Mucit Yemenici Fahri Usta

Sivrihisar Sosyal Hayatından Kesitler

15- Mucit Yemenici Fahri Usta –

1973 yılı bir yaz günü Sivrihisar noteri olarak günlük mesaimizi bitirmiş; TRT İstanbul radyosundan dinlemekte olduğum fasıl heyetinin icrası eşliğinde yorgunluğumu atarken; günlük işleri yevmiye defterine geçiriyordum. Kapıdan tıknaz orta boylu yaşlıca bir şahıs girdi. Selam verdi, buyur ettim. Hal hatırdan sonra; kendisinin aslen Sivrihisarlı olup yıllardan beri MKE kurumunda çalışıp, Ankara Tandoğan’da oturduğunu sıla-i rahim için memleketine geldiğini beyan etti. Devamla:

İlk mektepten sonra ayakkabıcı çırağı olarak babanız ustam Fahri Efendinin yanına girdim. Mesleği öğrenip başkalık aldım.yani: kalfa oldum. Fakat nasip MKE kurumdaymış. Orada çalışıp emekli oldum.

Tandoğan’da otururken Prof. Dr. İhsan Doğramacı ile komşu oldum. Onun bir yakını ayakları çarpık olarak doğmuştu. Üzülüyordu. Sivrihisar da ustam Fahri efendinin bu kabil ayakları diktiği ayak-kabıyla düzelttiğini söylemiş, talebi üzerine aldığım ölçülere göre ustam bir çift ayakkabı dikmiş ve kullanma talimatını bana not ettirmişti. Ortopedik özürlü çocuk kısa zamanda sağlığını kazanmıştı. Aradan yıllar geçti benim Sivrihisar’a gideceğimi duyan İhsan Bey, bana; komşum madem gidiyorsun Fahri ustana uğra benim selam ve hürmetlerimi söyle ayaklardaki özrün ortopedik özel ayakkabı yolu ile tedavi şeklinin dünyada ilk defa kendisi tarafından bulunduğunu, icat sahibi olduğunu bilsin. Bundan en az 30 sene sonra batılılar tarafından bu işin öğrenildiğini fakat kendisinin bir çift ortopedik ayakkabı ile yaptığı işi, daha uzun sürede ve daha çok ayakkabı ile yaptıklarını ifade etti.

Malum: İhsan Bey ortopedi hem de çocuk ortopedisi (pediatri) profesörü idi. Bu değerlendirmesi önem taşıyordu.

-Hocam iyi güzelde ustam rahmeti rahmana kavuştu dedim
-Bu ilim onunla gitmemiştir. Oğluna falan öğretmiştir dedi.
-Bende o da sizlere ömür dedim.

Her ikisine de rahmet dileyip aileden kim kalmışsa babalarının dünya çapında bir buluş sahibi olduğundan haberdar olsunlar, benim selamımı söyle dedi.

İşte: ben o emaneti ve selamı tebliğ için Orhan Efendi sana geldim dedi. Teşekkür ettim.

Birden, ben çocukken elleri kınalı evlenme hazırlığı için ilçeye alışverişe gelen kızların, askere sağlam mükellef kaydı ile giden delikanlıların babalan ile gelip babamın ellerini öpüp, sayende çocuklar özürden kurtuldular. Şimdi sapa sağlamlar, diyerek teşekkür ettiklerini hatırladım.

Babam fakir kimselerden bu iş için para almıyor. Hali vakti iyi olanlardan da ayakkabının maliyetini alıyordu. Niye gerçek değerini almadığını soranlara ise: “babası zenginse de çocuklar korunmalı diyor ve her şeyin zekatı cinsindendir.” İslami prensibini tekrar ediyordu

Bu anektodu kitabımın ilk baskısında övünme kabul edilir diye zikretmedim. Bilenlerin ısrarı ile Sivrihisar için övünç meselesi olur, hiçbir hakikat dünyada gizli kalmasın dedim.

Bütün Yönleriyle Sivrihisar
Orhan KESKİN

Categories: Orhan Keskin

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*