Kökü Derinde Bir Çınar Sivrihisar

Kökü Derinde Bir Çınar Sivrihisar

Kayaların eteğinde tarihi bir Anadolu şehri, Sivrihisar var. Adını sivri kayalar­dan, kayalar üzerinde kartal yuvası gibi duran sağlam bir kaleden alan Sivrihisar. Kökü derin bir çınar gibi, gün görmüş, devirler yaşamış, başı dik, alnı açık bir tarih ve kültür şehri.

Sivrihisar, Eskişehir’in o görmüş geçirmiş soylu soplu, okkalı oturaklı ilçelerinden biridir. Çok önemli bir karayolu onun, ne öyle “çarşı caddesi” haline gelecek şekilde içinden geçer, ne de umursamıyormuş gibi uzağından sıvışıp savuşur. Fa­kat eteğinin kenarından saygı ile yol alır. Mevkiine sırtını dayadığı kayalıkların ve kalıntıların haşmetine bakanlar, en azın­dan “yalçın” kelimesinin ne manaya gel­diğini kavrarlar. O görünümüyle mey­dan okur bir hali vardır. Sivrihisar’ın kendisi munis olsa bile, görünüşü munis değil, saygı telkin edicidir.

Bir başka dost Ankara dönüşü “Sivrihisar kayalarının silueti bana hep ezelden ge­lip, ebede giden bir kervanın konaklamış halini hatırlatır” demişti.

Sivrihisar, uzun bir askerlik dönüşü, si­nesinde yetiştiği kayalara bakıp o bütün özlemi ile bu kadar güzellik imkânsız, muhakkak tamir edip düzenlemişler de­dirten bir sıladır.

Ayrılıklarımızda Garipce’den geçerken gariplik hissettiğimiz ilçemiz, inananlar için taşı Mekke taşı gibi, kıblesi açık in­sanların kendilerini Allah’a yakın hisset­tikleri, havası hoş, suyu güzel sinesinde barındırdıkları din uluları ile mümtaz ve (Şeyh Baba Yusuf dili ile) Peygamberimi­zin Ravza’sında halkına merhametle mu­amele edilmesi niyaz edilen Hacı Bayram Veli (K. S) tarafından “Kırklar”ın makamı olarak belirtilen bir belde.

Ankara dönüşü Sivrihisar’daki yazıhanemde beni ziyarete gelen, Bursalı bir avukat ar­kadaşım: “Orhancığım, bu dağ taş arası küçücük ilçede avukat olmak için mi fakülte­de o kadar çok çalışmıştın?” demiş, ben de cevap olarak: “Sana göre öyle ama buraya bir de benim gözümle bak” demiştim.  Av.Orhan KESKİN

Sivrihisar’ın; doğum yerim, ata yurdum, vatanım olarak; daima gönlümde müstesna bir yeri olmuştur. Şair Eşrefin Sivrihisar’a kaymakam tayin edildiğinde: “Padişahım gitmek murat ise bir hisara Başı sivri olmasın da ak olsun” Dediğini duyunca ona kızmış ve: Kırkağaçlı Eşref mazurdur hisarı ak ister Serdar ise, hisarın sivrisini sancak ister Hisarlar vardır yeşildir, aktır, karadır amma! Sevmeye onu: Yunus, Hızır, Selman-ı Pak ister. Demiştim.

Sonraları Kırkağaç ilçesi ile Akhisar ilçesi arasındaki uzaklığın çok az olduğunu gö­rünce memleketine yakın olmak arzusunun galip geldiğini anlamış, gurbette biri ola­rak kendini anlayışla karşılamıştım.

Sivrihisar benim için, temiz havasını soluduğum, tatlı sularından içtiğim, nimetleri ile şekillenip büyüdüğüm, yasadığım; benimle ağlayan benimle gülen akraba ve dost­larımın bulunduğu, toprağı şüheda kanı ile yoğrulmuş, atalarımın son durağı, mane­vi tasarrufları devam eden evliyalar yatağı…

İsrafı sevmeyen, zeki, çalışkan, ağırbaşlı, uyumlu, saygılı, kadir bilir, dinine, tarihine, diline, örf ve adetlerine bağlı bir ilçe.

Sivrihisar, dünya coğrafyası hatta ülkemizde küçük bir yer işgal etmektedir. Ancak di­ğer yönden, yetiştirdiği şahsiyetler bakımından dünya çapında ilgiye layık bir yerdir. 17. asra kadar, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde şehir ve ilim merkezi olması; her bakımdan yapılacak araştırmalara; odak olmak niteliğini taşımasına yeterlidir sanırım.

Sivrihisar’ın bugün de; köy ve şehir arasındaki geçişte; “şehirli mektebi” kimliğini ta­şıdığını söylersek haksız sayılmayız.

* * *

BÜTÜN YÖNLERİYLE SİVRİHİSAR

Categories: Makale ve Yazılar