Eskişehir’in Beyaz İncisi Akbaş Köpekleri

ESKİŞEHİR’İN BEYAZ İNCİSİ AKBAŞ KÖPEKLERİ

Türkiye’deki yerli ırklar arasında önemli bir yere sahip olan ve özellikle son yıllarda ünü sınırları aşan akbaş çoban köpekleri, Eskişehir’in yükselen değeri olarak dikkat çekmeye devam ediyor. Sahip olduğu özellikler sayesinde ender türler arasında yer alma başarısı gösteren akbaş ırkının devamlılığına yönelik çalışmalar, Sivrihisar Akbaş Çoban Köpeği Irkını Araştırma Koruma Geliştirme Tanıtma ve Yaygınlaştırma Derneği tarafından bilinçli bir şekilde sürdürülüyor.

Türkiye’ye özgü bir tür olan akbaş çoban köpeklerine, ülkemizde yoğun olarak Eskişehir ve Kütahya bölgelerinde rastlanıyor. Sürü köpekleri arasında önemli bir tür olarak dikkat çeken akbaşların kökeni Orta Asya’ya kadar uzanıyor. Tarihte, Karatatar Türkmenleri tarafından bu bölgeye getirildikleri düşünülen akbaşların, sonrasında ise Oğuz Türkleri aracılığıyla melezleştirilerek iklim şartlarına uyum sağlayacak hâle getirildiği belirtiliyor. Göçebe kavimler sayesinde Anadolu’da varlıklarını sürdürdükleri tahmin edilen akbaşların, hayvancılıkla uğraşan yarı göçebe topluluklarla birlikte gezgin bir yaşam tarzı benimsedikleri ifade ediliyor. Ortaya çıkışlarına ilişkin yapılan araştırmalar ise bu türün kökenin 3000 yıl öncesine kadar uzandığını gösteriyor. Atalarının diğer çoban köpekleri olduğu varsayılan akbaşlar, sahip olduğu koruyucu özellikleri sayesinde günden güne önemini arttırıyor.

Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde yoğun bir şekilde bulunan akbaş ırkının korunmasına ve sürdürülmesine yönelik çalışmalar, 2009’dan bu yana Sivrihisar Akbaş Çoban Köpeği Irkını Araştırma Koruma Geliştirme Tanıtma ve Yaygınlaştırma Derneği tarafından yürütülüyor. Temelleri kısa bir süre önce atılmasına rağmen çalışmalarını başarıyla sürdüren dernek, “Birleşmiş Milletler Küresel Çevre Fonu Biyolojik Canlılığın Korunması” kapsamında hazırlanmış olan “Eskişehir İli Sivrihisar İlçesi Akbaş Irkını Koruma ve Dejenerasyonunu Koruma Projesi”nin yürürlüğe girmesiyle birlikte 2009 yılında faaliyetlerine başlar. Karacabey Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden (TİGEM) getirilen safkan damızlık akbaşlarla birlikte başlatılan ırkı korumaya yönelik çalışmalar kapsamında, bu özel ırkın ait olduğu coğrafyada asimilasyonunun önlenmesi ve neslin devamlılığının sağlanması amaçlanır. Tarım İlçe Müdürü ve Sivrihisar Akbaş Çoban Köpeği Irkını Araştırma Koruma Geliştirme Tanıtma ve Yaygınlaştırma Derneği Başkanı Erhan Ulutürk, ırka dair bilinmeyenleri ve son yıllarda akbaşlara yönelişin nedenlerine ilişkin detayları okurlarımızla paylaştı.

Akbaşlar üstün özellikleriyle dikkat çekiyor Akbaşların Sivrihisar’dan Amerika’ya uzanan yolculuğu Türkiye’nin çeşitli yerlerinde az sayıda da olsa akbaş türüne rastlandığına ancak yoğunlukla Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde bulunduklarına dikkat çeken Erhan Ulutürk, çoban köpekleri arasında yer alan bu türün Sivrihisar ile anılan bir ırk olduğunu dile getiriyor. “Nasıl kangal çoban köpekleri Sivas bölgesiyle anılan bir türse Akbaşlar için de Sivrihisar öyledir.” diyen Ulutürk, ırkın özelliklerine ilişkin ise şu bilgileri aktarıyor: “Akbaş çoban köpekleri gerek toprak yapısı gerekse renklerinden dolayı rahatlıkla ayırt edilebilir. Bölgemizdeki merinos cinsi koyunlar gibi akbaşlar da beyaz ırktandır. Bundan dolayı da bu iki durum arasında bir bağlantı olduğu düşünülüyor. Renk özelliklerinin dışında bekçi özellikleriyle de diğer türler arasında ön plana çıkan akbaşlar, şüpheci ve iklim şartlarına  en çok uyum sağlayabilen ırk olması açısından da önem taşıyor.

Bütün bu özelliklerine rağmen akbaşların sayıları bölgemizde oldukça azdır. Bunun sebebi ise sürü sahiplerinin uluslararası anlamda daha tanınır olan kangallara yönelmeleridir. Köpeklerimiz bundan dolayı zamanla melezleşmiş ve asimile olmuşlardır. Bu durum da  zaman içerisinde ırktaki sayıda ciddi bir düşüşün yaşanmasına neden olmuştur.” Amerika Birleşik Devletleri’nden askerî ateşe David Nelson tarafından özel bir tür olduğunun fark edilmesi üzerine 1970’lerde Amerika’ya götürülen akbaşlar, bu sayede Türkiye’den önce yurt dışında tanınır hâle gelir. Sonraki yıllarda da Amerika’da bu alana yönelik projeler devam eder ve 1987 yılında David Nelson tarafından “Akbash Dogs International” derneği kurulur. Amerika’nın o yıllarda kendilerine ait bir sürü köpeği türünün olmaması bu ırkın tercih edilmesinde ve bu alana ait çalışmaların yürütülmesinde etkili olur.

Yurt dışında yaşanan bu gelişmeler zaman içerisinde akbaş sahiplerinin dikkatini çeker ve bu özel ırk geç de olsa hak ettiği değeri yıllar sonra ait topraklarda bulur. Beyaz kangallar olarak bilinen akbaşların, 1996 yılında Konya’da düzenlenen Uluslararası Türk Çoban Köpekleri Sempozyumu’nda farklı bir ırk olduğu belirtilir. Ülkemizde akbaş ırkının korunmasına yönelik ilk ciddi adımların ise yaklaşık 30 yıl önce Bursa Karacabey’de, TİGEM tarafından atıldığı görülür. Zaman içerisinde akademik Türkiye’ye özgü bir tür olan akbaş çoban köpeklerine, ülkemizde yoğun olarak Eskişehir ve Kütahya bölgelerinde rastlanıyor.

Türkiye’deki yerli ırklar arasında önemli bir yere sahip olan ve özellikle son yıllarda ünü sınırları aşan akbaş çoban köpekleri, Eskişehir’in yükselen değeri olarak dikkat çekmeye devam ediyor. Sahip olduğu özellikler sayesinde ender türler arasında yer alma başarısı gösteren akbaş ırkının devamlılığına yönelik çalışmalar, Sivrihisar Akbaş Çoban Köpeği Irkını Araştırma Koruma Geliştirme Tanıtma ve Yaygınlaştırma Derneği tarafından bilinçli bir şekilde sürdürülüyor. çalışmalara da konu olan akbaşlar için Selçuk Üniversitesi bünyesinde bir akbaş çiftliği kurulur ve burada tez çalışması kapsamında ırk üzerinde araştırmalar yapılır.

Yakın döneme gelindiğinde ise Birleşmiş Milletlerin de desteğiyle, 2009 yılında Sivrihisar Akbaş Çoban Köpeği Irkını Araştırma Koruma Geliştirme Tanıtma ve Yaygınlaştırma Derneği hayata geçirilir. Dernek, öncelikli olarak aynı yıl içerisinde akbaş çiftliğini Sivrihisar’a kazandırır. Aradan geçen 5 yıllık süreç içerisinde derneğin çalışmaları neticesinde akbaş ırkı olması gereken seviyeye getirilir. Sivrihisar’da kurulan çiftlik sayesinde her yıl 70-80 civarında olmak üzere 5 yıllık süreç içerisinde 400’e yakın akbaş yavrusunun satışı gerçekleştirilir. Sayıları önceki yıllarda bölgede oldukça az olan akbaş sayılarının 2014 yılı itibarıyla 2 bine ulaştığı tahmin ediliyor.

Akbaşlar sahiplerini bekliyor. Sivrihisar daha modern bir tesise kavuşmayı hedefliyor. Yeni projeler hayata geçirilmeyi bekliyor. Sivrihisar’da bulunan akbaş çiftliğini ziyarete gelen kişilere köpek sevgisini aşılamaya çalıştıklarını belirten Erhan Ulutürk, bunun yanı sıra buradaki yavruları sahiplendirdiklerini ve sahiplendirirken de ne gibi kriterlere dikkat edilmesi gerektiğini ise şu şekilde dile getiriyor: “Buradaki yavruları sahiplenmek isteyenlere öncelikli olarak sahiplenme sebeplerini soruyoruz. Sahiplenmelerin ardından ise bakacakları yerin koşullarına ilişkin bilgiler verip uyarılarda bulunuyoruz. Özellikle akbaşların apartman ortamında bakılamayacak bir tür olduğunu söylüyoruz. Bu ırkın bekçi özelliklerinden dolayı çiftlik, bahçe ve iş yeri tarzı yerlerin güvenliğinde tercih edildiğini belirtiyoruz. Ayrıca akbaşların sayılarındaki azlık nedeniyle de tek alınmalarından ziyade erkek ve dişi olmak üzere çift alınmalarını öneriyoruz. Bu sayede ileriki dönemlerde bir üretimin gerçekleştirilebileceği tavsiyesinde bulunuyoruz.

Bu uyarılarımızın ardından da sahiplenme talebinde bulunan kişilerin önceden kayıtlarını alıyoruz. Yavrulama dönemlerinde de başvuruda bulunan kişilere haber veriyoruz. Sonrasında buraya gelerek kendileri için uygun olan yavruyu seçebiliyorlar. Sahiplendirme işlemi karşılığında ise çiftliğimizin masraflarını karşılayabilmek adına akbaş sahiplerinden bağış karşılığında belli bir ücret alıyoruz.” Sivrihisar akbaş çiftliğine ilişkin ileriki yıllardaki hedeflerinden de bahseden Ulutürk, “Sahiplendirme sistemimizde değişikliğe giderek ileriki yıllarda açık artırma usulüne dayalı bir sahiplendirme sistemini hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Bunun dışında sahiplendirdiğimiz akbaşların takibini yapabilmek için çipli bir takip sistemi kurmayı düşünüyoruz ancak maliyetli bir sistem olduğu için şu aşamadaki projelerimiz arasında yer almıyor. İlk etaptaki hedeflerimiz doğrultusunda ırkın korunmasını, doğal seçilimini, yetiştirilmesini ve tanıtılmasını gerçekleştirdik. Sonraki hedeflerimiz arasında ise hayvanların kayıt ve takip sistemi ile açık artırma usulüne dayalı sahiplendirilmesi gibi projeler yer alıyor.” diyor.

Akbaş ırkını korumaya yönelik olarak ilk aşamada amatör adımlar attıklarına ancak bundan sonrası için ise profesyonel adımlar atmaya hazırlandıklarına değinen Erhan Ulutürk, konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Kısa bir süre içerisinde Sivrihisar’ı modern bir tesise kavuşturmayı planlıyoruz. Bunun için de hemen eksiklerimizi tamamlayarak profesyonelliğe yükselmeliyiz. Artık amatörde olmamızın bir anlamı yok. Şu anda çiftliğimizdeki faaliyetlerimizi hizmet alımı şeklinde gerçekleştiriliyoruz ancak buna rağmen çalışmalarımız süreklilik arz etmiyor. Mesela, sürekli olarak veterinerlik hizmeti verebileceğimiz bir sistemimiz yok. Sadece belli dönemlerde ihtiyaç halinde veteriner hekimlerden destek alıyoruz. Biz bu yüzden böyle bir sistemi çiftlik bünyesinde oluşturmayı hedefliyoruz.

Çiftliğimizde daimi bir bakıcımız bulunuyor ve bakıcımız sayesinde de hayvanların bakım ile beslenme işlemleri gerçekleştiriliyor. Burada, 24 saat esasına göre mümkün olduğunca hizmet vermeye çalışıyoruz ancak bu hizmet tamamen görevlimizin fedakarlığı sayesinde gerçekleştirilebiliyor. Kendisi burada kalıyor ve bu şekilde sistem yürütülüyor. Aslında burada ikinci bir görevlinin daha bulunması gerekiyor. Bu eksikliklerimizi kısa bir süre içerisinde gidermeyi hedefliyoruz.” Akbaş ırkının korunmasına yönelik projelerin hayata geçirilmesi esnasında halkın tepkisiyle karşılaştıklarına da dikkat çeken Ulutürk, akbaşların tanınırlığının artması ve Sivrihisar’ın bu özelliğiyle ön plana çıkması sebebiyle zamanla halkın da bakış açılarının olumlu yönde değiştiğini belirtiyor. Yaşanan bu olumlu gelişmeler sayesinde akbaşların seneler sonra hak ettiği değere kavuştuğunu ve bu durumun da kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Erhan Ulutürk, sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Bizim yıllardır bu topraklarda akbaş kullanan yetiştiricilerimiz var. Akbaş çiftliğini kurmamızın ardından ise bölgedeki yetiştiricilerimizin yardımlarını aldık. Irkın özelliklerini koruyan akbaşlarımızın tespitlerini bu kişiler aracılığıyla gerçekleştirdik. Irkın değerini gerçekten bilen kişilerin olduğunu görmek bizi mutlu etti. Bu gelişmelerin yanı sıra derneğin hayata geçirildiği ilk yıllarda akbaşların tanıtılmasına yönelik faaliyetlerimiz de oldu.

Eskişehir İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Eskişehir Valiliği, Sivrihisar Kaymakamlığı ve Sivrihisar Belediyesi ile birlikte ortaklaşa seminerler düzenledik. Dernek olarak ayrıca 3 yıl boyunca üstün akbaş ırkının tespit edildiği yarışmalar gerçekleştirdik. Son iki yıldır ise maddi yetersizlikler nedeniyle bu yarışmaları düzenleyemiyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu yarışmalara Sivrihisar’ın yanı sıra Türkiye’nin pek çok ilinden katılımlar gerçekleşti. Hâlâ bu yarışmaların düzenlenmesi yönünde talepler alıyoruz. Umarım önümüzdeki yıllardan itibaren bu yarışmaları geleneksel hâle getireceğiz.”

Kaynak:ahaber.anadolu.edu.tr/issues/2015pdf/720.pdf
ANADOLU HABER
ÜNİVERSİTE KURUMSAL GAZETESİ
09 Şubat – 01 Mart 2015 SAYI: 720

Categories: Arşiv

Yorum Yaz

Mail adresi yazarsaniz yayinlanmayacaktir.
Gerekli alan*