Hoşkadem Camii

Hoşkadem Camii

Sivrihisar İlçesi Merkezinde bulunan bu cami için Merhum Tahsin Özalp, H.673/M.1274 tarihinde, Selçuklu hükümdarı ve Ulucaminin banisi Emineddin Mikail’in hazinedarı, Necibüddin Mustafa tarafından eşi Hoşkadem için yaptırıldığını beyan eder; Dr. Halime Doğru ise vakıf kayıtlarında bu caminin yaptırıldığı tarihin belli olmadığını, beyanla birlikte Hacı Hoşkadem tarafından yaptırıldığını, 15. yy. a ait Başbakanlık arşivi Tapu Tahrir Defterinde 453:91 B numarada kayıtlı vakfiye ye istinaden, 15. yy. a aidiyetini ifade etmektedir. Bu yüzyılda muhtelif hizmetler için camiye oğlu ve başkaları tarafından 17 dükkan kirasının vakfedildiği anlaşılmaktadır.

Dr. Erol Altınsapan, Hacı Hoşkadem hakkında bilgi bulunmadığını, fakat vakfiye­sinde camiye 9 dükkan vakfettiğini, Ahi­likten bahsedilmekle kendisinin Ahi olmasının düşünülmesi gerektiğini yazmaktadır. Erkek olduğu bilinen Hacı Hoşkadem’in 15. yy. da yaşadığını, bu sebeple caminin 1274 yılına tarihlenemeyeceğini beyan eder. Hoşkademle Ha­zinedar Camii arasında yapılış tarihleri bakımından ilişki kurmanın imkansızlığını kabul eder.

Necibüddin Mustafa’nın eşi Esma Sultan’dır. Her ikisi de Hazinedar mescidi önünde medfundurlar. Hoşkadem isminin hanım ismi olarak kabulü hatalı sonuca varmayı doğurmuş olmalı. T. Özalp’in Hoşkadem Camii tarihlemesinde yanılgıya uğramasından yola çıkarak, Hazinedar mihrabı üstündeki bir çini ka­se sebebi ile, 15. yy. tarihlemesinde isabet olmayacağı kanısındayım. Dr, Erol Altınsapan’ın da temas ettiği üzere, ca­minin ismi dahi Hazinedar’dır. Buna gö­re Hazinedar mescidi için 1274 tarihinin Hoşkadem cami, doğruluğunu kabule mani yoktur. Kaldı ki aynı anda iki cami yapılmasının izahı da yoktur. Kanaatimce Hazinedar Ca­mii’nin, medrese camii ve dolayısı ile dershane olması, aynı yerde sonradan, Hoşkadem Camii’nin yapılması ihtiyacını doğurmuş olmalıdır.

Hoşkadem Camii’nin kubbe geçişleri, pencere aynalık süslemeleri, mihrabı, cami içindeki sağ ve soldaki nişleri, saçak silmeleri Hazinedar Camii’nden farklılık arz eder. Minare dibindeki taş Necibüddin Mustafa’ya ait olsa bile, koruma gayesi ile Hazinedar Mescidi’nden getirilmiş olabilir. Sivrihisar’da Şeydi Mahmud zaviyesinde örneklerine şahid olduk. Caminin kitabe yeri boştur. Civar müzelere götürülmesi mümkündür. Hoşkadem Camii mimari karakterine dokunulmadan, Sivrihisar Tarihi Eserleri Koruma Derneği adına tarafımdan restore edilmiştir. Eski fotoğraflarla ve adeta sterilize edilen orijinal malzemeli köşesi ile bu husus sabittir.

Hoşkadem, Karacalar Mahallesi Hoşkadem Sokak 385 ada, 1 nolu parsel de Va­kıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlıdır. Kare planlı 11×11 metre boyutunda olan bu tek kubbeli yapıda, kubbe sekiz­gen kasnak üzerine oturup, kare mekandan kubbeye geçiş tromplarla sağlanmıştır. Beden duvarları zeminden 6 metre yukarıda, köşelerden kesilerek kasnağa geçiş sağlanmıştır.

Pencereler üzerinde sivri kemerli pencere aynaları mevcuttur. Bu aynalarda, soldaki ön pencerede tuğla örgülü zencirek motifi, sağdaki pencere aynasında ise tuğla örgülü dört kollu yıldız ve altıgen seklinde geometrik şekiller mevcuttur. Diğer pencerelerin üzerinde de tuğla ör­gülü motifler yer almaktadır. Caminin zemini sekizgen tuğla kaplı iken üzerine tahta çakılmıştır. Kurşunlu Camiinde ol­duğu gibi doğu ve batı duvarların ortasında birer niş bulunmaktadır. Caminin mevcut minberi Hazinedar Camii’nden getirilmiştir. Belirgin mimari özelliği olmayan minber yer yer kaplanmış ve boyanmıştır.

Cami içinden sivri kemerli kapıdan çıkışlı minarenin, kürsü kısmı 12 köşeli olup eşit büyüklükteki üç sıra kesme taşın araları zencirek motifli tuğla örgülüdür. Gövdeden şerefeye geçiş üç sıra tuğla mukarnas ile sağlanmıştır. Şerefe korkuluğu düz tuğla örgülü, on iki köşelidir. Petek kısmı silindir biçiminde olup, gövdeden daha dar tutulmuştur. Kaide üze­rinde ve şerefe altında pahlı çift tuğlalardan yapılmış iki bilezik vardır. Külah eskisine nazaran sivri yapılmıştır.

Bu caminin uzun yıllar gayesi dışında kullanıldığı bilinmektedir. Son olarak Zi­rai Donatımın gübre deposu iken, Tarihi Eserleri Koruma Derneğince müftü Mehmet Emre başkanlığında temizlenmiş ve içi badana edilerek, pencere takılıp 1958 yılında ibadete açılmıştır. Cami­nin sokağa bağlantısı yan sokağa iken ve hiçbir avlu bırakılmamışken, komşu arabacı Hafız Yurdanur’un da anlayış göstermesi ile ihtilaf, bu kitabın yazarı tarafından çözümlenmiş, şimdiki avlusunun duvarları çekilmiş kapı ve tuvaleti, muslukları yapılmıştır. Dernek, müftü Orhan Ersoy başkanlığında 1961 yıllarında cami çevresindeki takribi 15 kamyon toprağı, yeni ihdas edilen Uça Parka nakletmiş, tahrip olan temeller onarılmış, kubbe es­ki haline getirilmiştir. Kubbe kasnağında­ki büyük mermerler yerde hazırlanıp, kubbeye kurulan rampa üzerinden pa­langalarla yukarıya çekilmiştir. Sonra kubbeye sadece saçak silme taşlarını koyarak Vakıflar Genel Müdürlüğü yine derneğin gayretleri neticesi, 1965 yılında kubbeyi kurşunla kaplamıştır. Minarenin külahı yapılmıştır.

Minarenin dibinde bulunan sanduka şeklindeki mezar taşını okuyan, “Sivrihisar Tarihi” yazarı merhum Tahsin Özalp, taş üzerinde “Firdevs-i serada huriler ile olsun, her nefes nazarla rahmeti Hak’da müdam ola, Mustafa ruhuna yüz bin se­lam ola” yazdığını ifadeden sonra, Necibüddin’in İlhanlılar tarafından idam edildiğini beyan etmektedir. Fakat bu ta­sın sahibi Mustafa ile Necibüddin Mus­tafa’nın aynı şahıs olup olmadığının araştırılması gerektiği kanaatindeyim. Ta­rihi Eserleri Koruma Derneği olarak ca­miye el koyduğumuz zaman, bahsi geçen mezar tası doğuya bakar bir şekilde durmaktaydı. Daha iyi korunması bakımından, altında mezar olmadığı da görülerek bugünkü yerine alınmıştır. Necibüddin Mustafa’nın mezarının, Ha­zinedar Mescidinin avlusunda olduğu, onun önündeki 1. mezarın da, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin takdirine mazhar olan Esma Sultan’a (Emineddin Mikailin kızkardeşi) ait olduğu yolundaki bilgiler ağırlık kazanmaktadır. Camii civarındaki Hoşkadem Medresesinin tamir edilerek, H. 1292/ M. 1875 yılında ilk Rüştiye Mektebinin burada açıldığı, ilk müderri­sin de Kıyık Hacı Ali olduğu bilinmektedir. Bugün bahsi geçen medreseden eser yoktur. Hoşkadem Medresesinin bir cüz’ünü teşkil ederken, medreselerin ha­rap olması ile bu cami hayırsever halkımızın ve din görevlilerinin desteğinde Tarihi Eserleri Koruma Derneği sayesinde mimari ve tarihi hüviyetine halel gelmeksizin bugünkü durumunu koruyabilmiştir. Bu camide halen Medine’de bulunan Abdurrahman Topraklı’nın bahçe ve camide büyük emeği olan müezzin İbrahim Yaşar’ın imam hafız Yakup Çakır ve A. Ekrem Uludağ’ın değerli hizmetleri vardır. Cenabı Hak banisine, hizmeti geçenlere rahmet etsin, razı olsun. Amin.

* * *

Not: Plan ve teknik bilgiler hemşehrimiz A. Ü. Sanat Tarihi Öğretim Üyesi Dr. Erol Altınsapan’ın Sivrihisar’da Türk Mimarisi ve Ortaçağda Eskişehir ve Çevresinde Türk Sanatı (11 -15. yy. mimarisi) An. Ün. yay. 1999 isimli eserlerinden alın­mıştır.

Categories: Camiler