Milli Mücadelede Eskişehir’in Önemi

Milli Mücadele Açısından Eskişehir’in Önemi Nedir?

Milli mücadele tarihimizde Eskişehir ve halkının ayrı bir yeri vardır. Her şeyden önce Eskişehir, Anadoluyu İstanbul ve Ankara’ya bağlayan demiryoluna sahipti. Bu stratejik önemi dolayısıyla, özellikle ulusal hareketin ilk günlerinde İtilaf güçleri ve onların emrindeki İstanbul Hükumetleri, Eskişehir’i kontrollerinde bulundurmak istemişlerdir. Çünkü onlar, Eskişehir üzerinden Anadolu’nun diğer yerleşim yerlerine ulaşarak buralarda ulusal hareket aleyhinde isyanlar çıkartmak peşindeydiler. Bu arada, İstanbul’u besleyen Konya Ovası ürünü buğday, İstanbul’a Eskişehir üzerinden nakledilmekteydi.

Sivas kongresinin devam ettiği günlerde Ankara ve Eskişehir çevresinde İstanbul Hükumeti taraftarlarıyla Kuva-yı Milliyeciler arasında gizli ve açık bir mücadele mevcuttu. Ali Fuat Paşa her fırsatta durumdan Heyet-i Temsiliye’yi haberdar etmekteydi. Ali Fuat Paşa’nın faaliyetleri ve bölgenin hassas durumu buradaki faaliyetleri tek merkezden yönetecek bir “Milli Komutan” bulundurulmasını zorunlu kılıyordu. Bunun üzerine Sivas Kongresi 9 Eylül’de aldığı bir kararla Ali Fuat Cebesoy Paşa’yı Garbi (Batı) Anadolu Umum Kuva-yı Milliye Kumandanlığı’na atadı. İngilizlerin Eskişehir’de bulunmaları, demiryollarını kontrol altında tutmaları, İstanbul hükumetinin kışkırtıcı tertipleriyle yer yer ayaklanmaların meydana gelişi, Heyet-i Temsiliye’ye karşı kuvvet sevk edileceği söylentileri Ankara’daki Milli Mücadele yanlılarını tasaya düşürmüştü. Bu durum üzerine Ali Fuat Paşa için artık Ankara’da kalmak imkansızdı ve derhal harekete geçmek gerekiyordu. İlk hedef de Eskişehir’di. Eğer Eskişehir’e hakim olunabilirse İstanbul yakınında yabancı kuvvetlerin en çok toplandığı ve Anadolu demiryollarının birleştiği önemli bir mevkiye hakim olunacaktı.

Ali Fuat Paşa Eskişehir yönüne hareket etmeden önce 9 Eylül’de Sivas (ta Umumi Kongre Riyaseti’ne bir telgraf çekerek Eskişehir’deki genel durumu arzetti ve “…şayet İngilizler burada yerleşir ve Teşkilat-ı Milliyeyi devre dışı bırakırlarsa Konya vilayetinden başka Bursa ve Aydın vilayetlerini de Heyet-i Umumiye’den ayırmış olacaklardır. Bu hususun umum kongreye ne kadar kötü etki edeceği şüphesizdir. Bu ahval karşısında Heyet-i Umumiye’nin temin-i selameti için buradan mühim bir müfrezeyi de alarak Eskişehir’e hareket ediyorum. Ali Fuat Paşa, Ankara’dan hareketinden üç gün sonra yani 13 Eylül günü Sivrihisar’a geldiğinde İngilizlerin Eskişehir’de toplandıklarını ve güçlendiklerini öğrendi. Eskişehir’in milli kongreye bağlanması ve şehirdeki İngiliz birliklerinin bölgeden uzaklaştırılması amacıyla bir plan hazırladı. Bu plana göre Eskişehir’in dışarıyla olan bütün haberleşmesi ile demiryolları ulaşımı sür’atle kesilecek, milli istekleri kabul ettirebilecek kuvvet ve kudretin temini maksadıyla halk işbaşına çağrılacak, bunlar milli ve askeri müfrezelerle takviye edildikten sonra bir kısmı Eskişehir – Seyitgazi, bir kısmı da İnönü’nün doğusunda toplanacak, tamamen milli olan bu icraat bir direnişle karşılaşmazsa, Eskişehir kongreye bağlanacak, daha sonra da Eskişehir’le İstanbul arasında aynı durumda olanlar varsa, onlar da aynı hareketle milli kongreye bağlanacaktı.

ESKİŞEHİR’İN EKONOMİK VE STRATEJİK ÖNEMİ

İtilaf Güçleri Açısından Eskişehir’in Önemi. Milli Mücadelenin başlangıcında İngilizler, İstanbul Hükumeti ve Kuva-yı Milliye arasında önemli olaylara sahne oldu. İngilizlerin, İtilaf Devletleri donanmasının İstanbul’a gelişinden itibaren (13 Kasım 1918) işgaline giriştiği Anadolu demiryolları üzerindeki önemli merkezlerden İzmit, Eskişehir, Konya ve Afyonkarahisar daha bu yolların yapımına başlandığı 1889 yılından itibaren İngiltere, Fransa ve Almanya arasında bir rekabet alanı olmuştu. Zira bu bölgeler hem ekonomik hem de siyasi açıdan büyük önem taşıyordu. Bilhassa İngiltere, dış politikasının temel ilkelerinden kaynaklanan endişeyle ulaşım yollarına büyük önem veriyordu. Ayrıca karayollarının azlığı ve motorlu kara taşıtlarının sayıca son derece sınırlı olduğu o günlerde demiryolları tek ulaşım aracıydı. Özellikle de Haydarpaşa – Bağdat Demiryolu Ön Asya topraklarını aşarak pamuk, petrol, kömür gibi değerli ham-madde kaynaklarının yakınından geçiyordu. Aynı zamanda demiryollarının geçmesiyle tarımsal üretimin arttığı Eskişehir, Kütahya, Ankara ve Konya gibi Anadolu vilayetlerinden gelen tarım ürünleri Haydarpaşa’dan Avrupa’ya taşınıyordu.” Diğer yandan Haydarpaşa – Bağdat hattı İngilizler için Hindistan yolu üzerinde olmasından dolayı da büyük önem taşıyordu. Bu hattın elde tutulabilmesi için de demiryollarının önemli bir kavşak noktasında bulunan Eskişehir’in elde tutulması gerekiyordu.

İzmit – Eskişehir Konya demiryolu hattını kuvvetli bir surette tutacak olan İngilizler bu suretle İzmir Kuva-yı Milliye cephesi silahlı kuvvetlerini Sivas Kongresinin etkisinden uzaklaştıracaklar ve gerekirse hareketlerini Sivas’a kadar uzatacaklardı. Bunun yanında Orta Anadolu’daki milli harekete muhalif mülkiye amirlerinin icraatlarına her türlü yardımı yapacaklar ve yer yer isyanlar çıkaracaklardı. Bütün bu sebeplerin yanında İngiltere çok önem verdiği Boğazlar ve İstanbul bölgesinde kendini güvenlik içinde hissetmek istediğinden, Anadolu ile bağlantı sağlayan Geyve Boğazı ve Eskişehir bölgesine egemen olmak istiyordu. Anadolu’ya taze kuvvet şevki için demiryollarının mutlaka elde bulundurulması gerekiyordu.

İstanbul Hükumeti açısından da Eskişehir’in önemi büyüktü. Her şeyden önce İstanbul’un tahıl ihtiyacı önemli ölçüde buradan karşılanıyordu. Fakat asıl önemi Haydarpaşa-Bağdat demiryolu üzerinde bulunmasından dolayıdır. Bunun yanında Eskişehir İstanbul’u çok yakından ilgilendiren siyasi olaylara sahne olmuştur. I. Dünya Savaşının devam ettiği günlerde de hükumetin geçici olarak Eskişehir’e nakli bile düşünülmüştü. Yine Milli Mücadelenin başladığı günlerde İstanbul’a bağlı önemli merkezler arasında Konya, Afyon, Bursa ve Balıkesir’le beraber Eskişehir de bulunuyordu. Ali Fuat Paşa’ya göre; Anadolu ile İstanbul Hükümetinden hangisinin duruma hakim olacağı meselesi adeta bu şehrin etrafında cereyan edecek olaylara bağlı gibi görünüyordu. Nitekim İstanbul hükümeti Anadolu’daki millî kongreyi dağıtmak için İngilizlerin de yardımıyla burayı bir üs olarak kullanacaktı Neticede gerek Batı Anadolu Kuva-yı Milliye hareketini Sivas kongresinin etkisinden uzaklaştırmak ve gerekse Anadolu’daki milli hareketi dağıtmak için demiryolu üzerindeki bu önemli merkez İstanbul Hükümeti için de son derece ehemmiyetli bir yerdi. Nitekim uzun bir süre Konya ve Afyon ile birlikte Eskişehir de Milli Kongre’ye karşı önemli bir direniş merkezi olmaya devam etmiştir.

Kuva-yı Milliye açısından da Eskişehir son derece önemliydi. Eskişehir’in kazanılması aynı zamanda Konya, Afyon ve Bursa gibi vilayetlerin geleceği ile de yakından ilgiliydi. Ali Fuat Cebesoy’a göre “Şayet İngilizler buraya yerleşir ve Teşkilat-ı Milliye’yi başarısızlığa mahkum ederlerse bu vilayetleri de Heyet-i Umumiye’den ayırmış olacaklardı.” Diğer yandan Ege bölgesindeki Kuva-yı Milliye cephesinin Sivas’taki Milli Kongrenin etkisinden uzaklaştırılması da demiryollarındaki İngiliz denetimine bağlanıyordu.” Ayrıca Eskişehir’de bulunan İngiliz birlikleri Sivas’ta toplanacak olan kongre için de bir tehdit unsuruydu. Bunun yanında Yunan istilasına karşı milletçe girişilecek bir harekatın güvenle ele alınabilmesi için her şeyden önce, İstanbul Hükümetinin müdahalelerini, Anadolu içlerine nüfuzunu önlemek ve ordu saflarıyla sivil idare mekanizması içinde çıkabilecek fikri ayrılıkları ortadan kaldırmak lazımdı. Bunun için de demiryolları ile birlikte Geyve Boğazı ve Eskişehir’e hakim olmak gerekiyordu. Zira gerek İstanbul’dan Anadolu içlerine, gerekse Anadolu’nun doğusundan batıda Yunanlılara karşı asker sevkıyatında demiryolları son derece önemliydi. Nitekim Milli Mücadele boyunca 4000 km.lik demiryolunun yalnızca ve de zaman zaman kullanılabilen tek hattı Ankara – Afyonkarahisar – Konya hattı olmuştur.”

Milli Mücadelenin en kanlı vuruşmaları Eskişehir ve çevresi toprakları üzerinde yapılmıştır. Mazlum Türk Milleti, burada “makus talihini” yenmiştir. Böylece düşman 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’den denize dökülmüştür. Türk Milleti, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Sevr’i tarihin çöplüğüne atarak Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur. Eskişehir halkı Yunan işgalinin ağır faciasını yürekleri parçalanarak görmüştür. Eskişehirliler vatanın kurtuluşu için hiçbir fedakarlıktan çekinmemişler, maddi-manevi bütün olanaklarını seferber etmişlerdir.

footer

ESOGÜ YAY: 072 – 2002

Categories: 26