptekın 2009: 9).

Üçüncü Bölüm, ‘Nasreddin Hocanın Hayatı Üzerine’ başlığını taşımaktadır. Hocamızın adının kaynağı, Türk dünyasındaki adları, Doğu ve Batı ülkelerdeki adları üzerinde durulmuş, ayrıca ailesi hakkında belgelerden hareketle bilgiler verilmiştir. Onun eğitimi, gezdiği yerler, efsanevi hayatı hakkında ayrıntılı bilgiler sunulmuştur. Bu bölümde Hocamızın özellikleri ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir (Sakaoğlu- Alptekin 2009: 39-57).

Nasreddin Hoca ile ilgili bir başka konu onun nereli olduğu hususudur. Akşehirli mi, Kastamonulu mu, Sivrihisarlı mı, yoksa Kayserili mı? Bu bölümde bu soruların da cevabı verilmektedir.

Dördüncü Bölümde, sadece Türkiye’de değil Türk dünyasının hemen her yerinde elde edilen Hocamızla ile ilgili bilgi ve belgelere yer verilmiştir (Sakaoğlu- Alptekin 2009: 63-104). Nasreddin Hocanın Türk dünyasında Hoca, Apandı, Molla, vh. adlarıyla tanınması, onun adına bağlanan fıkralar konusunda da daha özenli olmamız gerektiğinin bir işareti gibidir.

Beşinci Bölüm, Hocamızın fıkralarının nazma çekilmesi konusu ile ilgilidir. Bu konu ile ilgili çalışma yapan araştırmacı ve şairlerin başında Prof. Fuad Köprülü gelmektedir. Daha sonra Orhan Veli Kanık ve Şükrü Kurgan gelmektedir. Bu arada bazı araştırıcılar, Hoca fıkralarının nazma çekilmesi konusundaki olumsuz görüşleri de dile getirilmektedir. Bu bölümde nazma çekilen fıkra metinlerine yer verilmiştir.

Altıncı Bölüm, ‘Nasreddin Hoca Fıkralarının Özellikleri’ başlığını taşımaktadır. Bu bölümde konu ile ilgili temelde dört soruya cevap aranmıştır.

1 .Hangi fıkralar Nasreddin Hocaya aittir?
2. Nasreddin Hoca birden fazla mıdır?
3. Hoca fıkralarıyla karışan Hint, Aisopos, Mesnevi’den kaç tane anlatı karışmıştır, bunlar nasıl ayırt edilecektir?
4. Diğer ülkelerde bulunan fıkra kahramanları adına bağlanan fıkraların, Hoca adına nasıl bağlandığıdır? (Sakaoğlu-Alptekin 2009: 122-123).
Bu soruların cevapları Nasreddin Hoca araştırıcıların da görüşleri, bilgileri ve araştırmaları dikkate alınarak incelenmiş ve cevaplandırılmıştır.

Yedinci Bölümde Hocamızın fıkralarında yer alan atasözleri ve deyimler konusu incelenmiştir. Bu konuda çalışma yapan araştırmaların çalışmaları incelenerek Hoca fıkralarındaki atasözleri ve deyimler sıralanmıştır. Gökalp, Nasreddin Hoca fıkralarında yer alan, 23 atasözü ve deyim, 17 atasözü ve deyim ağırlığındaki söz grupları olarak belirlemiştir. (Sakaoğlu-Alptekin 2009: 132-133).

Atasözü ve deyim örnekleri:
Acemi bülbül bu kadar öter.
Geç yiğidim geç!
İnce eleyip sık dokumak.
Atasözü ve deyim ağırlığındaki söz grupları örnekleri:
Ağızlarda söylene söylene Eyyup adı ip olur.
İyi buldunuz sahibi ölmüş eşeği.

Günümüzde Nasreddin Hoca fıkralarında görülen atasözü ve deyimler üzerine Nail Tan da bir çalışma yapmıştır. Tan’ın çalışması da dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda Hoca fıkralarından kaynaklanan atasözleri 26, deyim 10 ve atasözü ve deyim ağırlığındaki söz grupları 22 olarak belirlenmiştir (Sakaoğlu-Alptekin 2009: 134-135).

Atasözü ve deyim örnekleri:
Ayağını sıcak tut, başını serin/Gönlünü ferah tut, düşünme derin derin.
El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
Fincancı katırlarını ürkütmek.
İnce eleyip sık dokumak.
Sekizinci Bölümde, Nasreddin Hoca fıkralarından
örnekler verilmiştir. Bu bölüm iki alt başlık altında
incelenmiş ve örneklendirilmiştir.
İlk başlık, ‘Nasreddin Hoca’ya Ait Olduğunu Düşündüğümüz Fıkralar’ adını taşımaktadır. Bu başlık altında 124 fıkra metnine yer verilmiştir.

Diğer başlıkta, ‘Nasreddin Hoca Adına Bağlanan Fıkralar’ adını taşımaktadır. Bu başlığın da alt dalları bulunmaktadır. Mantık açısından Hoca’ya uymayan fıkralar 58; dini açıdan Hocaya uymayan fıkralar 6; Hoca Timur konulu fıkralar 11; Hoca’dan önce de anlatılan fıkralarda çeşitli varyantları ile birlikte örneklendirilmiş bu başlıkta 8 fıkra örneğine yer verilmiştir. Son alt dal ise ahlak açısından Hoca’ya uymayan fıkralardır. Hocamıza saygıdan dolayı bu bölümde fıkra örneğine yer verilmemiştir.

Dokuzuncu Bölüm, Nasreddin Hocamıza yakışır bir şekilde hazırlanan Bibliyografya’dan oluşmaktadır. Eserin sonunda yararlanılan kaynaklara yer verilmiştir.

İlkokul yıllarımda Hocamızın hayatı ile ilgili olarak işittiğim bir efsanede; Hocamız, öğrencilik yıllarında dersine giren hocasını (öğretmenini) gülünç bir durumun içine düşürür. Hocası da bu olayı Küçük Nasreddin’den beklemediği için şöyle bir beddua da bulunur.

“Dilerim Allah’tan dünya durdukça çoluk çocuk herkes sana ve senin anlattıklarına güler!”

Bu beddua tutmuşçasına Hocamızın adı geçtiği zaman herkesin yüzünde bir gülümseme belirmektedir. Hocasının bedduası tutmuş gibidir. Ancak günümüzde Hocamıza bağlanan bazı fıkralar, gülümsemekten farklı olarak utanç (!) duyulmasına sebep olacak yapıdadır.

Böyle bir utancı Hocamıza yaşatmamak için, bugün dünyanın her yerinde tanınan ve bilinen Nasreddin Hocamızın hak ettiği yerde ve konumda bulunmasını sağlamak, onun nükteleriyle büyüyen ve bu nüktelerden ders alan nesiller yetiştirmek zorundayız.

Çok zengin bir kaynakçadan yararlanılarak hazırlanan bu eser için Hocamız adına hocalarımız Prof. Sakaoğlu ve Prof. Ali Berat Alptekin’e saygılarımızı sunuyoruz.

Atasözü ve deyim ağırlığındaki söz grupları örnekleri:
Sahibi ölmüş eşeği kurt yer.
Sen de haklısın.
Bilenler, bilmeyenlere anlatsın.

***

Kaynakça: Dr. Atiye NAZLI, öğretmen – ESKİyeni dergi, Eylül 2012
1.Nazlı, Atiye (2011), Binbir Gece Masallarının Anadolu Türk Masallarına Etkileri Üzerine Bir Araştırma, Konya (yayımlanmamış doktora tezi)
2.Sakaoğlu, Saim (1992), Türk Fıkraları ve Nasreddin Hoca, Konya
3.Sakaoğlu, Saim (2005), Nasreddin Hoca Fıkralarından Seçmeler, Ankara
4.Sakaoğlu, Saim-Ali Berat Alptekin (2009), Nasreddin Hoca, Ankara.

Categories: Nasrettin Hoca