Hamamkarahisar Camii

Yapılış Tarihi: H.657/M.1259

Hamamkarahisar Köyü Çardak Hamamı mevkiinde 127A 10 ab numaralı pafta, 4 Ada, 2328 numaralı parselde Vakıflar Ge­nel Müdürlüğü adına kayıtlıdır. Hamam tesislerinin güneyindedir.

Banisi: Emir Seyfettin Kızıl’ın Türkmen Bayındır Boyu Beyi olduğu (T. Özalp, s. 31) ifade edilir. İzzeddin Keykavus’un Ankara’ya sığınan kardeşi 1. Alaaddin Keykubat m (1220-1237) elinden bu şehri alma kararı verdiğinde danıştığı üç büyük emirden biri olarak ismi geçer. (İbni Bibi 1941.137-140) I. Alaaddin Keykubat’ın tahta çıkısında Konya’ya çağrılarak Beylik mensurlarını yenilediği (Turan 1984/329) Ankara Valisi olduğu belirtilmektedir. 12 metre yüksekliğinde bir büyük kubbe (13.35×13.50) dış, (10. 95×11.00 m.) iç, üç bölümlü son cemaat yeri, (4.75×13.50) dıs. (3.95×11.00 m.) iç boyutlarındaki alanda kare planlı kubbelerle örtülüdür.

hamkarcCaminin kıble duvarı ile iki yan duvarı pencere üst seviyesine kadarki genişliği; bir taşkın silmeden sonra; daralmış duvarlarından kıble duvarının sağ ve sol köşeleri kubbe kasnağına kadar paslanmıştır. Kubbe kasnağından sonra dört yönde sivri kemerli dört adet aydınlık pencereleri kubbe kasnağından duvarlara kadar kubbede çıkıntı teşkil eder.

11. 00 m. çapındaki kubbeye; üçgen konsullara oturan tramplarla geçilmektedir. Nefis tuğla örgüden yapılmış sivri tromp kemerleri ile duvarlarda yer alan ve aydınlık pencereleri altına kadar uzanan sivri takviye kemerleri üzerine oturan se­kizgen kasnak kubbe ağırlığını duvarlara aktarmaktadır.

Mihrap nişi beş cepheli kavsarası istirid­ye kabuğu biçiminde dolguludur. Sivri tuğla kemerler açıkta bırakılmak üzere kubbe kasnağına kadar kısım 1971 restorasyonunda Tarihi Eserleri Koruma Derneği tarafından sıvatılmıştır. Son cemaat yeri üç bölümlü olup yanlar kapalıdır. Ortadaki ve merkezindeki göze benzetilen bir şekilde tuğlalarla işlenmiş, tonoz­la başlamış giderek kubbeleşmis tonozvari orta kubbe yandakiler pandantif ge­çişli 3. 40 m. çapında oval kubbelerle örtülüdür. Son cemaat kubbeleri tuğla örgülüdür.

Basık kemerli ana mekana giriş kapısı üzerindeki kitabiyelik boştur. Kapının iki yanında sivri kemerli nişler içinde dik­dörtgen biçiminde pencereler vardır. Klasik Osmanlı mimarisinde portal önündeki son cemaat kubbesi yanlardan yüksek olduğu halde (sonraki döneme ait Gecek Camiinde olduğu gibi bu camide de hem dar hem de alçaktır.

Son cemaat yeri kemer ayakları düz istif kesme taştır. Ana mekanın kubbesi tarla taşlarının tuğla gibi kullanılması sureti ile yapılmış kubbe dışı da aynı şekilde kaplanmıştır. Dışarıdan bakıldığında aynı sıralarda olmak üzere yer yer tek taş halinde uzantılar vardır. Kubbenin ortasında takribi 80 cm çapında; alem için ortası 4 köse açık bırakılmış; bir kilit taşı vardır. Kubbe ortasında yanlarda iki kat işlenilmiş taşların tek kata düştüğü görülür.

Süsleme: Kuzey cephede son cemaat yerinin orta bölümü giriş kısmının sivri kemer üzerindeki alınlıktaki tuğla bezemelerin bu gün bütün halinde kalmadığı görülmektedir.

Değerlendirme: Bu eser ana mekan ve son cemaat yeri olarak bölümlerin biçimlenmesi ve bütünleşmesi açısından, Osmanlı mimarisine geçiş aşamasında kimliğini bu güne taşımış müstesna bir örnek teşkil etmektedir.

Onarımlar: 1955 yılında Sivrihisar’da kurulmuş bulunan Tarihi Eserleri Koruma Derneği adına 1960 yılından itibaren bu derneğin restorasyon faaliyetlerini yürüten bu kitabın yazarı (Orhan Keskin) başkanlığında bu cami 1971 yılında ele alınmış detaylı fotoğraflar çekilmiş o tarihte Vakıflarda uzman olan (rahmetli Yılmaz Önge ile yine rahmetli mimar Cevat Ülger’den uzman olarak zaman zaman geniş çapta yararlanılmıştır.)

Mihrap duvarının sağ ve sol köşesini teş­kil eden taşlar alınmış hatta bazı yerleri delinmişken tesadüfen kalan bir iki taştan bu köşelerin belli yükseklikten sonra kubbe tamburasına kadar pahlı olduğu tesbit edilmiştir. Doğu yönündeki (kub­be ışıklık penceresi) kalıntılarından bu pencerelerin üzerindeki sivri kemerlerin beden duvarlarına kadar uzadığı görülmüştür.

Yan ve ön duvarlar içinde temadi eden 20-25 cm. çapındaki düzensiz boşlukların çürüyen ve inşa sırasında kalın duvarların dış ve iç kısımlarını bağlamak için konulan yuvarlak ahşap hatılların yeri olduğu, iç ve dıştaki hatılları bağlayan bağlantı ağaçlan bulunduğu, çürüyen ağaçlardan artan budaklar ve duvar harcında bıraktığı izler ve dövme çivilerden anlaşılmıştır.

Bu boşlukların önden arkaya ve mihrap duvarının bir köşesinden diğerine uzatılan 18 mm’lik dörder adet demirler ve müsait olan yerlerde etriyelerle bağlanmış ve boşluklara beton enjekte edilmiş köşeler Sivrihisar’dan getirilen mermerlerle örülmüş silmelerin doğu kısmı aslına uygun olarak Koçaş Köyünden getirilen granit kayalarla örülmüştür. Mihrap duvarı silmelerinde aslına uygun mermer kullanılmıştır.

Kapı- Mihrap ekseninin sağ ve sol duvarlarında trompların başlangıç yeri altında üzerleri hatılsız ikişer pencere olduğu buraların örüldüğü halen mevcut birer pencerenin örülü yerlerin yanı yıkılmak sureti ile açıldığı görülmüştür.

Durumu tetkik eden, pencere ve duvar harçlarını karşılaştıran Yılmaz Önge Bey cami mimarının inşa sırasında proje değişikliği yaptığını, mihrap ve kapı eksenine göre sağ ve sol duvarda pencere olmamasının doğal olduğunu beyan etmiş ancak yıkılmış kısma göre tarafımızdan yapılan ve üzerinden etriyelerle lento geçirilen birer pencerenin kalmasında sakınca görmemiştir. Son cemaat yerinde kapıya göre soldaki duvarda kubbede iki sıra tuğla kemer olması belki de proje değişikliğinden doğmuştur.

Adeta zamanla hiç harcı kalmayan yığma taş duvarların dışta ve içte düşenlerin yerine yenileri konularak tamir ve sağlamlık bakımından bol çimentolu harçla kaba sıvası yapılmışa. Tuğla örgüler açıkta bırakılmıştı.

O zamanki Belediye Başkanı merhum Muzaffer Atasoy itfaiye motor pompunu vermiş kubbe dışındaki taş aralarındaki otlar, toz toprak tazyikli su ile temizlenmiş, düşen taşların yerine yenileri konmuş, tüm taş aralarına ince kumla beton şer­bet akıtılarak taşlar tesbit edilmişti.

Son cemaat kubbeleri tuğla olduğu için cami alınlığı ve köşelerindeki tuğlalar imkanlar nispetinde yerine konduktan sonra kubbeleri beton sapla kaplanmıştı. Mevcut öğeler tesbit edildi, çözüm gereken yerlere mesela yan çörten ve son cemaat kubbeleri önüne gerekli alınlık v. s el sürülmedi. Dış duvarlara derz yapıldı. Kubbedeki pencerelere camiye kuşlar girmesin diye dışlık takıldı. Maalesef bu dışlıklardaki camların cahil bir avcıya hedef olarak tamamen kırıldığı görülmüştür.

Hamamkarahisar Camii’ne ait halen mevcut olmayan pişmiş tuğladan 28×28 cm boyutundaki bu bezemeler, taklid edilip Akcami kapı yanlarına konmuştur.

Alt pencerelere Hazinedar Caminin restoresi sırasında çıkan demirler takıldı. Pencere camlarının kırılmaması için teller çakıldı. Mihrap ve kapı girişi arasında 40 cm. yükseklik farkının 20 cm.si pabuçlukta, 20 cm.si mihrap önündeki safta verilmek suretiyle tüm taban blokajı yapılıp beton atıldı. (Taban blokajı için 1971 yılında Tarihi Eserleri Koruma Derneği tarafından 572 TL. harcanmıştı.

Yöre halkı tarafından alınıp götürülen ve belki de şimdiki hamam yerinde evvelce Özel İdare tarafından yaptırılan konaklama inşaatında kullanılan mermerlerin yerine Sivrihisar’dan getirilen mermerler konularak son cemaat yeri aslına uygun hale getirildi. Cami girişine keza iki basamak konuldu.

Bugün mevcut olmadığı anlaşılan; son cemaat yeri giriş kemeri üzerindeki işlemeli tuğlaların milaf tekniği ile kopyası alındı. Sonraki yıllarda bu kopyaya göre önce alçı sonra alüminyum kalıpla hazırlanan örnekler bu güzelliğin yasaması için Sivrihisar Akcami giriş kapısının sağ ve soluna teksir edilip konuldu.

Bu caminin Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımına ilişkin 22. 9. 1992 tarihli yazısı karsısında Kültür Bakanlığı Konya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu:

Sivrihisar ilçesi Hamamkarahisar Köyü Camii 2863 ve 3386 sayılı yasalar doğrultusunda korunması gerekli kültür varlığı özelliği göstermesi nedeni ile 11. gurup yapılara dahil edilerek tesciline karar vermiş,

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kazı yapılarak Caminin kuzey doğusunda bulunan çeşmenin mevcut izlerinin ortaya çıkarılması istenmişti. Bu çeşme Sivrihisar’dan gelip Geçek Köyünden geçen tarihi uluyol üzerinde bulunan bir çeşme olup cami ile birlikte yapılmış olsa gerekir. Sivri kemerli, kuşların su içmesi için mermer yalaklı, altında oluğu bulunan, kadınlar hamamından çıkanların görünmemesi için hamam tarafında ve muhtemelen çeşme üzerindeki örtüye de destek olması için bir çıkıntı duvarı bulunuyordu. Bu çeşmenin suyu hamam üzerinde üstü taş örtülü bir kanaldan gelip arktaki su ile hamama doğru akmaktadır.

Hamamkarahisar Köyünden bir şahsın caminin güneyindeki Kadıncık yolunu sürerek tarlasına kattığı ihbarı üzerine Vakıfların fahri avukatı sıfatı ile Kaymakamlığa müracaatta bulunmuştuk. Caminin duvarından itibaren 10 metrelik kısmı için mütecavizin tecavüzünün men’ine karar alınmıştı.

Eserin bu güne kadar ayakta kalmasını temin eden koruyucu tamirde; Sivrihisar Belediye Başkanı yanında inşaatı yürüten Fen Memuru Hüseyin Kireç’in ve o zamanlar ulaşım fazla olmadığından keşiflere giderken, inşaatın takibi için bu kitabın yazarı olarak beni bırakıp dönüşte geri getiren hakim ve savcılarımızın geniş katkılarını anmak insanlık borcudur. Bu durum kültürel değerlerimize millet olarak top yekûn sahip çıkılabileceğine güzel bir örnektir.

Anadolu’da benzerleri az bulunan bu eserin acilen onarılması hatta buraya nasıl yapıldığını anlayamadığım; yeni hamamın cami görünümünü önlediğinden başka bir yere kaldırılması gerekir.

Bu sahaya yapılan konaklama tesisleri ve hamama gelip gidenlerin ihtiyaçları bakımından bu caminin ibadete açılması, bir işlev kazandırılması icap eder. Bu aynı zamanda emsalsiz eserin korunmasına yardımcı olacaktır. Yoksa bu günkü durumu utanç verici ve yüz kızartıcıdır.

Bu izahat, sanat tarihçilerine ışık tutmak için ve tamiratın yöre halkının değil, bi­linçli bir yaklaşımın eseri olduğunu ifade için verilmiştir.

Caminin önündeki, ulu ağaçların bulunduğu çayırlara yapılan hamam ve konaklama yerleri için bahçe düzenlemesini yapan Bayındırlıktaki mimarı çeşme hususunda ikaz etmeme rağmen, Anıtlar Koruma Kurulunca korunması gerekli eserden madud Selçuklulara ait çeşmenin kemerleri ve duvarları; durumla ilgili olarak Valilik ve yetkili kurumlar harekete geçirinceye kadar; yerle bir edilmiş sadece iki yanında temel taşları kalmıştır. Bugün bunlar da yok oldu.

***

Not: Caminin güney kısmının eski bir mezarlık olduğu yaşlı kimselerce tarafıma bildirilmişti.

Kaynak: Orhan Keskin – Bütün Yönleriyle Sivrihisar, 2001

Fazla bilgi için bkz. Erol Altınsapan. XV-XVI. Yüzyılda Ortaçağda Eskişehir ve Çevresinde Türk Sanatı.

Categories: Camiler