Kuş Cenneti Balıkdamı

– BALIKDAMI KUŞ CENNETİ –

Türkiye’nin en büyük sulak alanlarının başında gelen “Balıkdamı” (Gökada) Sivrihisar’ın 30-40 kilometre güneyinde bulunan Sakarya Nehri üzerinde ve yaklaşık 1470 hektar alana sahiptir. Yaklaşık 5 km genişliğinde ve 20 km uzunluğunda bir alanı kaplar. Toplam alanı ise 30 bin dönüm civarındadır. Balıkdamı çok sayıda küçük gölet ve büyük bir sazlıktan oluşur. 1980 yılında ikinci derecede doğal sit alanı, 1994 yılında yaban hayatı koruma sahası ilan edilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredildi. 2005 yılında yaban hayatı geliştirme sahası ilan edilirken, bir bölümü de ayrılarak koruma altına alınmıştır.

Balıkdamı önemli bir sulak alan olmasının yanı sıra çok sayıda bitki, balık ve kuş türlerine ev sahipliği yapar. Bir bölgenin kuş cenneti olması, göçmen kuşların duraklaması ve bazılarının bu alanda üremesi o sulak alanın mükemmel çalışan bir ekolojik dengesinin olduğunun göstergesidir. Çünkü doğada her şey kendine has hiyerarşik bir sistem içinde yerleşmiştir. Bir sulak alanda göçmen konaklıyorsa o alanda yeterli sayıda balık olduğu aşikârdır. Hakikaten bu balık bolluğundan dolayı bu özel bölgeye de halk tarafından balıkların üreme ve yaşam alanı anlamında “Balıkdamı” ismi verilmiştir.

İhtiyologların (balık bilimcisi) tatlı su balıklarını tanımlamada kullandığı “Türkiye Tatlı Su Balıkları Tayin Anahtarı” isimli eserde ülkemizde bulunan 22 familyaya ait 200’ün üstünde balık türünün özellikleri ve bulundukları lokaliteler vardır. Bazılarının Terra typica (ilk bulunuş yeri) epitetinde Sakarya Nehri yazmaktadır. Bu da bize Sakarya Nehri’nin Türkiye’deki Tatlı su Balık Faunası için önemini göstermektedir. Sakarya Nehri’nin bu zengin balık kompozisyonuna sahip olmasında en önemli faktör de Balıkdamı’dır. Çünkü bu bölge tatlı suda yaşayan bir balığın isteyeceği tüm koşulları fazlasıyla sağlamaktadır. Özellikle balıkların üreme dönemi olan bahar aylarında yaptığı geniş su taşkınlarıyla balıklar için mükemmel yumurtlama alanları oluşturmaktaydı. Fakat 1900 yılların ortalarından itibaren DSİ’nin yaptığı ıslah çalışmalarından Balıkdamı da nasibini almıştır. Geniş ve sığ yataktan akan nehrin kanalı kepçelerle genişletilmiş ve taşkın yapması büyük ölçüde engellenmiştir. İlk bakışta sanki iyi bir uygulama gibi gözükse de yıllar içinde bu kararın ekolojik açıdan ne kadar zararlı olduğu görülmüştür. Nehir taşkın yapmadığı için birkaç dönüm arazi tarıma kazandırılmıştır ancak balıkların üreme sahaları yok edilmiştir.

Bugün halen diğer sulak alanlarımıza göre balıkdamı, hem su kalitesi hem de çevresel faktörler açısından çok daha iyi durumdadır. Peki bölge halkının sık sık dile getirdiği balık sayısının azalmasının sebebi nedir? İşte ilk cevap nehir yatağının insan eliyle tahrip edilmesidir. Özellikle Cyprinidae (sazangiller) ailesine ait balıklar eskisine göre daha derin ve hızlı akan nehirde uygun üreme alanları bulamamakta, sayıları da azalmaktadır. Bu azalma yeterli besin bulunmadığı için kuşların da eskisi gibi artık burayı ziyaret etmemesine sebep olmaktadır. Bölgede artan insan sayısıyla birlikte yıllar içerisinde ekonomik zarar eşiğini geçen avlanma miktarlarımız buradaki türleri tehdit etmiştir.

En önemli tehdit de istilacı balık türleri. Son yıllarda tüm tatlı sularda özellikle Avrupa da ciddi bir istila vardır. 1800 lü yıllardan itibaren Asya kökenli birçok balık insan eliyle Avrupa ya taşınmış kontrolsüz yapılan bu aşılamalar zaman içinde Avrupa tatlı sularını saran bir istilaya dönüşmüştür. Maalesef ki ülkemiz de bu istiladan payını almıştır.

Balıkdamında da ülkemizin yerel balığı olmayan türler son yıllarda gözükmekte bu da ekolojik dengeyi ve besin piramidini sonuçları bilinmez şekilde etkilemektedir. Balıkdamında yaptığımız çalışmalarda bu ortamın doğal elemanı olmayan Carassius gibelio (İsrail sazanı, takoz, gümüşi havuz balığı), Tilipia türleri ve Clarias lazera (kara yayın) türleri tespit edildi. Carassius gibelio halk tarafından İsrail sazanı, takoz ya da gümüşi havuz balığı gibi isimlerle tanımlanan Asya kökenli bir balıktır. Ülkemizde ilk defa 1988 yılında Trakya Bölgesindeki Gala Gölü’nde görülmüş ve kısa sürede birçok sulak alanımızı istila etmiştir. Sazana benzeyen bu balık özellikle yavru iken sazan zannedilmekte bu hatayla da birçok suya aşılanmaktadır. Sazanla benzerliği o kadar çoktur ki birçok balık pazarında sazan diye halka satılmaktadır. Ama fark sofrada hemen ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu balık çok kılçıklı ve sazana göre lezzetsizdir. Küçük omurgasız ve bitkilerle beslenen bu türün en önemli zararı çok aşırı çoğalarak tüm su sistemini istila etmesi diğer doğal türlere üreme alanı ve beslenme şansı bırakmamasıdır.

Peki bu tür niye daha fazla ürüyor? Çünkü İsrail sazanı ginogenetik üreyebilen bir türdür. Yani erkek olmadan üreyebilmektedir. Diğer sazanların spermlerini çalarak sperm parazitliği yapmaktadır. Başka bir türün spermi İsrail sazanının yumurtasına dokunduğu anda yumurta bölünmeye başlayarak 3n kromozoma sahip tamamı dişilerden oluşan yavrular oluşturuyor. Bu şekilde diğer türün yumurtalarının döllenmesini engellediği gibi aynı zamanda diğer türlere göre daha çok sayıda (hepsi dişi olduğu için) yumurta veren birey oluşturuyor. Bunların sonucunda da bir süre sonra girdiği ortamı tamamen istila ederek diğer türlerin yaşam şansını engelliyor. Maalesef ki bu tür son yıllarda Balıkdamı’nda da görülmektedir.

Diğer bir tür ise Afrika kökenli olan, halk tarafından Afrika çingenesi denen bölge halkının ise Tatlı su çipurası olarak isimlendirdikleri Tilipia genusuna ait balıktır. Bu tür çok özel şartlarda ürer ve yaşar. Bu türün yaşamını sınırlayan en önemli unsur su sıcaklığıdır. Sakarbaşı (Çifteler) denen ve Sakarya nehrinin ana kaynağını oluşturan bölgede kışın bile su sıcaklığı 16-17 °C altına düşmemektedir. Afrika çingenesi de en düşük su sıcaklığını bu derecelerde ister; bu yüzden Sakarbaşı, bu balık için ideal bir yaşam alanıdır.

Sürüler halinde dolaşan bu tür, sıcak dönemlerde Balıkdamı bölgesine kadar gelmektedir. Bölge balıkçıları tarafından en çok şikayet edilen yabancı tür ise Clarıas Lazera’ dır. Hatta bu şikâyetler çeşitli yerel ve ulusal basında zaman zaman yer almıştır. Esasında bu tür, Afrika’dan Güney ve Doğu Asya’ya kadar uzanan güney yarım küre kökenli bir balıktır. Batıda ki yayılışı da ülkemizde ki Antakya ve Adana bölgesidir. Bu balık ülkemizin doğal türüdür ama Balıkdamı’na yabancı bir türdür. Antakya ve Adana bölgesinde halk bu balıkları kara balık olarak isimlendirmektedir. Kedi balıkları grubundan olan bu tür görünüş olarak bölgedeki yayına çok benzer ama bilen bir göz ilk bakışta bu türleri birbirinden ayırır. Bizim yayın (Silirus glanis) balığımız daha açık renkte, 3 çift bıyığa sahip ve Dorsal (sırt) yüzgeci kısadır. Kara balık ise koyu renkli, 4 çift bıyıklı ve kuyruğa kadar uzanan Dorsal yüzgece sahiptir. Temel olarak iki tür de aynı şekilde çoğunlukla diğer balıkları avlayarak beslenirler. Ancak özellikle sıcak su ortamında kara balık daha fazla üreme potansiyeline sahiptir. Bu da bu balığı Balıkdamında sık görülen bir tür yapmıştır. Temel olarak özellikle Avrupa da eti tercih edilen lezzetli ve ciddi miktarlarda büyüyebilen bir türdür.

Bu ekonomik özelliklerinden dolayı 25-30 yıl önce Çifteler’de bulunan (Sakarbaşı) Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü’ne ait araştırma havuzlarında Clarias Lazera türünün Sakarya nehrinin bu bölgesine uyumu konusunda çalışmalar yapılmış. Muhtemelen bu çalışmada kullanılan balıklardan bazıları tesisten kaçarak Sakarya’da yeni bir populasyon oluşturmuş, bölgenin yüksek su sıcaklığı sayesinde hızla üreyerek ciddi miktarlara ulaşmıştır. Yayın balığıyla benzer beslenme ve üreme özelliğine sahip bu balık doğal yayınla rekabete girmiş; ayrıca bölge halkı tarafından bilinmeyen kara balık avlanmadığı, yayın balığı ise hem ekonomik değeri hem de bölge halkı tarafından sevilen bir tür olduğu için aşırı avlanma sonucu rekabeti kaybetmiş ve Balıkdamında kara balık çok yoğun olarak görülmeye başlamıştır. Populasyon yoğunluğunun çok olması ve midesinden balık dışında ördek yavrularının bile çıkması sonucu bölge balıkçıları bu türü İsrail yayını olarak isimlendirmişlerdir. Başta da söylediğimiz gibi bu tür ülkemizin bir türü olan ve kara balık olarak isimlendirilen Clarias Lazera türüdür.

Balıkdamında doğal olarak iki tane karnivor (et yiyen) balık vardır. Bunlar Esox Lucius (turna) ve Silirus Glanis yayın balığıdır. Özellikle Turna balığı hem dünyamız hem de ülkemiz için çok ilginç bir balıktır. Holarktik kökenli soğuk iklimleri seven çok eski bir türdür. Kuzey kökenli olan bu balığın güney uçtaki en son yayılış noktası olan ülkemizdeki yeri Balıkdamı’dır Yani kuzey yarım küre kökenli bu balığın doğal olarak yaşadığı en güney nokta Balıkdamı’dır. Turna, su sıcaklığı 25 °C ‘ yi geçtiğinde beslenmeyi durdurur, 28-29 °C sıcaklıklarda ise ölür. Bu sebepten kuzeye göre daha sıcak olan güneydeki su sistemlerinde bulunmaz. Diğer bir özelliği ise etçil olmasıdır. Sadece hayvanlarla beslenen bu tür eğer ortamda yeterince balık varsa sadece balıklar ile beslenir. 1 kg et ağırlığına ulaşması için de yaklaşık 22 balık tüketir. Bu türün günümüzde sayıları azalmış olsa da burada bulunuyor olması bu bölgenin halen ne kadar önemli bir balık alanı olduğunu göstermektedir.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen özellikle sanayiden uzak kalması sonucu Balıkdamının su kalitesi oldukça yüksektir. Günümüzde pek çoğu yok olup giden sulak alanlarımızın aksine Balıkdamı birçok özelliğini muhafaza etmektedir. Halen bölgede çok sayıda balık türü büyük populasyonlar oluşturmakta bu yoğunluklarıyla da göçmen kuşları bölgeye çekmektedirler. Balıkdamı doğal güzellikleriyle, sanayi çağında sanayinin hemen yanı başında temizliğini ve sağlığını koruyabilen nadir alanlarımızdandır. Özellikle Fettahoğlu Mezraasında gözelerden kaynayan ve 3 km boyunca pırıl pırıl akarak Sakarya nehrine karışan Göksu Deltası görülmeye değer bir zenginliğimizdir. Doğada birçok hayvanın danslarını davranışlarını seyretmişsinizdir ama inanın ki Balıkdamında görecekleriniz belgesellerde seyrettiklerinizden bile güzeldir.

Bir akvaryum gibi içini gösteren Göksu Deltası’nda balıkların dansını seyretmeye doyamayacaksınız. Yavaş ve sessiz akan Göksu Deltası’nda bot üstünde yaptığımız araştırma gezilerimizde, sulak alanlarımız, çevremiz, ve en önemlisi evlatlarımız için bırakacağımız dünya ile alakalı karamsarlık duygularımız bir çırpıda silinmiştir. Ne şanslıyız ki bütün olumsuzluklara rağmen halen bu güzelliklerin görülebildiği yerler var. Çalışma hayatımızın üstümüzde oluşturduğu baskı ve gerginliklerin en iyi ilacının halen doğallığını kaybetmemiş bu alanlar olduğu gerçeğinin altını çizerek tüm hemşerilerimizi bir hafta sonu bu bölgeyi görmeye ve tekrar hayata sarılmaya çağırıyorum. Bu şifa kaynağını kullanırken bir şeyi unutmamanızı da hatırlatmak istiyorum; buraların ev sahipleri bizler değiliz! Bu yüzden bu güzelliklerden yaralanırken onları koruyalım ve evlatlarımızın da istifade edebileceği yerler bırakalım. -K1 Sivrihisar’ın Balık Cenneti-

Balıkdamı (Gökada)nın Bitki Çeşitliliği

Balıkdamı (Gökada) Sivrihisar ilçesinin Ahiler, Kurtşeyh, Ertuğrul ve Göktepe köyleri arasında yer alan sulak alanlarımızdan biridir. Göksu Çayının sularıyla hayat bulan alan aynı bölgede Sakarya Nehri ile birleşir. Eskişehir merkezine 140 km uzaklıkta ve deniz seviyesinden 800 mt. yükseklikte olan bölge floristik açıdan oldukça ilginçtir.

Bölgenin bitki çeşitliliğinin belirlenmesi için Eskişehir Osmangazi ve Anadolu Üniversitelerindeki araştırıcılar tarafından 2 çalışma yapılmıştır. Bunlar; Balıkdamı (Gökada)’nın Florası ve The Flora of Balikdami Wetland and Its Surroundings (Sivrihisar, Eskişehir-Turkey)’dir.

Bu çalışmalar sonucunda bölgede yaklaşık 250 bitki türünün doğal yayılış gösterdiği belirlenmiştir. Bu bitkilerin 30’u endemiktir. Bölge tipik karasal iklim etkisinde olup bitki örtüsü step karakterlidir. Bölge bitki çeşitliliği bakımından tipik tatlısu ekosistemlerinin florasına benzerlik gösterir.

Bölgedeki bitkiler 52 familya da 175 cinste toplanır. Bu familyalardan en büyükleri;
Brassicaceae (Hardalgiller), Poaceae (Buğdaygiller), Fabaceae (Bakagiller), Asteraceae (Papatyagiller) ve Lamiaceae (Ballıbabagiller)’dir. Floradaki büyük cinsler ise; Alyssum (Alis), Centaurea (Peygamber çiçeği), Consolida (Hezeran), Gypsophila (Çövenotu) ve Astragalus (Geven)’dir Bölgedeki endemik bitkiler ise Consolida thirkeana, Alyssum pateri Nyar. subsp. pateri, Helianthemum nummularium (L.) Mill. subsp. lycaonicum, Gypsophila eriocalyx, Bolanthus minuartioides, Paronychia argyroloba, Linum hirsutum L. subsp. anatolicum (Boiss.) Hayekvar. anatolicum, Haplophyllum myrtifolium, Astragalus lydius, Astragalus vulnerariae, Trifolium caudatum, Onobrychis armena, Ebenus boissieri, Scabiosa hololeuca, Onopordum anatolicum, Asyneuma isauricum, Convolvulus galaticus, Moltkia aurea, Verbascum ancyritanum, Linaria corifolia, Scutellaria orientalis L. subsp. pectinata, Phlomis armeniaca, Wiedemannia orientalis, Marrubium trachyticum, Stachys cretica L. subsp. anatolica, Thymus leucostomus Hausskn. & Velen var. argillaceus, Salvia wiedemannii, Bellevalia clusiana ve Crocus ancyrensis’dir. Bu endemik bitkilerden Scabiosa hololeuca yüksek risk altında olan ve yakın gelecekte yok olma tehlikesi altında olan (EN, Endangered) ve Thymus leucostomus Hausskn. & Velen var. argillaceus orta vadeli gelecekte yok olma tehlikesinde olan (VU, Vulnerable) risk kategorilerindedir. Diğer endemik taksonlar ise en az endişe verici (LC Least concern) kategorisindedir.

Sulak alanların oluşturduğu ekosistemler yeryüzündeki önemli biyolojik çeşitliliğin bulunduğu bölgelerdir. Bu sistem içerisinde bitkilerin önemi oldukça büyüktür. Balıkdamı bölgesinde de doğal bitkiler bu sucul ekosistemin temel elemanıdır.

Bölgedeki bitki çeşitliliği zengin sayılabilecek durumdadır. Özellikle önemli endemik türler başta olmak üzere tüm floranın olumsuz çevresel etkilerden korunması ve bölge halkının bu türden konularla ilgili olarak bilinçlendirme çalışmalarının yürütülmesi ve bu şekilde Balıkdamı Sulak Alanının yaşamını sürdürmesi sağlanmalıdır. -K2-

Bozkırın Ortasında Gizli Bir Kuş Cenneti

İç Anadolu Bölgesinin alışılmış kuru sarı görüntüsü, nadir olarak yerini yeşile bırakır. Bu yüzden Eskişehir-Ankara yolu boyunca ilerlerken insanın gözleri kısa bir süre sonra alışır bozkıra. Ancak Sivrihisar ilçesinin yaklaşık 25 km güneyine doğru yolunuza devam ederseniz, işte o zaman renkler değişir ve canlanır. Çünkü orada Sakarya nehri üzerinde yaşam savaşı veren bir sulak alan, Balıkdamı vardır. Balıkdamı, Sakarya nehri üzerinde kalan son sulak alanlardan birisidir. Çünkü diğer taşkın ovaları ve bataklıklar alınan yanlış kararlar sonucunda ya kurutulmuş ya da tarım arazisine dönüştürülmüştür.

Batıda Aliken Platosu doğuda ise Polatlı düzlükleri ile çevrelenmiş olan Balıkdamı, iki bölgeden oluşur. Birinci bölge asıl Balıkdamı olarak bilinen kısımdır. Bu bölge yaklaşık 503 hektarlık bir alanı kaplar ve geniş sazlıklar, çamur düzlükler ile mevsimsel gölcükler içerir. İkinci bölge ise Ahiler ve Kurtşeyh Köyleri arasında yer alan bataklık ve çayırlardan oluşan batı kısmıdır. Sazlıklar ve çayırlar yanında su basar söğüt toplulukları da alanda önemli bir bölgeyi kaplamaktadır. Balıkdamının etrafı ise tarım arazileri ile çevrilmiştir.

Toplamda yaklaşık 4000 hektarlık bir alanı kaplayan Balıkdamının özelliği Sakarya Nehrinin bölgede yaptığı mendereslerden kaynaklanmaktadır. Bu mendereslerde meydana gelen taşkınlar sayesinde geniş bir bölge sular altında kalır ve pek çok canlı için yaşam ortamı sağlar.

Balıkdamında su, bölgeye de adını veren balıklar ve diğer pek çok canlı türü ile birlikte kuşlara da hayat verir. Alan pek çok kuş türü için konaklama, beslenme ve üreme olanağı sağlar.

Anadolu birçok kuş türünün göç yolu üzerindedir. Kilometrelerce yol kat eden göçmen kuşlar için göç yolları üzerindeki belli noktalarda konaklamak ve enerji ihtiyaçları için beslenmek son derece önemlidir. Balıkdamı, göç eden birçok kuş türü için önemli duraklama yerlerinden birisini oluşturur. Konu ile ilgili en güzel örnek, baharın gelişini müjdeleyen leyleklerden verilebilir. Balıkdamında göç döneminde leylek sayısı yaklaşık 18 bine kadar ulaşır. Ayrıca kışlamak için bölgeye gelen angıtların sayılarının da 680’e ulaştığı tespit edilmiştir.

Bir sulak alan olarak Balıkdamı, sadece konaklama değil, üreme amaçlı olarak da birçok kuş türü tarafından kullanılmaktadır Tehdit altında olan türlerden küçük kerkenez ve turna Balıkdamında üremektedir. Ayrıca, saz delicesi, çayır delicesi, balaban, alaca balıkçıl, gece balıkçılı ve küçük ak balıkçıl alanda üreyen kuş türlerinden sadece bazılarıdır.

Sahip olduğu biyolojik çeşitlilik nedeniyle bölge 1981 yılında doğal sit alanı ilan edilmiş, daha sonra ise yaban hayatı geliştirme sahası statüsüne getirilmiştir. Ancak alanın sahip olduğu statüler, ne geçmişte ne de günümüzde bu bölgeye gereken özenin gösterilmesine ve insan baskısından kurtulmasına yetmemiştir.

Balıkdamında en önemli sorun, Sakarya Nehri üzerinde yer alan diğer bir çok taşkın ovaları ve bataklıklar gibi bu bölgenin de kurutulması ve tarım arazisi haline dönüştürülmesi planlarıdır. Yani gözlerin alıştığı bozkır sarısına inat, yeşeren bu alanın da yok edilmesi planlanmaktadır. Sonuçta geride ne geniş sazlıklar, çamur düzlükler ve bataklıklar, ne de bu ortamların barınma ve üreme olanağı sağladığı canlılar kalacaktır. Bozkır ortasında kendiliğinden oluşan güzellik, insan kararı ile yok edilecektir.

Ne yazık ki Balıkdamı ve canlıları tehdit eden tek sorun alanın kurutulması değildir. Bölge 60 yıl öncesinde birçok avcının uğradığı bir avlak sahası olarak kullanılmaktaydı. O dönemlerde yapılan avcılık faaliyetlerinden elde edilen hasılattan zamanın avcılarından Sait Selahattin Cihanoğlu “Sporculuk ve Avcılık Hatıralarım” isimli kitabında şu şekilde bahsetmektedir:
“1953-1959 yılları arasında bizim grubun bir günde vurdukları ördek rekorlarını veriyorum. Abbas Celaloğlu iki defa 203 ördek vurmuştur. Biri 1953′ te Meriç Karpuzluda, diğeri 1955 senesi Sivrihisar Ahiler’de, Prenses Zeynep Halim Ahiler’de 130 ördek, bir kaz, Von Aulock Ahiler’de 118 ördek, Ahmet Tugay Ahiler’de 116 ördek, Sakıp Özden Ahiler’de 104 ördek, Ben Ahiler’de 112 ördek Ahiler Köyü ördek, avlak, bataklık ve sazları ile bir zamanlar böyle emsalsiz bir av sahası idi.”

Avcılık tehdidi sadece geçmişte kalan bir kabus değildir. Günümüzde de yasalara rağmen kuşların bilinçsizce avlandığı ve özellikle göç dönemlerinde yapılan avlanmanın bir katliama dönüştüğü bilinmektedir.

Balıkdamı sahip olduğu kuş türleri ile adeta bir kuş cennetidir. Ancak sit alanı ve yaban hayatı geliştirme sahası olarak ilan edilmiş olmasına rağmen, tehlikelerle karşı karşıya kalması düşündürücüdür. Ayrıca, değişik dönemlerde bölgenin sit alanı özelliğinden çıkartılması için bölge halkı tarafından başvurularda bulunulması, alanın korunmasında halkın bilinçlendirilmesinin de son derece önemli olduğunu göstermektedir.

Balıkdamı çok kişi tarafından algılandığı gibi sadece hayvanların otlatıldığı ve tarlaların sulanması için kaynak sağlayan bir yer değildir. Balıkdamı insan da dahil olmak üzere bir çok canlıya yaşama imkanı sunan çöl ortasında bir vahadır. Bölgenin yok olması sadece orada yaşayan türleri değil, insanları da geri dönülmez bir şekilde etkileyecektir. Balıkdamı, Anadolu’da insanın hoyratça harcadığı doğa güzelliklerinden geriye kalabilmiş birkaç yerden sadece birisidir. Geç olmadan gerekli tedbirler alınmazsa yalnız kitaplarda, fotoğraflarda ve anılarda kalan bir güzellik olacaktır. Yok olan değerlerimiz arasına bir yenisinin daha eklenmemesi dileğiyle… -K3-
badami4

Eskişehir’in Saklı Kuş Cenneti: Balıkdamı

Eskişehir, İç Anadolu Bölgesinde yer alan konumu nedeniyle bozkır bir şehir olarak bilinmektedir. Öte yandan şehrin kuzey ve güney-batı sınırları boyunca sahip olduğu önemli orman varlığı ve bu kıraç yapıyı yer yer bozan büyüklü küçüklü birçok yapay-doğal sulak alanlarıyla kıraç yapısına tamamen zıt başkaca yaşam alanlarını da (habitat) bünyesinde barındırmaktadır.

Eskişehir’in sahip olduğu bu yaşam alanı çeşitliliği, beraberinde bu habitatları yurt edinen birçok taksondan fauna elemanlarının da Eskişehir’de yaşamasına imkan kılmıştır. İşte Balıkdamı sulak alanı da Eskişehir’in Sivrihisar İlçesinin 30 km güneyinde Ahiler-Kurtşeyh-Fettahoğlu köyleri arasındaki üçgende yer alan bir su basar nitelikte çayırlık bir alandır. Bu çayırlık alan Sakarya’nın Göksü Deresi’yle birleştiği yerde Tatar Köprüsü’nün yıkılmasının da etkisiyle karstik ve düz bir yapıda olan bu bölgenin suyu tutmasına neden olarak bataklık-sazlık bir nitelik kazanmıştır ve yaklaşık 30 bin dönümden oluşan bir alanı kapsamaktadır.

Balıkdamı, Asya’da yaşayan yabani su kuşları için batıdaki son durak özelliğini de taşımaktadır ve bu özelliğiyle birçok türden yerli, göçmen ve transit göçmen kuş türlerine barınma, beslenme ve üreme alanı sağlamaktadır. Bu bölge aynı zamanda İç Anadolu bölgesinde yer alan karasal iklime sahip Eskişehir’in daha ılıman bir iklime sahip olmasını da sağlamıştır. Balıkdamı, doğal bir sit alanı statüsüyle Milli Parklar, Av ve Yaban Hayatı ile Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca koruma altına alınmıştır.

Balıkdamı ve çevresinde yaşayan veya yaşaması olası fauna elemanlarının saptanması amacıyla, 2001 yılından beri yürüttüğümüz arazi çalışmalarının yanı sıra, geniş bir literatür çalışması ve yöre halkının duyumlarından ve gözlemlerinden yararlanılarak 2008’de başlattığımız bir proje de halen sürdürülmekte olup Eskişehir il sınırları içerisinde yaşayan tüm kuş türleri saptanmaktadır. Proje çerçevesinde gözlenen yaklaşık 240 kuş türünün ancak 160 tanesinin fotoğrafları kaliteli bir şekilde çekilebilmiş, eksik kalan türlerle ilgili çalışmalar da sürdürülmektedir. Bu çalışma sonucunda tespit edilerek belirtilen fauna elemanlarından; iki yaşamlı türleri, sürüngen türleri, kuş türleri ve memeli hayvan türleri verilmiştir.

BALIKDAMI’NA ETKİ EDEN BAŞLICA FAKTÖRLER

Balıkdamı bölgesi, Sakarya Nehri’nin kaynağı olan Sakaryabaşı-Eminekin bölgesinden yaklaşık 80 km uzakta bulunmaktadır. Sakarya nehrinin akış istikameti boyunca şu yerleşim yerleri bulunmaktadır:
Sakarbaşı-Eminekin (Nehir Kaynağı)
Dikmen + Selimiye + Kızılca köyleri
Aktaş Köyü
Çandır Köyü
Gülçayır + Burhanlar Köyü
Buzluca Köyü
Kurtşeyh Köyü
Ahiler Köyü
Balıkdamı Köyü
Yenidoğan Köyü
İlyaspaşa Köyü
Balıkdamı’nı dolaylı olarak etkileyen ya da etkilemesi muhtemel çevreye yakın yerleşim bölgeleri ise şunlardır:
Ballıhisar (Pessinus Antikkenti): Kuzeybatıda 14 km
Ertuğrul Köyü: Kuzeybatıda 8 km
İlyaspaşa Köyü: Güneydoğuda 12 km
Yenidoğan Köyü: Güneydoğuda 5 km
Göktepe Köyü: Güneybatıda 13 km
Ahiler Köyü: Batıda 3 km
Kurtşeyh Köyü: Batıda 8 km

Yukarıda sıralanan yerleşim merkezlerinin hayvancılıkla ve tarımla uğraşmaları göz önüne alınırsa, Balıkdamı ve yöresinin, usulsüz avlanmalar dışında ayrıca kirlenme ve otlatma açısından da olumsuz etkilendiği söylenebilir. 1979 yılında DSİ tarafından yapılan drenaj ve nehir yatağının ıslahı, taşkın alanının daralmasına neden olmuştur. Böylece göl alanının suyu çekilmiştir. Balıkdamı köyünün hemen yakınındaki göl alanının daralması sonucunda, çevre köylerde yaşayan insanların, başıboş otlatılan hayvanları çekilen göl alanına getirmeleri ve kuluçkada yatan kuşların rahatsız olmaları, zamanla azalmalarına neden olmuştur. Sakarya Nehri’nin bu taşkın alanının yatak ıslahı ile yeni toprak kazanılması, amacına ulaşamadığı gibi doğal dengenin de bozulması ile sonuçlanmıştır. Meydana çıkan taşkın alan toprağı, tarıma elverişli olmadığı gibi hayvancılık için de elverişli değildir.

Ağır balçık toprak özelliği sonucu yaz aylarında erken sıcaklarda derin ve geniş çatlaklar oluşmaktadır. Kuvvetli rüzgarlarla kuruyan ve ince bir yapıya sahip olan topraklar erozyonla taşınmaktadır. Bugünkü durumda sulak alan olarak bir sığ göl ve su basar bir çayırlık alan özelliğinde olan Balıkdamı; çeşitli kuş, balık türleri ile bitki türleri açısından çok zengin bir alandır. Gerek çevre avcıları gerekse uzaklardan gelen avcılar için bu bakımdan ilgi çekici bir saha niteliğindedir. Bilinçsiz ve usulsüz avlanmalar sonucu kuş türleri ile balık türleri hızla azalma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Göl çevresi ve içerisinde önceki yıllarda mevcut olan bataklık ağaçları ile kamış- sazlıklar, bilinçsizce tahrip edilerek kuşların kuluçka yuvaları yapma olanağı da azalmıştır.

İLGİ ÇEKEN DİĞER HUSUSLAR

Balıkdamı sahası 1979 yıllarına kadar doğal durumda iken DSİ tarafından Sakarya Nehri’nin tabanının ıslah edilip mecrasına çekilmesi sağlanmış, çevrede yeni tarım arazisi ve mera alanı sağlanmış olmasına rağmen zaman zaman meydana gelen su taşkınları Gökada Gölünü eski durumuna getirmiştir. Arzu edilen amaca tam olarak ulaşılamadığı gibi mevcut doğal denge de bozulmuş, sahaya konaklamak ve bir kısmının da kuluçkaya yatmak üzere gelen göçmen ve yerli kuş türlerinin azalmalarına neden olunduğu sonradan fark edilmiştir. Saha tam olarak korunamamakta, usulsüz avlanmalar (köylülerce ve dışarıdan gelen avcılar tarafından) her yıl devam etmektedir. Nehir yatağının açılmasıyla binlerce yıllık doğal denge, doğanın aleyhine bozulmuştur. Yanlış arazi kullanımı yapılmaktadır. Doğal dengeyi bozacak her türlü avlanma ve otlatma faaliyetleri çevre köylüler tarafından yapılmaktadır.

BÖLGENİN İYİLEŞTİRİLMESİ ADINA NELER YAPILMALIDIR?

Balıkdamı sulak alanını korumak için ona sadece doğal sit alanı statüsü vermek yetmemektedir. DSİ’nin bölge üzerinde her türlü tasarrufa sahip tek kuruluş olması (doğal sit alanı olmasına rağmen) bu koruma durumunu daha da zora sokmaktadır. Bu nedenle DSİ’nin burada yapacağı her faaliyet için mutlaka kurumlar arası işbirliğini gözetmesi ve kararları ortak alması gerekmektedir. Bu kurumlar içinde özellikle bölgede çalışmalar yapan üniversitelerin ilgili bölüm araştırmacılarının da katkısı çok önemli olacaktır. Koruma amaçlı bir bina ile gözlemlerde yararlanılacak ayrı bir bina yapılmasına ihtiyaç vardır.

Daha önce tahrip edilen yerlerde ve sahanın başka uygun yerlerinde söğüt ağaçlanması yapılmalı ve mevcut sazlık alanların yakılması ve kesilmesi engellenmelidir. Balıkdamının tıpkı Manyas Kuş Cenneti gibi tanınması için reklam faaliyetlerine önem verilmelidir. Örneğin; Belediye otobüslerinin ve Eskişehir Merkezli otobüs firmalarının gövdeleri, bu saklı kuş cennetinin fotoğraflarıyla donatılabilir. Ayrıca belirli zamanlarda şehrin çeşitli yerlerine reklam afişleri asılabilir. Bunların yanında bölgeye kuş gözlem turları düzenlenmeli ve Balıkdamı Festivali adı altında ulusal bir festival yapılmalıdır. Çünkü çoğu Eskişehirli hemşerilerimiz bile şehrimizde bu derece önemli bir kuş cennetinin varlığından habersizdir. Ayrıca bu maksatla Eskişehir-Ankara yolu üzerinden başlayarak hem ana yollara hem de tali yollara tanıtım, işaret, ikaz ve yönlendirme levhaları konulmalıdır. Yurdumuzda gıda üretimi bakımından en yüksek verim ve potansiyele sahip sığ göl, sazlık ve benzeri sulak alanların arazi kazanmak amacıyla kurutulması, telafisi imkansız sonuçlara neden olmaktadır. Balıkdamında yapılan yanlış arazi kullanımı önlenmeli, daha önce yapılmış onarılmaz hatalar tekrarlanmamalıdır. -K4-

***

Kaynaklar: Eskişehir Valiliği ESKİyeni Kültür dergisi – Aralık 2010
-K1- Dr. Özgür EMİROĞLU – Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
-K2- Dr. Onur KOYUNCU \ESOGÜ Ö. Koray YAYLACI \ Biyolog
-K3- Yrd. Doç. Dr. Elif YAMAÇ – Anadolu Üniversitesi, Fotoğraf: Can DÜZ
-K4- Yrd. Doç. Dr. Ünal ÖZELMAS – Eskişehir Osmangazi Üniversitesi

Kaynakça: -K1-
1.Geldiay, R. Ve Balık, S., 1988 Türkiye Tatlı Su Balıkları, Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kitaplar Serisi, No: 97, s: 1-159, İzmir.
2.Balıkdamı Ekosistematik Araştırması, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Bilimsel Araştırma Komisyonu Projesi, Proje no 200219041, Araştırıcı, 2002-2005.
3.Emiroğlu, Ö., Sarı, H, M., Şahin, Y., Zararlı ve İstilacı Bir Tür Olan Carassius gibelio ‘nun Uluabat Gölü Balıkçılığı Üzerine Verdiği Zararlar. Türkiye Sulak Alanlar Kongresi konferansı 201-209 pp., Bursa, Türkiye, Mayıs 2009, (Tam Metin Bildiri)

Kaynakça: -K2-
1.Türe C, Ocak A & Mısırdalı H (1996). Balıkdamı’nın (Gökada) Florası, Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Dergisi, 2: 55-69.
2.Koyuncu O., Ataşlar E., Tokur S., Erten M.E. and Ardıç M., (2008) The Flora of Balikdami Wetland and Its Surroundings (Sivrihisar, Eskişehir-Turkey), Turkish Journal of Botany, 32: 227-241.

Kaynakça: -K3-
1- Eken, G. Bozdoğan, M. İsfendiyaroğlu, S. Kılıç, D.T. Lise, Y. (Edt) 2006. Türkiye’ nin Önemli Doğa Alanları. Doğa Derneği, Ankara.
2- Cihanoğlu, S.S. 1971. Sporculuk ve Avcılık Hatıralarım. İstanbul
3- Yarar, M. ve Magnin, G. 1997. Türkiye’nin Önemli Kuş Alanları. DHKD, İstanbul.
4- Zeytinoğlu, M. Kılıç, A.Y. ve Zeytinoğlu, H. 1994. Kaybolan Değerlerimizden Balıkdamı. Ege Üniversitesi. Fen Fakültesi Dergisi Seri B. Cilt: 16/1.

Kaynakça: -K4-
1.KİZİROĞLU, İ. Red Data Book, 2008
2.KİZİROĞLU, İ. “Türkiye Kuşları”, 2009
3.TÜBİTAK ve DPT Ortak Yayını, Türkiye Omurgalılar Tür Listesi, 1996
4.DEMİRSOY, A. Yaşamın TemelKuralları-Omurgalılar-Amniyota,1996
5.DEMİRSOY, A. Amfibiler, Çevre Koruma Genel Md., Proje Çalışması,1996
6.DEMİRSOY, A. Memeliler, Çevre Koruma Genel Md., Proje Çalışması,1996
7.2004 Yılı Eskişehir İl Çevre Durum Raporu, Eskişehir, 2005

SİVRİHİSAR BALIKDAMI GÖZLEM EVİ

Eskisine göre suya daha yakın ve olması gereken noktaya uluslar arası standartlara göre yapılan ve geçtiğimiz ay sonu yapımı tamamlanan gözlem evinin yapımında emeği geçen başta Milli Parklar Müdürlüğü görevlileri ve Balıkdamı tanıtımını yapan bu konuda girişimde bulunan ve burayı sürekli gündemde tutan Osmangazi Üniversitesinden Doç. Dr. sn. Ünal ÖZELMAS, Sn. Muharrem KARAKAYA, Sn. Fevzi KIRAÇ başta olmak üzere emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.

SİVRİHİSAR BALIKDAMI’NA HAYAT VERELİM

1.Türe C, Ocak A & Mısırdalı H (1996). Balıkdamı’nın (Gökada) Florası, Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Dergisi, 2: 55-69.

2.Koyuncu O., Ataşlar E., Tokur S., Erten M.E. and Ardıç M., (2008) The Flora of Balikdami Wetland and Its Surroundings (Sivrihisar, Eskişehir-Turkey), Turkish Journal of Botany, 32: 227-241.