Günümüzde Gençlik Ve Problemleri

Sosyolojide şöyle bir kural vardır; Toplumsal bir olayın sebebi başka bir toplumsal olaydır. Günümüz gençliğinin problemlerinin sebebi içinde yaşadığı toplumdur. Burada kendimize şu soruları sormamız gerekiyor: Yetişkinler olarak görevlerimizin farkında mıyız? Gençlere karşı görevlerimizi yerine getirebiliyor muyuz? Gençlerin hata ve yanlışlarını tespit edebiliyor muyuz? Yanlış ve hatalarını düzeltmelerinde tahammül ve sabır gösterebiliyor muyuz? Olayları anlamada, algılamada farkındalık yeteneğimizin düzeyini biliyor muyuz?

Aile, çevre, okul üçlüsü fonksiyonlarını yeterli ölçüde yerine getirebiliyor mu? Gençlik sanal dünya girdabında kaybolurken aile, çevre, okul üçlüsü bunun farkında mı? Gençliği yetiştirmede benimsenen ölçüler, eğitim öğretim yöntemleri insan doğasına uygun mu? Eğer doğru algı yoksa doğru yorumda olmaz. Yani “vusulsüzlük, usulsüzlüktendir.” Hedefe ulaşamamak, yöntemsizliktendir.

Gençlik dönemi, bocalama, çırpınma, tökezleme, arayışlarla geçen, birçok hatanın yapıldığı, zaman zaman bunalımlarla, karamsarlıkla, isyanlarla, macera dolu bir geçiş sürecidir. Aynı zamanda bağımsızlığını ispatlama ve topluma karışma çabasının yoğun gözlemlendiği bir çağdır. Bazı gençlerde tedirginlik, kuruntulu olma, zor beğenme, çabuk tepki gösterme, kararsızlık, bencillik, savurganlık ve dağınıklığın artması, süse ve giyime düşkünlük, dilin değişmesi, müzik zevkinin başkalaşması vb. olarak ortaya çıkan davranış değişiklikleri görülmektedir.

Genç çevrenin, anne babanın davranışlarını ve beklentilerini yeniden değerlendirmeye başlar. Bu dönemde hayallerin, tutkuların, idealizmin ve akran gruplarının değerler sisteminin etkisi de söz konusudur. Genç birey özgürlük ve özgür davranma arayışı içindedir. Topluma kendini ispatlamak durumundadır. Yeniliğe ve ileriye doğru yaptığı atılım ve girişimlerin engellenmemesini ister ve bunun için mücadele eder.

Aşırı hayalcilik, refah hastalığı, özenti, kimlik bunalımı ve kendini tanımama, idealsizlik ve lakaytlık, bencillik, ahlâki ve manevi değerlerin azalması, uyuşturucular, fanatizm ve kötü alışkanlıkların kazanılması, zararlı yayınlar ve terör odaklarının varlığı, ailenin bozulması, güvensizlik, işsizlik ve gelecek kaygısı, başkalarıyla iletişim kuramama, psikolojik ve sosyal olaylar gençliğin temel problemleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Değişen toplum düzenine bağlı olarak farklı rol beklentileri ve buna paralel biçimde değişime zorlanan gençler bir tarafta aile ve gelenekler diğer tarafta hızla batılı değerlere kayan bir yaşam tarzı arasında kimlik arayışlarını sürdürmek durumunda kalmaktadırlar. Yaşı gereği değer yargıları hızla değişen genç, içinde yaşadığı toplumun değerlerinin de hızla değişmesi karşısında bunalıp bocalamakta, ya hiçbir değere inanmayan, idealden yoksun, günü birlik uğraşlar ve maddi zevklerle oyalanan, kendine ve çevresine yabancılaşan bir tip haline gelmekte ya da aşırı ideolojik bağnazlığa düşmektedir.

Gençlerin topluma hazırlandığı, kendinden büyüklerle etkileşim içinde oldukları, kabiliyetlerin keşfedilmeye başlandığı ve mesleklerinin belirginleşmeye başladığı yer okuldur. Okul öğretim yeri olmaktan çok ”eğitim” yeridir. Anne-babadan farklı bir birey olduğunu ispatlamaya çalışan gencin, kendisine yapılan telkinleri kabule hazır olduğu kurum veya ortamdır.

“Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.”sözleriyle Hz. Ali ( r.a), çocukları ileriye dönül eğitimin verilmesini tavsiye ederken, eğitimin gayesinin; mükemmel insan yetiştirme ve faziletli bir toplum oluşturmak olduğunu ifade etmiştir.