İsraf & Bereket

İSRAF OLAN YERDE KITLIK, TASARRUF OLAN YERDE BEREKET OLURMUŞ.

Geçenlerde Bursa yol boyundan dört beş tane şeftali almıştım. Birisi arabada kalmış iki üç gün arabada bekleyen şeftali bir kısmı çürümüş neyse yola çıktım baktım şeftali çürümeye yüz tutmuş çöpe atmaya niyetlendim.

Rahmetli büyük-babam Sebzeci kara Cemal aklıma geldi. Çürüyen elmaları, portakalları Sebzeleri meyveleri sandığın dibine dökülen üzüm denelerini kesinlikle atmaz terazinin kefesine koyar çürüyen yerleri bıçakla oyarak ayırır ve eve gönderirdi. Bende çocukken dedem bize hep çürük meyve yediriyor diye hayıflanırdım.

Rahmetli babaannem evin ışığını açmaz sokak perdeleri açar sokak lambasının ışığında otururdu. Anam bayatlayan ekmekleri atmaz tirit aşı yapar yada sabahları yumurtaya bandırarak kahvaltıda yerdik. Biz dedemin zamanında hep çürük meyveyle büyüdük.

Rahmetli Muzaffer dayımın sakosu yamalıktan görünmezdi. Ölmeden her bayramlaşmaya gittiğimizde özenle elli yıldır sakladığı sakosunu (ceketini) çıkarır gösterir ve ne yokluklar çektiğini anlatırdı.

Rahmetli Doğan amcam kamyonu kullanırken en tasarruflu nasıl kullanılır hep onu anlatırdı. Dibek başından manevra yaparken ak çeşmeye arabanın burnunu verir geri geri salar zorlamadan manevra yapardı. Bunların hepsi aman canım şu takıldığın şeylere bak diyebileceğiniz şeyler gibi gelse de hep tasarruflu olmayı hayatına bir ahlaki dini prensip haline getirmiş çok yokluk çekmiş ve elinde sahip olduğu her nimetin kıymetini bilen ve DENE DENE’YE EŞ OLUR Bİ GAŞIK AŞ OLUR .

Sivrihisar ata sözünün doğmasına sebep olan tasarrufun bereketi getirdiğini Hadisi Şerif’te buyurduğu üzere; “İktisat eden zenginleşir israf eden fakirleşir”

Aynı şekilde israfın haram olduğunu Yüce Yaradan Şu ayeti kerimede de açıkça bildiriyor. “Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz! çünkü Allah israf edenleri sevmez” (A’râf Suresi 7/31)

Dünyadaki gıda israfı verilerine baktığımızda yılda 805 milyon insan açlık sınırında yetersiz besleniyor ve 10 milyon insan açlıktan ölüyor. 1.3 milyon ton gıda çöpe gidiyor ve bunun ekonomik değeri 1 trilyon $, veriler bunu gösteriyor. Çöpe giden gıdanın 4/1 bile 805 milyon insanın gıda ihtiyacını karşılıyor.

Şimdi bu gerçekleri görünce Rahmetli dedemin bize yıllarca niçin çürük meyve yedirdiğini. Bir Marşafa kısıtlı su ile abdest aldığını. Anamın bayatlayan ekmekleri niçin çöpe atmadığını, Rahmetli babaannemin neden karanlıkta oturduğunu daha iyi idrak edebiliyorum.

Dedem alim değildi Anam cahil babaannem imza yerine parmak basardı ve bu devirdeki insanların çoğu böyleydi. Onları bu bilince sevk-eden ecdadından gördüğü terbiye kültür ve dinimizin gereği idi.

Allah göçmüşlere rahmet kalanlara sağlıklı ömürler versin. Böyle bir ecdadın torunları olduğum için Yaradana Hamdolsun.

Sivrihisarımızın cimri değil lakin tutumlu olduğunu ve o devrin insanlarının nasıl bir ahlak kültür ve anlayışla adeta günümüzün kaygısını o günlerde görüp yaşadığını ve günümüzün gençliğine örnek teşkil etmesi için hepimizin müşterek duygularını ve yaşanmışlıklarını dile getirmeye çalıştım, hepsinden Allah razı olsun mekanları cennet olsun ilginize teşekkürler. Selam ve saygılarımla. Sadık Anılır 04.08.2018

***

YORUM: Gülay İzzettin Görgün Yüceer

Sivrihisarlıların tutumluluğu her yerde örnektir, kimisi cimri der kimisi tutumluluk der. Hepimiz aynı şartlarda büyüdük evvelden bu kadar her şey yoktu fakirlik vardı her şeyin kıymeti daha fazlaydı, ekmekler evde yapılır meyveler ağaçtan toplanır kıyafetler bayramdan bayrama alınırsa alınırdı. Ne günlerdi ama çokta bereketliydi hiç bir şey israf edilmezdi.

Rahmetli annemin misafir geldiğinde demlediğimiz çayı sabah kahvaltısında içerdik üzerine su koyardık olmadı çayı dökmezdik kurutur bir daha demlerdik. Çamaşır makinesi yoktu dondaşında kirliler en altta olmak üzere çamaşırları üst üste koyardık onun suyundan alttaki ıslanırdı, sabunu ona geçer fazla sabun kullanmazdı. Babam yün yapa tiftik toplar alıp satardı. Yünlerden düşen yün kırıklarını toplar eve getirirdi. Annemde ıslatır bir kaç gün çakıldakları erirdi sonra tokaçla vura vura bembeyaz olur kuruturdu. Sonrada eğirir ip yapar babamın ayağına bizim ayaklarımıza yün çorap örerdi. Nerede şimdi o günler yerini naylon çoraplar aldı. Maalesef her şey sahteleştiği gibi maddi manevi her şey bitti. İşte bu günlerdeyiz her şey var ama bed-bereket kalmadı. Büyüklerimizden kimse kalmadı. Büyüklerimiz nur içinde yatsınlar onların sayesinde bu günlerdeyiz ruhları şad mekanları cennet olsun, bizlerinde Allah yardımcımız olsun.

Categories: Makale ve Yazılar

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*