Her Vuruş Bir Tarih Yazar

SİVRİHİSAR DESTANI

HER VURUŞTA BİR TARİH YAZAR

Garipçe’den yukarı kaldırınca başını
Görmemek mümkün değil yazıcı oğlu taşını
Yaslanmış böğrüne yaşlı saat kayası
Suları gümbür, gümbür ille temiz havası

Saatin her vuruşu eski bir tarih yazar
Dodiri minare, kilise, şadırvan, ulucami, hisar
Birde kümbetimiz var ki, sanki anıttan mezar

Seydi hamamında aklanıp, kumlu yolda gezmeden
Sivrihisarlı var mı ki arastadan geçmeyen
Şınşırak, hebip çeşmesi, o güzelim bağları
Her yeri ayrı güzel kışın gör o dağları

Gelinin duvağından çeker hatıra teli
Seysana¹ yüklenirken, basar göz yaşı seli
Kulakta incili küpe, sırtında simli sarka
Sevayi donu giyip, sallanıp satar caka
Gerdanda gerçek inci, bilekte yoksa cebe
Gelini güldüremezsin dünyayı etsen hibe

Bulguru tarhanası gapama kelem dolması
Düğünün baş yemeği yağlı bamya çorbası
Goçaş badılcanından pişir yağlı bastıyı
Yanından uzak etme dışı sırlı testiyi

Keşkeği ayrı güzel göcesi dutmacı ya baklavası
Kıymalı su böreğinin bambaşkadır havası
Pırasa dolması bile ayrı lezzet ağızda
Gartalaca² dürülmüş güzelim met helvası

Eskilere git hele sevgi dolu emre’si
Fatih sultana gadılık etmiş hemde hızır reisi
Uleması hocası çok çıkmış aramızdan
Hoca nasrettin bile bizim toprağımızdan
Mecliste temsilcimiz rahmetli potoğlu emmi
Değişik insanımız var hem akıllı hem deli

Bahri baba, Abidin, hesarlı Süleyman, baba oğul modiler
Hakık Hasan, Kemal, Mehmet, çölde kervan gibiler
Zengin düğünlerin vazgeçilmez üçlüsü
Bir oğlum Mustafası vardı, delinin en güçlüsü

Ağızdan akıllısı pek boldur kentimizin
Gulaksız çakır’ı, ballip Hasanı, gıpık Alisi
Akıllıya taş çıkarır Sivrihisar’ın delisi

Sekiz okka yoğurdun dokuz okka darası
Zor kazandığından kıymetlidir parası
Eşeğe yem, ekmeğe katık, eğlence olunca karpuz
Yahudi acele tüymüş, hem karnı aç hem de susuz

İsrafı hiç sevmeyiz pinti diyenler çıkar
Deyen desin aldırma, sanki ona kim bakar
Sevmeyi öğrenmişiz pirimiz Yunus Emre’den
Büyük gurur duyarım Sivrihisar’lıyım demeden

¹Seysana Çeyiz demektir. (damadın ailesi tarafından geline hazırlanan çeyiz)
²Kartalaç yufka demektir. (bir börek çeşidi)

* * *

murselpkMürsel Pazarkaya, sadece iki kıtaya 200 sayfalık kitabı sığdırmış özetle­miş, özetlemiş posasını atıp özünü çıkartmıştır.

Demezmi ki Ahmet Atmaca gazetesinde, Sivrihisarımız dışarıya beyin ihraç eder diye işte bu kardeşimiz­de, Eskişehire ihraç edilen beyinlerdendir. Bu yalnızca birisi, daha neler neler var. Birbirimizi daha iyi tanı­mamız gerekmektedir. Mezarlıkta, mezar taşlarını okurken tanırsak iş işten geçmiş olacaktır. Bir tek eksi­ğimiz var birlik olamamak. Bir araya gelememektir. Hiç ama hiç kusura bakmayın! Birbirimize çok zaman Allah Selâmını bile vermeyiz. Ah Kardeşlerim müşfik (şefkatli) olabilsek yek diyerimize hâl hatır sorabilsek, hatta yabancı­lara karşıda mütevâzi sevgi dolu olabilsek. Çok zekiyiz şunu iyi bilinki, Türkiyeyi değil dünyayı idare ederiz. Farkındamısınız, Sivrihisar da hiç inşaat işçisi yoktur. Hiç dilençi yoktur. Bir kaç kişi hariç onlarda belli kim­selerdir. Ben su kanalı kazdıracaktımda adam bulama­dım mahallemizin gece bekçisine, oda hatır için kazdır­dım. 1979 yıllarında idi. Bu sözlerimden çıkan sonuç şudur. Birbirimize sır vermeyiz soğan ekmek yesekte et yedik diye kürdanla dişlerimizi temizleriz. Onuruna düşkün, zeki, çalışkan bir mizâcımız var. Bu haslette her yerde bulunmaz, onun içinde ne aç kalırız, nede açıkta kalırız. Sivrihisardan yaban yere çıkınca birbirimize da­ha yakın ve samimi olabiliyoruz.

Gurbetin verdiği burukluktan olacak herhâlde, yekdiyerimize: Eskişehir-Ankara-Polatlı gibi şehirlerde daha samimi olalım.

Kaynak: Ahmet KILIÇASLAN – Sivrihisar Örf ve Adetleri

Mürsel PAZARKAYA’nın 1994 yılında yazdığı “görsel ve yazılı basında yanlış kıtaları eksik ve kısaltılmış” olmaması için 22.03.2010 tarihinde Yazar Necmi GÜNAY’a imzaladığı şiirin orjinali

murselp

SİVRİHİSAR ANISI

Bamya ile Başlayın;…
Sivrisar’ı yazıcaktık, Velisini, delisini ve tüm özelliklerini. 1994’ün Nisan başında arkadaşım Rahmetli Mürsel PAZARKAYA, Sivrihisar her vuruş bir tarih yazar başlıklı, yazdığı bir destanı göndermiş. Oniki kıtalık destan orayı bi güzel anlatıyor. Dostum Yavuz Kaymaz da bana döküman olarak epey bişi verince oturdum ve FANTEZİ kaleme aldım…

Ömrüm oyunca hiç bir ikramlarını görmediğim, eşim dostum arkadaş ve akrabalarıma bamya çorbası ve arabaşı ikram edecektim!!! Yoo mutlaka vedalaşırken bişi içseydin derler. Mürsel destanın iki kıtasında Sivrisarlının çok zor kazandığından sözediyor: Çelebi bunları geç bi kalem pazara hazır ol! dedi beni bir düğüne götürecekmiş. Dünyada örneği sadece bizde olan sevgi, saygı ve misafire ikramın yerini yazmadım kişileri de çünkü bu yurduma has.

Bize kılavuzluk yapanlardan bir gençden saydıklarının içinden saray yemeğini seçtim. Bir koca tabak kuzu kaburgalı bamya geldi, ötesine pilav, o da etli, ve bir çanak zerdali kompostosunu yerleştirdiler. Limon, karabiber ve Tahta kaşık!… Ekmeği yemeğin suyuna banıp ağzıma atıp lezzet testi yaparken limon, karabiber ve bir kaşık yemeğin ardından ikimci ve üçüncüsü derken Çelebiden nefes al uyarısı geldi. avurdumdaki eti kaydırılmış kemiği tutup çıkardım. Çevremde herkes meşgulken kaseyi başıma dikdim. Ki, Kılavuzumuz bir koca tabakta yumruk kadar haşlanmış etle başımda belirdi. Etin kemiğinde iliği sırıtıyordu. ekmeği kenara itip safran gibi suyu höpürt ve eti sıyırıp yuttuktan sonra iliği sömürdüm. Çelebi koluma girip kaldırdı ve çayırda bi tur atıp çalgıcıların yanına geldik. Ekip ikileşti usta oyuncular meydana çıktı, Çelebi beni kolumdan çekip karşısına çekti. Artık çalgı ne vurduysa oynadık Mutluluktan uçuyoruz, önümüze kim çıktıysa bastık parayı. Biz kenara çekilince Damat ile sağdıç gelp elimizi öptüler. Damadın boynundaki poşuya para iğneledik. ama içim rahat etmedi aynını geline de gönderdim.

Baktım bozuk kalmamış bi çocuğa al şunu bozdur dedim…. aldı koşa koşa gitti. biz dalmışız. Dönme vaktimiz gelmiş herkesle vedalaştık. Derken bi çocuk bi avuç para uzatıyor. ne o diye sordum parayı bozdurmuş. Artık parayı gözüm görür mü? Arkadaşlarınla paylaşın dedim. Epey çocukla gelmiş. elimi öpmek için. Arababıza bindik büyük küçük el salladılar. Evet Aklıma Rahmetli Mürsel Pazarkaya düştü; Kalk gör dedim. Davul zurna ve oynatır bi güzel… Bu güzellik yaş getirir gözlerinden!.. Hani derler ya; ”Ölü gözünden yaş gelir….Valla Billa,..”

07-04 2015 Semih Esen. sevgi ve selamlarla;…

Semih Esen Bey gönderdi biz yayınladık Semih bey ağzınıza kaleminize sağlık. Çok Teşekkür ederim.
Şenol ÖZ

* * *

 Sivrihisar’ın Somut Olmayan Kültürel Mirası

Categories: Sivrihisar Kültürü