Fatma Hatun’un Mezarı

Eskişehir-Sivrihisar’da Nasreddin Hoca’nın Kızı Fatma Hatun’un Mezarını Kurtarma Kazısı

Prof. Dr. Mehmet Erol ALTINSAPAN – Anadolu Üniversitesi

Kazı Öncesi Yapılan Çalışmalar

Sivrihisar Tarihi Eserleri Koruma Derneği Kurucusu ve Fahri Başkanı Orhan Keskinin 28.03.2002 tarihli dilekçesi üzerine; Sivrihisar Merkez’de Kumluyol diye tanınan mevkide, Seyid Mahmud Süzani Türbesi’ne ait avlunun batısında, Seydi Hamam’ın doğusunda eski Sivrihisar- Ankara yolunda (Kumluyol) olduğu iddia edilen, Nasrettin Hocanın Kızı Fatma Hatunun Mezarı ve Akşehir Müzesi’nde olduğu iddia edilen mezar taşı ile ilgili başlayan yazışma ve araştırma süreci içerisinde, İl Kültür Müdür V. Mustafa Yüksel, Eskişehir Arkeoloji Müzesi Araştırmacısı Arkeolog Dursun Çağlar, Orhan Keskin, Ahmet Atmaca, Sivrihisar Belediye Başkanı Fikret Arslan ile birlikte 06.6.2003 tarihinde Nasreddin Hoca’nın kızı Fatma Hatun’a ait olduğu iddia edilen mezar yeri tarafımızdan yerinde incelenmiştir.

Fatma Hatun’a ait mezarın bulunduğu iddia edilen yer, Sivrihisar ilçe merkezinde, 13. yüzyılın ortalarına tarihlenen Seyid Mahmut Suzani Türbe ve Zaviyesi’nde bulanan 1348 tarihli Hoca Sadreddin Yakup Türbesi’nin batısındaki bugünkü bahçe duvarının hemen dışı ile 15. yüzyıla tarihlenen Seydi Hamam’ın doğusunda yer alan çevirme duvarının arasında yer almaktadır. Günümüzde asfalt kaplamalı yol olarak kullanılmaktadır. (Resim 1)

Çalışmanın ikinci etabında Akşehir’de olduğu iddia edilen mezar taşını tespit etmek maksadı ile Akşehir Müzesi’ne gidilmiştir. Bahsedilen mezar taşı bugün Akşehir Müzesi’nde 495 envanter no ile kayıtlı bulunmaktadır. Envanter kayıtlarında mezar taşının Sivrihisar’dan geldiği, öncelikle Konya’ya, Konya’dan da 1965 yılında Akşehir Müzesine getirildiği belirtilmektedir. Akşehir Müzesi envanter kayıtları aşağıdadır.

Nasreddin Hoca’nın Kızı Fatma Hatun’un Mezar Taşı (Resim 2) Envanter No: 495 Adı: Mezar Kitabesi Maddesi: Mermer
Bulunduğu Yer: Sivrihisar’da bulunmuştur.
Müzeye Geliş Tarihi: 26.06.1965
Müzeye Geliş Şekli: Sivrihisar’dan Konya Müzesi’ne, oradan da Akşehir Müzesi’ne nakledilmiştir.
Ölçüleri: Yük: 1.14 m. Gen: 0.75 m. Kal: 0.18 m.
Devri: XIV yüzyıl.
Tanım: Nasreddin Hoca’nın kızı Fatma Hatun’un mezar kitabesidir. Kitabe 3 parça hâlinde kırıktır. Sonradan dış kenarları betonla takviye edilmiştir. Kitabede 6 satır yazı vardır.
Sağ üst ve altında üç çizgi görülmektedir.
Yazıları kısmen silinmiş olan mezar taşında Hüve Allah’ül -Baki Fatma Hatun Binti Ho’ca Nasreddin 726 yılı Rebı’ülevvel okunmaktadır.

(Resim 3)
Bu yazıta göre Fatma Hatun M.1326 yılında Şubat ayında ölmüştür.
Hazırlayan: Yaşar Erten
Hazırlama Tarihi: 05.10.1992
Kitabenin okunuş şekli Konya Müzesinden gönderilmiştir.
Evrak 01.07.1965 470/157 sayılı yazı

Mezar taşının üzerinde yer alan kitabedeki 1326 tarihi, Fatma Hatun’un mezar yeri olarak iddia edilen yerin yakınında yer alan ve 13. yüzyıl ortalarından, 1348 tarihine kadar giden Seyid Mahmut Suzani zaviyesinin oluşum süreci ile de uygunluk göstermektedir.

Yaptığımız araştırma neticesinde; Nasreddin Hoca’nın kızı Fatma Hatun’un mezarının yeri ile ilgili ulaşılabildigimiz en eski kaynak, 1306 H. (1888 M.) tarihli Ankara Salnamesidir Salname’de aynen şu ifadeler yer almaktadır: “Kasabaya Şark cihetinden dahil olan yolun sol cihetinde Hace Nasreddin Rahimehullahın kerimelerinin kabri vardır.”

Bu salname dışındaki en eski yayın ise; Ahmet Tevhid’in 1929 yılında yayınlanan Maarif Vekaleti Mecmuası 17. sayı sayfa 129-139’daki “Sivrihisar Kasabası ile Pessinus Harabeleri Hakkında Rapor” adlı makaledir. Bu makalede Ahmet Tevhid, Orhan Keskin’in dilekçesinde belirttiği yerde, yerinden çıkartılarak Seyyide Hamamı’nın duvarına yaslanmış olan mezar taşını tasvir etmekte ve kitabesini okuyarak belgelemektedir.

Sivrihisar ilçe merkezinde yer alan eski Sivrihisar-Ankara yolunda (Kumluyol) Seyid Mahmud Süzani Türbesi’ne ait avlunun batısında, Seydi hamamın doğusunda 3×3 m.boyutlarında açılan iki açmada 20.08.2003 tarihinde kazı çalışmaları başlatılmıştır.

Açmalar A1 ve A2 olarak adlandırılmıştır. Mahmut Suzani Türbesi’nin avlu duvarına paralel açılan açmada başlangıç kodları şehir merkezinde bulunan +1080 kodunda yer alan poligon noktasına göre belirlenmiştir. Kumluyol adı ile bilinen alanın asfalt kaplaması Sivrihisar Belediyesinden temin edilen bir kepçe yardımı ile kazılmıştır. Çalışmalar bu alanda 23.08.2003 tarihine kadar devam etmiştir.

Kazı sonucunda güneybatı – kuzeydoğu doğrultusunda güneybatı yönünde eğime sahip pişmiş toprak künklerden oluşan bir su yolu tespit edilmiştir. Su yolunun kuzeydoğu ucu +1047 kodunda, güneybatı ucu +1043 kodlarındadır. Ayrıca A1 açmasının kuzey köşesinde içe doğru eğimli + 1036 kodunda devam eden bir moloz taş döşeme ortaya çıkarılmıştır. A1 ve A2 açmalarının doğusunda hazire duvarına paralel +1014 ile +1040 arasında değişen kodlarda moloz taş duvar bakiyesi ortaya çıkarılmıştır. A1 ve A2 açmalarındaki çalışmalarımız 23.08.2003 tarihinde son bulmuştur. Bu alanda yapılan çalışmalar sonucunda az miktarda geç dönem seramik buluntusu elde edilmiştir. (Resim 3)

25.08.2003 tarihinde yolun karşısında Seydiler Hamamı olarak bilinen yapının doğusunda 5×4 m. ölçülerinde A3 olarak adlandırılan yeni bir açma açılmıştır. Bu açmada yapılan çalışmalar sonucunda açmanın doğusunda +1080 kodunda bir insan iskeletine rastlanmıştır. (Resim 4) İskeletin bulunmasından sonra çalışma açmanın kuzey ve güneyinde sürdürülmüştür. Açmanın güneyinde + 1060 kodunda şehrin temiz su borusu bulunmuştur. Devam eden çalışmalarda kuzeydeki bölümde +1030 kodunda kanalizasyon hattı bulunmuştur. Aynı bölümün batısında hamamın duvarına yakın noktada +1024.5 kodunda muhtemelen hamama su sağlayan künkler ortaya çıkarılmıştır. Açmanın batısında bulunan kanalizasyon borusunun devamı açmanın kuzey bölümünde de tespit edilmiştir.

Açmanın ortasında bulunan iskelet temizlenerek askıya alınmaya çalışılmıştır. (Resim 5) Bulunan iskeletin bacak ve gövdenin üst bölümünün olmadığı tespit edilmiştir. Sivrihisar Belediyesinden alınan bilgiye göre 1960 yıllarında geçen kanalizasyon ve1980 yıllarında geçen su borularının döşenmesi sırasında iskeletin alt ve üst kısmı tahrip olmuştur, iskeletin sağ ve sol ön kol kemikleri, el kemikleri beş adet omur, kalça kemeri (Pelvis) kemiklerinin olduğu kısım ile kafatasına ait bir parça ortaya çıkartılmıştır. Anadolu Üniversitesi Öğretim elemanı Antropolog Dr. Handan Aydın tarafından yerinde incelenmiş ve bulunan iskeletin bir kadına ait olduğu saptanmıştır.

Çalışmalarımızın son bölümünde iskeletin yeri ahşap bir kazık ile belirlenerek kazı alanı Sivrihisar Belediyesinin temin ettiği bir kepçe ile doldurularak çalışmalara 28.08.2003 tarihinde son verilmiştir (Resim 6).

Bulunan kadın iskeleti Antropolojik incelemesinin tamamlanması için Anadolu Üniversitesine getirilmiştir. Antropoloji Bölümü Öğr Gör. Dr. Handan Aydın tarafından antropoloji raporunun yazılmasından sonra Eskişehir Arkeoloji Müzesine teslim edilmiştir. Antropoloji raporuna göre bulunan kemikler orta yaşlarda ölmüş olan bir kadına aittir.

Antropoloji Raporu

Mezarda bir iskelete ait kalıntılar bulunmuştur. Bulunan kalıntılar iskeletin sadece bir kısmına aittir ve korunma durumları çok kötüdür. Gövdenin üst kısmına ait kemikler ve bacak kemiklerinin büyük kısmı bulunamamıştır. Kafatasına ait bir parça gövdenin yan tarafında bulunmuştur, iskelete ait sağ ve sol ön kol kemikleri, el kemikleri, beş adet bel omuru, kalça kemeri, her iki uyluk kemiğinin üst parçaları ve kafatasına ait bir parça mevcuttur. Cinsiyeti belirleyebilmek için kalça kemeri ve kafatasına ait parçaya başvurulmuştur.

Kalça kemerinin (Pelvis) genel yapısı, Os coxae’de incisura ischiadica major, Angulus subpubius, Fossa iliaca. Crista iliaca, Foramen obturatum, Spina ishiadica ve Sacrum’un formu, ayrıca kafatasında Processus mastoideus’un şekli ve büyüklüğü değerlendirilmiştir. Buna göre iskeletin bir kadına ait olduğunu söyleyebiliriz. Ancak kemiklerin büyük kısmının tahrip olması nedeniyle ölüm yaşı tespit edilememiştir. Bununla birlikte bel omurlarının hepsinde osteophytosis oluşumları gözlenmiştir. Eklemlerde genellikle orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkan bu dejeneratif değişimleri göz önüne alarak iskeletin genç bir bireye ait olma ihtimalinin düşük olduğunu söyleyebiliriz.

Antropolog Handan Aydın 08.9.2003

Sonuç

Yapılan araştırmalar ve kazı sonucunda; bugün Akşehir Müzesi’nde 495 envanter numarası ile yer alan ve kitabesinde Nasreddin Hoca’nın Kızı Fatma Hatun (ölüm tarihi 1326) yazan mezar taşına ait olduğu anlaşılan mezar yeri bulunmuş ve kemikleri ortaya çıkarılmıştır.

Kazı Sonrasında Yapılması Düşünülen Çalışmalar

Sivrihisar Belediyesi tarafından; Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan görüş alınarak ve Nasreddin Hoca’nın Kızı Fatma Hatun’un mezarının bulunduğu mevkiinin, şehir imar planında düzeltmesi yapılarak ve mezarın yerinde korunarak, bir anıt mezar yapılması, uygun görülmediği taktirde, uygun görülen bir yere nakledilerek bir anıt mezar yapılması ve taşınmaz kültür varlığı olan mezar taşının, özellikle yerinde korunması gerektiği düşüncesi ile Akşehir Müzesinde bulunan 495 Env. No.lu mezar taşının Bakanlık izni ile Akşehir Müzesinden getirilerek, yapılacak anıt mezarın mezar taşı ile birlikte düzenlenmesi konusunda işlemler başlatılmıştır.

TEMMUZ 2011 ESKİyeni dergi

Dipnot:
1. Bu bildiri, 26. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu, Konya, 24-28 Mayıs 2004 de ve VIII. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempoyumu Sakarya, 26-28 Nisan 2004’te aynen sunulmuştur.
2. Altınsapan Erol, Ortaçağda Eskişehir Ve Çevresinde Türk Sanatı, Eskişehir 1999, s. 87-91
3. Salnamenin orjinalini temin eden ve mezar yerinin net bir şekilde ortaya çıkarmamızı sağlayan Ahmet Atmaca’ya teşekkür ederiz.
4. Kazıda; Yard. Doç. Dr. Merter Oral, Sanat Tarihi Bölümü Yüksek lisans öğrencisi Ali Gerengi, Sanat Tarihi 4. sınıf öğrencisi Şafak Bozdemir ve dört işçi çalışmıştır. Kendilerine teşekkür ederiz. Ayrıca 2005 yılında kaybettiğimiz Merter Oral Hocamızı da bu vesile ile rahmetle anmaktayız.

Categories: Genel

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*