Eskişehir’de Spor

BÖLGE SPOR FAALİYETLERİNİN TARİHÇELERİ

Eskişehir’de sporun başlangıcı Milli ve Ata sporumuz olan güreş, at yarışları ve cirit oyunları iledir. Bilhassa düğünlerde güreş ve cirit oyunları pek yaygındır. Ciritte Mukim Kara Keçili (Yörük boyları) temayüz ederdi. Modern eskrimin bir kolu olan kılıç, bir zamanlar pek iptidai bir şekilde yapılmaktaydı.

Birinci Dünya Harbi sıralarında okullarda “Muallim ve Sultani mekteplerinde” ve mahallelerde teşekkül eden Gürbüz Teşkilatlarında spor pek tutulmakta idi. Bu günkü Atatürk Stadı, Sanat Enstitüsü ve Ticaret Liselerinin bulunduğu ve Harman Yeri tabir edilen alanlar spor sahası olarak ayrılmıştı. Etrafı kestanelik, spor sahası zemini ise çim idi. O zamanki tatil günü olan Cuma öğleden sonra, spor müsabakaları bu alanda yapılır ve halkın büyük ilgisini çekerdi. Mütareke yıllarında da bu hal devam etmiş, İngilizlerin kendi aralarında yaptıkları futbol maçları büyük ilgi görmüştü.

Kurtuluş Savaşını takip eden yıllarda, Eskişehir’e Kol Ordu Komutanı olarak tayin edilen Merhum Kemalettin Sami Paşa tarafından İdman Yurdu kurumuş, bunu Türk Işığı, Türk Gücü, daha sonraları Tayyare Alay, Tayyare Okul Takımları ile DDY Cer Atölyesi ve Demir Yol Alayı takımlarının kuruluşları takip etmiştir. 1923 yılında gençlerin bir araya toplanarak kurduğu Gençlerbirliği takımının kurulması ve 1924 yılında Eskişehir’de yapılan Olimpiyat Seçme müsabakaları, spor müsabakalarını Eskişehir’de hızla yaymıştır.

ATICILIK

Atıcılık çalışmaları 1924 tarihinden itibaren askeri birliklerin faaliyetleri ile başlar. İlk çalışmalar o zaman Orduda kullanılan Fransız modeli tüfek ve mermileri ile yapılmıştır. Sonradan bu çalışmalara Sivil Atıcı personel de katılmış ve Eskişehir ekibi resmen teşekkül etmiştir. Bu zamanki çalışmalara belli başlı atıcılardan Burhan Kandaş, Ahmet Alasya, Rüştü Yetilmezer, Ali Erdgüner, Behzat Akdenir, Ziya Atlet, Mediha Atlet iştirak etmişlerdir.

GÜREŞ

Eskişehir’de güreş faaliyetlerinin başlangıcı 1922 yılına kadar dayanır. Bu yıllarda faaliyet daha ziyade ferdi ve Yağlı Güreşler mahiyetinde idi. Bu durum 1928 -1929 yıllarına kadar devam etmiştir. O sırada dünya çapında bir pehlivan olan Kızılcıklı Mahmut Pehlivan’ın Eskişehir’e gelişi şehirde başka bir hava yaratmış ve harman yeri denen top sahasında yaptığı güreşler ilgi ile izlenmiştir. Bilhassa Rus Baş Pehlivanını yenmesi ile Mahmut Pehlivan, Eskişehir’de milli kahraman payesine erişmiştir. Bu arada Dinarlı Mehmet Pehlivan ile Türkiye İkincisi Cemal Pehlivan’ın isimleri de zikredilebilir.

1948 Olimpiyatlarında Serbest Güreş Milli Takımına Nasuh Akar, Greko-Romen Milli Takımımıza da Ali Özdemir girerek biri Dünya birincisi, diğeri Dünya ikincisi olmuşlar ve şehrin sporuna büyük şeref kazandırmışlardır.

1950 yıllarından sonra Eskişehir’e İsveç ve Japonya Milli Takımlarının gelmesi önemli olaylar arasındadır. Ahmet Bilek – Nasuh Akar – Ali Akgün – Tevfik Uysal – Reşat Güler – Ali Özdemir — Mehmet Ali Arslan – Memduh Erek’ten kurulu “Demirspor Güreş” takımına Federasyonca “Türkiye Temsilcisi” unvanı verilmiştir. Bu takım Türkiye’ye gelen misafir milli takımları açık farkla yenerek gücünü ispat etmiştir. Yukarıda isimlerini zikrettiğimiz güreşçilerimiz bu arada defalarca Türkiye şampiyonalarını kazanmışlar, milli müsabakalara katılmışlardır. 1960 yılında Roma Olimpiyatlarına giden Ahmet Bilek, Dünya Şampiyonu olarak şehre büyük bir şeref daha kazandırmış oldu.

ATLETİZİM

Eskişehir’de Atletizm çalışmaları 1923 yılından itibaren başlamıştır. Ancak bu çalışmalar teşkilatlı ve toplum çalışmaları olmayıp daha ziyade ferdi çalışmalara inhisar etmiştir.

BOKS

1938 yıllarında Cafer Cık’ın (Arap Cafer’in) öncülüğü ile Eskişehir’de boks sporu başlar. Çalışma yeri, bugünkü Yalaman Ada Başında bulunan çorbacının olduğu yerdir. Cafer Cık, 1940 yılında Türkiye Şampiyonu olarak Eskişehir’e ilk birinciliği kazandırmış ve şehrimizden o tarihte ayrılmıştır. Bu faaliyet daha sonraları 1940 – 1941 yıllarında Halkevinde yürütülmeye başlamıştır. Halkevinin ayırdığı küçük bir salonda çok kıymetli boksörler yetişmiştir. Bunların başında Ağır Sıklet olan Liseli Mehmet başta gelir.

BİSİKLET

Eskişehir’in düz bir alanda kurulmuş olması Bisiklet Sporuna karşı ilgiyi arttırmış ve Eskişehir’de çok eskiden beri yapılan bir spor dalı olmasını sağlamıştır. Eskişehir’de bisiklet çalışmaları 1933 yıllarına kadar uzanır. Bu yıllarda Tayyare Alay, Tayyare Okul Takımları ile Türk Işığı Takımlarının bisiklet ile ilgilendikleri görülür. Daha sonraları Türk Işığı Takımında bulunan bisikletçiler Bisiklet Ajanı Kemal Baydan’ın teşvikleri kurulmuş olan Demirspor Kulübü bu takıma geçerek çalışmalarına bu kulüpte devam etmişlerdir.

ESKRİM

Eskrim faaliyetleri 1936 yılında İlhami Çene adında bir zat tarafından Halkevi Salonunda başlatılmıştır. Bu tarihten kısa bir müddet sonra bu sporun aşığı Turgut İmgel Eskrim Ajanlığına atanmış ve bu zatın gayretli çalışmaları ile Demirspor Kulübü de bu spor dalında faaliyete geçmiştir. O zamanlar kentimizde eskrim faaliyeti 15-20 gencin inhisarında idi. Daha sonra 4-5 genç kız da bu spora merak sarmış ancak bu heves ve faaliyet çok kısa süreli olmuştur.

Turgut İmgel’in uğraşları ve Halkevi – Demirspor rekabeti Eskrimin kentimizde yayılmasına ve Eskişehir gençlerinin Türkiye Şampiyonalarında iddialı duruma gelmesine yol açmıştır. Nazmi Baykal – Saim Evirgen – Ziya Tümer – Nemci Tümer – Mecmi Begeçarslan – Sabri Döven – Cavit Soydan (Ajan) ve Fethi Sarbay gibi değerli elemanların yetişmesi sağlanmıştır.

FUTBOL

1923-yılında Kemâlettin Sami Paşa’nın önderliği ile, mahallelerde teşekkül eden Gürbüz Teşkilâtı ile okullarda başlamış olan futbol çalışmaları bir kulüp namı altında toplatılmış ve Eskişehir’in ilk takımı olan İdman Yurdu kurulmuştur. Kurucular: Öğretmen Ömer, Öğretmen Sadık, Ethem bey, Hüseyin Şen ( Çakır Hüseyin), Saim bey, Selâhattin Bey, Tahsin (öğretmen) Bey, Canbolat, Burhan Bey, Zeki Bey, Fuat Bey, Bedri Bey’lerdir.

1938 yılında 3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanunu çıkınca Şeker Fab. Tayyare Fabrikası, Demiryol Alayı, Oto Tabur ve Karagücü gibi askeri birlikler ve müesseseler spor şubeleri açacak ve böylece Eskişehir’de takım adedi çoğalacaktır. Ancak yine aynı kanunla bütün sivil kulüpler Siyah – Yeşil renk altında ve Gençlik Kulübü adıyla birleşecekleridir. Futbol bundan sonra Eskişehir’de büyük gelişme göstermiş, 1938 yılında Demirspor, Anadolu Şampiyonu olmuş; 1939 – 1940 sezonunda evvela Anadolu Şampiyonu, sonra da Ankara’da Milli Küme Birincisi Fenerbahçe ile Cumartesi ve Pazar günleri 2 müsabaka yapmış, birincisinde 0-0 kalmışlar, İkincisinde Fenerbahçe’yi 3-1 yenerek Türkiye Şampiyonu olmuştur (Goller 1.Gol İsmail, 2. ve 3. Gol İskender). Fenerbahçe’nin ancak 3-0 dan sonra Mehmet Reşat vasıtasıyla gol atabilmesi ve 3-1 yenilmesi o zamanlar Eskişehir futbolunun ne derece başarılı olduğu hakkında bize bilgi vermesi bakımından çok önemlidir. Şampiyon Demirspor bu tarihi maçı şu kadrosu ile oynamıştır: Abdülkadir – Mennan – Nuri – İbrahim – Fahri – Celal – İskender – İsmail – Ahmet – Zeynel – Murat. Bu suretle Eskişehir Anadolu içinden ilk defa Türkiye şampiyonluğunu kazanan bir kulüp olmuştur.

ESKİŞEHİRSPOR‘un DOĞUŞU

oldcity-esesEskişehir futbol tarihine yeni sayfalar yazmaya başlayacak olan Eskişehirspor, 19 Haziran 1965’te Eskişehir İdman Yurdu, Akademi Gençlik, ve Yıldıztepe amatör kulüplerinin birleşmesiyle resmen kurulur. Eskişehirspor’un logosundaki “üç yıldız”ın üç yıldızı da bu takımlardır. İlk kulüp başkanı Aziz Bolel ile Teknik adam Abdullah Gegiç ve yeni oyuncu transferleriyle gerçek bir takım olur. Takımın renkleri siyah ve kırmızı olarak belirlenir. Eskişehirspor’un meşhur bir lâkabı ve tezahüratı vardır. Kuruluş yıllarında tribünleri “ES ES ES Kİ Kİ Kİ ESKİ ESKİ ES!” sesleriyle inlemiştir. Ve her şeyiyle olduğu gibi Eskişehirspor lakabıyla da Anadolu’da birçok takıma örnek olmuştur. Kurulduğu sene 2. Türkiye Liginden 1. Türkiye Ligine çıkan Eskişehirspor Futbol Takımı, aynı sene Amatör Türkiye Şampiyonu olan Trabzon İdman Yurdunu yenerek Başbakanlık Kupasını kazandı.

1970 – 1971 sezonunda Eskişehirspor büyük bir başarı sağlayarak Türkiye Kupasını ve Cumhurbaşkanlığı kupasını şehrimize getirmiştir. 2014 yılında ise Türkiye Kupasında finale kadar çıkmıştır.

ES-ES’i efsane yapan başarıları ve Türk futboluna kazandırdığı değerlerdir. Anadolu takımları arasında EFSANE lakabını en çok hak eden takımlardan biri olan Eskişehirspor’un geçmişinde öyle anılar var ki, yeni nesil Efsane kelimesine pek anlam veremedi. Birinci Lig takımları arasında en organize seyirci ve amigo örgütlenmesi bir dönem hep Es-es’in tekelinde kalmıştır. Es-es seyircisi Türkiye’de ilklere imza atmış bir topluluktur. Kitlesel deplasman hareketlerine 80’lerde imza atan Es-es yine o yıllarda kartonlarla yazılar yazarak futbolcularını coşturmasını bilmiştir.

Defalarca ligi ikinci sırada bitiren ve şampiyonluğu kıl payı kaçıran Eskişehirspor’un müzesine Cumhurbaşkanlığı Kupası da dahil olmak üzere Türkiye Kupaları kazandıran efsane kadrolardan birisi: Taşkın, İlhan, Burhan, Abdurrahman, Faik Kamuran. İsmail, Fethi, Nihat, Burhan, Şevki

es-es

Eskişehir’in futbolumuza kazandırdığı kimi isimler şunlardır: Fenerbahçe’de Abdullah Matay, Dünya Karması’na seçilen İsa, Galatasaray’da Ergün Ercins, Beşiktaş’ta Süreyya Özkefe, Fehmi Sağınoğlu, Yalçın Atabay, Yüksel Özbek, Rasim Kara, PTT’de Kubala Yüksel, Şekerspor’da Muzaffer Çil, Gençlerbirliği’nde Tevfik Kutluay, Faik Şentaşlar, Burhan Tözer, Ankaragücü’nde Doğan Tepeçalı, Beykoz’da Orhan Atmacan…

omer-kanerEs-es’in altın yıllarını yaşadığı yıllardaki en büyük iki golcüsü Fethi ve Nihat. Taraftar onlar için “Fethi-Nihat, gol at!” derdi. Birkaç yıl sonra golcülerin arasına Ender de katılınca slogan tam oldu: “Fethi, Nihat, Ender filelere gönder!” Heper, Türkiye’de profesyonel futbol oynayıp ardından profesör olan tek futbolcu. Bünyesinden üç kez de gol kralı çıkardı Eskişehirspor. Kaptan Fethi Heper, 1969-70 ve 1971-72 sezonlarında, Ömer Kaner ise 1974 -75 sezonunda gollerini gol krallığıyla taçlandırıldı.

Milli Takıma da sayısız futbolcu veren Eskişehirspor’da 9 kez milli takım kaptanlığı yapan İsmail Arca öne çıkmaktadır. Tarihi fark yemeyelim diye çıktığımız 1-1 biten Almanya Milli Maçı’nda. “Türkler bana gol atamaz, atarsa saçımı keserim” diyen kaleci Maier’e enfes bir gol atan Eskişehirsporlu Kâmuran Yavuz ile Almanlar’a çim söktüren Eskişehirsporlu Ender Konca ise formalarının hakkını en iyi veren isimlerdendi.

Eskişehir’in Ünlü Sporcuları

Kızılcıklı Mahmut Pehlivan (1878 – 1931) Milli Güreşçi

1878 yılında Romanya’da Türklerin yoğun olarak yaşadığı Dobruca yakınlarındaki Kızılcık kasabasında dünyaya geldi. Güreşe karşı olan olağan üstü ilgisi dolayısıyla küçük yaşlarda güreşe başladı. Eskişehir’e göç ettikten sonra Kırkpınar yağlı güreşlerinin unutulmaz isimlerinden biri oldu.

Kırkpınar’daki başarılarından sonra uzun süre Paris ve Amerika Birleşik Devletlerinde yaşamış ve buralarda da adını duyurmuştur. Eskişehir’e döndükten sonra 1931 yılında vefat etmiştir. Halkımızın bu büyük güreşçiye duyduktan saygı dolayısıyla en önemli caddelerimizden birine onun adı verilmiştir.

Fethi Heper (1944 -) Akademisyen, Milli Futbolcu.

1944 yılında Eskişehir’de doğdu. Küçük yaşta futbola başladı ve 1960 yılında lisanslı olarak Eskişehir Gençlik Kulübü’nde oynamaya başladı. Genç yaşına rağmen Fethi Heper bu takımda iki kez gol kralı olmayı başardı.

1962-63 sezonunda amatör seviyede Eskişehir Ticari İlimler Akademisi’nin futbol takımında futbol oynadı. Bu ekiple 1963 yılında Türkiye Akademiler arası düzenlenen futbol şampiyonasını kazandı. Bu başarının ardından kurulan Eskişehirspor’da kurucu kadroya dahil edildi. Tüm futbol kariyerini Eskişehirspor forması altında geçirdi. Eskişehirspor’un 70’li yıllarda başarıdan başarıya koşan kadrosunun en önemli futbolcuları arasında sayıldı. İlk kez 16 yaşında milli forma giydi. 1974 yılına kadar Türkiye birinci liginde profesyonel olarak futbol oynayan Heper, 1969-70 (13 gol) ve 1971-72 (20 gol) dönemlerinde gol kralı oldu. UEFA Kupası’nda attığı 6 golle gol krallığında 3. olmuştur.

Futbol kariyerine yanında akademik eğitimini sürdürdü ve Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ndeki lisans eğitimini 1967’de, doktorasını 1978’de tamamladı.

Maliye dalında 1981’de doçent 1988’de profesör unvanlarını aldı. Fethi Heper, profesyonel futbolculuktan profesörlüğe giden ilk ve tek Türk futbolcusudur.

Rasim Kara (1950 -) Milli Kaleci, Teknik Direktör.

1950 yılında Eskişehir’de doğdu. Eskişehir Işıkspor’da futbola kaleci olarak başlayan Kara, Uşakspor’dan Bursaspor’a transfer oldu. Oradan da Türkiye Millî Futbol Takımı’na kadar yükseldi. 1975-1976 sezonunda Beşiktaş’a transfer oldu ve 9 sezon boyunca 298 Beşiktaş’ın kalesini korudu. 1981-1982 sezonunda lig şampiyonu olan takımın da kalesini koruyan Rasim Kara, 1984’de futbola veda etti ve teknik direktörlüğe başladı.

Antalyaspor’da görev yaptıktan sonra, önce Sepp Piontek’in sonra da Fatih Terim’in yardımcılığını üstlendi. Bu dönemde Millî takımın yükselişinde rol oynayan teknik adamlardan biri oldu ve Türk Millî Takımı ilk kez 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası finaline katılma hakkını elde etti. 1996-1997 sezonunda Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün teknik direktörü oldu. Daha sonra Bursaspor, Çanakkale Dardanelspor, Rizespor, Kocaelispor gibi birçok takımda kısa süreli görevler almıştır. Yurt dışında da görev alan Rasim Kara, Kanada’nın Ottowa Wizards takımını çalıştırmış ve kendi liginde şampiyon yapmıştır. Son olarak Azerbaycan Liginde Flazar Lankaran takımında iki sezon görev yapmıştır. Azerbaycan’ın Karabağ takımını çalıştırmıştır.

Mehmet Terzi (1955 -) Milli Atlet.

1955 yılında doğdu. Orta ve Lise tahsilini Eskişehir’de tamamladıktan sonra, 1979 Yılında Ankara 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisi Spor Hizmetleri Yönetimi ve Atletizm İhtisas dalından mezun oldu. Atletizme, 17 yaşında Eskişehir’de Lise Eğitimi sırasında başladı ve 20 yaşında Atletizm’de Milli takıma seçildi. 18 Yıl boyunca Milli Takım kaptanlığını yaptı. 1500 m, 5000 m., 10.000 m. mesafelerinde Yıldızlar, Gençler ve Büyükler kategorilerinde 112 defa Türkiye Şampiyonu olurken. Uluslararası yarışmalarda da 118 Şampiyonluk kazandı.

Maraton dalında yarışmaya 1978 yılında başladı. Bu dalda Türk Atletizminde bir ilke imza atarak 1987 Londra Maratonunu 2.10.25 derecesi ile koştu. Bu başarısı ile Dünya klasmanında altıncılığı kazandı ve aradan geçen bunca uzun zamana rağmen, Türk Atletleri arasında henüz bu dereceye ulaşılamadı.

Spor kariyerinin en önemli dönemlerinde Eskişehir Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde Spor Şube Müdürü ve Gençlik Hizmetleri Şube Müdürü görevlerini de yerine getirmiş, böylece spor hayatı sonrası kariyerine de yön vermeye başlamıştır. Ayrıca 1987 yılı içerisinde Atletizm Federasyonu Yönetim Kurulunda da görev yapmış, 1994-1999 yıllarında ise Eskişehir Büyükşehir ve Tepebaşı Belediyeleri Meclis Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. 2004 Yılında Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanlığına seçilmiştir.

2006 Yılında Özerk Statüye geçen Atletizm Federasyonu seçimlerine katılmış ve Atletizm Federasyonu Başkanlığına ikinci kez seçilmiştir. 2008 Olimpiyatlarından sonra yapılan Atletizm Federasyonu Seçimlerinde Atletizm Federasyon Başkanlığına üçüncü kez seçilme başarısını göstermiştir. Atletizme adanmış yaklaşık 40 yıl içerisinde sporculuğunda ve yöneticiliğinde birçok başarılara imza atmış olan Mehmet Terzi halen, Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanlığı görevini yürütmektedir.

Sinan Alaağaç (1960- 1985) Futbolcu, Maden Mühendisi.

1960 yılında Eskişehir’de doğdu. Futboldan önce atletizm ve hentbol da oynadı. 1982 yılında Anadolu Üniversitesi Maden Fakültesini bitirdi. 1983 yılında da Yüksek Lisansını tamamlayarak Yüksek Maden Mühendisi olarak üniversiteden mezun oldu.

Spor hayatına atletizm ve hentbol yaparak başlayan Alaağaç, Atletizmin yüksek atlama dalında Türkiye genelinde dereceler aldı. Aynı yıllarda ligde fırtına gibi esen Eskişehirspor’un değişilmez kalecisi oldu. Milli takıma seçilerek, Ümit Milli futbol takımı kaptanı olarak yurt dışında ülkemizi temsil etti. Başarılı performansı ile Milli Takıma kadar yükseldi. 6 kez Millî takımlara çağrıldı, 4 kez Türkiye U-21 Millî takımı formasını giydi. 6 kez Milli takımda Türkiyeyi temsil etti. Henüz 25 yaşında iken takımının Abant’taki kampında antremanda kalp krizi sonucu vefat etti.

Ömer Çatkıç (1974 -) Milli Kaleci

1974 yılında Eskişehir’de doğdu. Futbola Eskişehirspor’un alt yapısında başlayan Ömer Çatkıç, 1992-1993 sezonunda as takıma geçerek profesyonel kariyerine başladı. 6 sezon Eskişehirspor’da oynadıktan sonra 1997-1998 sezonunun devre arasında Gaziantepspor’a transfer olarak Süper Lig’de forma giymeye başladı. Daha sonra Gençlerbirliği, Bursaspor ve Antalyaspor formalarını giydi. 428 Süper Lig maçında oynayan Çatkıç, 69 kez milli takıma çağrıldı ve orada 19 kez forma giydi. 2012 yılında futbolu bıraktı.

İlhan Mansız (1975 -) Milli Futbolcu.

1975 yılında Almanya’da doğdu. 9 yaşındayken annesi kardeşi ve ablası ile birlikte ailesinin memleketi olan Eskişehir’e döndü. 4 yılını Eskişehir’de geçirdi ve ailesinin Almanya’da kalması sebebiyle Almanya’ya geri döndü. Bu dönüşle futbol hayatı da orada haşladı. SV Lenzfried, Elmadağspor ve Augsburg takımlarında oynadığı futbol ve attığı gollerle dikkat çekti. Augsburg takımıyla Almanya Gençler Şampiyonluğu yaşayan İlhan Mansız, bir sene sonra ülkenin köklü takımlarından FC Köln’e transfer oldu. Türkiye’de değişik takımlarda ve Japonya’da bir süre futbol oynayan sporcumuz son yıllarda dizilerde de oyuncu olarak yer almaya başladı.

İpek Şenoğlu (1979 -) Milli Tenisçi

1979 yılında Eskişehir’de doğdu. Raketi eline ilk aldığında 5 yaşında olan sporcu, İlk ve Ortaokulu Eskişehir’de okudu. 14 yaşına geldiğinde, ilk Türkiye şampiyonluğuna imza attı. Liseyi Şişli Terakki’de bitiren Şenoğlu, üniversiteyi Kaliforniya Pepperdine Üniversitesi’nden gelen tenis bursu ile tamamladı. Çiftlerde 1999, 2000 ve 2001 yıllarında. Amerikan Batı Konferansı’nda hem çiftler hem teklerde En Değerli Oyuncu (MVP) seçildi.

2002 yılında profesyonel tenis oynamaya başlayan İpek, 3 yıl içinde tek Bayanlar Dünya Klasmanında ilk 300’e ve çiftlerde ilk 100’e girmiştir. Bu sıraya yükselen ilk Türk tenisçidir. 41 kez tüm yaş gruplarında tekler ve çiftler Türkiye Şampiyonu olmuş ve Türkiyeyi 104 kez Milli takımda temsil etmiştir. Türkiyenin WTA düzeyinde final oynayan ilk tenisçisidir. Dünyanın en başarılı tenisçilerinin katılabildiği Grand Slam turnuvalarında ülkemizi başarıyla temsil eden ilk Türk tenisçi olmuştur.

Neslihan Demir (1983 – ) Milli Voleybolcu.

1983 yılında Eskişehir’de doğdu. Voleybola 1995 yılında Eskişehir DSİ’de başladı. 14 yaşında iken ilk transferini yaptı ve Yeşilyurt Spor Kulübü’nde oynamaya başladı. Yeşilyurt’da 4 sene forma giydikten sonra 2002’de transfer olduğu Vakıfbank Güneş Sigorta’da oynarken yıldızı parladı. 2006-07 sezonunda İspanya’nın Spar Tenerife Marichal takımıyla 4 senelik anlaşma imzaladı. Bu kulüp takımıyla çıktığı ilk maçta 34 sayı ile oynamasından sonra, Spar Tenerife takımının taraftarları Neslihan’a; “Demir Yumruk” lâkabını takmışlardır.

Neslihan Demir, 2008-2010 yılları arasında eski takımı olan Vakıfbank Güneş Sigorta takımında forma giydikten sonra, 2010-11 sezonu için Eczacıbaşı Spor Kulübü ile anlaşma yaptı. Milli formayı ise ilk olarak Genç Milli Takım’da giydi. İlerleyen yıllarda başarılı oyunuyla A Milli Takım’m değişmez ismi oldu. İlk A Milli takım formasını 16 yaşında giydi. Türkiye’nin katıldığı tüm şampiyonalarda, Neslihan smaçları ile Milli takıma sayılar kazandırdı. Millî takımlar düzeyinde Dünya Şampiyonasında 2 sene ard arda en skorer oyuncu ünvanını kazanan tek oyuncudur. 2006 Dünya Şampiyonasında 225, 2010 Dünya Şampiyonasında ise 251 sayıyla en skorer oyuncu ödülünü almıştır.

footer

81 İLDE KÜLTÜR ve ŞEHİR
ESKİŞEHİR VALİLİĞİ YAY. – 2014

Categories: 26